1
سُبْحَانَ الَّـذ۪ٓي اَسْرٰى بِعَبْدِه۪ لَيْلاً مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذ۪ي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ ١
Subhânellezî esrâ bi abdihî leylen minel mescidil harâmi ilel mescidil aksallezî bâreknâ havlehu li nuriyehu min âyâtinâ, innehu huves semîul basîr(basîru).
Kulunu, ayetlerimizden gösterelim diye, Mescid-i Haram’dan[1] çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya[2] bir gece yürüttü. Ki O sübhandır.[3] Her Şeyi Duyan’dır, Her Şeyi Gören’dir. 1- Kâbe. 2- Mescid-i Aksa, uzaktaki mescid demektir. Bu mescidin, nerede oluğuna dair bir bilgi bulunmamaktadır. Haram/dokunulmaz kılınan bölgenin mescidi olan Mescid-i Haram’ın, en uzağında olan mescid olmalıdır. Kudüs’teki Mescid olarak anılması gerçeği yansıtmayan bir rivayettir. Zira bu ayetin inişinden yaklaşık 50 yıl sonra, ismi, Abdülmelik b. Mervan tarafından Mescid-i Aksa olarak değiştirilen ve bugün Mescid-i Aksa olarak anılan mescidin o zamanki adı “Beytü’l-Makdis”ti. Bu rivayet aynı zamanda “miraç” olayına dayanak yapılmaktadır. Bu ayetin, tamamen uydurma olan “miraç” olayı ile bir ilgisi yoktur. 3- Bütün noksanlıklardan uzaktır.— Erhan Aktaş
17:1