اِعْلَمُٓوا اَنَّمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَز۪ينَةٌ وَتَفَاخُرٌ بَيْنَكُمْ وَتَكَاثُرٌ فِي الْاَمْوَالِ وَالْاَوْلَادِۜ كَمَثَلِ غَيْثٍ اَعْجَبَ الْكُفَّارَ نَبَاتُهُ ثُمَّ يَه۪يجُ فَتَرٰيهُ مُصْفَراًّ ثُمَّ يَكُونُ حُطَاماًۜ وَفِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ شَد۪يدٌۙ وَمَغْفِرَةٌ مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانٌۜ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَٓا اِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ ٠٢
İ’lemû ennemel hayâtud dunyâ leibun ve lehvun ve zînetun ve tefâhurun beynekum ve tekâsurun fîl emvâli vel evlâd(evlâdi), ke meseli gaysin a’cebel kuffâre nebâtuhu summe yehîcu fe terâhu musferren summe yekûnu hutâmâ(hutâmen), ve fîl âhıreti azâbun şedîdun ve magfiretun minallâhi ve rıdvân(rıdvânun), ve mel hayâtud dunyâ illâ metâul gurûr(gurûri).
Biliniz ki, dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, süslenme, aranızda öğünme ve daha çok mal ile evlat sahibi olmak isteğinden ibarettir. Bu arzu, (geçici bir) yağmurun bereketiyle gelişen ve ekicilerin hoşuna da giden bir bitkiye benzer ki, sonra (kuraklık başlayınca) onun sapsarı olduğunu görürsün, sonra da çerçöp olur. (Nitekim, dünya zevk ve sefasından başka bir şey düşünmeyen kimseler de hayatlarının ileriki safhalarında aynı duruma düşerler. Onlar için) Ahirette şiddetli azap vardır. (Oysa) Allah’ın rızası ve bağışlaması da vardır. (Fakat bu ni'met elbette dünya ile birlikte, ahireti de, göz önüne alan ve Rablerinin emir ve yasaklarını yerine getirenler içindir. Evet, bilin ki) Dünya hayatı aldatıcı bir geçinmeden başka bir şey değildir.— O. Kuntman