Ta Ha 135 Ayet 16. Cüz طه
20

Ta Ha

— Ta Ha
135 Ayet 16. Cüz
طه
20
Ta Ha
135 Ayet
طه
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
طٰهٰۜ ١
Tâ, hâ.
Ta, Ha.— A.Ahmet Akgül
20:1
2
مَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لِتَشْقٰىۙ ٢
Mâ enzelnâ aleykel kur’âne li teşkâ.
Biz Bu Kur’an’ı Sana meşakkat (güçlük) çekesin (ağır külfet ve zahmetlere düşesin) diye indirmedik;— A.Ahmet Akgül
20:2
3
اِلَّا تَذْكِرَةً لِمَنْ يَخْشٰىۙ ٣
İllâ tezkireten li men yahşâ.
Ancak ‘içi titreyerek korku ve sorumluluk duyanlara’, öğütle-hatırlatma (olmak üzere ve hayatlarını disiplin ve düzene soksunlar diye gönderdik) .— A.Ahmet Akgül
20:3
4
تَنْز۪يلاً مِمَّنْ خَلَقَ الْاَرْضَ وَالسَّمٰوَاتِ الْعُلٰىۜ ٤
Tenzîlen mimmen halakal arda ves semâvâtil ulâ.
(Bu Kur’an) Yeri ve yüce gökleri yaratan (Allah) tarafından indirilmiştir.— A.Ahmet Akgül
20:4
5
اَلرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوٰى ٥
Er rahmânu alel arşistevâ.
O Rahman (olan Allah) Arş’a istiva etmiştir. (Kudretiyle âlemleri kuşatıvermiştir. Kâinatın kumanda merkezi ve her zerresi O’nun hükmündedir.)— A.Ahmet Akgül
20:5
6
لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْتَ الثَّرٰى ٦
Lehu mâ fis semâvâti ve mâ fîl ardı ve mâ beynehumâ ve mâ tahtes serâ.
Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında (ki insanlar, hayvanlar ve ağaçlar) ve nemli toprağın altında olanların (tohumların, böceklerin ve diğer varlıkların) tümü O’nundur (O’nun emrindedir) .— A.Ahmet Akgül
20:6
7
وَاِنْ تَجْهَرْ بِالْقَوْلِ فَاِنَّهُ يَعْلَمُ السِّرَّ وَاَخْفٰى ٧
Ve in techer bil kavli fe innehu ya’lemus sirre ve ahfâ.
(Herhangi bir konudaki) Sözünü ve sesini şayet yükseltip açığa vursan da (gizleyip saklasan da birdir) . Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir.— A.Ahmet Akgül
20:7
8
اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰى ٨
Allâhu lâ ilâhe illâ huve, lehul esmâul husnâ.
(İşte) Allah (ki) ; O’ndan başka ilah yoktur. En güzel isimler (en yüce ve mükemmel işler ve özellikler) O’na aittir.— A.Ahmet Akgül
20:8
9
وَهَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ مُوسٰىۢ ٩
Ve hel etâke hadîsu mûsâ.
(Ey Resulüm!) Sana Musa’nın haberi geldi mi? (İşte orada bildirdiğimiz gibi:)— A.Ahmet Akgül
20:9
10
اِذْ رَاٰ نَاراً فَقَالَ لِاَهْلِهِ امْكُـثُٓوا اِنّ۪ٓي اٰنَسْتُ نَاراً لَعَلّ۪ٓي اٰت۪يكُمْ مِنْهَا بِقَبَسٍ اَوْ اَجِدُ عَلَى النَّارِ هُدًى ٠١
İz reâ nâren fe kâle li ehlihimkusû innî ânestu nâren leallî âtîkum minhâ bi kabesin ev ecidu alen nâri hudâ(huden).
Hani (Musa Tûr Dağı’nın eteklerinde) bir ateş görmüştü de, ailesine şöyle demişti: “Siz burada durun, gerçekten bir ateş gördüm; umulur ki size ondan (yemek pişirici ve ihtiyaç giderici) bir kor getiririm veya ateşin yanında bir yol-gösterici (bize yardım edici birilerini) bulurum” (diye sevinmişti) .— A.Ahmet Akgül
20:10
11
فَلَمَّٓا اَتٰيهَا نُودِيَ يَا مُوسٰى ١١
Fe lemmâ etâhâ nûdiye yâ mûsâ.
Nitekim ona (ateşin yanına) gidince, kendisine "Ey Musa!" diye nida edildi;— A.Ahmet Akgül
20:11
12
اِنّ۪ٓي اَنَا۬ رَبُّكَ فَاخْلَعْ نَعْلَيْكَۚ اِنَّكَ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًىۜ ٢١
İnnî ene rabbuke fehla’ na’leyk(na’leyke), inneke bil vâdil mukaddesi tuvâ(tuven).
“Gerçekten Ben, (evet) Ben senin Rabbinim! Nalınlarını (pabuçlarını) çıkar (ve nefsi-dünyevi bağımlılıklarını bırak da öyle gel) ; çünkü sen, kutsal olan Tuva vadisindesin!” (şeklinde seslenildi.)— A.Ahmet Akgül
20:12
13
وَاَنَا اخْتَرْتُكَ فَاسْتَمِـعْ لِمَا يُوحٰى ٣١
Ve enahtertuke festemi’ li mâ yûhâ.
“Ben seni seçmiş bulunuyorum; bundan böyle sana vahyolunacakları dinle (öğren, tebliğ ve tatbik et ki vazifen ağırdır.) ”— A.Ahmet Akgül
20:13
14
اِنَّـن۪ٓي اَنَا اللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنَا۬ فَاعْبُدْن۪يۙ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَ لِذِكْر۪ي ٤١
İnnenî enallâhu lâ ilâhe illâ ene fa’budnî ve ekımis salâte li zikrî.
“Gerçekten Ben, (evet) Ben Allah’ım! Benden başka ilah yoktur; şu halde artık Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl.” (Çünkü namaz Allah’la irtibat aracıdır ve mü’minin mi’racıdır.)— A.Ahmet Akgül
20:14
15
اِنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ اَكَادُ اُخْف۪يهَا لِتُجْزٰى كُلُّ نَفْسٍ بِمَا تَسْعٰى ٥١
İnnes sâate âtiyetun ekâdu uhfîhâ li tuczâ kullu nefsin bimâ tes’â.
(Ey Nebim!) “Şüphesiz kıyamet-saati yaklaşarak gelmektedir. Herkesin harcadığı çabanın karşılığını alması için, onun (haberini) neredeyse gizli iken (açığa çıkaracağım ve zaten herkes peşinden koştuğu şey ne ise sonunda ona ulaşacaktır.) ”— A.Ahmet Akgül
20:15
16
فَلَا يَصُدَّنَّكَ عَنْهَا مَنْ لَا يُؤْمِنُ بِهَا وَاتَّـبَعَ هَوٰيهُ فَتَرْدٰى ٦١
Fe lâ yesuddenneke anhâ men lâ yu’minu bihâ vettebea hevâhu fe terdâ.
"Öyleyse, ona (kıyamet ve ahiret uyarısına) inanmayıp kendi hevâsına uyan (kimseler ve kesimler) , sakın seni de ondan (ahiret inancından ve hazırlığından) alıkoymasın; sonra yıkıma uğrarsın."— A.Ahmet Akgül
20:16
17
وَمَا تِلْكَ بِيَم۪ينِكَ يَا مُوسٰى ٧١
Ve mâ tilke bi yemînike yâ mûsâ.
(Rabbimiz ona: Şu) "Sağ elindeki nedir ey Musa?" (diye sual etmişti.)— A.Ahmet Akgül
20:17
18
قَالَ هِيَ عَصَايَۚ اَتَوَكَّـؤُ۬ا عَلَيْهَا وَاَهُشُّ بِهَا عَلٰى غَنَم۪ي وَلِيَ ف۪يهَا مَاٰرِبُ اُخْرٰى ٨١
Kâle hiye asây(asâye), etevekkeu aleyhâ ve ehuşşu bihâ alâ ganemî ve liye fîhâ meâribu uhrâ.
(Musa ise:) "O benim asamdır; (yürürken) ona dayanmaktayım, onunla davarlarım için ağaçlardan yaprak düşürmekte (kullanmaktayım) , onda benim için daha başka yararlar da vardır" demişti.— A.Ahmet Akgül
20:18
19
قَالَ اَلْقِهَا يَا مُوسٰى ٩١
Kâle elkıhâ yâ mûsâ.
(Allah) Buyurup: "Onu (elindeki asanı bırak ve yere) at, ey Musa" (diye vahyetmişti) .— A.Ahmet Akgül
20:19
20
فَاَلْقٰيهَا فَاِذَا هِيَ حَيَّةٌ تَسْعٰى ٠٢
Fe elkâhâ fe izâ hiye hayyetun tes’â.
Böylece onu (yere) atınca; (bir de ne görsün,) o (asa) hemen hızla koşan (kocaman) bir yılan (oluvermişti) .— A.Ahmet Akgül
20:20
21
قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ۠ سَنُع۪يدُهَا س۪يرَتَهَا الْاُو۫لٰى ١٢
Kâle huzhâ ve lâ tehaf se nuîduhâ sîretehel ûlâ.
(Rabbimiz buyurup) Dedi ki: "Onu (tekrar eline) al ve korkma, şimdi Biz onu (tekrar) ilk önceki durumuna çevireceğiz."— A.Ahmet Akgül
20:21
22
وَاضْمُمْ يَدَكَ اِلٰى جَنَاحِكَ تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍ اٰيَةً اُخْرٰىۙ ٢٢
Vadmum yedeke ilâ cenâhıke tahruc beydâe min gayri sûin âyeten uhrâ.
(Ayrıca) "Elini koltuğuna sok, başka bir mucize (ayet) olarak bembeyaz bir durumda çıksın ve (sakın ürküp, bu durumu) bir kötülük=hastalık (sanmayasın) .”— A.Ahmet Akgül
20:22
23
لِنُرِيَكَ مِنْ اٰيَاتِنَا الْكُبْرٰىۚ ٣٢
Li nuriyeke min âyâtinel kubrâ.
"Öyle ki, sana büyük mucizelerimizden (birini daha) göstermiş olalım."— A.Ahmet Akgül
20:23
24
اِذْهَبْ اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰى۟ ٤٢
İzheb ilâ fir’avne innehu tagâ.
(Şimdi) “Firavun’a git (onu imana ve insafa davet et) ; çünkü kesinlikle o iyice azdı.”— A.Ahmet Akgül
20:24
25
قَالَ رَبِّ اشْرَحْ ل۪ي صَدْر۪يۙ ٥٢
Kâle rabbişrah lî sadrî.
(Hz. Musa:) “Rabbim, benim göğsümü aç (gönlüme genişlik ve ferahlık ulaştır) .”— A.Ahmet Akgül
20:25
26
وَيَسِّرْ ل۪ٓي اَمْر۪يۙ ٦٢
Ve yessir lî emrî.
“ (Risalet) İşimi bana kolaylaştır.”— A.Ahmet Akgül
20:26
27
وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَان۪يۙ ٧٢
Vahlul ukdeten min lisânî.
“Dilimin bağını çöz (konuşma kabiliyetimi ve ifade yeteneğimi arttır) .”— A.Ahmet Akgül
20:27
28
يَفْقَهُوا قَوْل۪يۖ ٨٢
Yefkahû kavlî.
“Ki (insanlar) söyleyeceklerimi iyice anlayıp kavrasınlar.”— A.Ahmet Akgül
20:28
29
وَاجْعَلْ ل۪ي وَز۪يراً مِنْ اَهْل۪يۙ ٩٢
Vec’al lî vezîren min ehlî.
“Ailemden de bana bir vezir-yardımcı kıl.”— A.Ahmet Akgül
20:29
30
هٰرُونَ اَخ۪يۚ ٠٣
Hârûne ahî.
“Kardeşim Harun’u” (ki bana katılsın) .— A.Ahmet Akgül
20:30
Yükleniyor...
Ta Ha
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 7 ayet البقرة 3 Al-i İmran 7 ayet آل عمران 4 Nisa 7 ayet النساء 5 Maide 7 ayet المائدة 6 Enam 7 ayet الأنعام 7 Araf 7 ayet الأعراف 8 Enfal 7 ayet الأنفال 9 Tevbe 7 ayet التوبة 10 Yunus 7 ayet يونس 11 Hud 7 ayet هود 12 Yusuf 7 ayet يوسف 13 Rad 7 ayet الرعد 14 İbrahim 7 ayet ابراهيم 15 Hicr 7 ayet الحجر 16 Nahl 7 ayet النحل 17 İsra 7 ayet الإسراء 18 Kehf 7 ayet الكهف 19 Meryem 7 ayet مريم 20 Ta Ha 7 ayet طه 21 Enbiya 7 ayet الأنبياء 22 Hac 7 ayet الحج 23 Müminun 7 ayet المؤمنون 24 Nur 7 ayet النور 25 Furkan 7 ayet الفرقان 26 Şuara 7 ayet الشعراء 27 Neml 7 ayet النمل 28 Kasas 7 ayet القصص 29 Ankebut 7 ayet العنكبوت 30 Rum 7 ayet الروم 31 Lokman 7 ayet لقمان 32 Secde 7 ayet السجدة 33 Ahzab 7 ayet الأحزاب 34 Sebe 7 ayet سبإ 35 Fatır 7 ayet فاطر 36 Yasin 7 ayet يس 37 Saffat 7 ayet الصافات 38 Sad 7 ayet ص 39 Zümer 7 ayet الزمر 40 Mümin 7 ayet غافر 41 Fussilet 7 ayet فصلت 42 Şura 7 ayet الشورى 43 Zuhruf 7 ayet الزخرف 44 Duhan 7 ayet الدخان 45 Casiye 7 ayet الجاثية 46 Ahkaf 7 ayet الأحقاف 47 Muhammed 7 ayet محمد 48 Fetih 7 ayet الفتح 49 Hucurat 7 ayet الحجرات 50 Kaf 7 ayet ق 51 Zariyat 7 ayet الذاريات 52 Tur 7 ayet الطور 53 Necm 7 ayet النجم 54 Kamer 7 ayet القمر 55 Rahman 7 ayet الرحمن 56 Vakıa 7 ayet الواقعة 57 Hadıd 7 ayet الحديد 58 Mücadele 7 ayet المجادلة 59 Haşr 7 ayet الحشر 60 Mümtehine 7 ayet الممتحنة 61 Saf 7 ayet الصف 62 Cuma 7 ayet الجمعة 63 Münafikun 7 ayet المنافقون 64 Tegabun 7 ayet التغابن 65 Talak 7 ayet الطلاق 66 Tahrim 7 ayet التحريم 67 Mülk 7 ayet الملك 68 Kalem 7 ayet القلم 69 Hakka 7 ayet الحاقة 70 Mearic 7 ayet المعارج 71 Nuh 7 ayet نوح 72 Cin 7 ayet الجن 73 Müzzemmil 7 ayet المزمل 74 Müddessir 7 ayet المدثر 75 Kıyame 7 ayet القيامة 76 İnsan 7 ayet الانسان 77 Mürselat 7 ayet المرسلات 78 Nebe 7 ayet النبإ 79 Naziat 7 ayet النازعات 80 Abese 7 ayet عبس 81 Tekvir 7 ayet التكوير 82 İnfitar 7 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 7 ayet المطففين 84 İnşikak 7 ayet الإنشقاق 85 Büruc 7 ayet البروج 86 Tarık 7 ayet الطارق 87 Ala 7 ayet الأعل 88 Gaşiye 7 ayet الغاشية 89 Fecr 7 ayet الفجر 90 Beled 7 ayet البلد 91 Şems 7 ayet الشمس 92 Leyl 7 ayet الليل 93 Duha 7 ayet الضحى 94 İnşirah 7 ayet الشرح 95 Tin 7 ayet التين 96 Alak 7 ayet العلق 97 Kadir 7 ayet القدر 98 Beyyine 7 ayet البينة 99 Zilzal 7 ayet الزلزلة 100 Adiyat 7 ayet العاديات 101 Karia 7 ayet القارعة 102 Tekasür 7 ayet التكاثر 103 Asr 7 ayet التكاثر 104 Hümeze 7 ayet الهمزة 105 Fil 7 ayet الفيل 106 Kureyş 7 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 7 ayet الماعون 109 Kafirun 7 ayet الكافرون 110 Nasr 7 ayet النصر 111 Tebbet 7 ayet المسد 112 İhlas 7 ayet الإخلاص 113 Felak 7 ayet الفلق 114 Nas 7 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle