Enfal 75 Ayet Medine · الأنفال
8

Enfal

Ganimetler · Medine
8
Ganimetler · Medine
الأنفال
75
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْاَنْفَالِۜ قُلِ الْاَنْفَالُ لِلّٰهِ وَالرَّسُولِۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْۖ وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُٓ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ١
Yes’elûneke anil enfâl(enfâli), kulil enfâlu lillâhi ver resûl(resûli), fettekullâhe ve aslihû zâte beynikum ve etîûllâhe ve resûlehû in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
Sana doyumluklardan [²] sorarlar. Onlara de ki doyumluklar Allah/ın ve peygamberindir [³]. Artık Allah/tan sakının, aranızı bulun, kâmil mü/min iseniz Allah/a, peygambere itaat edin. [1] Medine'de nâzil olmuş yetmiş beş âyettir. [2] Ganimet mallarından. [3] Ona başkası karışmaz.— İ. H. İzmirli
8:1
2
اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَاِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ اٰيَاتُهُ زَادَتْهُمْ ا۪يمَاناً وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَۚ ٢
İnnemâl mu'minûnellezîne izâ zukirallâhu vecilet kulûbuhum ve izâ tuliyet aleyhim âyâtuhu zâdethum îmânen ve alâ rabbihim yetevekkelûn(yetevekkelûne).
2, 3. Kâmil mü/minler ancak Allah anıldığı zaman yürekleri hop hop atan, huzurlarında, Allah/ın âyetleri okunduğu zaman imanları artan, Rablerine mütevekkil olan, namazı dosdoğru kılan, bizim verdiğimiz rızıktan harceden kimselerdir.— İ. H. İzmirli
8:2
3
اَلَّذ۪ينَ يُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۜ ٣
Ellezîne yukîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhum yunfikûn(yunfikûne).
2, 3. Kâmil mü/minler ancak Allah anıldığı zaman yürekleri hop hop atan, huzurlarında, Allah/ın âyetleri okunduğu zaman imanları artan, Rablerine mütevekkil olan, namazı dosdoğru kılan, bizim verdiğimiz rızıktan harceden kimselerdir.— İ. H. İzmirli
8:3
4
اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَـقاًّۜ لَهُمْ دَرَجَاتٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَر۪يمٌۚ ٤
Ulâike humul mu’minûne hakkâ(hakkan), lehum deracâtun inde rabbihim ve magfiratun ve rızkun kerîm(kerîmun).
İşte tastamam mü/min olanlar onlardır. Onların Rableri yanında mertebeleri, yarlıganmaları (bağışlanmaları), iyi [⁴] rızıkları vardır. [4] Kazanma derdi, elden gitme acısı, başa kakma yoktur.— İ. H. İzmirli
8:4
5
كَمَٓا اَخْرَجَكَ رَبُّكَ مِنْ بَيْتِكَ بِالْحَقِّۖ وَاِنَّ فَر۪يقاً مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ لَكَارِهُونَۙ ٥
Kemâ ahraceke rabbuke min beytike bil hakkı ve inne ferîkan minel mu’minîne le kârihûn(kârihûne).
Nitekim [⁵] mü/minlerin bir fırkası hoşlanmamışlarken Rabbin seni hak uğrunda evinden [⁶] çıkarmıştı. [5] İlk doyumluk olan Bedir doyumluklarında Eshab-ı Güzin ihtilâf etmişlerdi. Nazm-ı Celil ile doyumluklar hususu peygamberimize bırakılmış, peygamberimiz de doyumlukları müsavat üzere taksim etmişlerdi. Bundan nasıl hoşlanmadılarsa kuvvetli düşman karşısında harb etmekten de hoşlanmamışlardı. [6] Seni evinden veya Medine'den çıkarmıştı veya vahiy ile seni çıkarmıştı.— İ. H. İzmirli
8:5
6
يُجَادِلُونَكَ فِي الْحَقِّ بَعْدَ مَا تَبَيَّنَ كَاَنَّمَا يُسَاقُونَ اِلَى الْمَوْتِ وَهُمْ يَنْظُرُونَۜ ٦
Yucadilûneke fîl hakkı ba'de mâ tebeyyene ke ennemâ yusâkûne ilâl mevti ve hum yanzurûn(yanzurûne).
Hak [⁷] belli olduktan sonra hak uğrunda sanki baka baka ölüme sevk olunuyorlarmış gibi seninle cidale kalkışıyorlar [⁸]. [7] Cihad, Bedir'de kıtal. [8] Yani hüccete karşı diğer bir hüccet getiriyorlar.— İ. H. İzmirli
8:6
7
وَاِذْ يَعِدُكُمُ اللّٰهُ اِحْدَى الطَّٓائِفَتَيْنِ اَنَّهَا لَكُمْ وَتَوَدُّونَ اَنَّ غَيْرَ ذَاتِ الشَّوْكَةِ تَكُونُ لَكُمْ وَيُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُحِقَّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِه۪ وَيَقْطَعَ دَابِرَ الْكَافِر۪ينَۙ ٧
Ve iz yaıdukumullâhu ihdât tâifeteyni ennehâ lekum, ve teveddûne enne gayra zâtiş şevketi tekûnu lekum, ve yurîdullâhu en yuhıkkal hakka bi kelimâtihî ve yaktaa dâbiral kâfirîn(kâfirîne).
Hani Allah iki güruhtan [⁹] birinin sizin olacağını [¹⁰] vaadetmişti. Siz ise kuvvetsiz ve silâhsız olan kafileyi arzu etmiştiniz. Allah da sözleriyle [¹¹] hakkı yerine getirmek, kâfirlerin kökünü kırmak ister. [9] Şam'dan gelen kafile ile Mekke'den kalkan Kureyş askeri. [10] Bunlardan birine muzaffer olacağınızı. [11] Bu bapta indirdiği Âyet-i Kerîme ile.— İ. H. İzmirli
8:7
8
لِيُحِقَّ الْحَقَّ وَيُبْطِلَ الْبَاطِلَ وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَۚ ٨
Li yuhıkkal hakka ve yubtılel bâtıle ve lev kerihel mucrimûn(mucrimûne).
Günahkâr olan müşrikler istemeseler de hak olan İslâmî sabit, bâtıl olan şirki bâtıl kılacak.— İ. H. İzmirli
8:8
9
اِذْ تَسْتَغ۪يثُونَ رَبَّكُمْ فَاسْتَجَابَ لَكُمْ اَنّ۪ي مُمِدُّكُمْ بِاَلْفٍ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ مُرْدِف۪ينَ ٩
İz testegîsûne rabbekum festecâbe lekum ennî mumiddukum bi elfin minel melâiketi murdifîn(murdifîne).
Hani Rabbinizden medet istemiştiniz. O da ben size birbirinin ardınca [¹] bin melek ile imdat ediyorum diye duanızı kabul etmişti. [1] Veya arkanızda hazır olmak üzere.— İ. H. İzmirli
8:9
10
وَمَا جَعَلَهُ اللّٰهُ اِلَّا بُشْرٰى وَلِتَطْمَئِنَّ بِه۪ قُلُوبُكُمْۚ وَمَا النَّصْرُ اِلَّا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟ ٠١
Ve mâ cealehullâhu illâ buşrâ ve li tatmainne bihî kulûbukum ve mân nasru illâ min indillâh(indillâhi), innallâhe azîzun hakîm(hakîmun).
Allah bunu ancak müjde olsun ve kalplerinize onunla itminan gelmesi için yapmıştı. Yardım yalnız Allah tarafındandır. Çünkü Allah galib-i yektadır, hakimdir.— İ. H. İzmirli
8:10
11
اِذْ يُغَشّ۪يكُمُ النُّعَاسَ اَمَنَةً مِنْهُ وَيُنَزِّلُ عَلَيْكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً لِيُطَهِّرَكُمْ بِه۪ وَيُذْهِبَ عَنْكُمْ رِجْزَ الشَّيْطَانِ وَلِيَرْبِطَ عَلٰى قُلُوبِكُمْ وَيُثَبِّتَ بِهِ الْاَقْدَامَۜ ١١
İz yugaşşîkumun nuâse emeneten minhu ve yunezzilu aleykum mines semâi mâen li yutahhirakum bihî ve yuzhibe ankum riczeş şeytâni ve li yarbıta alâ kulûbikum ve yusebbite bihil akdâm(akdâme).
Hani O, tarafından bir emniyet alâmeti olmak üzere sizi hafif bir uykuya daldırmıştı. Sizi temizlemek, sizden şeytanın vesvesesini [²] gidermek, kalplerinizi bağlamak [³], sabit kadem etmek için gökten size yağmur yağdırmıştır [⁴] . [2] Veya aptessizliği. [3] Lûtf-u Bâriye ümitvar olmak; yakın, sabır vermek. [4] Yağmur İle seyr ve harekete kolaylık geldi, kalplerindeki vesvese-i şeytaniye de kalmadı.— İ. H. İzmirli
8:11
12
اِذْ يُوح۪ي رَبُّكَ اِلَى الْمَلٰٓئِكَةِ اَنّ۪ي مَعَكُمْ فَثَبِّتُوا الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۜ سَاُلْق۪ي ف۪ي قُلُوبِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا الرُّعْبَ فَاضْرِبُوا فَوْقَ الْاَعْنَاقِ وَاضْرِبُوا مِنْهُمْ كُلَّ بَنَانٍۜ ٢١
İz yûhî rabbuke ilâl melâiketi ennî meakum fe sebbitûllezîne âmenû, se ulkî fî kulûbillezîne keferûr ru'be fadribû fevkal a'nâkı vadribû minhum kulle benân(benânin).
Hani Rabbin meleklere vahiy etmişti: Ben sizin ile beraberim, mü/min olanları sabit kadem kılın [⁵], ben kâfir olanların kalplerine korku düşüreceğim [⁶]. Artık onların boyunlarına [⁷] vuran, onların her bir parmağına da [⁸] vurun. [5] Veya kalplerini takviye edin. [6] Bunu tepşir edin. [7] Veya boyunlarının yukarısına, başlarına. [8] Ellerinin ayaklarının etraflarına kılıcı çalın; ellerini, ayaklarını kesin ki bir daha kılıç tutamasınlar.— İ. H. İzmirli
8:12
13
ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ شَٓاقُّوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُۚ وَمَنْ يُشَاقِقِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ٣١
Zâlike bi ennehum şâkkullâhe ve resûlehu, ve men yuşâkıkıllâhe ve resûlehu fe innallâhe şedîdul ıkâb(ıkâbi).
Bu hal onların Allah/a, peygamberine hilâfgirlikte bulunmalarından dolayıdır. Herkim Allah/a, peygamberine hilâfgirlikte bulunursa Allah/ın onlara ukubeti şiddetli olur.— İ. H. İzmirli
8:13
14
ذٰلِكُمْ فَذُوقُوهُ وَاَنَّ لِلْكَافِر۪ينَ عَذَابَ النَّارِ ٤١
Zâlikum fe zûkûhu ve enne lil kâfirîne azâben nâr(nâri).
Kâfirler! Şimdiki azabınızı tatın, kâfirler için âhirette ateş azabı vardır.— İ. H. İzmirli
8:14
15
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا لَق۪يتُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا زَحْفاً فَلَا تُوَلُّوهُمُ الْاَدْبَارَۚ ٥١
Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ lekîtumullezîne keferû zahfen fe lâ tuvellûhumul edbâr(edbâra).
Ey iman edenler! Kâfir olanlara toplu bir halde kavuşunca onlara arka çevirmeyin.— İ. H. İzmirli
8:15
16
وَمَنْ يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍ دُبُرَهُٓ اِلَّا مُتَحَرِّفاً لِقِتَالٍ اَوْ مُتَحَيِّزاً اِلٰى فِئَةٍ فَقَدْ بَٓاءَ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ وَمَأْوٰيهُ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ ٦١
Ve men yuvellihim yevme izin duburahû illâ muteharrifen li kıtâlin ev mutehayyizen ilâ fietin fe kad bâe bi gadabin minallâhi ve me’vâhu cehennem(cehennemu), ve bi’sel masîr(masîru).
Herkim tekrar kıtal için bir tarafa çekilmeksizin, veya diğer bir fırkaya ulaşmaksızın öyle bir günde onlara arka çevirirse, Allah/ın gazabına uğrar. Onun yurdu Cehennemdir. O, ne kötü uğraktır.— İ. H. İzmirli
8:16
17
فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ قَتَلَهُمْۖ وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَيْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ رَمٰىۚ وَلِيُبْلِيَ الْمُؤْمِن۪ينَ مِنْهُ بَلَٓاءً حَسَناًۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ ٧١
Fe lem taktulûhum ve lâkinnallâhe katelehum, ve mâ rameyte iz rameyte ve lâkinnallâhe ramâ, ve li yubliyel mu’minîne minhu belâen hasenâ(hasenen), innallâhe semîun alîm(alîmun).
Onları siz öldürmediniz, fakat onları Allah öldürdü. Bir avuç toprak atan sen değildin. Fakat onu atan Allah idi. Bu da Allah/ın, bir lûtfu olarak mü/minleri iyi bir deneme ile denemesi içindi. Çünkü Allah semi/dir, hakkıyle âlimdir.— İ. H. İzmirli
8:17
18
ذٰلِكُمْ وَاَنَّ اللّٰهَ مُوهِنُ كَيْدِ الْكَافِر۪ينَ ٨١
Zâlikum ve ennallâhe mûhinu keydil kâfirîn(kâfirîne).
Bu böyledir, Allah kâfirlerin kötü hilesini gevşetir.— İ. H. İzmirli
8:18
19
اِنْ تَسْتَفْتِحُوا فَقَدْ جَٓاءَكُمُ الْفَتْحُۚ وَاِنْ تَنْتَهُوا فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَاِنْ تَعُودُوا نَعُدْۚ وَلَنْ تُغْنِيَ عَنْكُمْ فِئَتُكُمْ شَيْـٔاً وَلَوْ كَـثُرَتْۙ وَاَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُؤْمِن۪ينَ۟ ٩١
İn testeftihû fe kad câekumul fethu, ve in tentehû fe huve hayrun lekum, ve in teûdû naud, ve len tugniye ankum fietukum şey'en ve lev kesuret ve ennallâhe meal mu'minîn(mu'minîne).
Müşrikler! Siz, fetih ve zafer isterseniz işte size fetih ve zafer gelmiştir. Küfür ve harbten vaz geçerseniz o, sizin hakkınızda hayırlı olur. Eğer muharebeye dönerseniz biz de döneriz. Cemaatiniz çok olsa da yine asla size yaramaz. Çünkü Allah mü/minlerle beraberdir.— İ. H. İzmirli
8:19
20
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَوَلَّوْا عَنْهُ وَاَنْتُمْ تَسْمَعُونَۚ ٠٢
Yâ eyyuhâllezîne âmenû etîullâhe ve resûlehu ve lâ tevellev anhu ve entum tesmeûn(tesmeûne).
Ey iman edenler! Allah/a, peygamberine ita/at edin. Siz Kur/an/ı işitmişken ondan yüz çevirmeyin.— İ. H. İzmirli
8:20
21
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ قَالُوا سَمِعْنَا وَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ ١٢
Ve lâ tekûnû kellezîne kâlû semi’nâ ve hum lâ yesmeûn(yesmeûne).
İşitmeyip tasdik etmediklerini «— İşittik, tasdik [¹] ettik» diyen münafıklar ve müşrikler gibi olmayın. [1] Allah kalplerdeki ahvale muttalidir. Ahval-i kulüpte dilediği gibi mutasarrıftır.— İ. H. İzmirli
8:21
22
اِنَّ شَرَّ الدَّوَٓابِّ عِنْدَ اللّٰهِ الصُّمُّ الْبُكْمُ الَّذ۪ينَ لَا يَعْقِلُونَ ٢٢
İnne şerred devâbbi indallâhis summul bukmullezîne lâ ya’kılûn(ya’kılûne).
Allah yanında yer yüzünde yürüyen hayvanların en kötüsü hak işitmeyen sağır, hak demeyen dilsiz olup hakkı taakkul etmeyenlerdir.— İ. H. İzmirli
8:22
23
وَلَوْ عَلِمَ اللّٰهُ ف۪يهِمْ خَيْراً لَاَسْمَعَهُمْۜ وَلَوْ اَسْمَعَهُمْ لَتَوَلَّوْا وَهُمْ مُعْرِضُونَ ٣٢
Ve lev alimallâhu fî him hayran le esmeahum, ve lev esmeahum le tevellev ve hum mu'ridûn (mu'ridûne).
Allah ezelden haklarında bir hayır bilmiş olsaydı elbette onlara hak sözü işittirirdi. Faraza işittirse bile yine yüz çevirirlerdi. Onlar dönek kimselerdir.— İ. H. İzmirli
8:23
24
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَج۪يبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِه۪ وَاَنَّـهُٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ ٤٢
Yâ eyyuhâllezîne âmenûstecîbû lillâhi ve lir resûli izâ deâkum limâ yuhyîkûm, va'lemû ennallâhe yehûlu beynel mer'i ve kalbihî ve ennehû ileyhi tuhşerûn (tuhşerûne).
Ey iman edenler! Peygamber sizi ebedî dirlik için dâvet ettiği zaman Allah/ın, peygamberin dâvetini kabul edin. Biliniz ki Allah kişi ile kalbi arasına girer siz onun tarafına toplanacaksınız.— İ. H. İzmirli
8:24
25
وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُص۪يبَنَّ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَٓاصَّةًۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ٥٢
Vettekû fitneten lâ tusîbennellezîne zalemû minkum hâssah (hâssaten), va'lemû ennallâhe şedîdul ıkâb(ıkâbi).
İçinizden yalnız zalimlere erişmeyecek olan fitne ve belâdan sakının; biliniz ki Allah/ın ukubeti şiddetlidir.— İ. H. İzmirli
8:25
26
وَاذْكُـرُٓوا اِذْ اَنْتُمْ قَل۪يلٌ مُسْتَضْعَفُونَ فِي الْاَرْضِ تَخَافُونَ اَنْ يَتَخَطَّفَكُمُ النَّاسُ فَاٰوٰيكُمْ وَاَيَّدَكُمْ بِنَصْرِه۪ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ٦٢
Vezkurû iz entum kalîlun mustad'afûne fîl ardı tehâfûne en yetehattafekumun nâsu fe âvâkum ve eyyedekum bi nasrihî ve razakakum minet tayyibâtî leallekum teşkurûn(teşkurûne).
Muhacirler! o zamanı yâdedin ki siz yer yüzünde az idiniz, âciz idiniz, halkın sizi kapmasından [¹] korkardınız. Allah, şükredesiniz diye size yer verdi, sizi nusretiyle te/yit buyurdu, size pâk olanlardan rızk verdi [²]. [1] Mekke'de alelâcele yakalanmaktan. [2] Yani Medine'de yer verdi. Bedir'de muzaffer kıldı, ganaim de verdi.— İ. H. İzmirli
8:26
27
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَخُونُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَ وَتَخُونُٓوا اَمَانَاتِكُمْ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ ٧٢
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tehûnûllâhe ver resûle ve tehûnû emânâtikum ve entum ta'lemûn(ta'lemûne).
Ey iman edenler! Bile bile Allah/a, peygambere ve aranızdaki emanetlere hiyanet etmeyin.— İ. H. İzmirli
8:27
28
وَاعْلَمُٓوا اَنَّـمَٓا اَمْوَالُكُمْ وَاَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌۙ وَاَنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُٓ اَجْرٌ عَظ۪يمٌ۟ ٨٢
Va'lemû ennemâ emvâlukum ve evlâdukum fitnetun ve ennallâhe indehû ecrun azîm(azîmun).
Biliniz ki mallarınız, çocuklarınız fitneden başka birşey değildir [³]. Allah yanında ise büyük bir mükâfat vardır. [3] Günaha duçar olmanıza sebeptir.— İ. H. İzmirli
8:28
29
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تَتَّقُوا اللّٰهَ يَجْعَلْ لَكُمْ فُرْقَاناً وَيُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ ذُوالْفَضْلِ الْعَظ۪يمِ ٩٢
Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey iman edenler! Allah/tan sakınırsanız O, size hayır ve şerri ayırır bir nur [⁴] verir. Kötülüklerinizi örter, sizi de yarlığar. Allah büyük bir inayet sahibidir. [4] Yahut korktuğunuz hususlardan kurtulma çaresini gösterir.— İ. H. İzmirli
8:29
30
وَاِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِيُثْبِتُوكَ اَوْ يَقْتُلُوكَ اَوْ يُخْرِجُوكَۜ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِر۪ينَ ٠٣
Ve iz yemkuru bikellezîne keferû li yusbitûke ev yaktulûke ev yuhricûke ve yemkurûne ve yemkurullâh(yemkurullâhu), vallâhu hayrul mâkirîn(mâkirîne).
Hani kâfir olanlar seni hapsetmek [⁵] veya öldürmek veya Mekke/den çıkarmak için hakkında Darünnedve/de mekr ve hilede bulunmuşlardı. Onlar mekr ve hile ederler. Allah da mekirlerine mukabelede bulunur. Allah mekr ve tedbirde bulunanların hayırlısıdır [⁶]. [5] Veya elini, kolunu bağlamak. [6] Tedbirde en kuvvetlisi, tesiri en şiddetli olanıdır.— İ. H. İzmirli
8:30
Yükleniyor...
Enfal
—. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle