Cin 28 Ayet 29. Cüz الجن
72

Cin

— Cin
28 Ayet 29. Cüz
الجن
72
Cin
28 Ayet
الجن
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
قُلْ اُو۫حِيَ اِلَيَّ اَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ فَقَالُٓوا اِنَّا سَمِعْنَا قُرْاٰناً عَجَباًۙ ١
Kul ûhıye ileyye ennehustemea neferun minel cinni fe kâlû innâ semi’nâ kur’ânen acebâ(aceben).
Ey Muhammed! Tüm insanlara ve cinlere seslenerek de ki: “Bana Allah tarafından vahyedildi ki, cinlerden bir grup bir gece benim okuduğum ayetleri gizlice dinlediler ve kavimlerine dönüp onlara şöyle dediler: “ Bakın arkadaşlar! Biz, kendisine kulak veren herkesi doğruya ve güzele ileten hârika bir Kur’an dinledik!” Mekke döneminin sonlarında gönderilen bu sûre, adını birinci ayetinde geçen “Cinn: cinler” kelimesinden almıştır. 28 ayettir.— M. Kısa
72:1
2
يَهْد۪ٓي اِلَى الرُّشْدِ فَاٰمَنَّا بِه۪ۜ وَلَنْ نُشْرِكَ بِرَبِّنَٓا اَحَداًۙ ٢
Yehdî iler ruşdi fe âmennâ bih(bihî), ve len nuşrike bi rabbinâ ehadâ(ehaden).
“Ve derhal ona iman ettik! O hâlde söz veriyoruz: Artık Allah’tan başka hiçbir varlığı ilâhî niteliklerle yüceltmeyecek, O’ndan başka hiçbir güce kayıtsız şartsız boyun eğmeyecek; hiç kimseyi ve hiçbir şeyi Rabb’imize ortak koşmayacağız!”— M. Kısa
72:2
3
وَاَنَّهُ تَعَالٰى جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَداًۙ ٣
Ve ennehu teâlâ ceddu rabbinâ mettehaze sâhıbeten ve lâ veledâ(veleden).
“ Çünkü Kur’an’ı duyunca öğrendik ki, Rabb’imizin şânı çok yücedir; ne bir eş edinmiştir O, ne de bir çocuk! Demek ki, Allah’ın bir çocuk edindiğini iddia edenler Allah’a iftira ediyorlarmış. ”— M. Kısa
72:3
4
وَاَنَّهُ كَانَ يَقُولُ سَف۪يهُنَا عَلَى اللّٰهِ شَطَطاًۙ ٤
Ve ennehu kâne yekûlu sefîhunâ alâllâhi şetatâ(şetatan).
“Meğer içimizdeki bazı akılsızlar, Allah hakkında gerçek dışı sözler söylüyorlarmış.”— M. Kısa
72:4
5
وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ تَقُولَ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلَى اللّٰهِ كَذِباًۙ ٥
Ve ennâ zanennâ en len tekûlel insu vel cinnu alâllâhi kezibâ(keziben).
“ Ey halkımız! Doğrusu, insanların ve cinlerin Allah’a karşı bu kadar pervasızca ve bile bile yalan söyleyecekleri, aklımızın ucundan bile geçmezdi.”— M. Kısa
72:5
6
وَاَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الْاِنْسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقاًۙ ٦
Ve ennehu kâne ricâlun minel insi yeûzûne bi ricâlin minel cinni fe zâdûhum rehekâ(rehekan).
“Gerçi öteden beri dünyevî menfaatler peşinde koşan kimi insanlar, kendilerine yardım edeceğini umdukları bazı cinlere sığınır ve bu davranışlarıyla onları kibir ve isyana sürükleyerek, azgınlıklarını iyice artırırlardı.”— M. Kısa
72:6
7
وَاَنَّهُمْ ظَنُّوا كَمَا ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَبْعَثَ اللّٰهُ اَحَداًۙ ٧
Ve ennehum zannû kemâ zanentum en len yeb’asallâhu ehadâ(ehaden).
“ Çünkü o insa nlar da, tıpkı sizin bir zamanlar sandığınız gibi, Allah’ın insan ve cinlerin hayatına hiçbir zaman müdâhale etmeyeceğini, dolayısıyla hiç kimseyi Peygamber olarak göndermeyeceğini ve öldükten sonra hiç kimsenin dirilmeyeceğini sanıyorlardı. Fakat biz Kur’an’ı dinledikten sonra, bu iddianın tamamen yanlış olduğunu anladık. ”— M. Kısa
72:7
8
وَاَنَّا لَمَسْنَا السَّمَٓاءَ فَوَجَدْنَاهَا مُلِئَتْ حَرَساً شَد۪يداً وَشُهُباًۙ ٨
Ve ennâ le mesnes semâe fe vecednâhâ muliet haresen şedîden ve şuhubâ(şuhuben).
“ Zaten göğü gezip yokladığımızda gördük ki, bütün gökyüzü, uzayda gezip dolaşmayı bizim için neredeyse imkânsız hâle getiren güçlü bekçilerle ve ateş toplarıyla doldurulmuş. İşte bunu görünce, tarihin akışını değiştiren çok önemli bir olayın gerçekleştiğini anladık. ”— M. Kısa
72:8
9
وَاَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَاعِدَ لِلسَّمْعِۜ فَمَنْ يَسْتَمِعِ الْاٰنَ يَجِدْ لَهُ شِهَاباً رَصَداًۙ ٩
Ve ennâ kunnâ nak’udu minhâ mekâıde lis sem’i fe men yestemiıl âne yecid lehu şihâben rasadâ(rasaden).
“ Çünkü daha önce göğe çıkar ve melekler arasında geçen konuşmaları dinlemek için uygun yerlere otururduk. Orada işittiğimiz bazı bilgi kırıntılarını —bire beşyüz katarak— gelip kahinlere, falcılara haber verirdik. Fakat şimdi, Son Elçinin gönderilmesinden sonra, artık kim göğe çıkıp melekleri dinlemeye kalkışsa, kendisini izleyen bir alev topuyla karşılaşır ve oracıkta yanıp küle çevrilir. ”— M. Kısa
72:9
10
وَاَنَّا لَا نَدْر۪ٓي اَشَرٌّ اُر۪يدَ بِمَنْ فِي الْاَرْضِ اَمْ اَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَداًۙ ٠١
Ve ennâ lâ nedrî eşerrun urîde bi men fîl ardı em erâde bi him rabbuhum reşedâ(reşeden).
“ Bunun sebebini bilemiyoruz; acaba gökyüzünün böyle sıkı denetim altına alınmasıyla yeryüzünde yaşayanlara bir ceza mı verilmek istendi, yoksa Rab’leri onlara doğru yolu göstermeyi mi diledi.”— M. Kısa
72:10
11
وَاَنَّا مِنَّا الصَّالِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذٰلِكَۜ كُنَّا طَرَٓائِقَ قِدَداًۙ ١١
Ve ennâ minnes sâlihûne ve minnâ dûne zâlik(zâlike), kunnâ tarâika kıdedâ(kıdeden).
“ Fakat ikinci ihtimal daha yakın görünüyor. Çünkü biz cinler hepimiz aynı değiliz; içimizde dürüst ve erdemli kimseler de var, bunun çok aşağısında kalan azgın lar da var. Bizler, tıpkı insanlar gibi farklı görüş ve inançlara sahip çeşitli gruplara ayrılmış vaziyetteyiz. Bu da gösteriyor ki, bizim de Allah’ın yol göstericiliğine şiddetle ihtiyacımız var. ”— M. Kısa
72:11
12
وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ نُعْجِزَ اللّٰهَ فِي الْاَرْضِ وَلَنْ نُعْجِزَهُ هَرَباًۙ ٢١
Ve ennâ zanennâ en len nu’cizallâhe fîl ardı ve len nu’cizehu herebâ(hereben).
“ Zaten şu dinlediğimiz Kur’an sayesinde anladık ki, yeryüzünde ne kadar güçlü kudretli olursak olalım, Allah’ı asla aciz bırakamayız; evrenin en uzak köşelerine kaçmakla da O’nun elinden kurtulamayız!”— M. Kısa
72:12
13
وَاَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا الْهُدٰٓى اٰمَنَّا بِه۪ۜ فَمَنْ يُؤْمِنْ بِرَبِّه۪ فَلَا يَخَافُ بَخْساً وَلَا رَهَقاًۙ ٣١
Ve ennâ lemmâ semi’nel hudâ âmennâ bih(bihî), fe men yu’min bi rabbihî fe lâ yehâfu bahsen ve lâ rehekâ(rehekan).
“ İşte siz de şâhit olun; biz bu yol gösterici Kur’an’ın dâvetin i işittik, onun güzelliğine hayran kaldık ve tüm kalbimizle ona iman ettik. Çünkü biliyoruz ki, Rabb’ine iman eden kişi, hiçbir şekilde haksızlığa veya kötü âkıbete uğramaktan korkmaz.”— M. Kısa
72:13
14
وَاَنَّا مِنَّا الْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا الْقَاسِطُونَۜ فَمَنْ اَسْلَمَ فَاُو۬لٰٓئِكَ تَحَرَّوْا رَشَداً ٤١
Ve ennâ minnel muslimûne ve minnel kâsitûn(kâsitûne), fe men esleme fe ulâike teharrev reşedâ(reşeden).
“Gerçi aramızda, Allah’a böyle yürekten boyun eğenler olduğu gibi, onu hiç düşünmeden inkâr eden zâlimler de var. Fakat şunu bilin ki, her kim Allah’a yürekten teslim olursa, işte yalnızca onlardır, doğruya ve gerçeğe ulaşanlar.”— M. Kısa
72:14
15
وَاَمَّا الْقَاسِطُونَ فَكَانُوا لِجَهَنَّمَ حَطَباًۙ ٥١
Ve emmel kâsitûne fe kânû li cehenneme hatabâ(hataban).
“Zâlimlere gelince, onlar da cehennemin yakıtı olacaklar!”— M. Kısa
72:15
16
وَاَنْ لَوِ اسْتَقَامُوا عَلَى الطَّر۪يقَةِ لَاَسْقَيْنَاهُمْ مَٓاءً غَدَقاًۙ ٦١
Ve en levistekâmû alât tarîkati le eskaynâhum mâen gadekâ(gadekan).
“ Bakın, Rabb’imiz buyuruyor ki: “Eğer insanlar ve cinler Kur’an’ı pratik hayata yansıtarak doğru yolda doğru bir şekilde yürümüş olsalardı, üzerlerine bereketli yağmurlar yağdırır ve daha bu dünyada onları ödüllendirerek, hepsini huzur ve esenlik içinde yaşatır dık.”— M. Kısa
72:16
17
لِنَفْتِنَهُمْ ف۪يهِۚ وَمَنْ يُعْرِضْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّه۪ يَسْلُكْهُ عَذَاباً صَعَداًۙ ٧١
Li neftinehum fîh(fîhi), ve men yu’rıd an zikri rabbihî yeslukhu azâben saadâ(saaden).
“ Fakat şunu da iyi bilin ki, Biz bu nîmetleri, onları bu göz alıcı nîmetler içinde yaşatarak imtihân etmek için veriyoruz. O hâlde, her kim dünyanın lüks ve refahına dalar da Rabb’inin öğüt ve uyarılarından yüz çevirirse, Allah onu çok şiddetli bir azâba mahkûm edecektir!”— M. Kısa
72:17
18
وَاَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلّٰهِ فَلَا تَدْعُوا مَعَ اللّٰهِ اَحَداًۙ ٨١
Ve ennel mesâcide lillâhi fe lâ ted’û maallâhi ehadâ(ehaden).
“ Ve yine o bize okunan Kur’an’dan öğrendiğimize göre, bütün câmiler ve mescitler Allah’ındır ve yalnızca O’na ibâdet amacıyla yapılmışlardır! Öyleyse, bütün secde makamlarında sadece Allah’a kul olun Allah ile birlikte başka hiç kimseye sakın el açıp yalvarmayın!”— M. Kısa
72:18
19
وَاَنَّهُ لَمَّا قَامَ عَبْدُ اللّٰهِ يَدْعُوهُ كَادُوا يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَداًۜ۟ ٩١
Ve ennehu lemmâ kâme abdullâhi yedûhu kâdû yekûnûne aleyhi libedâ(libeden).
“ Ama ne var ki, Allah’ın kalbi imanla dolu bir kulu ve Rasulü olan Hz. Peygamber inkârcıların bulunduğu bir mescitte namaza durup yalnızca O’na yalvarmaya başlayınca öfkeden kuduran kâfirler, nerdeyse onun üzerine çullanıp onu oracıkta linç edeceklerdi.”— M. Kısa
72:19
20
قُلْ اِنَّمَٓا اَدْعُوا رَبّ۪ي وَلَٓا اُشْرِكُ بِه۪ٓ اَحَداً ٠٢
Kul innemâ ed’û rabbî ve lâ uşriku bihî ehadâ(ehaden).
Ey Muhammed! O inkârcılara de ki: “ Ne yaparsanız yapın, ben yine de sadece Rabb’ime duâ edeceğim ve ne pahasına olursa olsun, hiç kimseyi ve hiçbir şeyi ilâhlık makâmına yüceltmeyecek, yani O’na ortak koşmayacağım!”— M. Kısa
72:20
21
قُلْ اِنّ۪ي لَٓا اَمْلِكُ لَكُمْ ضَراًّ وَلَا رَشَداً ١٢
Kul innî lâ emliku lekum darren ve lâ reşedâ(reşeden).
Eğer senden mûcizeler isterlerse onlara de ki: “ Bakın; ben de sadece sizin gibi bir insanım. Rabb’im izin vermediği sürece, size ne bir zarar verebilirim, ne de dilediğimi doğru yola iletebilirim.”— M. Kısa
72:21
22
قُلْ اِنّ۪ي لَنْ يُج۪يرَن۪ي مِنَ اللّٰهِ اَحَدٌ وَلَنْ اَجِدَ مِنْ دُونِه۪ مُلْتَحَداًۙ ٢٢
Kul innî len yucîrenî minallâhi ehadun ve len ecide min dûnihî multehadâ(multehaden).
Buna karşılık, eğer seninle inanç konusunda pazarlığa girişmeye kalkışırlarsa, o kâfirlere de ki: “ Şâyet size uyup dâvâma ihânet edecek olursam Allah’ın gazâbına uğrarım! O zaman hiçbir güç beni Allah’a karşı koruyamaz ve kendime O’ndan başka bir sığınak da bulamam!”— M. Kısa
72:22
23
اِلَّا بَلَاغاً مِنَ اللّٰهِ وَرِسَالَاتِه۪ۜ وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ ٣٢
İllâ belâgan minallâhi ve risâlâtih(risâlâtihî), ve men ya’sıllâhe ve resûlehu fe inne lehu nâre cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden).
“ Çünkü ben de sizin gibi bir insanım ve görevim, sadece, Allah’tan gelen mesajları örnek uygulama ve açıklamalarla sizlere ulaştırarak O’nun bana verdiği elçilik görevini yerine getirmekten ibarettir.” O hâlde ey insanlar ve cinler, dinleyin: Her kim Allah’a ve Elçisine başkaldıracak olursa, onun hakkı, sonsuza dek içinde kalacağı cehennem ateşidir!— M. Kısa
72:23
24
حَتّٰٓى اِذَا رَاَوْا مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ اَضْعَفُ نَاصِراً وَاَقَلُّ عَدَداً ٤٢
Hattâ izâ reev mâ yûadûne fe se ya’lemûne men ad’afu nâsıren ve ekallu adedâ(adeden).
Bugün küstahça kibirlenen zâlimler, kendilerine söz verilen azâbın gerçekleştiğin i gördüklerinde, kimin sahipsiz, yardımcısız olduğunu ve kimin sayıca az “bir avuç zavallı” olduğunu anlayacaklar!— M. Kısa
72:24
25
قُلْ اِنْ اَدْر۪ٓي اَقَر۪يبٌ مَا تُوعَدُونَ اَمْ يَجْعَلُ لَهُ رَبّ۪ٓي اَمَداً ٥٢
Kul in edrî e karîbun mâ tûadûne em yec’alu lehu rabbî emedâ(emedan).
Bunun ne zaman gerçekleşeceğini soracak olurlarsa, onlara de ki: “Uyarıldığınız bu azap yakın mıdır; yoksa Rabb’im onun için uzun bir süre mi belirlemiştir, onu ben bilemem.”— M. Kısa
72:25
26
عَالِمُ الْغَيْبِ فَلَا يُظْهِرُ عَلٰى غَيْبِه۪ٓ اَحَداًۙ ٦٢
Âlimul gaybi fe lâ yuzhiru alâ gaybihî ehadâ(ehaden).
Çünkü evrende Allah’ın rıza ve gazab yollarını, yani gaybı bilen yalnızca O’ dur fakat hiç kimseye gaybını açıklamaz!— M. Kısa
72:26
27
اِلَّا مَنِ ارْتَضٰى مِنْ رَسُولٍ فَاِنَّهُ يَسْلُكُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِه۪ رَصَداًۙ ٧٢
İllâ menirtedâ min resûlin fe innehu yesluku min beyni yedeyhi ve min halfihî rasadâ(rasaden).
Ancak, dilediği Peygamber hariç. Çünkü Allah, ihtiyacınız kadar gayb bilgisini size öğretmek üzere, elçilerinden dilediğini seçer ve bu bilgileri sadece ona vahyeder. İşte Kur’an, böyle vahiy ürünü bir kitaptır. Allah bir Peygambere gaybı bildirirken, onu şeytanın dürtülerine ve ayartma girişimlerine karşı korumak için, önüne ve arkasına meleklerden gözcüler diker. Bu gözcüler, görev ihmâline yol açabilecek her türlü tehlikelere karşı Peygamberleri korurlar.— M. Kısa
72:27
28
لِيَعْلَمَ اَنْ قَدْ اَبْلَغُوا رِسَالَاتِ رَبِّهِمْ وَاَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَاَحْصٰى كُلَّ شَيْءٍ عَدَداً ٨٢
Li ya’leme en kad eblegû rısâlâti rabbihim ve ehâta bimâ ledeyhim ve ahsâ kulle şey’in adedâ(adeden).
Ki böylece Peygamber, aldığı bilgilerin hayal veya vehim olmadığını; vahiy getiren meleklerin, Rab’lerinin mesajını kendisine dosdoğru ve eksiksiz bir şekilde ulaştırdığını ve Allah’ın, onların yanındakileri, yani iç dünyalarında, hayatlarında ve çevrelerinde olup biten bütün gelişmeleri sonsuz ilmiyle kuşattığını ve bunun da ötesinde, kâinatta olmuş ve olacak her şeyi bir bir say ıp kayıt altına al dığını — en ufak bir şüpheye yer kalmayacak şekilde— bilsin.— M. Kısa
72:28
Cin
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle