Yusuf 111 Ayet Mekke · يوسف
12

Yusuf

Yusuf · Mekke
12
Yusuf · Mekke
يوسف
111
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
الٓـرٰ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْـكِتَابِ الْمُب۪ينِ۠ ١
Elif lâm râ tilke âyâtul kitâbil mubîn(mubîni).
Elif, Lâm, Ra. Bu, apaçık [³] bir Kitabın icazını müştemil âyetleridir. [2] Sûre-i Celîle Mekke'de nazil olmuş 110 âyettir. [3] Helâl ve haramı açık veya hakkı bâtıldan ayırır.— İ. H. İzmirli
12:1
2
اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ قُرْءٰناً عَرَبِياًّ لَعَلَّـكُمْ تَعْقِلُونَ ٢
İnnâ enzelnâhu kur’ânen arabiyyen le allekum ta’kılûn(ta’kılûne).
Biz onu mânasına akıl erdiresiniz diye arabî bir Kur/an olarak inzal ettik.— İ. H. İzmirli
12:2
3
نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ اَحْسَنَ الْقَصَصِ بِمَٓا اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ هٰذَا الْقُرْاٰنَۗ وَاِنْ كُنْتَ مِنْ قَبْلِه۪ لَمِنَ الْغَافِل۪ينَ ٣
Nahnu nakussu aleyke ahsenel kasası bimâ evhaynâ ileyke hâzel kur’âne ve in kunte min kablihî le minel gâfilîn(gâfilîne).
Biz bu Kur/an/ı [⁴] sana vahiy etmekle en güzel kıssayı [⁵] sana hikâye ediyoruz, gerçi sen evvelce ondan gafil isen de. [4] Bu sûreyi. [5] Diğer sûrelerde bulunmayan ibretler, nükteler, hükümler, acip şeyler bulunmakla. Veya bu kıssayı hüsn-ü beyan ile beyan ederiz.— İ. H. İzmirli
12:3
4
اِذْ قَالَ يُوسُفُ لِاَب۪يهِ يَٓا اَبَتِ اِنّ۪ي رَاَيْتُ اَحَدَ عَشَرَ كَوْكَباً وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ رَاَيْتُهُمْ ل۪ي سَاجِد۪ينَ ٤
İz kâle yûsufu li ebîhi yâ ebeti innî re eytu ehade aşere kevkeben veş şemse vel kamere re eytuhum lî sâcidîn(sâcidîne).
Hani Yusuf babasına: «— Babacığım! Ben rüyada on bir yıldız, güneş, ay gördüm, onları bana secde eder gördüm» demişti.— İ. H. İzmirli
12:4
5
قَالَ يَا بُنَيَّ لَا تَقْصُصْ رُءْيَاكَ عَلٰٓى اِخْوَتِكَ فَيَك۪يدُوا لَكَ كَيْداًۜ اِنَّ الشَّيْطَانَ لِلْاِنْسَانِ عَدُوٌّ مُب۪ينٌ ٥
Kâle yâ buneyye lâ taksus ru’yâke alâ ihvetike fe yekîdû leke keydâ(keyden), inneş şeytâne lil insâni aduvvun mubîn(mubînun).
Yakup demişti: «— Oğulcağzım! Rüyanı kardeşlerine nakletme ki hakkında kuvvetli bir hile kurmasınlar. Zira şeytan insana apaçık bir düşmandır».— İ. H. İzmirli
12:5
6
وَكَذٰلِكَ يَجْتَب۪يكَ رَبُّكَ وَيُعَلِّمُكَ مِنْ تَأْو۪يلِ الْاَحَاد۪يثِ وَيُتِمُّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَعَلٰٓى اٰلِ يَعْقُوبَ كَمَٓا اَتَمَّهَا عَلٰٓى اَبَوَيْكَ مِنْ قَبْلُ اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْحٰقَۜ اِنَّ رَبَّكَ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ۟ ٦
Ve kezâlike yectebîke rabbuke ve yu allimuke min te’vîlil ehâdîsi, ve yutimmu ni’metehu aleyke ve alâ âli ya’kûbe kemâ etemmehâ alâ ebeveyke min kablu ibrâhîme ve ishâk(ishâke), inne rabbeke alîmun hakîm(hakîmun).”
Bunun gibi [¹] Rabbin seni nübüvvet ile güzide kılacak, sana rüya tabirini [²] öğretecek, evvelce büyük babaların İbrahim ve İshak hakkında nimetini tamamladığı gibi senin hakkında da, Yakup ailesi hakkında da nimetini tamamlayacak [³] tır. Çünkü Rabbin hakkıyle âlimdir, hakimdir». [1] Bu rüya ile kadrini âli kılacağı gibi. [2] Veya kütüb-ü ilâhiyeüıin, enbiyay-i sâlifeden mervi olan sözlerin gizli, kapalı yerlerini anlamayı. [3] Sana büyük devlet verecek, seni dünya ve âhiret saadetine nail edecek.— İ. H. İzmirli
12:6
7
لَقَدْ كَانَ ف۪ي يُوسُفَ وَاِخْوَتِه۪ٓ اٰيَاتٌ لِلسَّٓائِل۪ينَ ٧
Le kad kâne fî yûsufe ve ihvetihî âyâtun lis sâilîn(sâilîne).
Yusuf ve kardeşlerinin kıssalarında onu soranlar ve başkaları için birtakım ibretler vardır.— İ. H. İzmirli
12:7
8
اِذْ قَالُوا لَيُوسُفُ وَاَخُوهُ اَحَبُّ اِلٰٓى اَب۪ينَا مِنَّا وَنَحْنُ عُصْبَةٌۜ اِنَّ اَبَانَا لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍۚ ٨
İz kâlû le yûsufu ve ehûhu ehabbu ilâ ebînâ minnâ ve nahnu usbeh(usbehtun), inne ebânâ le fî dalâlin mubîn(mubînin).
Hani kardeşleri aralarında demişlerdi: Yusuf ve ana baba bir kardeşi babası yanında bizden daha sevgilidir. Halbuki biz çoğuz [⁴], babamız dünya işinde her halde açık bir surette şaşırmıştır. [4] Biz çetin işler zamanında işe yararız, onlar çocuktur.— İ. H. İzmirli
12:8
9
اُقْتُلُوا يُوسُفَ اَوِ اطْرَحُوهُ اَرْضاً يَخْلُ لَكُمْ وَجْهُ اَب۪يكُمْ وَتَكُونُوا مِنْ بَعْدِه۪ قَوْماً صَالِح۪ينَ ٩
Uktulû yûsufe evitrahûhu ardan yahlu lekum vechu ebîkum ve tekûnû min ba’dihî kavmen sâlihîn(sâlihîne).
Biri dedi ki: Yusuf/u öldürün veya bir yere [⁵] atıverin ki babanızın yüzü yalnız size dönsün. Bundan sonra salih kimseler olursunuz [⁶]. [5] Uzak bir yere veya ümrandan hâli yere. [6] Tövbe edersiniz veya serdedeceğiniz özürden dolayı babanız ile aranız düzelir veya dünya işiniz yoluna girer.— İ. H. İzmirli
12:9
10
قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ لَا تَقْتُلُوا يُوسُفَ وَاَلْقُوهُ ف۪ي غَيَابَتِ الْجُبِّ يَلْتَقِطْهُ بَعْضُ السَّيَّارَةِ اِنْ كُنْتُمْ فَاعِل۪ينَ ٠١
Kâle kâilun minhum lâ taktulû yûsufe ve elkûhu fî gayâbetil cubbi yel-tekithu ba’dus seyyâreti in kuntum fâilîn(fâilîne).
Onlardan biri: «— Eğer yapacak iseniz [⁷] Yusuf/u öldürmeyin, onu kuyu dibine atın da gelip geçenlerden biri onu oradan alsın» demişti. [7] Yapmasanız daha iyi ya. Veya beni dinlerseniz.— İ. H. İzmirli
12:10
11
قَالُوا يَٓا اَبَانَا مَا لَكَ لَا تَأْمَنَّۭۖا عَلٰى يُوسُفَ وَاِنَّا لَهُ لَنَاصِحُونَ ١١
Kâlû yâ ebânâ mâ leke lâ te’mennâ alâ yûsufe ve innâ lehu lenâsıhûn(lenâsıhûne).
Onlar dediler: Baba! Yusuf/u bize neye emniyet etmiyorsun? Biz onun hakkında hayırhahız.— İ. H. İzmirli
12:11
12
اَرْسِلْهُ مَعَنَا غَداً يَرْتَعْ وَيَلْعَبْ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ ٢١
Ersilhu ma anâ gaden yerta’ ve yel’ab ve innâ lehu lehâfizûn(lehâfizûne).
Yarın onu bizimle beraber kıra gönder ki bizim ile yiyip içsin, gülüp oynasın. Biz onu her halde saklarız.— İ. H. İzmirli
12:12
13
قَالَ اِنّ۪ي لَيَحْزُنُن۪ٓي اَنْ تَذْهَبُوا بِه۪ وَاَخَافُ اَنْ يَأْكُلَهُ الذِّئْبُ وَاَنْتُمْ عَنْهُ غَافِلُونَ ٣١
Kâle innî le yahzununî en tezhebû bihî ve ehâfu en ye’kulehuz zi’bu ve entum anhu gâfilûn(gâfilûne).
Yakup: «— Onu alıp götürmeniz beni mahzun eder [⁸], korkarım ki siz dalgın bir halde iken onu kurt yer» dedi. [8] Çünkü ayrılığına dayanamam.— İ. H. İzmirli
12:13
14
قَالُوا لَئِنْ اَكَلَهُ الذِّئْبُ وَنَحْنُ عُصْبَةٌ اِنَّٓا اِذاً لَخَاسِرُونَ ٤١
Kâlû le in ekelehuz zi’bu ve nahnu usbetun innâ izen lehâsirûn(lehâsirûne).
Onlar: «— * Biz böyle çok iken onu kurt yerse artık biz ziyankâr oluruz [⁹]» dediler. [9] Veya âciz oluruz.— İ. H. İzmirli
12:14
15
فَلَمَّا ذَهَبُوا بِه۪ وَاَجْمَعُٓوا اَنْ يَجْعَلُوهُ ف۪ي غَيَابَتِ الْجُبِّۚ وَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِ لَتُنَبِّئَنَّهُمْ بِاَمْرِهِمْ هٰذَا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ ٥١
Fe lemmâ zehebû bihî ve ecmeû en yec’alûhu fî gayâbetil cubb(cubbi), ve evhaynâ ileyhi le tunebbiennehum bi emrihim hâzâ ve hum lâ yeş’urûn(yeş’urûne).
Onlar Yusuf/u götürüp kuyu dibine bırakmaya karar verince yapacaklarını yaptılar. Biz de ona «— Onların bu işini ileride onlara haber vereceksin. Onlar ise seni tanımayacaklar» diye vahiy ettik.— İ. H. İzmirli
12:15
16
وَجَٓاؤُٓ۫ اَبَاهُمْ عِشَٓاءً يَبْكُونَۜ ٦١
Ve câû ebâhum işâen yebkûn(yebkûne).
Yatsı vakti ağlaya ağlaya babalarına geldiler.— İ. H. İzmirli
12:16
17
قَالُوا يَٓا اَبَانَٓا اِنَّا ذَهَبْنَا نَسْتَبِقُ وَتَرَكْنَا يُوسُفَ عِنْدَ مَتَاعِنَا فَاَكَلَهُ الذِّئْبُۚ وَمَٓا اَنْتَ بِمُؤْمِنٍ لَنَا وَلَوْ كُنَّا صَادِق۪ينَ ٧١
Kâlû yâ ebânâ innâ zehebnâ nestebiku ve tereknâ yûsufe inde metâınâ fe ekelehuz zi’bu, ve mâ ente bi mu’minin lenâ ve lev kunnâ sâdikîn(sâdikîne).
«— Baba! Biz koşmaca oynuyorduk [¹], Yusuf/u da eşyalarımızın yanında bırakmıştık. Bunun üzerine onu kurt yedi. Biz gerçek de olsak sen bize inanacak değilsin» dediler. [1] Yahut ok atışıyorduk.— İ. H. İzmirli
12:17
18
وَجَٓاؤُ۫ عَلٰى قَم۪يصِه۪ بِدَمٍ كَذِبٍۜ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ اَنْفُسُكُمْ اَمْراًۜ فَصَبْرٌ جَم۪يلٌۜ وَاللّٰهُ الْمُسْتَعَانُ عَلٰى مَا تَصِفُونَ ٨١
Ve câû alâ kamîsıhî bi demin kezib(kezibin), kâle bel sevvelet lekum enfusukum emrâ(emren), fe sabrun cemîl(cemîlun), vallâhul musteânu alâ mâ tesıfûn(tesıfûne).
Yalan kan ile bulaşık gömleğini [²] getirdiler. Yakup «-— Hayır, nefsiniz size bu işi kolaylaştırdı. [³] Benim işim telâşsız katlanmadan ibarettir. Sizin bu hal ve hareketinize karşı ancak Tanrı/dan yardım isterim. Başka elimden ne gelir.» dedi. [2] Veya gömleğin üstündeki yalan kanı. [3] İş dediğiniz gibi değil. Bu çetin işi kolay gördünüz de Yusuf hakkında dediğinizden başkasını yaptınız.— İ. H. İzmirli
12:18
19
وَجَٓاءَتْ سَيَّارَةٌ فَاَرْسَلُوا وَارِدَهُمْ فَاَدْلٰى دَلْوَهُۜ قَالَ يَا بُشْرٰى هٰذَا غُلَامٌۜ وَاَسَرُّوهُ بِضَاعَةًۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِمَا يَعْمَلُونَ ٩١
Ve câet seyyâretun fe erselû vâridehum fe adlâ delveh(delvehu), kâle yâ buşrâ hâzâ gulâm(gulâmun), ve eserrûhu bidâah(bidâ’aten), vallâhu alîmun bi mâ ya’melûn(ya’melûne).
Kuyu başına bir kervan kondu, sakalarını kuyuya gönderdiler. Saka kovasını kuyuya sarkıttı. «Müjde! İşte bir çocuk» dedi. Onlar [⁴] ticaret metaı olmak üzere onu başkalarından gizlediler. Allah onların yaptıklarını hakkıyle bilir. [4] Yolcular veya haber alan kardeşleri.— İ. H. İzmirli
12:19
20
وَشَرَوْهُ بِثَمَنٍ بَخْسٍ دَرَاهِمَ مَعْدُودَةٍۚ وَكَانُوا ف۪يهِ مِنَ الزَّاهِد۪ينَ۟ ٠٢
Ve şerevhu bi semenin bahsin derâhime ma’dûdeh(ma’dûdetin), ve kânû fîhi minez zâhidîn(zâhidîne).
Onlar onu pek ucuz pahaya, birkaç dirheme sattılar, ona tamah göstermediler [⁵]. [5] Yolcular kuyuda bulmakla veya hakikati anlamakla yanlarında tutmak istemediler de, parasını aramadılar veya kardeşleri uzak düşmek için para aramadılar.— İ. H. İzmirli
12:20
21
وَقَالَ الَّذِي اشْتَرٰيهُ مِنْ مِصْرَ لِامْرَاَتِه۪ٓ اَكْرِم۪ي مَثْوٰيهُ عَسٰٓى اَنْ يَنْفَعَنَٓا اَوْ نَتَّخِذَهُ وَلَداًۜ وَكَذٰلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِي الْاَرْضِۘ وَلِنُعَلِّمَهُ مِنْ تَأْو۪يلِ الْاَحَاد۪يثِۜ وَاللّٰهُ غَالِبٌ عَلٰٓى اَمْرِه۪ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ ١٢
Ve kâlellezîşterâhu min mısra limre’etihî ekrimî mesvâhu asâ en yenfeanâ ev nettehizehu veledâ(veleden), ve kezâlike mekkennâ li yûsufe fîl ardı ve li nuallimehu min te’vîlil ehâdîs(ehâdîsi), vallâhu gâlibun alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemun(ya’lemune).
Onu satın alan Mısırlı biri karısına «— Ona iyi bak, olabilir ki bize faydası dokunur veya onu oğul ediniriz» dedi. Bunun gibi [⁶] biz Yusuf/u Mısır toprağında mevki sahibi kıldık. Ona rüya tabirini de öğrettik. Allah fermanında [⁷] galiptir, fakat birçok nâs onu bilmez. [6] Ölümden, kuyudan kurtardığımız, satın alan kimsenin kalbine muhabbet verdiğimiz gibi. [7] İradesi yerine gelir. Emrini tevkif edecek yoktur.— İ. H. İzmirli
12:21
22
وَلَمَّا بَلَغَ اَشُدَّهُٓ اٰتَيْنَاهُ حُكْماً وَعِلْماًۜ وَكَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ٢٢
Ve lemmâ belega eşuddehû âteynâhu hukmen ve ilmâ(ilmen), ve kezâlike neczîl muhsinîn(muhsinîne)."
Yusuf yiğitlik çağına baliğ olunca biz ona hüküm [⁸] ve ilim [⁹] verdik. Biz işte böyle iyilik edenlere mükâfat veririz. [8] Hikmet, nübüvvet, müşkül işlerin hal ve faslı. [9] Şeriat, rüya tabiri.— İ. H. İzmirli
12:22
23
وَرَاوَدَتْهُ الَّت۪ي هُوَ ف۪ي بَيْتِهَا عَنْ نَفْسِه۪ وَغَلَّقَتِ الْاَبْوَابَ وَقَالَتْ هَيْتَ لَكَۜ قَالَ مَعَاذَ اللّٰهِ اِنَّهُ رَبّ۪ٓي اَحْسَنَ مَثْوَايَۜ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ ٣٢
Ve râvedethulletî huve fî beytihâ an nefsihî ve ğallekatil ebvâbe ve kâlet heyte lek(leke), kâle ma âzallâhi innehu rabbî ahsene mesvây(mesvâye), innehu lâ yuflihuz zâlimûn(zâlimûne).
Bulunduğu evdeki kadın ondan murat almak istedi, kapıları sımsıkı kapadı, «— Beri gel» dedi. Yusuf «— Tanrıya sığınırım, çünkü o [¹], benim efendimdir. Bana iyi bakmıştır, zina ile kendisine zulüm edenler felâh bulmazlar» dedi. [1] Zevcen.— İ. H. İzmirli
12:23
24
وَلَقَدْ هَمَّتْ بِه۪ۗ وَهَمَّ بِهَاۚ لَوْلَٓا اَنْ رَاٰ بُرْهَانَ رَبِّه۪ۜ كَذٰلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ السُّٓوءَ وَالْفَحْشَٓاءَۜ اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُخْلَص۪ينَ ٤٢
Ve le kad hemmet bihî ve hemme bihâ, levlâ en reâ burhâne rabbih(rabbihi), kezâlike li nasrife anhus sûe vel fahşâ(fahşâe), innehu min ibâdinel muhlesîn(muhlesîne).
* Kadın ise o işi kastetmişti; Yusuf da ona uyacaktı [²]. Rabbinden burhan görmemiş olsaydı [³] olacak olurdu. İşte böylece biz ondan kötülüğü, hayasızlığı gideririz. Çünkü o bizim halis muhlis kullarımızdandır. [2] Veya def'ini istiyordu. [3] Zinanın kötü bir şey olduğunu hakkıyle bilmemiş olsaydı.— İ. H. İzmirli
12:24
25
وَاسْتَبَقَا الْبَابَ وَقَدَّتْ قَم۪يصَهُ مِنْ دُبُرٍ وَاَلْفَيَا سَيِّدَهَا لَدَا الْبَابِۜ قَالَتْ مَا جَزَٓاءُ مَنْ اَرَادَ بِاَهْلِكَ سُٓوءاً اِلَّٓا اَنْ يُسْجَنَ اَوْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ٥٢
Vestebekâl bâbe ve kaddet kamîsahu min duburin ve elfeyâ seyyidehâ ledel bâb(bâbi), kâlet mâ cezâu men erâde bi ehlike sûen illâ en yuscene ev azâbun elîm(elîmun).
İkisi de kapıya koşuştular [⁴], kadın onun gömleğini arkadan boylu boyunca yırttı. Kapının yanında kadının efendisine rastgeldiler. Kadın kendini temize çıkarmak üzere ailene kötülük yapmak isteyene zindana atılmaktan veya acıklı bir cezaya [⁵] çarpılmaktan başka ne ceza verilir! dedi. [4] Yusuf kaçtı, o ardına düştü, koşuşarak kapıya kadar geldiler. [5] Kamçı ile dövmek gibi.— İ. H. İzmirli
12:25
26
قَالَ هِيَ رَاوَدَتْن۪ي عَنْ نَفْس۪ي وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِنْ اَهْلِهَاۚ اِنْ كَانَ قَم۪يصُهُ قُدَّ مِنْ قُبُلٍ فَصَدَقَتْ وَهُوَ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ ٦٢
Kâle hiye râvedetnî an nefsî ve şehide şâhidun min ehlihâ, in kâne kamîsuhu kudde min kubulin fe sadekat ve huve minel kâzibîn(kâzibîne).
Yusuf töhmeti atarak, «—O, benden murat almak diledi» dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şehadet etti [⁶]. Eğer Yusuf/un gömleği önünden yırtılmış ise kadın gerçek söylüyor, o, yalancılardandır. [6] Alâmet beyan etti.— İ. H. İzmirli
12:26
27
وَاِنْ كَانَ قَم۪يصُهُ قُدَّ مِنْ دُبُرٍ فَكَذَبَتْ وَهُوَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ ٧٢
Ve in kâne kamîsuhu kudde min duburin fe kezebet ve huve mines sâdikîn(sâdikîne).
Şayet gömleği ardından yırtılmış ise kadın yalancıdır, o, gerçek diyenlerdendir.— İ. H. İzmirli
12:27
28
فَلَمَّا رَاٰ قَم۪يصَهُ قُدَّ مِنْ دُبُرٍ قَالَ اِنَّهُ مِنْ كَيْدِكُنَّۜ اِنَّ كَيْدَكُنَّ عَظ۪يمٌ ٨٢
Fe lemmâ reâ kamîsahu kudde min duburin kâle innehu min keydikun(kunne), inne keydekunne azîm(azîmun).
Efendisi Yusuf/un gömleğini ardından yırtık görünce kadına dedi ki: «— Bu, sizin desiselerinizdendir, çünkü desiseleriniz büyüktür».— İ. H. İzmirli
12:28
29
يُوسُفُ اَعْرِضْ عَنْ هٰذَا وَاسْتَغْفِر۪ي لِذَنْبِكِۚ اِنَّكِ كُنْتِ مِنَ الْخَاطِـ۪ٔينَ۟ ٩٢
Yûsufu a’rıd an hâzâ vestagfirî li zenbik(zenbiki), inneki kunti minel hâtıîn(hâtıîne).
Yusuf/a da: «— Yusuf! Sen bundan yüz çevir [⁷]», kadına de «— Sen de günahın için yarlıganmak dile, çünkü sen suçlusun». [7] Bu macerayı kimseye açma.— İ. H. İzmirli
12:29
30
وَقَالَ نِسْوَةٌ فِي الْمَد۪ينَةِ امْرَاَتُ الْعَز۪يزِ تُرَاوِدُ فَتٰيهَا عَنْ نَفْسِه۪ۚ قَدْ شَغَفَهَا حُباًّۜ اِنَّا لَنَرٰيهَا ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ٠٣
Ve kâle nisvetun fîl medînetimre’etul azîzi turâvidu fetâhâ an nefsih(nefsihî), kad şegafehâ hubbâ(hubben), innâ le nerâhâ fî dalâlin mubîn(mubînin).
Şehirde birtakım kadınlar bunu işitmekle vezirin karısı kölesinden murat almak istemiş de kölesinin muhabbeti kalbini yakmış [⁸]. Biz onu apaşikâr bir sapıklıkta görüyoruz [⁹], dediler. [8] Yahut kalbinde sabr-u takat bırakmamış, kendisini çıldırtmış. [9] Ne oluyor da bu köleye tutuluyor!— İ. H. İzmirli
12:30
Yükleniyor...
Yusuf
—. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle