Maide 120 Ayet Medine · المائدة
5

Maide

Sofra · Medine
5
Sofra · Medine
المائدة
120
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَوْفُوا بِالْعُقُودِۜ اُحِلَّتْ لَكُمْ بَه۪يمَةُ الْاَنْعَامِ اِلَّا مَا يُتْلٰى عَلَيْكُمْ غَيْرَ مُحِلِّي الصَّيْدِ وَاَنْتُمْ حُرُمٌۜ اِنَّ اللّٰهَ يَحْكُمُ مَا يُر۪يدُ ١
Yâ eyyuhâllezîne âmenû evfû bil ukûd(ukûdi) uhıllet lekum behîmetul en’âmi illâ mâ yutlâ aleykum gayre muhillîs saydi ve entum hurum(hurumun) innallâhe yahkumu mâ yurîd(yurîdu).
Ey iman edenler! Bağlandığınız ahitleri [⁵] yerine getirin. İhram [⁶] halinde iken size av avlamak haram olmamakla beraber davarlar helâl kılınmıştır; size okunan âyet başka [⁷]. Allah istediğini hükmeder. [4] Sûre-i Celîle Medinîdir. (120) âyettir. [5] Tekâlif-i İlâhiyeyi, insanlar arasında, yerine getirilmesi vacip olan ahitleri. [6] Hac veya Umre ile. Yahut haremde iken. [7] Üçüncü âyet ile istisna olunanlar.— İ. H. İzmirli
5:1
2
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُحِلُّوا شَعَٓائِرَ اللّٰهِ وَلَا الشَّهْرَ الْحَرَامَ وَلَا الْهَدْيَ وَلَا الْقَلَٓائِدَ وَلَٓا آٰمّ۪ينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِنْ رَبِّهِمْ وَرِضْوَاناًۜ وَاِذَا حَلَلْتُمْ فَاصْطَادُواۜ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ اَنْ صَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اَنْ تَعْتَدُواۢ وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰىۖ وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ٢
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tuhıllû şe’âirallâhi veleş şehral harâme ve lâl hedye ve lâl kalâide ve lâ ammînel beytel harâme yebtegûne fadlan min rabbihim ve rıdvânâ(rıdvânen) ve izâ haleltum fastâdû ve lâ yecrimennekum şeneânu kavmin en saddûkum anil mescidil harâmi en ta’tedû, ve teâvenû alel birri vet takva ve lâ teâvenû alel ismi vel udvâni vettekullâh(vettekullâhe) innallâhe şedîdul ıkâb(ıkâbi).
Ey iman edenler! Allah/ın nişanlarını [⁸], şehr-i Haramı [⁹] hacı kurbanını, gerdanlıkları [¹⁰], Rablerinden inayet, hoşnutluk [¹¹] isteyerek Beyt-i Haramı kastedenlerin katlini helâl kılmayın. İhramdan çıkınca avlayabilirsiniz [¹²]. Sizi Mesçid-i Haramdan alıkoyduklarından dolayı o cemaate öfkelenmeniz sakın sizi haddi aşmaya sevketmesin. İyi işe ve takvaya yardım edin, masiyet ve taaddiye yardım etmeyin, Allah/tan sakının. Allah, ukubette şiddetlidir. [8] Delâlet eden alâmetler, hac alâmetleri. İhram halinde din alâmetlerine karşı kayıtsız bulunmayın, av tutmayın. [9] Bu aylarda kıtalda bulunmayın. [10] Kurbanın boynuna asılan boğmaklara yahut boğmaklı kurbanlara, boğmaklı adamlara ilişmeyin. [11] Beray-i ticaret rızk isteyerek, zuumlarınca Allah'ı hoşnut etmek kastederek. [12] Ava mezunsunuz.— İ. H. İzmirli
5:2
3
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْز۪يرِ وَمَٓا اُهِلَّ لِغَيْرِ اللّٰهِ بِه۪ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّط۪يحَةُ وَمَٓا اَكَلَ السَّبُعُ اِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَاَنْ تَسْتَقْسِمُوا بِالْاَزْلَامِۜ ذٰلِكُمْ فِسْقٌۜ اَلْيَوْمَ يَـئِسَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ د۪ينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِۜ اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ د۪ينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَت۪ي وَرَض۪يتُ لَكُمُ الْاِسْلَامَ د۪يناًۜ فَمَنِ اضْطُرَّ ف۪ي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِاِثْمٍۙ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٣
Hurrimet aleykumul meytetu veddemu ve lahmul hınzîri ve mâ uhılle li gayrillâhi bihî vel munhanikatu vel mevkûzetu vel mutereddiyetu ven natîhatu ve mâ ekeles sebuu illâ mâ zekkeytum ve mâ zubiha alen nusubi ve en testaksimû bil ezlâm(ezlâmi), zâlikum fisk(fiskun), elyevme yeisellezîne keferû min dînikum fe lâ tahşevhum vahşevn(vahşevni) el yevme ekmeltu lekum dînekum ve etmemtu aleykum ni’metî ve radîtu lekumul islâme dînâ(dînen) fe menidturra fî mahmasatin gayra mutecânifin li ismin fe innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Ölü, kan, domuz eti, Allah/tan başkasının adı ile boğazlanan; boğularak veya vurularak, veya yukarıdan yuvarlanarak veya başka bir hayvan tarafından süsülerek veya canavar tarafından parçalanarak daha canı üzerinde iken boğazlanmadan evvel ölen hayvan ile, dikili taşlar üzerine boğazlananlar [¹] ve fal okları ile kısmetinizi aramak [²] haram kılınmıştır. Bu hususat daire-i ita/attan çıkmak demektir. Bugün kâfir olanlar dininizden [³] ümitlerini kestiler, artık onlardan korkmayın, benden korkun. Ben bugün dininizin ahkâmını ikmal ettim; size nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslâmî ihtiyar ettim. Herkim açlıktan bunalmak derecesinde naçar kalmış ise günaha meyil etmeksizin [⁴] bunları yiyebilir. Çünkü Allah gafurdur, rahimdir. [1] Harem-i Şerif civarındaki dikili taşlar ki orada putlar için kurban kesilirdi. Veya isabet heykelleri. [2] Kumar okları ki Beyt-i Mükerrem yanında bulunurdu. [3] Dininizi kaldırmadan, sizi dinlerine döndürmeden. [4] Zarûret miktarından fazla yemiyerek veya yol kesmek, telezzüz, sirkat kastiyle olmayarak.— İ. H. İzmirli
5:3
4
يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَٓا اُحِلَّ لَهُمْۜ قُلْ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُۙ وَمَا عَلَّمْتُمْ مِنَ الْجَوَارِحِ مُكَلِّب۪ينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ اللّٰهُۘ فَكُلُوا مِمَّٓا اَمْسَكْنَ عَلَيْكُمْ وَاذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلَيْهِۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ سَر۪يعُ الْحِسَابِ ٤
Yes’elûneke mâ zâ uhılle lehum kul uhılle lekumut tayyibâtu ve mâ allemtum minel cevârihi mukellibîne tuallimûnehunne mimmâ allemekumullâhu fe kulû mimmâ emsekne aleykum vezkurûsmellâhi aleyhi vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe serîul hısâb(hısâbi).
Senden, kendilerine ne helâl kılındığını soruyorlar. Onlara de ki pâk olanlar [⁵] bir de yırtıcı hayvanlardan olup [⁶] Allah/ın size öğrettiği usûl ile tâlim ve terbiye ettiğiniz muallem kıldığınız hayvanların avı size helâl kılınmıştır [⁷]. Onların tuttuklarını [⁸] yiyin, yiyeceğiniz zaman [⁹] Allah/ın adını anın. Allah/tan sakının. Allah hesabı çabuk görür. [5] Tab olmadığı şey, ekli leziz olan şey veya Allah'ın adı ile boğazlananlar. [6] Kuştan, köpekten, canavardan av tutan hayvanlar. [7] Yahut onların tuttukları av helâl kılınmıştır. [8] Tutup sahibi için sakladıkları avı. [9] Veya hayvanı saldırdığınız zaman.— İ. H. İzmirli
5:4
5
اَلْيَوْمَ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُۜ وَطَعَامُ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ حِلٌّ لَكُمْۖ وَطَعَامُكُمْ حِلٌّ لَهُمْۘ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ اِذَٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ مُحْصِن۪ينَ غَيْرَ مُسَافِح۪ينَ وَلَا مُتَّخِذ۪ٓي اَخْدَانٍۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِالْا۪يمَانِ فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُۘ وَهُوَ فِي الْاٰخِرَةِ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ۟ ٥
El yevme uhılle lekumut tayyibât(tayyibâtu) ve taâmullezîne ûtûl kitâbe hıllun lekum ve taâmukum hıllun lehum vel muhsanâtu minel mu’minâti vel muhsanâtu min ellezîne utûl kitâbe min kablikum izâ âteytumûhunne ucûrehunne muhsınîne gayra musâfihîne ve lâ muttehızî ehdân(ehdânin) ve men yekfur bil îmâni fe kad habita ameluhu ve huve fîl âhıreti minel hâsirîn(hâsirîne).
Bugün size pâk olanlar helâl kılınmıştır. Kitaba nâil olanların taamı [¹⁰] size helâldır, sizin taamınız da onlara helâldir. İffetli olduğunuz, aşikâr/a zina etmediğiniz, gizli dost da tutmadığınız halde kendilerine mehirlerini verince mü/min kadınlar da iffetli ve azatlı kadınlar ile sizden evvel Kitaba nâil olanlardan iffetli [¹¹] kadınlar da size helâldir. Herkim imanı [¹²] tanımasa ameli beyhude olur. O, âhirette de ziyankârlardan olur. [10] Boğazladıkları yahut bütün yemekleri yahut ekmek ile yemişleri. [11] Yahut azatlı. [12] Şerayi-i İslâmî, Kelime-i şehadeti, Allah'ı inkâr etse veya mürted olsa.— İ. H. İzmirli
5:5
6
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا قُمْتُمْ اِلَى الصَّلٰوةِ فَاغْسِلُوا وُجُوهَكُمْ وَاَيْدِيَكُمْ اِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُوا بِرُؤُ۫سِكُمْ وَاَرْجُلَكُمْ اِلَى الْكَعْبَيْنِۜ وَاِنْ كُنْتُمْ جُنُباً فَاطَّهَّرُواۜ وَاِنْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَوْ عَلٰى سَفَرٍ اَوْ جَٓاءَ اَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَٓائِطِ اَوْ لٰمَسْتُمُ النِّسَٓاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَٓاءً فَتَيَمَّمُوا صَع۪يداً طَيِّباً فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَاَيْد۪يكُمْ مِنْهُۜ مَا يُر۪يدُ اللّٰهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ حَرَجٍ وَلٰكِنْ يُر۪يدُ لِيُطَهِّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ٦
Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ kumtum iles salâti fagsilû vucûhekum ve eydiyekum ilel merâfikı vemsehû bi ruusikum ve erculekum ilâl ka’beyn(ka’beyni) ve in kuntum cunuben fattahherû ve in kuntum mardâ ev alâ seferin ev câe ehadun minkum minel gâitı ev lâmestumun nisâe fe lem tecidû mâen fe teyemmemû saîden tayyiben femsehû bi vucûhikum ve eydîkum minh(minhu) mâ yurîdullâhu li yec’ale aleykum min haracin ve lâkin yurîdu li yutahhirekum ve li yutimme ni’metehu aleykum leallekum teşkurûn(teşkurûne).
Ey iman edenler! Namaza duracağınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın başlarınızı sığayın. Topuklarınıza kadar ayaklarınızı da yıkayın [¹]. Cünüp iseniz iyice temizlenin [²]. Keyifsiz iseniz veya yolda iseniz, yahut biriniz ayak yolundan gelirse veya kadınlara dokanmış iseniz, su da bulamazsanız yer yüzünün pâk toprak cinsiyle teyemmüm edin, artık ondan yüzlerinize, ellerinize sürün, Allah size darlık vermek istemez, fakat şükredesiniz diye sizin pâk olmanızı, hakkınızda nimetini tamamlamağı ister. [1] Yahut sığayın veya hafifçe yıkayın. [2] Gusledin.— İ. H. İzmirli
5:6
7
وَاذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَم۪يثَاقَهُ الَّذ۪ي وَاثَقَكُمْ بِه۪ٓۙ اِذْ قُلْتُمْ سَمِعْنَا وَاَطَعْنَاۘ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ٧
Vezkurû ni’metellâhi aleykum ve mîsâkahullezî vâsekakum bihî iz kultum semi’nâ ve ata’nâ vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe alîmun bizâtis sudûr(sudûri).
Allah/ın size olan nimetini, «işittik, itaat ettik» dediğiniz zaman size bağladığı misakı hatırlayın; Allah/tan sakının. Çünkü Allah sinelerdekini tamamiyle bilir.— İ. H. İzmirli
5:7
8
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّام۪ينَ لِلّٰهِ شُهَدَٓاءَ بِالْقِسْطِۘ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ عَلٰٓى اَلَّا تَعْدِلُواۜ اِعْدِلُوا۠ هُوَ اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰىۘ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ ٨
Yâ eyyuhâllezîne âmenû kûnû kavvâmîne lillâhi şuhedâe bil kıstı ve lâ yecrimennekum şeneânu kavmin alâ ellâ ta’dilû. I’dilû, huve akrabu lit takva vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe habîrun bimâ ta’melûn(ta’melûne).
Ey iman edenler! Allah için durun [³]. İnsaf ile şahit olun. Bir cemaat [⁴] hakkındaki öfkelenmeniz sizi adalet etmemekle sizi vebale sürüklemesin. Adalet edin. Adalet takvaya pek yakındır. Allah/tan sakının çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır. [3] Tamamiyle hukukunu tutun. [4] Müşrikler veya Yahudiler.— İ. H. İzmirli
5:8
9
وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۙ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ عَظ۪يمٌ ٩
Veadellâhullezîne âmenû ve amilûs sâlihâti lehum magfiretun ve ecrun azîm(azîmun).
Allah iman edip iyi amel işleyenlere vâdetti: Onlar için (bağışlanmak) yarlıganmak, büyük bir mükâfat vardır.— İ. H. İzmirli
5:9
10
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَح۪يمِ ٠١
Vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbul cehîm(cehîmî).
Kâfir olup âyetlerimizi tekzip edenlere gelince onlar da Cehennemliktir.— İ. H. İzmirli
5:10
11
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ هَمَّ قَوْمٌ اَنْ يَبْسُطُٓوا اِلَيْكُمْ اَيْدِيَهُمْ فَكَفَّ اَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ۟ ١١
Yâ eyyuhâllezîne âmenûzkurû ni’metallâhi aleykum iz hemme kavmun en yebsutû ileykum eydiyehum fe keffe eydiyehum ankum, vettekûllâh(vettekûllâhe) ve alâllâhi fel yetevekkelil mu’minûn(mu’minûne).
Ey iman edenler! Allah/ın hakkınızdaki nimetini hatırlayın, hani size bir güruh el uzatmak kastinde bulunmuş idi de Allah onların ellerini sizden geri çekmişdi. Allah/tan sakının, mü/minler yalnız Allah/a mütevekkil olsunlar.— İ. H. İzmirli
5:11
12
وَلَقَدْ اَخَذَ اللّٰهُ م۪يثَاقَ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۚ وَبَعَثْنَا مِنْهُمُ اثْنَيْ عَشَرَ نَق۪يباًۜ وَقَالَ اللّٰهُ اِنّ۪ي مَعَكُمْۜ لَئِنْ اَقَمْتُمُ الصَّلٰوةَ وَاٰتَيْتُمُ الزَّكٰوةَ وَاٰمَنْتُمْ بِرُسُل۪ي وَعَزَّرْتُمُوهُمْ وَاَقْرَضْتُمُ اللّٰهَ قَرْضاً حَسَناً لَاُكَفِّرَنَّ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَلَاُدْخِلَنَّكُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ فَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَٓاءَ السَّب۪يلِ ٢١
Ve lekad ehazallâhu mîsâka benî isrâîl(isrâîle), ve beasnâ minhumusney aşera nakîbâ(nakîben) ve kâlellâhu innî meakum lein ekamtumus salâte ve âteytumuz zekâte ve âmentum bi rusulî ve azzertumûhum ve akradtumullâhe kardan hasenen le ukeffirenne ankum seyyiâtikum ve le udhılennekum cennâtin tecrî min tahtıhel enhâr(enhâru), fe men kefere ba’de zâlike minkum fe kad dalle sevâes sebîl(sebîli).
* Allah İsrail oğullarından misak almışdı. Biz onlardan on iki nâzır [¹] tâyin ettik. Allah dedi ki [²] ben sizinle beraberim, * namazı dosdoğru kılarsanız, zekât verirseniz, peygamberlerime inanırsanız, onlara yardım ederseniz, [³] Allah/a iyi bir ödünç verirseniz [⁴] mutlak sizin kötülüklerinizi örter, sizi altında ırmaklar akar Cennetlere sokarım. Bundan sonra [⁵] içinizden her kim kâfir olursa muhakkak kötü yola sapmış olur. [1] Veya kumandan, kethüda, müfettiş. [2] Bunlara veya İsrail oğullarına. [3] Veya onları tevkir ederseniz. [4] Allah yolunda para sarfederseniz. [5] Bu ahti müekketten sonra.— İ. H. İzmirli
5:12
13
فَبِمَا نَقْضِهِمْ م۪يثَاقَهُمْ لَعَنَّاهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةًۚ يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِه۪ۙ وَنَسُوا حَظاًّ مِمَّا ذُكِّرُوا بِه۪ۚ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلٰى خَٓائِنَةٍ مِنْهُمْ اِلَّا قَل۪يلاً مِنْهُمْ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَحْۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَ ٣١
Fe bimâ nakdihim mîsâkahum leannâhum ve cealnâ kulûbehum kâsiyet(kâsiyeten), yuharrifûnel kelime an mevâdııhî ve nesû hazzan mimmâ zukkirû bih(bihî), ve lâ tezâlu tettaliu alâ hâınetin minhum illâ kalîlen minhum fa’fu anhum vasfah innallâhe yuhıbbul muhsinîn(muhsinîne).
Misaklarını bozmalarından dolayı onlara lânet ettik. Yüreklerini katı yaptık. Onlar kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Kendilerine nasihat olunan şeyler meyanında nasiplerini unuttular [⁶]. İçlerinden pek azından başkasının [⁷] daima hıyanetine [⁸] muttali olur durursun. Onları affet, onlardan vazgeç; çünkü Allah iyi işleyenleri sever. [6] Kitaplarındaki peygamberimize mütabaat emrini. [7] Onlar ahitlerini bozmadılar, hıyanette de bulunmadılar. [8] Veya hain güruhuna, hainlerden bâzılarına.— İ. H. İzmirli
5:13
14
وَمِنَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّا نَصَارٰٓى اَخَذْنَا م۪يثَاقَهُمْ فَنَسُوا حَظاًّ مِمَّا ذُكِّرُوا بِه۪ۖ فَاَغْرَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَٓاءَ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۜ وَسَوْفَ يُنَبِّئُهُمُ اللّٰهُ بِمَا كَانُوا يَصْنَعُونَ ٤١
Ve minellezîne kâlû innâ nasârâ ehaznâ mîsâkahum fe nesû hazzan mimmâ zukkirû bihî fe agraynâ beynehumul adâvete vel bagdâe ilâ yevmil kıyâmeh(kıyâmeti) ve sevfe yunebbiuhumullâhu bimâ kânû yasnaûn(yasnaûne).
«Biz hıristiyanız» diyenlerden de misak aldık. Onlar da kendilerine nasihat olunan şeyler meyanında nasiplerini unuttular [¹]. Biz de kıyamet gününe kadar aralarına düşmanlığı, olanca sevmemezliği yapıştırdık. Allah yakında onlara yaptıklarını haber verecektir [²]. [1] Peygamberimize imanı. [2] Cezalarını verecektir.— İ. H. İzmirli
5:14
15
يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ كَث۪يراً مِمَّا كُنْتُمْ تُخْفُونَ مِنَ الْكِتَابِ وَيَعْفُوا عَنْ كَث۪يرٍۜ قَدْ جَٓاءَكُمْ مِنَ اللّٰهِ نُورٌ وَكِتَابٌ مُب۪ينٌۙ ٥١
Yâ ehlel kitâbi kad câekum resûlunâ yubeyyinu lekum kesîran mimmâ kuntum tuhfûne minel kitâbi ve ya’fû an kesîr(kesîrin) kad câekum minallâhi nûrun ve kitâbun mubîn(mubînun).
Ey ehl-i Kitap! Size Kitapta gizlediğiniz şeylerin çoğunu belli eder, çoğunu da affeyler [³]. Peygamberimiz gelmiştir. Size Allah tarafından bir nur, apaçık bir Kitap gelmiştir. [3] Gizlediğinizin çoğunu izhar etmez veya çoğunuz affeder.— İ. H. İzmirli
5:15
16
يَهْد۪ي بِهِ اللّٰهُ مَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَهُ سُبُلَ السَّلَامِ وَيُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ بِاِذْنِه۪ وَيَهْد۪يهِمْ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ ٦١
Yehdî bihillâhu menittebea rıdvânehu subules selâmi ve yuhricuhum minez zulumâti ilân nûri bi iznihî ve yehdîhim ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
Allah rızasına tâbi olanları o nur ile selâmet yoluna götürür, onları izni ile karanlıklardan aydınlığa çıkarır, doğru yola da götürür.— İ. H. İzmirli
5:16
17
لَقَدْ كَفَرَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْمَس۪يحُ ابْنُ مَرْيَمَۜ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاً اِنْ اَرَادَ اَنْ يُهْلِكَ الْمَس۪يحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَاُمَّهُ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاًۜ وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ٧١
Lekad keferellezîne kâlû innallâhe huvel mesîhubnu meryem(meryeme) kul fe men yemliku minallâhi şey’en in erâde en yuhlikel mesîhabne meryeme ve ummehu ve men fîl ardı cemîa(cemîan) ve lillâhi mulkus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ. Yahluku mâ yeşâ(yeşâu) vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
* «Allah; Meryem oğlu Mesih/ten ibarettir» diyenler kâfir oldular. Sen onlara de ki Allah Meryem oğlu Mesih/i, anasını, yer yüzünde bulunanların hepsini helâk etmek isterse Allah/ın istediğini tutmağa kim durabilir? Göklerin, yerin, aralarında ne varsa hepsinin mülkü Allah/ındır. O dilediğini yaratır. Allah her şeye tamamıyle kaadirdir.— İ. H. İzmirli
5:17
18
وَقَالَتِ الْيَهُودُ وَالنَّصَارٰى نَحْنُ اَبْنَٓاءُ اللّٰهِ وَاَحِبَّٓاؤُ۬هُۜ قُلْ فَلِمَ يُعَذِّبُكُمْ بِذُنُوبِكُمْۜ بَلْ اَنْتُمْ بَشَرٌ مِمَّنْ خَلَقَۜ يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۘ وَاِلَيْهِ الْمَص۪يرُ ٨١
Ve kâletil yahûdu ven nasârâ nahnu ebnâullâhi ve ehıbbâuh(ehıbbâuhu) kul fe lime yuazzibukum bi zunûbikul bel entum beşerun mimmen halak(halaka) yagfiru limen yeşâu ve yuazzibu men yeşâ(yeşâu) ve lillâhi mulkus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ ve ileyhil masîr(masîru).
Yahudiler, Nasraniler «biz Allah/ın oğulları [¹] ve dostlarıyız» dediler. Onlara de ki öyle ise neye sizi günahlarınızdan dolayı azaba duçar ediyor? Hayır, siz mahlûkatı meyanında beşersiniz [²]. Allah dilediğini yarlıgar, dilediğini azaba duçar kılar. Göklerin, yerin, aralarında ne varsa hepsinin mülkü Allah/ındır. Son varış O/nadır [³]. [1] Peygamber oğullarıyız, oğlu Mesih'in etbaıyız. [2] Size de onlar gibi muamele olunur. [3] Bütün halkın işi yalnız ona varır.— İ. H. İzmirli
5:18
19
يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ عَلٰى فَتْرَةٍ مِنَ الرُّسُلِ اَنْ تَقُولُوا مَا جَٓاءَنَا مِنْ بَش۪يرٍ وَلَا نَذ۪يرٍۘ فَقَدْ جَٓاءَكُمْ بَش۪يرٌ وَنَذ۪يرٌۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ۟ ٩١
Yâ ehlel kitâbi kad câekum resûlunâ yubeyyinu lekum alâ fetretin min er rusuli en tekûlû mâ câenâ min beşîrin ve lâ nezîrin fe kad câekum beşîrun ve nezîr(nezîru) vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Ey ehl-i Kitap! Peygamberlerin ardı arası kesildiği bir zamanda «müjdeleyen, Allah azabıyle korkudan hiçbir peygamber gelmedi» dememeniz için [⁴] size dinin ahkâmını beyan eden Peygamberimiz gelmiştir. İşte size müjdeleyen, Allah azabıyle korkutan peygamber gelmiştir [⁵]. Allah her şeye hakkıyle kaadirdir. [4] Böyle itizar ve bahane etmemek için. [5] Artık ne özrünüz kalır!— İ. H. İzmirli
5:19
20
وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِه۪ يَا قَوْمِ اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ جَعَلَ ف۪يكُمْ اَنْبِيَٓاءَ وَجَعَلَكُمْ مُلُوكاًۗ وَاٰتٰيكُمْ مَا لَمْ يُؤْتِ اَحَداً مِنَ الْعَالَم۪ينَ ٠٢
Ve iz kâle mûsâ li kavmihî yâ kavmizkurû ni’metallâhi aleykum iz ceale fîkum enbiyâe ve cealekum mulûk(mulûken), ve âtâkum mâ lem yu’ti ehaden minel âlemîn(âlemîne).
Hani Musa kavmine demişti: «Ey kavmim! Allah/ın hakkınızdaki nimetini yâdedin, o vakit ki içinizden birtakım peygamberler gönderdi, sizlerden padişah kıldı [⁶], zamanınızdaki mahlûkattan bir ferde verilmeyen büyük mucizeleri size verdi». [6] Veya hadem ve haşem sahibi kıldı, esaretten kurtarıp hür kıldı veya sizlerden bir çok padişah yaptı.— İ. H. İzmirli
5:20
21
يَا قَوْمِ ادْخُلُوا الْاَرْضَ الْمُقَدَّسَةَ الَّت۪ي كَتَبَ اللّٰهُ لَكُمْ وَلَا تَرْتَدُّوا عَلٰٓى اَدْبَارِكُمْ فَتَنْقَلِبُوا خَاسِر۪ينَ ١٢
Yâ kavmidhulûl ardal mukaddesetelletî keteballâhu lekum ve lâ terteddû alâ edbârikum fe tenkalibû hâsirîn(hâsirîne).
«Ey kavmim! Allah/ın size takdir ettiği [⁷] Arz-ı Mukaddes/e girin, arkanıza dönmeyin [⁸], yoksa ziyankâr olursunuz.» [7] Veya hibe ettiği, duhulünü emrettiği. [8] Dinden dönmeyin veya düşmandan korkarak kaçmayın.— İ. H. İzmirli
5:21
22
قَالُوا يَا مُوسٰٓى اِنَّ ف۪يهَا قَوْماً جَبَّار۪ينَۗ وَاِنَّا لَنْ نَدْخُلَهَا حَتّٰى يَخْرُجُوا مِنْهَاۚ فَاِنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا فَاِنَّا دَاخِلُونَ ٢٢
Kâlû yâ mûsâ inne fîhâ kavmen cebbârîn(cebbârîne), ve innâ len nedhulehâ hattâ yahrucû minhâ, fe in yahrucû minhâ fe innâ dâhılûn(dâhılûne).
Onlar «Musa! Orada zorbalar vardır, onlar oradan çıkmayınca biz oraya giremeyiz. Onlar oradan çıkarlarsa biz de gireriz» demişlerdi.— İ. H. İzmirli
5:22
23
قَالَ رَجُلَانِ مِنَ الَّذ۪ينَ يَخَافُونَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمَا ادْخُلُوا عَلَيْهِمُ الْبَابَۚ فَاِذَا دَخَلْتُمُوهُ فَاِنَّكُمْ غَالِبُونَ وَعَلَى اللّٰهِ فَتَوَكَّلُٓوا اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ٣٢
Kâle raculâni minellezîne yehâfûne en’amallâhu aleyhim edhulû aleyhimul bâb(bâbe), fe izâ dehaltumûhu fe innekum gâlibûne ve alâllâhi fe tevekkelû in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
Korkan kimselerden olup Allah/ın in/am ettiği iki kişi [⁹] «onları ansızın kapıdan bastırın, kapıdan bastırınca mutlak galip olursunuz. Mü/min iseniz yalnız Allah/a mütevekkil olun» demişlerdi. [9] Allah'tan korkup nimetine nail olanlardan veya korkanlardan iken Allah'ın nimetine nâil olanlardan iki kişi.— İ. H. İzmirli
5:23
24
قَالُوا يَا مُوسٰٓى اِنَّا لَنْ نَدْخُلَـهَٓا اَبَداً مَا دَامُوا ف۪يهَا فَاذْهَبْ اَنْتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلَٓا اِنَّا هٰهُنَا قَاعِدُونَ ٤٢
Kâlû yâ mûsâ innâ len nedhulehâ ebeden mâ dâmû fîhâ fezheb ente ve rabbuke fe kâtilâ innâ hâhunâ kâıdûn(kâıdûne).
Onlar: «Musa! O zorbalar orada bulundukça biz oraya ebediyen giremeyiz. Artık istersen sen Rabbin ile [¹] birlikte git de kıtalda bulun. Bizler burada oturacağız» dediler. [1] Veya sen git, Rabbin de sana yardımcı olsun. Veya kardeşin Harun ile beraber git.— İ. H. İzmirli
5:24
25
قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي لَٓا اَمْلِكُ اِلَّا نَفْس۪ي وَاَخ۪ي فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْفَاسِق۪ينَ ٥٢
Kâle rabbi innî lâ emliku illâ nefsî ve ahî fefruk beynenâ ve beynel kavmil fâsikîn(fâsikîne).
Musa «Yâ Rab! Ben kendimden bir de kardeşimden başkasına malik olamam [²] bizim ile fasık cemaatin arasını ayır» dedi. [2] Başkalarına sözüm geçmez.— İ. H. İzmirli
5:25
26
قَالَ فَاِنَّهَا مُحَرَّمَةٌ عَلَيْهِمْ اَرْبَع۪ينَ سَنَةًۚ يَت۪يهُونَ فِي الْاَرْضِ فَلَا تَأْسَ عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِق۪ينَ۟ ٦٢
Kâle fe innehâ muharremetun aleyhim erbaîne senet(seneten), yetîhûne fîl ardı fe lâ te’se alel kavmil fâsikîn(fâsikîne).
Allah dedi ki orası onlara kırk sene haram kılınmıştır, onlar çölde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Sen de fasık cemaate acıyıp sıkılma.— İ. H. İzmirli
5:26
27
وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَاَ ابْنَيْ اٰدَمَ بِالْحَقِّۢ اِذْ قَرَّبَا قُرْبَاناً فَتُقُبِّلَ مِنْ اَحَدِهِمَا وَلَمْ يُتَقَبَّلْ مِنَ الْاٰخَرِۜ قَالَ لَاَقْتُلَنَّكَۜ قَالَ اِنَّمَا يَتَقَبَّلُ اللّٰهُ مِنَ الْمُتَّق۪ينَ ٧٢
Vetlu aleyhim nebeebney âdeme bil hakkı iz karrebâ kurbânen fe tukubbile min ehadihimâ ve lem yutekabbel minel âhar(âhari) kâle le aktulennek(aktulenneke) kâle innemâ yetekabbelullâhu minel muttekîn(muttekîne).
Onlara Âdem/in iki oğlunun kıssasını [³] doğru haber ver. Hani o ikisi kurbanlarını hazırlamışlardı [⁴] da birinin kurbanı kabul olunmuş diğerininki kabul olunmamışdı. Bu öbürüne «mutlak seni öldüreceğim» demekle öbürü de şöyle demişti: «Allah yalnız sakınanların kurbanını kabul eder;». [3] Âdem Aleyhisselâmın iki oğlu Habil ve Kabil veya Beni İsrail'den iki kişinin kıssalarını. [4] Veya her biri kurban ile yakınlık istediler.— İ. H. İzmirli
5:27
28
لَئِنْ بَسَطْتَ اِلَيَّ يَدَكَ لِتَقْتُلَن۪ي مَٓا اَنَا۬ بِبَاسِطٍ يَدِيَ اِلَيْكَ لِاَقْتُلَكَۚ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اللّٰهَ رَبَّ الْعَالَم۪ينَ ٨٢
Lein besadte ileyye yedeke li taktulenî mâ ene bi bâsitın yediye ileyke li aktulek(aktuleke), innî ehâfullâhe rabbel âlemîn(âlemîne).
* «Beni öldürmek için elini bana uzatırsan ben seni öldürmek için elimi uzatacak değilim. Çünkü âlemlerin Rabbi olan Allah/tan korkarım».— İ. H. İzmirli
5:28
29
اِنّ۪ٓي اُر۪يدُ اَنْ تَبُٓوأَ بِاِثْم۪ي وَاِثْمِكَ فَتَكُونَ مِنْ اَصْحَابِ النَّارِۚ وَذٰلِكَ جَزٰٓؤُا الظَّالِم۪ينَۚ ٩٢
İnnî urîdu en tebûe bi ismî ve ismike fe tekûne min ashâbin nâr(nâri), ve zâlike cezâûz zâlimîn(zâlimîne).
«Ben isterim ki beni öldürmekle kazandığın günahı kendi günahını üzerine alasın da ateşliklerden olasın. Zalimlerin cezası budur».— İ. H. İzmirli
5:29
30
فَطَوَّعَتْ لَهُ نَفْسُهُ قَتْلَ اَخ۪يهِ فَقَتَلَهُ فَاَصْبَحَ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ ٠٣
Fe tavveat lehu nefsuhu katle ahîhi fe katelehu fe asbaha minel hâsirîn(hâsirîne).
Nefsi onu kardeşini öldürmeğe sürükledi. O da kardeşini öldürdü de ziyankârlardan oldu.— İ. H. İzmirli
5:30
Yükleniyor...
Maide
—. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle