Saffat 182 Ayet 23. Cüz الصافات
37

Saffat

— Saf Tutanlar
182 Ayet 23. Cüz
الصافات
37
Saffat
182 Ayet
الصافات
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
وَالصَّٓافَّاتِ صَفاًّۙ ١
Ves sâffati saffâ(saffen).
Andolsun safflar (ve samimi dayanışmalar) halinde dizilip (görev taksimiyle disiplin altına girerek hizaya ve hizmete) geçenlere (Allah’a itaat ve yolunda cihad edenlere… Ve yine zerrelerden kürrelere, nuranilerden ruhanilere Allah’ın emrindeki tüm görevlilere,)— A.Ahmet Akgül
37:1
2
فَالزَّاجِرَاتِ زَجْراًۙ ٢
Fez zâcirâti zecrâ(zecran).
(O gerçekleri) Haykırıp (halkı Hakka ve hayra) sürükleyenlere, (olumlu ve onurlu şekilde sevk ve idare edenlere… Ve bulutları yürüten meleklere,)— A.Ahmet Akgül
37:2
3
فَالتَّالِيَاتِ ذِكْراًۙ ٣
Fet tâliyâti zikrâ(zikran).
(Sürekli) Zikir (Kur’an) okuyarak (ve Allah’ı çağırıp O’na yalvararak ibadet ve hizmet edenlere) yemin olsun ki;— A.Ahmet Akgül
37:3
4
اِنَّ اِلٰهَكُمْ لَوَاحِدٌۜ ٤
İnne ilâhekum le vâhıd(vâhıdun).
Kesinlikle, sizin İlahınız gerçekten “BİR” (tek) dir.— A.Ahmet Akgül
37:4
5
رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِۜ ٥
Rabbus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ ve rabbul meşârık(meşârıkı).
O göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi’dir, Doğuların (bütün yönlerin ve kıtaların) da Rabbi’dir. (Kâinatın tek sahibidir.)— A.Ahmet Akgül
37:5
6
اِنَّا زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِز۪ينَةٍۨ الْـكَوَاكِبِۙ ٦
İnnâ zeyyennes semâed dunyâ bi zîynetinil kevâkib(kevâkibi).
Hakikaten Biz dünya göğünü ’çekici güzellik takılarını’ (andıran, yerden bakınca parlak ziynet gibi görünüp duran) yıldızlarla süsleyip-donattık.— A.Ahmet Akgül
37:6
7
وَحِفْظاً مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍۚ ٧
Ve hıfzan min kulli şeytânin mârid(mâridin).
Ve onu (gökyüzünü) itaatten çıkmış her azgın şeytandan (ve cinn topluluğundan) koruduk; (yıldız kayması sandığınız olayla, gök taşlarını fırlatıp hırsız şeytanları kovaladık.)— A.Ahmet Akgül
37:7
8
لَا يَسَّمَّعُونَ اِلَى الْمَلَأِ الْاَعْلٰى وَيُقْذَفُونَ مِنْ كُلِّ جَانِبٍۗ ٨
Lâ yessemmeûne ilel meleil a’lâ ve yukzefûne minkulli cânib(cânibin).
Ki onlar (şeytanlar) Mele’i A’lâ’ya (en yüce makamdakilerin görev taksim toplantısına artık) kulak verip dinleyemezler, her yandan (fırlatılan ateş toplarıyla) sürülüp atılmaktadırlar;— A.Ahmet Akgül
37:8
9
دُحُوراً وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌۙ ٩
Duhûran ve lehum azâbun vâsib(vâsibun).
(Böylece manevi iklimlerden ve kader projelerine ait bazı bilgileri çalıvermekten) Kovulup uzaklaştırılırlar. Onları (yüce makamlardan uzak tutmaya yönelik) kesintisiz bir azap (ve kovalamaca) vardır.— A.Ahmet Akgül
37:9
10
اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ ٠١
İllâ men hatıfel hatfete fe etbeahu şihâbun sâkib(sâkibun).
Ancak (yüce makamlarda konuşulan sözün ve kader bölüşümünün bir kısmını hırsızlama) çalıp-kapan olursa, artık onu da delip geçen ’yakıcı bir alev’ izleyip (uzaklaştırmaktadır) .— A.Ahmet Akgül
37:10
11
فَاسْتَفْتِهِمْ اَهُمْ اَشَدُّ خَلْقاً اَمْ مَنْ خَلَقْنَاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِنْ ط۪ينٍ لَازِبٍ ١١
Festeftihim e hum eşeddu halkan em men halaknâ, innâ halaknâhum min tînin lâzib(lâzibin).
(Ey Nebim!) Şimdi onlara (inkârcılara) fetvasını soruver: Yaratılış bakımından onlar mı daha şiddetli ve meşakkatli (konumdadır) , yoksa Bizim yarattıklarımız mı? (Bu sonsuz ve kusursuz kâinat ve tabiat düzeni ve içindekiler elbette daha çetin ve hikmetli bir yaratılış harikalarıdır.) Doğrusu Biz onları (insanları) , cıvık-yapışkan bir çamurdan yaratıp (donatmışızdır) .— A.Ahmet Akgül
37:11
12
بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَۖ ٢١
Bel acibte ve yesharûn(yesharûne).
Hayır! Doğrusu Sen (hayret ve hayranlıkla baktığın, bu muhteşem yaratışa ve onların inkârına) şaşıp kalmaktasın; onlar ise (Seninle) alay edip durmaktadırlar.— A.Ahmet Akgül
37:12
13
وَاِذَا ذُكِّرُوا لَا يَذْكُرُونَۖ ٣١
Ve izâ zukkirû lâ yezkurûn(yezkurûne).
(Cahil ve gafil kimselerin huyudur:) Kendilerine zikir-nasihat verildiğinde, öğüt almıyorlar.— A.Ahmet Akgül
37:13
14
وَاِذَا رَاَوْا اٰيَةً يَسْتَسْخِرُونَۖ ٤١
Ve izâ raev âyeten yesteshırûn(yesteshırûne).
Bir ayet (mucize) gördüklerinde de, (onu) alay konusu edinip eğleniyorlar.— A.Ahmet Akgül
37:14
15
وَقَالُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌۚ ٥١
Ve kâlû in hâzâ illâ sihrun mubîn(mubînun).
"Bu, açıkça bir büyüden başkası değildir" diyorlar.— A.Ahmet Akgül
37:15
16
ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ ٦١
E izâ mitnâ ve kunnâ turâben ve izâmen e innâ le meb’ûsûn(meb’ûsûne).
"Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (tekrar) diriltilecekmişiz?" (diye soruyorlar.)— A.Ahmet Akgül
37:16
17
اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا الْاَوَّلُونَۜ ٧١
E ve âbâunel evvelûn(evvelûne).
"Veya (asırlar) önceki atalarımız da mı (mezarından kalkıp hesaba çekilecekmiş?" diye dalga geçiyorlar) .— A.Ahmet Akgül
37:17
18
قُلْ نَعَمْ وَاَنْتُمْ دَاخِرُونَۚ ٨١
Kul neam ve entum dâhırûn(dâhırûne).
De ki: "Evet, üstelik boyun bükmüş ve zelil düşmüş kimseler olarak (elbette hepiniz diriltileceksiniz) ."— A.Ahmet Akgül
37:18
19
فَاِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ فَاِذَا هُمْ يَنْظُرُونَ ٩١
Fe innemâ hiye zecretun vâhıdetun fe izâ hum yenzurûn(yenzurûne).
(Sizi mahşere kaldıracak olan) İşte o, yalnızca bir tek çığlıktan (ve güçlü bir çağrıdan) ibarettir ki; artık onların (diriltilmiş olarak şaşkınlıkla) bakıp durduklarını (göreceksiniz) .— A.Ahmet Akgül
37:19
20
وَقَالُوا يَا وَيْلَنَا هٰذَا يَوْمُ الدّ۪ينِ ٠٢
Ve kâlû yâ veylenâ hâzâ yevmud dîn(dîni).
Onlar diyecekler ki: “Eyvahlar bize; işte bu (nebilerin bize haber verdiği din) hesap ve ceza günüdür.”— A.Ahmet Akgül
37:20
21
هٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَ۟ ١٢
Hâzâ yevmul faslillezî kuntum bihî tukezzibûn(tukezzibûne).
“ (Evet) Bu, sizin yalanladığınız (mü’mini kâfirden, haklıyı haksızdan) ayırma günüdür.”— A.Ahmet Akgül
37:21
22
اُحْشُرُوا الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا وَاَزْوَاجَهُمْ وَمَا كَانُوا يَعْبُدُونَۙ ٢٢
Uhşurûllezîne zalemû ve ezvâcehum ve mâ kânû ya’budûn(ya’budûne).
(Görevli meleklere emredilecek:) "O zulmedenleri, (kendilerini destekleyen) eşlerini ve taptıkları (şeylerin hepsini) bir araya getirip toplayın."— A.Ahmet Akgül
37:22
23
مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَاهْدُوهُمْ اِلٰى صِرَاطِ الْجَح۪يمِۙ ٣٢
Min dûnillâhi fehdûhum ilâ sırâtıl cahîm(cahîmi).
"Allah’tan başka (yalvarıp kendilerini kurtarıcı sandıklarını) da (onlara katın) ve artık onları cehennemin yoluna yöneltip (götürmeye başlayın!) "— A.Ahmet Akgül
37:23
24
وَقِفُوهُمْ اِنَّهُمْ مَسْؤُ۫لُونَۙ ٤٢
Vakıfûhum innehum mes’ûlûn(mes’ûlûne).
(Ey görevliler! ) "Şimdi onları durdurup-tutuklayın, çünkü onlar (ve herkes) sorguya alınacaklardır."— A.Ahmet Akgül
37:24
25
مَا لَـكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ ٥٢
Mâ lekum lâ tenâsarûn(tenâsarûne).
(Ardından kâfirler ve zalimler güruhuna:) "Ne oluyorsunuz, (niye sessiz ve çaresiz bekleşiyorsunuz da) birbirinizle (dünyada olduğu gibi) yardımlaşmıyorsunuz?" diye (alaylı şekilde hatırlatılır) .— A.Ahmet Akgül
37:25
26
بَلْ هُمُ الْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ ٦٢
Bel humul yevme musteslimûn(musteslimûne).
Evet, doğrusu, bugün onlar (mecburen Allah’ın hükmüne) teslim olmuşlardır.— A.Ahmet Akgül
37:26
27
وَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ ٧٢
Ve akbele ba’duhum alâ ba’dın yetesâelûn(yetesâelûne).
Onlar kimi kimine yönelmiş olarak birbirlerine sorup (şöyle suçlayacaklardır) :— A.Ahmet Akgül
37:27
28
قَالُٓوا اِنَّكُمْ كُنْتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ الْيَم۪ينِ ٨٢
Kâlû innekum kuntum te’tûnenâ anil yemîn(yemîni).
"Gerçekten sizler (dünyada iken) bize sağdan (sağduyudan ve Hakk’tan) yana (görünerek) gelip yanaşıyordunuz (bizi aldatıp bâtıl yollara sevk ediyordunuz) " diye (çıkışacaklardır) .— A.Ahmet Akgül
37:28
29
قَالُوا بَلْ لَمْ تَكُونُوا مُؤْمِن۪ينَۚ ٩٢
Kâlû bel lem tekûnû mû’minîn(mû’minîne).
(Diğerleri de:) "Hayır" derler. "Zaten sizler (aslında) mü’min kimseler değildiniz." (Gerçekten ve samimiyetle iman etmemiştiniz.)— A.Ahmet Akgül
37:29
30
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍۚ بَلْ كُنْتُمْ قَوْماً طَاغ۪ينَ ٠٣
Ve mâ kâne lenâ aleykum min sultân(sultânin), bel kuntum kavmen tâgîn(tâgîne).
"Bizim sizin üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; bilakis siz (Hakk’tan ayrıldığımızı bilerek bizim peşimize düşen) azgın bir kavimdiniz."— A.Ahmet Akgül
37:30
Yükleniyor...
Saffat
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle