Müzzemmil 20 Ayet Mekke · المزمل
73

Müzzemmil

Bürünen · Mekke
73
Bürünen · Mekke
المزمل
20
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
يَٓا اَيُّهَا الْمُزَّمِّلُۙ ١
Yâ eyyuhel muzzemmil(muzzemmilu).
Ey örtüsüne bürünen![1] 1- Bu bir deyimdir. Ey sorumluluk yüklenen, ey seslenilen, vahye muhatap olan, ey içine kapanıp toplumdan soyutlanan, ey yılgınlık gösteren” gibi anlamlara gelmektedir.— Erhan Aktaş
73:1
2
قُمِ الَّيْلَ اِلَّا قَل۪يلاًۙ ٢
Kumil leyle illâ kalîlâ(kâlilen).
Gecenin birazında kalk!— Erhan Aktaş
73:2
3
نِصْفَهُٓ اَوِ انْقُصْ مِنْهُ قَل۪يلاًۙ ٣
Nısfehû evinkus minhu kalîlâ(kâlilen).
Gecenin yarısında veya ondan biraz önce.— Erhan Aktaş
73:3
4
اَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ الْقُرْاٰنَ تَرْت۪يلاًۜ ٤
Ey zid aleyhi ve rettilil kur’âne tertîlâ(tertilen).
Veya gecenin yarısından biraz sonra. Ve daveti düzgün bir şekilde1 duyur.[2] 1- Anlaşılır, düzenli. 2- Ayetin son bölümü olan “rettili el kur’ane tertilen” cümlesine, “Kur’an’ı ağır ağır oku.” veya “Kur’an’ı düşüne düşüne oku.” şeklinde anlam verilmektedir. Ayette geçen Kur’an sözcüğüne yanlış anlam verildiğinden burada önemli bir yanılgı ortaya çıkmaktadır. Günümüzde Kur’an sözcüğüne, yaygın olarak Allah’tan gelen vahyin kitaplaşmış hali anlamı verilmektedir. Bu tek başına doğru bir tanımlama değildir. Zira vahyin kitaplaşmış haline kimi ayetlerde bağlamından dolayı isim olarak Kur’an denmiş olsa da esas isim, “Mushaf”tır, “Kitap”tır. Aslında Kara’e kökünden türeyen Kur’an, kök anlamı itibariyle Kitap veya Mushaf demek değil, “okumak”, “toplamak” “bir araya getirmek”, “nakletmek”, “aktarmak” demektir. Bu ayette, Nebi efendimize, “Sana indirdiğimiz vahyi, insanlara anlaşılır ve düzenli bir şekilde ilet.” görevi verilmektedir. Yoksa bu ayetlerin ilk vahyedilen ayetler olduğu da dikkate alınırsa zaten ortada Mushaf veya Kitap anlamında bir Kur’an’dan söz etmek mümkün değildir. Dolayısı ile ortada ağır ağır veya tane tane okunacak bir metin/Kur’an zaten yok. (Örneğin, 75/ Kıyamet, 18,’de ve daha birçok ayette “Kur’an” sözcüğü “okumak” anlamında kullanılmıştır.)— Erhan Aktaş
73:4
5
اِنَّا سَنُلْق۪ي عَلَيْكَ قَوْلاً ثَق۪يلاًۜ ٥
İnnâ se nulkî aleyke kavlen sekîlâ(sekîlen).
Biz, sana ağır bir söz bırakacağız.[1] 1- Sana ağır bir sorumluluk yükleyeceğiz.— Erhan Aktaş
73:5
6
اِنَّ نَاشِئَةَ الَّيْلِ هِيَ اَشَدُّ وَطْـٔاً وَاَقْوَمُ ق۪يلاًۜ ٦
İnne nâşietel leyli hiye eşeddu vat’en ve akvemu kîlâ(kîlen).
Gece kalkışı yoğunlaşmada daha etkili, söz[1] bakımından daha sağlamdır.1- Okuyuş.— Erhan Aktaş
73:6
7
اِنَّ لَكَ فِي النَّهَارِ سَبْحاً طَو۪يلاًۜ ٧
İnne leke fîn nehâri sebhan tavîlâ(tavîlen).
Gündüz, uzun süre uğraşacağın işler var.— Erhan Aktaş
73:7
8
وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ اِلَيْهِ تَبْت۪يلاًۜ ٨
Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
Rabb’inin adını an ve bütün benliğinle yalnızca O’na yönel.— Erhan Aktaş
73:8
9
رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَاتَّخِذْهُ وَك۪يلاً ٩
Rabbul meşrıkı vel magribi lâ ilâhe illâ huve fettehızhu vekîlâ(vekîlen).
