Fecr 30 Ayet 30. Cüz الفجر
89

Fecr

— Tan Vakti
30 Ayet 30. Cüz
الفجر
89
Fecr
30 Ayet
الفجر
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
وَالْفَجْرِۙ ١
Vel fecr(fecri).
Düşün, ey insan: İnkar ve cehâlet karanlıklarını paramparça ederek, hakîkate susamış gönülleri iman ve Kur’an nurlarıyla aydınlatan ve müminleri bekleyen parlak bir geleceği müjdeleyen şafak vaktine andolsun! Mekke döneminin hemen başlarında, Leyl sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, birinci ayetinde geçen “el-Fecr: Şafak, tanyeri” kelimesinden almıştır. 30 ayettir.— M. Kısa
89:1
2
وَلَيَالٍ عَشْرٍۙ ٢
Ve leyâlin aşr(aşrın).
Son Elçinin insanlığı uyarmakla görevlendirildiği on geceye, Ramazan ayının son on gecesine —ki, huzur ve sükun dolu bir dünyanın kapılarının aralandığı mübarek Kadir gecesi de bu geceler içindedir— andolsun!— M. Kısa
89:2
3
وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِۙ ٣
Veş şef’ı vel vetr(vetri).
Yaratıcının tekliği ve benzersizliğine karşılık, âlemlerde çift ve karşıt-kutuplu olan ve bu yüzden diğer yaratılmışlarla kaçınılmaz maddî/fiziki ilişkiler içinde bulunan canlı cansız her şey e ve bütün bunları yaratan eşsiz, benzersiz ve Tek olan âlemlerin Rabb’in e andolsun!— M. Kısa
89:3
4
وَالَّيْلِ اِذَا يَسْرِۚ ٤
Vel leyli izâ yesr(yesri).
Ve yerini iman ve Kur’an aydınlığına terk etmek üzere geçip gitmekte olan geceye andolsun!— M. Kısa
89:4
5
هَلْ ف۪ي ذٰلِكَ قَسَمٌ لِذ۪ي حِجْرٍۜ ٥
Hel fî zâlike kasemun lizî hicr(hicrin).
Düşün, ey insan; bu sayıla nlarda, akıl ve sağduyu sahipleri için yürekleri sarsıp gaflet uykusundan uyandıracak ibret ve öğüt verici bir yemin yok mudur? İşte bütün bunlara yemin olsun ki, hiçbir günah cezasız kalmayacak, zâlimler yaptıklarının cezasını mutlaka çekecekler!— M. Kısa
89:5
6
اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍۙۖ ٦
E lem tere keyfe feale rabbuke bi âd(âdin).
Bilmez misin, Rabb’in neler yaptı o azgın ve günahkâr Ad kavmin e?— M. Kısa
89:6
7
اِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِۙۖ ٧
İreme zâtil ımâd(ımâdi).
Yani, göğe yükselen kuleler ve yüksek sütunlarla donatılmış büyük bir şehir olan İrem’e!— M. Kısa
89:7
8
اَلَّت۪ي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِۙۖ ٨
Elletî lem yuhlak misluhâ fîl bilâd(bilâdi).
Öyle muhteşem nîmet ve güzelliklerle bezenmiş bir şehir ki, insanlık tarihinde hiçbir ülkede onun eşi benzeri yaratılmamıştı.— M. Kısa
89:8
9
وَثَمُودَ الَّذ۪ينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِۙۖ ٩
Ve semûdelleziyne câbûssahre bil vâd(vâdi).
Ve Allah’ın bahşettiği güç ve yetenek sayesinde, uçsuz bucaksız vadilerdeki sarp kayalıkları büyük bir ustalıkla yonta rakhiçbir düşmanın erişemeyeceği güvenli evler inşâ ede n Semud halkın a?— M. Kısa
89:9
10
وَفِرْعَوْنَ ذِي الْاَوْتَادِۙۖ ٠١
Ve fir avne zîl evtâd(evtâdi).
Ve dünyada ebedi kalmak, dünyaya kazık çakmak için yapılmış piramitlerle simgelenen saltanata ve muazzam ordulara sahip o zâlim diktatöre, kazıklı Firavuna!— M. Kısa
89:10
11
اَلَّذ۪ينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِۙۖ ١١
Ellezîne tagav fîl bilâd(bilâdi).
İşte Allah, bunların hepsini cezalandırıp yok etti! Çünkü onlar, egemenlik kurdukları ülkelerde hak ve adâlet sınırlarını çiğneyerek olabildiğince azgınlaşmış,— M. Kısa
89:11
12
فَاَكْثَرُوا ف۪يهَا الْفَسَادَۙۖ ٢١
Fe ekserû fîhel fesâd(fesâde).
Ve büyük bir ahlâkî yozlaşmaya, çürümeye yol açarak, oraları fesada boğmuşlardı.— M. Kısa
89:12
13
فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍۙۖ ٣١
Fe sabbe aleyhim rabbuke sevta azâb(azâbin).
Bu yüzden Rabb’in, kimini kasırgayla yok ederek, kimini bir depremle yerin dibine geçirerek, kimini denizde boğarak üzerlerine peş peşe azap kamçıları yağdırdı! Bundan sonraki zâlim toplumları da benzer nice felâketlerle cezalandıracaktır.— M. Kısa
89:13
14
اِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِۜ ٤١
İnne rabbeke le bil mirsâd(mirsâdi).
Çünkü Rabb’in, kullarının her hâlini her an gözetlemektedir.— M. Kısa
89:14
15
فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَكْرَمَنِۜ ٥١
Fe emmel insânu izâ mebtelâhu rabbuhu fe ekremehu ve na’amehu fe yekûlu rabbî ekremen(ekremeni).
Fakat insanoğlu o kadar nankördür ki, Rabb’i ona güç, servet, sağlık ve benzeri nîmetler bahşederek kendisini imtihân edince, bunun gelip geçici bir zevkten ibaret olduğunu ve asıl ikramın âhirette verileceğini göz ardı ederek aptalca bir gurura kapılır ve “ Ben ne kıymetli bir kulmuşum ki, Rabb’im beni bunca nîmetlerle onurlandırdı!” d iyerek Rabb’ini unutur, sefahate dalıp gid er.— M. Kısa
89:15
16
وَاَمَّٓا اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَهَانَنِۚ ٦١
Ve emmâ izâ mebtelâhu fe kadere aleyhi rızkahu fe yekûlu rabbî ehânen(ehâneni).
Ama ne zaman ki, Allah verdiği nîmetlerin bir kısmını geri alıp rızkını daraltarak onu imtihân etse, hemen ümitsizliğe, yılgınlığa kapılır verenin de, alanın da Allah olduğunu, bu imtihân dünyasında nîmetlere şükrederek, sıkıntılara sabrederek Rabb’ine kulluğa devam ettiği takdirde çok daha büyük nîmetlere kavuşacağını düşünmez de, bunun ilâhî adâletsizlikten kaynaklandığını sanır ve büyük bir nankörlükle, “Rabb’im beni küçük düşürdü!” der.— M. Kısa
89:16
17
كَلَّا بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَت۪يمَۙ ٧١
Kellâ bel lâ tukrimûnel yetîm(yetîme).
Hayır; Allah sonsuz lütuf, merhamet ve adâlet sahibidir fakat siz, ey nankörler, bunu hak edecek davranışlar yapmıyorsunuz; örneğin, yetime ikramda bulunmuyorsunuz!— M. Kısa
89:17
18
وَلَا تَحَٓاضُّونَ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۙ ٨١
Ve lâ tehâddûne alâ taâmil miskîn(miskîni).
Kimsesiz, çaresiz ve yoksul insan ları doyurmak ve onların maddî mânevî ihtiyaçlarını gidererek dertlerine derman olmak için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz!— M. Kısa
89:18
19
وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ اَكْلاً لَماًّۙ ٩١
Ve te’kulûnet turâse eklen lemmâ(lemmen).
Yoksullara yardım etmemekle kalmıyor, bütün hak ve adâlet ilkelerini çiğneyerek, hatta zavallı yetimlerin hakkı olan mirası haksız şekilde yiyorsunuz!— M. Kısa
89:19
20
وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُباًّ جَماًّۜ ٠٢
Ve tuhıbbûnel mâle hubben cemmâ(cemmen).
Ve zenginliği ulaşılması gereken biricik hedef olarak görüyor, mala. mülke aşırı bir tutkuyla bağlanıyorsunuz.— M. Kısa
89:20
21
كَلَّٓا اِذَا دُكَّتِ الْاَرْضُ دَكاًّ دَكاًّۙ ١٢
Kellâ izâ dukketil ardu dekken dekkâ(dekken).
Hayır; öyle yapmayın! Çünkü bütün bunların hesabını vereceksiniz! Ne zaman mı? Yeryüzü peş peşe darbelerle sarsılıp paramparça olduğu zaman,— M. Kısa
89:21
22
وَجَٓاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفاًّ صَفاًّۚ ٢٢
Ve câe rabbuke vel meleku saffen saffâ(saffen).
Bütün melekler mahşer meydanında sıra sıra dizilmişken, Rabb’in in kudret, saltanat ve hükümranlık alâmetleri tüm dehşet ve ihtişâmıyla tecellî ettiği zaman!— M. Kısa
89:22
23
وَج۪ٓيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ وَاَنّٰى لَهُ الذِّكْرٰىۜ ٣٢
Ve cîe yevmeizin bi cehenneme yevmeizin yetezekkerul insânu ve ennâ lehuz zikrâ.
O Gün, cehennem getiril ip tüm korkunçluğuyla zâlimlerin karşısına dikil ecek! İşte o anda, günahkâr insan büyük bir pişmanlık duyup gerçeği anlayacak fakat iş işten geçtikten sonra öğüt almanın ona ne faydası olabilir ki?— M. Kısa
89:23
24
يَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي قَدَّمْتُ لِحَيَات۪يۚ ٤٢
Yekûlu yâ leytenî kaddemtu li hayâtî.
Bu yüzden, “Ah; keşke fırsat varken Rabb’ime kulluk edip bu hayatım için bir hazırlık yapsaydım!” diye feryat edecek.— M. Kısa
89:24
25
فَيَوْمَئِذٍ لَا يُعَذِّبُ عَذَابَهُٓ اَحَدٌۙ ٥٢
Fe yevmeizin lâ yuazzibu azâbehû ehad(ehadun).
İşte o Gün, hiç kimse O’nun zâlimlere vereceği cehennem azâbı gibi bir azap veremez!— M. Kısa
89:25
26
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُٓ اَحَدٌۜ ٦٢
Ve lâ yûsiku ve sâkahû ehad(ehadun).
Ve hiç kimse O’nun vurduğu prangayı, bağı vuramaz! Ama ilâhî müjdeye layık olanlar da var ve onlara şöyle denilecek:— M. Kısa
89:26
27
يَٓا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُۗ ٧٢
Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh(mutmainnetu).
“Ey gönlü vahiyle, Allah’a kullukla huzura ermiş kişi!”— M. Kısa
89:27
28
اِرْجِع۪ٓي اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ ٨٢
İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).
“Rabb’ine dön; O’ndan razı olmuş ve O’nun rızasını kazanmış olarak! Sen O’ndan hoşnut, O de senden hoşnut bir hâlde! ”— M. Kısa
89:28
29
فَادْخُل۪ي ف۪ي عِبَاد۪يۙ ٩٢
Fedhulî fî ibâdî.
“Haydi, sen de katıl seçkin kullarımın arasına!”— M. Kısa
89:29
30
وَادْخُل۪ي جَنَّت۪ي ٠٣
Vedhulî cennetî.
“ Haydi, gir cennetime!”— M. Kısa
89:30
Fecr
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle