Kamer 55 Ayet Mekke · القمر
54

Kamer

Ay · Mekke
54
Ay · Mekke
القمر
55
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
اِقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ ١
İkterebetis sâatu ven şakkal kamer(kameru).
Kıyamet yaklaştı, ay yarıldı [⁸]. [7] Mekke'de nâzil olmuş 55 âyettir. [8] Yâni iş apaşikâr oldu veya ay kıyamette yarılacaktır. Meşhur olan mânâya göre ay mûcize olmak üzere fiilen yarılmıştır.— İ. H. İzmirli
54:1
2
وَاِنْ يَرَوْا اٰيَةً يُعْرِضُوا وَيَقُولُوا سِحْرٌ مُسْتَمِرٌّ ٢
Ve in yerev âyeten yu’ridû ve yekûlû sihrun mustemirr(mustemirrun).
Onlar bir mûcize görecek olsalar onu düşünmeden vaz geçip «— Bu, devamlı gösterilen [⁹] bir büyücülüktür» derler. [9] Veya yaman, kuvvetli, bir düziye.— İ. H. İzmirli
54:2
3
وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُٓوا اَهْوَٓاءَهُمْ وَكُلُّ اَمْرٍ مُسْتَقِرٌّ ٣
Ve kezzebû vettebeû ehvâehum ve kullu emrin mustekırr(mustekırrun).
Onlar peygamberi yalancı sayıp heveslerine uydular. Her bir iş kararlaşmıştır [¹⁰]. [10] Bu meyanda peygamberin işi de nihayete kadar varacak, hakikat gün gibi aşikâr olacak.— İ. H. İzmirli
54:3
4
وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مِنَ الْاَنْـبَٓاءِ مَا ف۪يهِ مُزْدَجَرٌۙ ٤
Ve lekad câehum minel enbâi mâ fihî muzdecer(muzdecerun).
* Onlara, Kur/an/da gelip geçenlerin öyle haberleri geldi ki onları masiyetten ve inattan vaz geçirmeye kâfiydi.— İ. H. İzmirli
54:4
5
حِكْمَةٌ بَالِغَةٌ فَمَا تُغْنِ النُّذُرُۙ ٥
Hikmetun bâligatun fe mâ tugnin nuzur(nuzuru).
Kur/an nihayete ermiş bir hikmettir [¹¹]. Ona inanmayınca onlara azapla korkutmaların [¹²] ne faydası olur? [11] Veya Kur'an'ın haberleri.. Onda asla halel yoktur. [12] Veya korkutan peygamberlerin.— İ. H. İzmirli
54:5
6
فَتَوَلَّ عَنْهُمْۢ يَوْمَ يَدْعُ الدَّاعِ اِلٰى شَيْءٍ نُكُرٍۙ ٦
Fe tevelle anhum, yevme yed’ud dâi ilâ şey’in nukur(nukurin).
Artık onlardan çekil, dâvetçinin, hoşlanılmayan bir şeye, azaba dâvet edeceği günü bekle.— İ. H. İzmirli
54:6
7
خُشَّعاً اَبْصَارُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ الْاَجْدَاثِ كَاَنَّهُمْ جَرَادٌ مُنْتَشِرٌۙ ٧
Huşşe’an ebsâruhum yahrucûne minel ecdâsi keennehum cerâdun munteşir(munteşirun).
O gün, korkularından gözleri kararmış bir halde, nereye gideceklerini şaşırmış, öteye beriye dağılmış çekirge gibi kabirlerinden çıkacaklar,— İ. H. İzmirli
54:7
8
مُهْطِع۪ينَ اِلَى الدَّاعِۜ يَقُولُ الْـكَافِرُونَ هٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ ٨
Muhtıîne iled dâi, yekûlul kâfirûne hâzâ yevmun asir(asirun).
Dâvetçiye doğru boyunlarını uzatarak [¹] koşacaklar, kâfirler «— Bu ne çetin gündür!» diyecekler. [1] Veya bakarak.— İ. H. İzmirli
54:8
9
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَـكَذَّبُوا عَبْدَنَا وَقَالُوا مَجْنُونٌ وَازْدُجِرَ ٩
Kezzebet kablehum kavmu nûhın fe kezzebu abdenâ ve kâlû mecnûnun vezducir(vezducire).
Bunlardan evvel Nuh kavmi de peygamberleri yalancı saymışlar, kulumuz Nuh/u yalana çıkarmışlar [²], «— O, divanedir» demişlerdi de Nuh davetten vaz geçirilmişti [³]. [2] Yahut Nuh kavmi peygamberleri yalancı sayıyorlardı. İşte bu meyanda kulumuz Nuh'u da yalancı saydılar. [3] Yahut onlar, «Nuh cin çarpmış bir divanedir» demişlerdi.— İ. H. İzmirli
54:9
10
فَدَعَا رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَغْلُوبٌ فَانْتَصِرْ ٠١
Fe deâ rabbehû ennî maglûbun fentasır.
Bunun üzerine Nuh Rabbine «— Ben kavmim arasında yenildim. Artık onlardan öç al» diye dua etti.— İ. H. İzmirli
54:10
11
فَفَتَحْنَٓا اَبْوَابَ السَّمَٓاءِ بِمَٓاءٍ مُنْهَمِرٍۘ ١١
Fe fetahnâ ebvâbes semâi bi mâin munhemir(munhemirin).
Biz de duasını kabul ettik, gök kapılarını açtık, şarıl şarıl sular akıttık [⁴], [4] Yâni bardaktan boşanırcasına çok yağmur yağdırdık.— İ. H. İzmirli
54:11
12
وَفَجَّرْنَا الْاَرْضَ عُيُوناً فَالْتَقَى الْمَٓاءُ عَلٰٓى اَمْرٍ قَدْ قُدِرَۚ ٢١
Ve feccernel arda uyûnen feltekalmâu alâ emrin kad kudir(kudire).
Yeri yarıp pınarlar fışkırttık, artık takdir olunan bir iş için sular birbirine kavuştu [⁵]. [5] Boğulmaları için gökten yağan yağmurla yerden fışkıran sular birleşti, etraf su içinde kaldı.— İ. H. İzmirli
54:12
13
وَحَمَلْنَاهُ عَلٰى ذَاتِ اَلْوَاحٍ وَدُسُرٍۙ ٣١
Ve hamelnâhu alâ zâti elvâhın ve dusur(dusurin).
Nuh/u tahtadan yapılmış, mıh çakılmış gemiye yüklettik.— İ. H. İzmirli
54:13
14
تَجْر۪ي بِاَعْيُنِنَاۚ جَزَٓاءً لِمَنْ كَانَ كُفِرَ ٤١
Tecrî bi a’yuninâ, cezâen li men kâne kufir(kufire).
Gemi gözümüzün önünde yürüyordu, nankörlük gösterdikleri Nuh/u, yalancı saymalarına bir ceza olmak üzere boğduk [⁶]. [6] Yahut onlardan intikam almak üzere bunu yaptık.— İ. H. İzmirli
54:14
15
وَلَقَدْ تَرَكْنَاهَٓا اٰيَةً فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ ٥١
Ve lekad tereknâhâ âyeten fe hel min muddekir(muddekirin).
* Biz bu hâli bir ibret olmak üzere bıraktık. Hani ibret alan? [⁷] [7] Yâni haydi ibret alın.— İ. H. İzmirli
54:15
16
فَـكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ ٦١
Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
Artık benim onları azaba çarpmaklığım ve korkutmaklığım nasıl oldu? [⁸] [8] Yâni bu dehşetli hâli düşün.— İ. H. İzmirli
54:16
17
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ ٧١
Ve lekad yessernel kur’âne lîz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).
* Biz Kur/an/ı ibret almak için kolaylaştırdık, ibret alan var mı?— İ. H. İzmirli
54:17
18
كَذَّبَتْ عَادٌ فَـكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ ٨١
Kezzebet âdun fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
Âd kavmi de peygamberlerini yalancı saydılar, bunun üzerine onları azaba çarpmaklığım, korkutmaklığım nasıl oldu?— İ. H. İzmirli
54:18
19
اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحاً صَرْصَراً ف۪ي يَوْمِ نَحْسٍ مُسْتَمِرٍّۙ ٩١
İnnâ erselnâ aleyhim rîhan sarsaren fî yevmi nahsin mustemirr(mustemirrin).
Haklarında uğursuzluğu hepsine şâmil olan [⁹] bir günde, üzerlerine pek uğultulu [¹⁰] bir rüzgâr gönderdik. [9] Veya sekiz gün devam eden, pek dehşetli görünen, haklarında ilelebet uğursuz olan. [10] Veya pek soğuk bir fırtına.— İ. H. İzmirli
54:19
20
تَنْزِعُ النَّاسَۙ كَاَنَّهُمْ اَعْجَازُ نَخْلٍ مُنْقَعِرٍ ٠٢
Tenziun nâse ke ennehum a’câzu nahlin munkair(munkairin).
O rüzgâr halkı sanki dibinden kopmuş hurma kökleri gibi yerinden koparıp atardı.— İ. H. İzmirli
54:20
21
فَـكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ ١٢
Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
Artık onları azaba çarpmaklığım, korkutmaklığım nasıl oldu? [¹¹] [11] Yâni bu dehşetli hâli düşün.— İ. H. İzmirli
54:21
22
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ۟ ٢٢
Ve lekad yessernel kur’âne lîz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).
* Biz Kur/an/ı ibret almak için kolaylaştırdık, hani ibret alan?— İ. H. İzmirli
54:22
23
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِالنُّذُرِ ٣٢
Kezzebet semûdu bin nuzur(nuzuri).
Semud kavmi de azapla korkutan peygamberleri [¹²] yalancı saymışlar, [12] Veya peygamberlerinin korkutmalarını, öğütlerini.— İ. H. İzmirli
54:23
24
فَقَالُٓوا اَبَشَراً مِنَّا وَاحِداً نَتَّبِعُهُٓۙ اِنَّٓا اِذاً لَف۪ي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ ٤٢
Fe kâlû ebeşeren minnâ vâhiden nettebiuhû innâ izen lefî dalâlin ve suur(suurin).
Şöyle demişlerdi: «— O da içimizden bir adam değil mi? Biz ona mı tâbi olacağız? Bu halde sapıklıkta, alevli ateşte [¹³] kalmış oluruz. [13] Veya divanelikte.— İ. H. İzmirli
54:24
25
ءَاُلْقِيَ الذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنْ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ اَشِرٌ ٥٢
E ulkıyez zikru aleyhi min beyninâ bel huve kezzâbun eşir(eşirun).
Biz vahye lâyıkken ona mı vahiy indirildi? Hayır o, yalana dadanmış, kendini beğenmiş biridir».— İ. H. İzmirli
54:25
26
سَيَعْلَمُونَ غَداً مَنِ الْـكَذَّابُ الْاَشِرُ ٦٢
Se ya’lemûne gaden menil kezzâbul eşir(eşiru).
(Salih/e dedik: Üzülme), yarın yalana dadanan ve kendini beğenen kişinin kim olduğunu anlayacaklar.— İ. H. İzmirli
54:26
27
اِنَّا مُرْسِلُوا النَّاقَةِ فِتْنَةً لَهُمْ فَارْتَقِبْهُمْ وَاصْطَبِرْۘ ٧٢
İnnâ mursilûn nâkati fitneten lehum fertekıbhum vestabir.
Biz onlara mihnet olmak üzere bir dişi deve göndereceğiz. Artık onların başlarına gelecek felâketi gözetle, ezalarına da katlan.— İ. H. İzmirli
54:27
28
وَنَبِّئْهُمْ اَنَّ الْمَٓاءَ قِسْمَةٌ بَيْنَهُمْۚ كُلُّ شِرْبٍ مُحْتَضَرٌ ٨٢
Ve nebbi’hum ennel mâe kısmetun beynehum, kullu şirbin muhtedar(muhtedarun).
Onlara suyun aralarında taksim olunduğunu [¹] haber ver, herkes su nöbetinde hazır bulunsun. [1] Yâni su, bir gün onların bir gün de dişi devenin olacak.— İ. H. İzmirli
54:28
29
فَنَادَوْا صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطٰى فَعَقَرَ ٩٢
Fe nâdev sâhıbehum fe teâtâ fe akar(akare).
Bir müddet bu halde kaldılar, canlan sıkılınca arkadaşlarını çağırdılar. O da iki elini uzattı [²] da deveyi sinirlendirdi. [2] Veya eline kılıcı aldı.— İ. H. İzmirli
54:29
30
فَـكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ ٠٣
Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
Artık onları azaba çarpmaklığım, korkutmaklığım nasıl oldu?— İ. H. İzmirli
54:30
Yükleniyor...
Kamer
—. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle