1
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِۙ ١
Kul eûzu bi rabbil felak(felakı).
Ey Müslüman! Tehlikelerle dolu şu hayat yolculuğunda, insanlığa dünyada ve âhirette kurtuluş yolunu göstermek üzere de ki: “Ben, felakın Rabb’ine sığınırım. Gönderdiği Kur’ân sayesinde inkâr ve cehâlet karanlıklarını paramparça eden, böylece aklımı ve gönlümü iman ve Kur’ân nuruyla aydınlatan yüce Rabb’imin benim için belirlediği kulluk sistemini bireysel ve toplumsal hayatıma egemen kılarak O’nun himayesi altına girerim. Bunun için:
Konu ve üslup bakımından birbirlerine oldukça benzeyen ve Hz. Peygamber tarafından “Muavvizeteyn: Allah’ın himayesine ulaştıran ikili” olarak adlandırılan Felak ve Nas sûreleri Mekke döneminin ilk yıllarında indirilmiştir. 5 ayetten oluşan Felak sûresi, adını birinci ayetinde geçen “Felak” kelimesinden almıştır. Şafak, sabah, tan ağarma vakti gibi kelimelerle çevrilebilen felak; tohumun çatlamasının ardından ağacın; yumurtanın kırılışının ardından muhtelif hayvan türlerinin; karanlığın parçalanışının ardından aydınlığın doğuşu gibi bir kırılma, çatlama, patlama, yarılma sonrasında ortaya çıkan yeni bir oluşumu, doğumu anlatır. Mecazi olarak da, insanı bunaltan bir sıkıntı, dert, acı ve kederin ardından gelen sevinç ve rahatlık halini veya zihnin ve vicdanın duçar olduğu keşmekeşin ardından doğan manevi aydınlanmayı ifade eder.— M. Kısa
113:1