اَلَمْ تَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ سَخَّرَ لَكُمْ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَاَسْبَغَ عَلَيْكُمْ نِعَمَهُ ظَاهِرَةً وَبَاطِنَةًۜ وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُن۪يرٍ ٠٢
E lem terev ennellâhe sehhare lekum mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı ve esbega aleykum niamehu zâhireten ve bâtıneh(bâtıneten), ve minen nâsi men yucâdilu fîllâhi bi gayri ilmin ve lâ huden ve lâ kitâbin munîr(munîrin).
Görmüyor musunuz ki Allah göklerde ve yerde olanları [¹] size müsahhar kılmış, size gerek açıkta olsun, gerek gizli kapaklı kalsın [²], her bir nimeti tamamlamıştır. Hal böyle iken yine bazı insanlar, bilgisi, rehberi, nuranî bir Kitabı olmaksızın Allah hakkında çene çalıyorlar.
[1] Güneş, ay ve yıldızları, nebatat, hayvanat ve ırmakları. [2] Bildiğiniz, bilmediğiniz nimetleri.— İ. H. İzmirli