وَقَالَ فِرْعَوْنُ ذَرُون۪ٓي اَقْتُلْ مُوسٰى وَلْيَدْعُ رَبَّهُۚ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اَنْ يُبَدِّلَ د۪ينَكُمْ اَوْ اَنْ يُظْهِرَ فِي الْاَرْضِ الْفَسَادَ ٦٢
Ve kâle fir’avnu zerûnî aktul mûsâ vel yed’u rabbeh(rabbehu), innî ehâfu en yubeddile dînekum ev en yuzhire fîl ardıl fesâd(fesâde).
Firavun: “Bırakın beni, Musa’yı öldüreyim. O istediği kadar Rabb’ini yardıma çağırsın. Ben, onun sizin dininizi[1] değiştirmesinden veya yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum.” dedi. 1- Kur’an’da din kavramı, inanç sistemi, yaşam düzeni, toplumsal düzen, yasa/şeriat, hesap, karşılık/ceza vb. anlamlarda kullanılmaktadır. Din, birincil anlam olarak, yaşamı düzenleyen ilke ve kurallar demektir. Kur’an bütünlüğünde temelde iki din vardır: Yaşam kurallarını Allah’ın belirlediği din, yaşam kurallarını insanların belirlediği dinler. Kuran’a göre yaşamı düzenlemede vahyi referans almayan her düşünce ve inanç küfürdür, şirktir. Keza insanlar; yaşamlarını, düzenlerini neyi referans alarak belirliyorlarsa, o, onların dinleridir. Kur’an, insanların kurdukları yaşam biçimlerine din demektedir. Örneğin: 3/Al-i İmran, 73; 6/En’am, 70; 7/A’raf, 51; 10/ Yusuf, 76. Kur’an’ın dine yüklediği din tanımı bağlamında ele alındığında, nasıl ki Mekkeli müşriklerin sahip oldukları düzen din olarak sayılmaktaysa, günümüzün bütün düzen ve sistemleri de birer din sayılırlar.— Erhan Aktaş