مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِۜ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُٓ اَشِدَّٓاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَٓاءُ بَيْنَهُمْ تَرٰيهُمْ رُكَّعاً سُجَّداً يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَاناًۘ س۪يمَاهُمْ ف۪ي وُجُوهِهِمْ مِنْ اَثَرِ السُّجُودِۜ ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِۚۛ وَمَثَلُهُمْ فِي الْاِنْج۪يلِ۠ۛ كَزَرْعٍ اَخْرَجَ شَطْـَٔهُ۫ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰى عَلٰى سُوقِه۪ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغ۪يظَ بِهِمُ الْكُفَّارَۜ وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْراً عَظ۪يماً ٩٢
Muhammedun resûlullâh(resûlullâhi), vellezîne meahû eşiddâu alâl kuffâri ruhamâu beynehum terâhum rukkean succeden yebtegûne fadlen minallâhi ve rıdvânen sîmâhum fî vucûhihim min eseris sucûd(sucûdi), zâlike meseluhum fît tevrât(tevrâti), ve meseluhum fîl incîl(incîli), ke zer’in ahrace şat’ehu fe âzerehu festagleza festevâ alâ sûkıhî yu’cibuz zurrâa, li yagîza bihimul kuffâr(kuffâra), vaadallâhullezîne âmenû ve amilûs sâlihâti minhum magfiraten ve ecren azîmâ(azîmen).
muḥammed Tañrı yalavacıdur. daħı anlar kim anuñ-iledur ķatılardur kāfirler üzere esirgeyiciler aralarında ya'nį biribiri arasında. göreseñ anları ruķū' eyleyicilerken isterler fażl Tañrı’dan daħı ħoşnūdlıķ. 'alāmetleri anlaruñ yüzlerindedür secde eylemek eŝerinden. şol meŝelleridür [274b] tevrįt içinde daħı meŝelleri incįl içinde ekin gibi ya'nį muḥammed kim çıķardı oġulduġını ya'nį mü’minleri pes ķavl eyledi anı pes yoġnaldı pes ŧoġru oldı incükleri üzere. ŧañlatdurur ekincįleri tā ķaķıda anlaruñ-ıla ya'nį mü’minler-ile kāfırleri. va'de eyledi Tañrı anlara kim įmān getürdiler daħı işlediler eyü işler anlardan yarlıġamaķ daħı müzd ulu.— E. Anadolu Türkçesi