اِنْ هِيَ اِلَّٓا اَسْمَٓاءٌ سَمَّيْتُمُوهَٓا اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ بِهَا مِنْ سُلْطَانٍۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَمَا تَهْوَى الْاَنْفُسُۚ وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مِنْ رَبِّهِمُ الْهُدٰىۜ ٣٢
İn hiye illâ esmâun semmeytumûhâ entum ve âbâukum mâ enzelallâhu bihâ min sultân(sultânin), in yettebiûne illez zanne ve mâ tehvel enfus(enfusu), ve lekad câehum min rabbihimul hudâ.
(Ey müşrikler) "Putlarınız sizin ve atalarınızın taktığı (hayali) adlardan başka bir şey değildir, Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir!.." Onlar (müşrikler) ancak zanna ve nefislerinin arzusuna tabi oluyorlar, oysa kendilerine Rableri katından o hidâyet (Peygamber ve Kur'an) de geldi. (Fakat hidâyete tabi olmadılar da, hala putlarından yardım, şefaat dileniyorlar)— O. Kuntman