Saffat 182 Ayet 23. Cüz الصافات
37

Saffat

— Saf Tutanlar
182 Ayet 23. Cüz
الصافات
37
Saffat
182 Ayet
الصافات
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
وَالصَّٓافَّاتِ صَفاًّۙ ١
Ves sâffati saffâ(saffen).
Sıra sıra dizilenlere; zâlimlere karşı mücâdele için cephede sıra sıra dizilen mücahitlere, namazda saf tutan müminlere, kendi yörüngelerinde akıp giden gök cisimlerine, Allah’ın huzurunda saflar hâlinde duran meleklere yemin olsun, Mekke döneminin ortalarında indirilmiştir. Adını, sıra sıra dizilenlere işâret eden ilk ayetinden almıştır. 182 ayettir.— M. Kısa
37:1
2
فَالزَّاجِرَاتِ زَجْراًۙ ٢
Fez zâcirâti zecrâ(zecran).
Haykırıp sürenlere; yeryüzünde fitne kalmayıncaya kadar savaşmaya and içmiş mücahitlere, suçluları kötülükten alıkoyan âdil hâkim ve yöneticilere, İslâm ordularını sevk ve idare eden komutanlara, rüzgarları evirip çeviren veya kâfirlerin canını alıp onları cehenneme sürükleyen meleklere yemin olsun,— M. Kısa
37:2
3
فَالتَّالِيَاتِ ذِكْراًۙ ٣
Fet tâliyâti zikrâ(zikran).
Öğüt okuyanlara; bir öğüt ve uyarı olan bu Kur’an’ı anlamaya çalışarak okuyan Müslümanlara, Allah’ın kitabını öğrenen, öğreten ve yaşayan alimlere, hakîkati tüm insanlığa duyurmak için seferber olan İslâm dâvetçilerine ve Allah’tan aldığı vahyi Peygamberlere ileten meleklere yemin olsun ki,— M. Kısa
37:3
4
اِنَّ اِلٰهَكُمْ لَوَاحِدٌۜ ٤
İnne ilâhekum le vâhıd(vâhıdun).
Evet, bütün bunlara yemin olsun ki, ey insanlar, sizin ilâhınız ancak bir tek İlâh olan Allah’tır! O Allah ki;— M. Kısa
37:4
5
رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِۜ ٥
Rabbus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ ve rabbul meşârık(meşârıkı).
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin gerçek Sahibi, Yöneticisi, Efendisi ve Rabb’idir; aynı zamanda doğuların ve batıların, bütün doğuş ve batışların da Rabb’idir! Evrendeki bütün gündoğumu ve günbatımı noktalarınınRabb’idir! Bu gündoğumu ve günbatımlarıyla aydınlığı karanlığa, karanlıkları aydınlığa çeviren Allah, gönderdiği Kur’an sayesinde zulüm ve cehâlet karanlıklarını paramparça edecek ve ışığa susamış gönülleri iman ve İslâm nuruyla aydınlatacaktır. Çünkü O, bütün zamanların ve mekânların Hâkimidir. İşte bu hükümranlığın bir alâmeti olarak:— M. Kısa
37:5
6
اِنَّا زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِز۪ينَةٍۨ الْـكَوَاكِبِۙ ٦
İnnâ zeyyennes semâed dunyâ bi zîynetinil kevâkib(kevâkibi).
Biz dünyaya en yakın göğü muhteşem güzelliklerle, parlak birer inci demeti gibi ışıldayan yıldızlarla süsledik.— M. Kısa
37:6
7
وَحِفْظاً مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍۚ ٧
Ve hıfzan min kulli şeytânin mârid(mâridin).
Ve onu, gelecekten haber verdiklerini iddia eden astrologların, medyumların, falcıların, kahinlerin haber kaynağı olan her türlü azgın ve isyankâr şeytan ın istilasın dan koruduk.— M. Kısa
37:7
8
لَا يَسَّمَّعُونَ اِلَى الْمَلَأِ الْاَعْلٰى وَيُقْذَفُونَ مِنْ كُلِّ جَانِبٍۗ ٨
Lâ yessemmeûne ilel meleil a’lâ ve yukzefûne minkulli cânib(cânibin).
İşte bunun içindir ki, şeytanlar gelecekten haber veremez, gaybla ilgili bilgiler çalmak üzere semaya yükselip seçkin melekler topluluğu nun kendi aralarındaki konuşmaları dinleyemezler; buna teşebbüs ettikleri takdirde, her yandan sürülüp kovulurlar!— M. Kısa
37:8
9
دُحُوراً وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌۙ ٩
Duhûran ve lehum azâbun vâsib(vâsibun).
Hem de, son derece alçaltılmış, onurları kırılmış bir hâlde! Fakat asıl cezayı âhirette çekecekler: Onlar için, sonsuza dek sürecek bir azap var!— M. Kısa
37:9
10
اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ ٠١
İllâ men hatıfel hatfete fe etbeahu şihâbun sâkib(sâkibun).
Demek ki cinler, göklerde diledikleri gibi gezemez, fizik âlemin sınırlarını aşarak gelecek hakkındaki bilgilere ulaşamazlar. Ancak melekler arasında geçen konuşmalardan bir kırıntı kapan olursa, onun da peşine derhal yakıcı bir alev olarak bir yıldız takılır ve onu yakıp küle çevirir. Şu hâlde: Geleceği bildiğini iddia eden kahinler, medyumlar, falcılar kesinlikle yalan söylüyorlar. Bu Kur’an, hiçbir cin veya şeytanın müdâhalesine maruz kalmadan, orijinal şekliyle insanlığa ulaştırılmıştır.— M. Kısa
37:10
11
فَاسْتَفْتِهِمْ اَهُمْ اَشَدُّ خَلْقاً اَمْ مَنْ خَلَقْنَاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِنْ ط۪ينٍ لَازِبٍ ١١
Festeftihim e hum eşeddu halkan em men halaknâ, innâ halaknâhum min tînin lâzib(lâzibin).
Ey Müslüman! İnkârcılara bu ayetleri oku ve sor onlara; onları öldükten sonra yeniden yaratmak, Bizim yarattığımız bunca varlıkları yaratmak tan daha mı zor? Nitekim Biz onları, basit ve ilkel bir maddeden, cıvık bir çamurdan yarattık.— M. Kısa
37:11
12
بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَۖ ٢١
Bel acibte ve yesharûn(yesharûne).
Evet, ey inanan insan; sen bu muhteşem kudrete hayran kaldın; onlar ise seninle alay ederler!— M. Kısa
37:12
13
وَاِذَا ذُكِّرُوا لَا يَذْكُرُونَۖ ٣١
Ve izâ zukkirû lâ yezkurûn(yezkurûne).
Ve Kur’an ile uyarıldıklarında, öğüt almaya yanaşmazlar.— M. Kısa
37:13
14
وَاِذَا رَاَوْا اٰيَةً يَسْتَسْخِرُونَۖ ٤١
Ve izâ raev âyeten yesteshırûn(yesteshırûne).
Hakikati gözler önüne seren bir delil veya bir ayet gördüklerinde, küçültücü sözlerle onu etkisiz kılmaya çalışırlar:— M. Kısa
37:14
15
وَقَالُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌۚ ٥١
Ve kâlû in hâzâ illâ sihrun mubîn(mubînun).
“ Vicdanları sarsıp derinden etkileyen bu Kur’an, bir büyü cünün uydurduğu efsunlu sözler den başka bir şey olamaz!” derler.— M. Kısa
37:15
16
ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ ٦١
E izâ mitnâ ve kunnâ turâben ve izâmen e innâ le meb’ûsûn(meb’ûsûne).
Yeniden dirilişi de inkâr ederek, “ Ne yani; biz ölüp toprak ve çürümüş kemik yığınına dönüştükten sonra yeniden mi diriltileceğiz?— M. Kısa
37:16
17
اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا الْاَوَّلُونَۜ ٧١
E ve âbâunel evvelûn(evvelûne).
“ Hem biz, hem de geçmiş atalarımız, öyle mi?”— M. Kısa
37:17
18
قُلْ نَعَمْ وَاَنْتُمْ دَاخِرُونَۚ ٨١
Kul neam ve entum dâhırûn(dâhırûne).
Onlara de ki: “Evet; hepiniz diriltileceksiniz, hem de alçaltılmış bir şekilde!”— M. Kısa
37:18
19
فَاِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ فَاِذَا هُمْ يَنْظُرُونَ ٩١
Fe innemâ hiye zecretun vâhıdetun fe izâ hum yenzurûn(yenzurûne).
Çünkü kıyâmet ve yeniden diriliş olayı, yalnızca bir çığlıktan ibarettir, o komut verilir verilmez, bütün insanlar mezarlarından fırlayacak ve şaşkınlıkla etraflarına bakacaklar:— M. Kısa
37:19
20
وَقَالُوا يَا وَيْلَنَا هٰذَا يَوْمُ الدّ۪ينِ ٠٢
Ve kâlû yâ veylenâ hâzâ yevmud dîn(dîni).
“Eyvah!” diye feryat edecekler, “İşte bize haber verilen Ceza Günü!” Bunun üzerine, Allah onlara seslenecek:— M. Kısa
37:20
21
هٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَ۟ ١٢
Hâzâ yevmul faslillezî kuntum bihî tukezzibûn(tukezzibûne).
“ Evet; bugün, sizin vaktiyle yalanlayıp durduğunuz Yargı Günüdür!”— M. Kısa
37:21
22
اُحْشُرُوا الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا وَاَزْوَاجَهُمْ وَمَا كَانُوا يَعْبُدُونَۙ ٢٢
Uhşurûllezîne zalemû ve ezvâcehum ve mâ kânû ya’budûn(ya’budûne).
“ Zebaniler! Bu zâlimleri, onlara destek vererek zulme ortak olan taraftarlarını ve Allah’ın yanı sıra kulluk ettikleri o ilâhlık taslayan liderlerini, akıl hocalarını, efendileri ni gruplar hâlinde bir araya toplayın!”— M. Kısa
37:22
23
مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَاهْدُوهُمْ اِلٰى صِرَاطِ الْجَح۪يمِۙ ٣٢
Min dûnillâhi fehdûhum ilâ sırâtıl cahîm(cahîmi).
“Sonra da, hepsini cehennemin yoluna sürün!”— M. Kısa
37:23
24
وَقِفُوهُمْ اِنَّهُمْ مَسْؤُ۫لُونَۙ ٤٢
Vakıfûhum innehum mes’ûlûn(mes’ûlûne).
“Ve onları orada bekletin; çünkü onlar, yaptıkları zulüm ve haksızlıklardan dolayı sorguya çekilecekler!”— M. Kısa
37:24
25
مَا لَـكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ ٥٢
Mâ lekum lâ tenâsarûn(tenâsarûne).
“ Evet, ey zâlimler! Hani ilâhlarınız sizi kurtaracaktı? Ne oldu size, neden birbirinize yardım etmiyorsunuz?”— M. Kısa
37:25
26
بَلْ هُمُ الْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ ٦٢
Bel humul yevme musteslimûn(musteslimûne).
Hayır; kimse kimseye yardım edemeyecek! Çünkü bugün bütün insanlar ve cinler, Allah’ın irâdesine boyun eğmişlerdir.— M. Kısa
37:26
27
وَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ ٧٢
Ve akbele ba’duhum alâ ba’dın yetesâelûn(yetesâelûne).
Derken zâlimler, birbirlerine dönüp bir zamanlar kulluk ettikleri liderlerini, efendilerini suçlamaya başlayacaklar:— M. Kısa
37:27
28
قَالُٓوا اِنَّكُمْ كُنْتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ الْيَم۪ينِ ٨٢
Kâlû innekum kuntum te’tûnenâ anil yemîn(yemîni).
“Siz ey şeytanlar, bizi yaldızlı sözlerle aldatıyordunuz! Bazen Allah’ın adını kullanarak, kimi zaman gururumuzu okşayarak bize hep sağımızdan yanaşırdınız!”— M. Kısa
37:28
29
قَالُوا بَلْ لَمْ تَكُونُوا مُؤْمِن۪ينَۚ ٩٢
Kâlû bel lem tekûnû mû’minîn(mû’minîne).
Buna karşılık liderleri, “Hayır!” diye karşılık verecekler, “Siz zaten Allah’ın ayetlerine hiçbir zaman inanmamıştınız ki!”— M. Kısa
37:29
30
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍۚ بَلْ كُنْتُمْ قَوْماً طَاغ۪ينَ ٠٣
Ve mâ kâne lenâ aleykum min sultân(sultânin), bel kuntum kavmen tâgîn(tâgîne).
“Üstelik, bizim sizi zorlayacak bir gücümüz de yoktu! Aksine, siz kendi irâdenizle azgınlık ediyordunuz!”— M. Kısa
37:30
Yükleniyor...
Saffat
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle