وَلَمَّا وَرَدَ مَٓاءَ مَدْيَنَ وَجَدَ عَلَيْهِ اُمَّةً مِنَ النَّاسِ يَسْقُونَۘ وَوَجَدَ مِنْ دُونِهِمُ امْرَاَتَيْنِ تَذُودَانِۚ قَالَ مَا خَطْبُكُمَاۜ قَالَتَا لَا نَسْق۪ي حَتّٰى يُصْدِرَ الرِّعَٓاءُ وَاَبُونَا شَيْخٌ كَب۪يرٌ ٣٢
Ve lemmâ verede mâe medyene vecede aleyhi ummeten minen nâsi yeskûn(yeskûne), ve vecede min dûnihimumreeteyni tezûdân(tezûdâni), kâle mâ hatbukumâ, kâletâ lâ neskî hattâ yusdirar riâu ve ebûnâ şeyhun kebîr(kebîrun).
Medyen suyuna [¹] varınca etrafında birçok halk buldu ki hayvanlarına su veriyorlardı, [²] Musa onların gerisinde boyunlarını geri tutar iki kadın gördü ve onlara «— Bu hâliniz nedir? [³]» dedi. Onlar, çobanlar davarlarına su verip geri döndürünceye kadar biz koyunlarımıza su veremeyiz. Babamızsa [⁴] yaşlı bir ihtiyardır [⁵].
[1] Medyen kenarındaki kuyuya. [2] On gün aç, biilâç, susuz, yayan, yalnızca yürümüştü, yediği ancak ottu. [3] Niçin koyunlarınıza su vermiyorsunuz. [4] Şuayb aleyhisselâm veya Şuayb'ın biraderzâdesi veya Şuayb'e iman eden bir zat. [5] Kuyunun ağır kovasıyle su çıkarmaya kuvvetleri yoktu, erkeklerin arasına da sokulamıyorlardı. Halkın davarlarının fazlasından su verirlerdi. Babalarından başka erkekleri yoktu, o da yaşlı bir ihtiyardı.— İ. H. İzmirli