فَدَلّٰيهُمَا بِغُرُورٍۚ فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْاٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِنْ وَرَقِ الْجَنَّةِۜ وَنَادٰيهُمَا رَبُّهُمَٓا اَلَمْ اَنْهَكُمَا عَنْ تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ وَاَقُلْ لَكُمَٓا اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُب۪ينٌ ٢٢
Fedellâhumâ bi gurûr(gurûrin), fe lemmâ zâkâş şecerete bedet lehumâ sev'âtuhumâ ve tafikâ yahsıfâni aleyhimâ min varakıl cenneh(cenneti), ve nâdâhumâ rabbuhumâ e lem enhekumâ an tilkumeş şecereti ve ekul lekumâ inneş şeytâne lekumâ aduvvun mubîn(mubînun).
pes ŧamaġlandurdı ol ikiyi aldamaġ-ıla. pes ol vaķt kim ŧatdı ol iki. aġacı açıldı anlara ud yirleri ol ikisinüñ daħı ŧuraķŧurdı ol iki ulaşdururlar dikerler ol iki üzere uçmaķ yapraġından ya'nį incįr yapraġı daħı ķıġırdı ol ikiye çalabı’sı ol ikinüñ yıġmadum mı siz ikiyi şol aġaçdan daħı eyitmedüm mi siz ikiye bayıķ şeyŧān siz ikiye düşmāndur bellü?”— E. Anadolu Türkçesi