Doğunun ve batının Rabb’idir O. O’ndan başka ilah yoktur. Öyleyse yalnız O’nu vekil[1] edin. 1- Her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan kontrol altında tutan, rızkını ve hak ettiğini veren.— Erhan Aktaş
73:9
10
وَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَاهْجُرْهُمْ هَجْراً جَم۪يلاً ٠١
Vasbir alâ mâ yekûlûne vehcurhum hecren cemîlâ(cemîlen).
Onların söylediklerine sabret. Ve onlardan güzellikle uzak dur.— Erhan Aktaş
73:10
11
وَذَرْن۪ي وَالْمُكَذِّب۪ينَ اُو۬لِي النَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَل۪يلاً ١١
Ve zernî vel mukezzibîne ulîn na’meti ve mehhilhum kalîlâ(kalîlen).
Varlık sahibi yalanlayıcıları Bana bırak. Onlara biraz süre tanı.— Erhan Aktaş
73:11
12
اِنَّ لَدَيْنَٓا اَنْكَالاً وَجَح۪يماًۙ ٢١
İnne ledeynâ enkâlen ve cahîmâ(cahîmen).
Bizim yanımızda prangalar ve Cehennem var.— Erhan Aktaş
73:12
13
وَطَعَاماً ذَا غُصَّةٍ وَعَذَاباً اَل۪يماً ٣١
Ve taâmen zâ gussatin ve azâben elîmâ(elîmen).
Ve boğazı tıkayan yiyecek ve acı bir azap vardır.— Erhan Aktaş
73:13
14
يَوْمَ تَرْجُفُ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ وَكَانَتِ الْجِبَالُ كَث۪يباً مَه۪يلاً ٤١
Yevme tercuful ardu vel cibâlu ve kânetil cibâlu kesîben mehîlâ(mehîlen).
O gün yeryüzü ve dağlar şiddetle sarsılır ve dağlar dağılmış kum yığınları gibi olur.— Erhan Aktaş
73:14
15
اِنَّٓا اَرْسَلْنَٓا اِلَيْكُمْ رَسُولاً شَاهِداً عَلَيْكُمْ كَمَٓا اَرْسَلْنَٓا اِلٰى فِرْعَوْنَ رَسُولاًۜ ٥١
İnnâ erselnâ ileykum resûlen şâhiden aleykum kemâ erselnâ ilâ fir'avne resûlâ(resûlen).
Size tanıklık edecek bir rasul gönderdik. Tıpkı Firavun’a rasul gönderdiğimiz gibi.— Erhan Aktaş
73:15
16
فَعَصٰى فِرْعَوْنُ الرَّسُولَ فَاَخَذْنَاهُ اَخْذاً وَب۪يلاً ٦١
Fe asâ fir’avnur resûle fe ehaznâhu ahzen vebîlâ(vebîlen).
Firavun Rasul’e isyan etti. Bunun üzerine onu çok zorlu bir tutuşla tutuverdik.— Erhan Aktaş
73:16
17
فَـكَيْفَ تَتَّقُونَ اِنْ كَفَرْتُمْ يَوْماً يَجْعَلُ الْوِلْدَانَ ش۪يباًۗ ٧١
Fe keyfe tettekûne in kefertum yevmen yec’alul vildâne şîbâ(şîben).
Eğer gerçeği yalanlayan nankörlerden olursanız, çocukların saçlarını ağartan o günden kendinizi nasıl koruyacaksınız?— Erhan Aktaş
73:17
18
اَلسَّمَٓاءُ مُنْفَطِرٌ بِه۪ۜ كَانَ وَعْدُهُ مَفْعُولاً ٨١
Es semâu munfatırun bih(bihî), kâne va’duhu mef’ûlâ(mef’ûlen).
Gök, o günün şiddeti ile çatlayıp parçalanacak ve O’nun uyarısı gerçekleşecektir.— Erhan Aktaş
73:18
19
اِنَّ هٰذِه۪ تَذْكِرَةٌۚ فَمَنْ شَٓاءَ اتَّخَذَ اِلٰى رَبِّه۪ سَب۪يلاً۟ ٩١
İnne hâzihî tezkirah(tezkiretun), fe men şâettehaze ilâ rabbihî sebîlâ(sebîlen).
Bu bir öğüttür. Dileyen Rabb’ine götüren bir yol edinir.— Erhan Aktaş
73:19
20
اِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ اَنَّكَ تَقُومُ اَدْنٰى مِنْ ثُلُثَيِ الَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُ وَطَٓائِفَةٌ مِنَ الَّذ۪ينَ مَعَكَۜ وَاللّٰهُ يُقَدِّرُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۜ عَلِمَ اَنْ لَنْ تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْاٰنِۜ عَلِمَ اَنْ سَيَكُونُ مِنْكُمْ مَرْضٰىۙ وَاٰخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِي الْاَرْضِ يَبْتَغُونَ مِنْ فَضْلِ اللّٰهِۙ وَاٰخَرُونَ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۘ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُۙ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَقْرِضُوا اللّٰهَ قَرْضاً حَسَناًۜ وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِ هُوَ خَيْراً وَاَعْظَمَ اَجْراًۜ وَاسْتَغْفِرُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٠٢
İnne rabbeke ya'lemu enneke tekûmu ednâ min suluseyil leyli ve nısfehu ve sulusehu ve tâifetun minellezîne meak(meake), vallâhu yukaddirul leyle ven nehâr(nehâre), alime en len tuhsûhu fe tâbe aleykum, fakreû mâ teyessere minel kur'ân(kur’ânî), alime en seyekûnu minkum merdâ ve âharûne yadribûne fîl’ardı yebtegûne min fadlillâhi ve âharûne yukâtilûne fî sebîlillâhi fakreû mâ teyessere minhu ve ekîmus salâte ve âtûz zekâte ve akridullâhe kardan hasenâ(hasenen), ve mâ tukaddimû li enfusikum min hayrin tecidûhu indallâhi huve hayren ve a'zame ecrâ(ecren), vestagfirûllâh(vestağfirûllâhe), innellâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Rabb’in senin ve seninle beraber olan bir grubun, gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında, üçte birinde kalktığınızı biliyor. Geceyi ve gündüzü takdir eden Allah’tır.[1] Onu asla hesaplayamayacağınızı[2] bildi de tövbenizi[3] kabul etti. O halde ilahi mesajı gücünüz yettiğince insanlara ulaştırmaya çalışın.[4] Ayrıca Allah, kiminizin rahatsız, kiminizin Allah’ın lütfundan rızkını aramak için yeryüzünde çalışmaya, kiminizin de kendisini Allah yolunda feda etmeye[5] çıktığını bilmektedir. O halde gücünüz yettiğince onu[6] nakletmeye, duyurmaya çalışın.[7] Salatı ikame edin[8], zekâtı verin.[9] İyi bir ödünçle Allah’a ödünç verin. Kendiniz için hayır olarak ne verirseniz, ödül olarak Allah’ın katında onu daha hayırlısıyla ve daha büyüğüyle bulursunuz. Allah’tan bağışlanma dileyin. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı’dır, Rahmeti Kesintisiz ’dir. 1- Gecenin ve gündüzün süresini belirleyen Allah’tır. Geceyi ve gündüzü kısaltıp, uzatamazsınız. 2- Geceyi uzatamayacağınızı, ilahi düzenlemeyi dikkate almanız gerektiğini. 3- Geceyi ayakta geçirmekten vazgeçmenizi. 4- Ayetin sözcük anlamı şu şekildedir: “ O halde Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun.” Ancak bu surenin 4. Ayetinde de açıkladığımız gibi, “Kur’an” ve “okuma” sözcükleri bu ayette, yukarıda verdiğimiz anlamları ifade etmektedirler. 5- “Allah yolunda savaşmak” anlamı verilen bu cümle, cümlede yer alan “yukatilune” sözcüğüne, sözcüğün birincil anlamı olan “savaşmak” anlamı verilmesinden kaynaklanmaktadır. Oysaki bu sözcüğün savaşmak dışında daha birçok anlamı bulunmaktadır. Ayetin, vahyin ilk ayetlerinden olması ve bağlamı da dikkate alındığında, bu sözcüğe “savaşmak” anlamı vermek doğru değildir. “Katele” sözcüğü: kişinin kendisini arındırması anlamında “Nefislerinizi öldürün.”(Bakara 254); Arapçada; şaraba su katmak anlamında, “Şarabı su ile öldürdüm;” birisini aşağılamak anlamında, “Falanca kişiyi öldürdüm; bir şeyi kesin olarak bilmek anlamında “Falan şeyi ilim açısından öldürdüm” gibi deyimlerde ve yine “Kendinizi öldürmeyin.” Nisa Suresi, ayet 29 gibi örneklerde de görüldüğü gibi, “Katele” sözcüğünün birçok anlamı bulunmaktadır. Söz konusu sözcük; bu ayette, kişinin kendisini Allah yolunda feda etmesi, nefsini bu uğurda öldürmesi anlamında kullanılmıştır. 6- İlahi mesajı. 7- Lafzen, “O halde ondan kolayınıza geleni okuyun.” 8- Şirkten arınmış bir bilinçle Allah’a yönelin. 9- Allah’a yönelmeyi arınmış, temizlenmiş bir benlikle yapın.— Erhan Aktaş
73:20
Müzzemmil
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle