Müminun 118 Ayet Mekke · المؤمنون
23

Müminun

İnananlar · Mekke
23
İnananlar · Mekke
المؤمنون
118
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
قَدْ اَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَۙ ١
Kad eflehal mu’minun(mu’minune).
Mü/minler muhakkak umduklarına ermişlerdir. [1] Mekke'de nâzil olmuş, 119 veya 118 âyettir.— İ. H. İzmirli
23:1
2
اَلَّذ۪ينَ هُمْ ف۪ي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَۙ ٢
Ellezîne hum fî salâtihim hâşiûn(hâşiûne).
2, 6. O mü/minler ki namazlarında huşu/da bulunurlar [²]. Beyhude şeyden yüz çevirirler, zekâtlarını da verirler. Utanacak yerlerini de haramdan saklarlar. Meğer ki zevceleriyle cariyelerine karşı olsun. Çünkü bunlar ile kınanmazlar. [2] Gözlerini sağa, sola çevirmezler, garaz, i'vaz mülâhaza etmezler. Yalnız hakka dönerler.— İ. H. İzmirli
23:2
3
وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَۙ ٣
Vellezîne hum anil lagvi mu’ridûn(mu’ridûne).
2, 6. O mü/minler ki namazlarında huşu/da bulunurlar [²]. Beyhude şeyden yüz çevirirler, zekâtlarını da verirler. Utanacak yerlerini de haramdan saklarlar. Meğer ki zevceleriyle cariyelerine karşı olsun. Çünkü bunlar ile kınanmazlar. [2] Gözlerini sağa, sola çevirmezler, garaz, i'vaz mülâhaza etmezler. Yalnız hakka dönerler.— İ. H. İzmirli
23:3
4
وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِلزَّكٰوةِ فَاعِلُونَۙ ٤
Vellezîne hum liz zekâti fâilûn(fâilûne).
2, 6. O mü/minler ki namazlarında huşu/da bulunurlar [²]. Beyhude şeyden yüz çevirirler, zekâtlarını da verirler. Utanacak yerlerini de haramdan saklarlar. Meğer ki zevceleriyle cariyelerine karşı olsun. Çünkü bunlar ile kınanmazlar. [2] Gözlerini sağa, sola çevirmezler, garaz, i'vaz mülâhaza etmezler. Yalnız hakka dönerler.— İ. H. İzmirli
23:4
5
وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ ٥
Vellezîne hum li furûcihim hâfizûn(hâfizûne).
2, 6. O mü/minler ki namazlarında huşu/da bulunurlar [²]. Beyhude şeyden yüz çevirirler, zekâtlarını da verirler. Utanacak yerlerini de haramdan saklarlar. Meğer ki zevceleriyle cariyelerine karşı olsun. Çünkü bunlar ile kınanmazlar. [2] Gözlerini sağa, sola çevirmezler, garaz, i'vaz mülâhaza etmezler. Yalnız hakka dönerler.— İ. H. İzmirli
23:5
6
اِلَّا عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُوم۪ينَۚ ٦
İllâ alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânuhum fe innehum gayru melûmîn(melûmîne).
2, 6. O mü/minler ki namazlarında huşu/da bulunurlar [²]. Beyhude şeyden yüz çevirirler, zekâtlarını da verirler. Utanacak yerlerini de haramdan saklarlar. Meğer ki zevceleriyle cariyelerine karşı olsun. Çünkü bunlar ile kınanmazlar. [2] Gözlerini sağa, sola çevirmezler, garaz, i'vaz mülâhaza etmezler. Yalnız hakka dönerler.— İ. H. İzmirli
23:6
7
فَمَنِ ابْتَغٰى وَرَٓاءَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْعَادُونَۚ ٧
Fe menibtegâ verâe zâlike fe ulâike humul âdûn(âdûne).
Her kim bu ikisinden başkasına mübaşeret isterse haddi aşmış olur.— İ. H. İzmirli
23:7
8
وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۙ ٨
Vellezîne hum li emânâtihim ve ahdihim râûn(râûne).
8, 9. O mü/minler ki emanetlerine, ahilerine riayetkârdırlar, namazlarını da muhafaza ederler [³].— İ. H. İzmirli
23:8
9
وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَۢ ٩
Vellezîne hum alâ salavâtihim yuhâfızûn(yuhâfızûne).
8, 9. O mü/minler ki emanetlerine, ahilerine riayetkârdırlar, namazlarını da muhafaza ederler [³]. [3] Vaktinde kılarlar, rükünlerine riayet ederler, tembel olmazlar.— İ. H. İzmirli
23:9
10
اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَۙ ٠١
Ulâike humul vârisûn(vârisûne).
10, 11. İşte vâris olacaklar bunlardır ki en yüksek Cenneti ele geçirirler, orada daim kalırlar.— İ. H. İzmirli
23:10
11
اَلَّذ۪ينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَۜ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ١١
Ellezîne yerisûnel firdevs(firdevse), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
10, 11. İşte vâris olacaklar bunlardır ki en yüksek Cenneti ele geçirirler, orada daim kalırlar.— İ. H. İzmirli
23:11
12
وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ ط۪ينٍۚ ٢١
Ve lekad halaknal insâne min sulâletin min tîn(tînin).
* Biz insanı balçık durusundan yarattık.— İ. H. İzmirli
23:12
13
ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً ف۪ي قَرَارٍ مَك۪ينٍۖ ٣١
Summe cealnâhu nutfeten fî karârin mekîn(mekînin).
Sonra onun neslini sağlam bir karargâh olan dölyatağında dökülmüş su yaptık.— İ. H. İzmirli
23:13
14
ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَاماً فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْماًۗ ثُمَّ اَنْشَأْنَاهُ خَلْقاً اٰخَرَۜ فَتَبَارَكَ اللّٰهُ اَحْسَنُ الْخَالِق۪ينَۜ ٤١
Summe halaknen nutfete alakaten fe halaknel alakate mudgaten fe halaknel mudgate ızâmen fe kesevnel izâme lahmen summe enşe'nâhu halkan âhar(âhara), fe tebârekallâhu ahsenul hâlikîn(hâlikîne).
Sonra o dökülmüş suyu kan pıhtısı, bu kanı da bir çiğnem et yaptık. O bir çiğnem ette kemikler yarattık. Kemikleri de et ile örttük. Sonra onu başka bir yaratılışta yaptık [⁴]. Allah bilgide, güçte ve kuvvette pek yücedir, yaratanların [⁵] en güzelidir. [4] Ona ruh verdik, nutuk verdik. [5] Yani nakkaşların, suret yapanların, kılık, kıyafet verenlerin.— İ. H. İzmirli
23:14
15
ثُمَّ اِنَّكُمْ بَعْدَ ذٰلِكَ لَمَيِّتُونَۜ ٥١
Summe innekum ba'de zâlike le meyyitûn(meyyitûne).
15, 16. Böyle yaratıldıktan sonra yine öleceksiniz. Sonra kıyamet günü kaldırılacaksınız.— İ. H. İzmirli
23:15
16
ثُمَّ اِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ تُبْعَثُونَ ٦١
Summe innekum yevmel kıyâmeti tub’asûn(tub’asûne).
15, 16. Böyle yaratıldıktan sonra yine öleceksiniz. Sonra kıyamet günü kaldırılacaksınız.— İ. H. İzmirli
23:16
17
وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَٓائِقَۗ وَمَا كُنَّا عَنِ الْخَلْقِ غَافِل۪ينَ ٧١
Ve lekad halaknâ fevkakum seb'a tarâika ve mâ kunnâ anil halkı gâfilîn(gâfilîne).
* Üstünüzde yedi yol yarattık [⁶]. Biz yarattığımızdan gafil değiliz. [6] Yıldız yolları olan yedi gök veya birbiri üstüne konmuş katlar.— İ. H. İzmirli
23:17
18
وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً بِقَدَرٍ فَاَسْكَنَّاهُ فِي الْاَرْضِۗ وَاِنَّا عَلٰى ذَهَابٍ بِه۪ لَقَادِرُونَۚ ٨١
Ve enzelnâ mines semâi mâen bi kaderin fe eskennâhu fîl ardı ve innâ alâ zehâbin bihî le kâdirûn(kâdirûne).
Gökten yetecek kadar yağmur yağdırdık. Onu yerde [¹] sakin kıldık, bizim yerden suyu gidermeye de gücümüz yeter. [1] Göllerde, sarnıçlarda, yeraltında.— İ. H. İzmirli
23:18
19
فَاَنْشَأْنَا لَكُمْ بِه۪ جَنَّاتٍ مِنْ نَخ۪يلٍ وَاَعْنَابٍۢ لَكُمْ ف۪يهَا فَوَاكِهُ۬ كَث۪يرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَۙ ٩١
Fe enşe’nâ lekum bihî cennâtin min nahîlin ve a’nâb(a’nâbin), lekum fîhâ fevâkihu kesîretun ve minhâ te’kulûn(te’kulûne).
Biz bu su ile sizin için hurmalıklar, üzüm bağları peyda ettik. Bu bağlarda çok meyveler vardır. Onlardan yersiniz.— İ. H. İzmirli
23:19
20
وَشَجَرَةً تَخْرُجُ مِنْ طُورِ سَيْنَٓاءَ تَنْبُتُ بِالدُّهْنِ وَصِبْغٍ لِلْاٰكِل۪ينَ ٠٢
Ve şecereten tahrucu min tûri seynâe tenbutu bid duhni ve sıbgın lil âkilîn(âkilîne).
Sinâ dağından çıkan bir ağaçta [²] peyda ettik ki o, yiyecek kimseler için yağ, katık olacak surette biter. [2] Zeytini çok olan Sina dağından veya güzel bir dağdan, ağaçlarla sarılmış, eşcar-ı müsmireyle dolu bir dağdan zeytin ağacı.— İ. H. İzmirli
23:20
21
وَاِنَّ لَكُمْ فِي الْاَنْعَامِ لَعِبْرَةًۜ نُسْق۪يكُمْ مِمَّا ف۪ي بُطُونِهَا وَلَكُمْ ف۪يهَا مَنَافِعُ كَث۪يرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَۙ ١٢
Ve inne lekum fil en’âmi le ibreh(ibreten), nuskîkum mimmâ fî butûnihâ ve lekum fîhâ menâfiu kesîretun ve minhâ te’kulûn(te’kulûne).
21, 22. Sizler için davarlarda ibret vardır. Onların karınlarındaki sütten size içiririz. Siz onlardan birçok menfaat de görürsünüz. Onların etlerinden de yersiniz, onlara da, gemilere de yüklenirsiniz.— İ. H. İzmirli
23:21
22
وَعَلَيْهَا وَعَلَى الْفُلْكِ تُحْمَلُونَ۟ ٢٢
Ve aleyhâ ve alel fulki tuhmelûn(tuhmelûne).
21, 22. Sizler için davarlarda ibret vardır. Onların karınlarındaki sütten size içiririz. Siz onlardan birçok menfaat de görürsünüz. Onların etlerinden de yersiniz, onlara da, gemilere de yüklenirsiniz.— İ. H. İzmirli
23:22
23
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحاً اِلٰى قَوْمِه۪ فَقَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ اَفَلَا تَتَّقُونَ ٣٢
Ve lekad erselnâ nûhan ilâ kavmihî fe kâle yâ kavmi’ budullâhe mâ lekum min ilâhin gayruh(gayruhu), e fe lâ tettekûn(tettekûne).
* Biz Nuh/u kavmine göndermiştik. O, «— Ey kavmim! Tanrı/ya tapın, ondan başka sizin için tapacak yoktur, daha ondan sakınmayacak mısınız?» demişti.— İ. H. İzmirli
23:23
24
فَقَالَ الْمَلَؤُا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ قَوْمِه۪ مَا هٰذَٓا اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْۙ يُر۪يدُ اَنْ يَتَفَضَّلَ عَلَيْكُمْۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَاَنْزَلَ مَلٰٓئِكَةًۚ مَا سَمِعْنَا بِهٰذَا ف۪ٓي اٰبَٓائِنَا الْاَوَّل۪ينَۚ ٤٢
Fe kâlel meleullezîne keferû min kavmihî mâ hâzâ illâ beşerun mıslukum yurîdu en yetefaddale aleykum, ve lev şâallâhu le enzele melâikeh(melâiketen), mâ semi’nâ bi hâzâ fî âbâinel evvelîn(evvelîne).
24, 25. Kavminden kâfir olanların ileri gelenleri şöyle dediler: Bu, sizin gibi insandan başka bir şey değildir. Peygamberlik iddiasıyle size reis olmak istiyor. Allah dileseydi bize melekler indirirdi, biz, evvel geçen babalarımızdan bunu işitmedik. O, kendisinde delilik bulunan kişiden başka bir şey değildir. Biraz [³] onu bekleyin. [3] Ölünceye veya delilikten ifakat buluncaya kadar.— İ. H. İzmirli
23:24
25
اِنْ هُوَ اِلَّا رَجُلٌ بِه۪ جِنَّةٌ فَتَرَبَّصُوا بِه۪ حَتّٰى ح۪ينٍ ٥٢
İn huve illâ raculun bihî cinnetun fe terabbasû bihî hattâ hîn(hînin).
24, 25. Kavminden kâfir olanların ileri gelenleri şöyle dediler: Bu, sizin gibi insandan başka bir şey değildir. Peygamberlik iddiasıyle size reis olmak istiyor. Allah dileseydi bize melekler indirirdi, biz, evvel geçen babalarımızdan bunu işitmedik. O, kendisinde delilik bulunan kişiden başka bir şey değildir. Biraz [³] onu bekleyin. [3] Ölünceye veya delilikten ifakat buluncaya kadar.— İ. H. İzmirli
23:25
26
قَالَ رَبِّ انْصُرْن۪ي بِمَا كَذَّبُونِ ٦٢
Kâle rabbinsurnî bimâ kezzebûn(kezzebûni).
Nuh; İmanlarından me/yus olunca «— Yâ Rab! Onların beni yalancı çıkarmalarından dolayı bana yardım et» dedi.— İ. H. İzmirli
23:26
27
فَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِ اَنِ اصْنَعِ الْفُلْكَ بِاَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَاِذَا جَٓاءَ اَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُۙ فَاسْلُكْ ف۪يهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَاَهْلَكَ اِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ مِنْهُمْۚ وَلَا تُخَاطِبْن۪ي فِي الَّذ۪ينَ ظَلَمُواۚ اِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ ٧٢
Fe evhaynâ ileyhi enısnaıl fulke bi a’yuninâ ve vahyinâ fe izâ câe emrunâ ve fâret tennûru fesluk fîhâ min kullin zevceynisneyni ve ehleke illâ men sebeka aleyhil kavlu minhum, ve lâ tuhâtıbnî fîllezîne zalemû, innehum mugrakûn(mugrakûne).
Bunun üzerine biz ona vahyettik ki gözümüzün önünde vahiy ve tâlimimizle bir gemi yap, buyurultumuz gelip fırın fışkırınca [⁴] gemiye her çeşit hayvandan ikişer tane [⁵] ile helâkleri hakkında söz geçmiş olanlardan başka aileni götür. Öz nefislerine zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme, çünkü onlar suda boğulacaklardır. [4] Fırından su kaynayınca veya yeryüzü kaynayınca veya tan yeri ağarınca. [5] Biri erkek diğeri dişi olmak üzere birer çift.— İ. H. İzmirli
23:27
28
فَاِذَا اسْتَوَيْتَ اَنْتَ وَمَنْ مَعَكَ عَلَى الْفُلْكِ فَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي نَجّٰينَا مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ ٨٢
Fe izesteveyte ente ve men meake alel fulki fe kulil hamdu lillâhillezî neccânâ minel kavmiz zâlimîn(zâlimîne).
Sen, seninle beraber bulunanlar gemiye binince «— Bizi zalim kavimden kurtaran Allah/a hamdolsun» dersin.— İ. H. İzmirli
23:28
29
وَقُلْ رَبِّ اَنْزِلْن۪ي مُنْزَلاً مُبَارَكاً وَاَنْتَ خَيْرُ الْمُنْزِل۪ينَ ٩٢
Ve kul rabbi enzilnî munzelen mubâreken ve ente hayrul munzilîn(munzilîne).
İneceğin zaman da «— Yâ Rab! Beni mübarek bir konağa indir. Sen mübarek bir konak indirenlerin hayırlısısın» dersin.— İ. H. İzmirli
23:29
30
اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ وَاِنْ كُنَّا لَمُبْتَل۪ينَ ٠٣
İnne fî zâlike le âyâtin ve in kunnâ le mubtelîn(mubtelîne).
İşte bunda ibretler vardır. Biz, onları denemiş olduk.— İ. H. İzmirli
23:30
Yükleniyor...
Müminun
—. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle