وَاِنْ جَاهَدَاكَ عَلٰٓى اَنْ تُشْرِكَ ب۪ي مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا وَصَاحِبْهُمَا فِي الدُّنْيَا مَعْرُوفاًۘ وَاتَّبِعْ سَب۪يلَ مَنْ اَنَابَ اِلَيَّۚ ثُمَّ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ٥١
Ve in câhedâke alâ en tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ ve sâhibhumâ fîd dunyâ magrûfen vettebi’ sebîle men enâbe ileyy(ileyye), summe ileyye merciukum fe unebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Bununla birlikte, onların ikisi (annen ve baban) , hakkında bir bilgin olmayan şeyi (körü körüne) Bana şirk koşman (ve isyana kalkışman) için, sana karşı (mücadele edip) çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda onlara itaat etme; (onların isteği için Benim emrimi terk etmek, şirktir! Ama) dünya (hayatın) da onları iyilikle (ma’ruf üzere) sahiplenip (anne babanla iyi geçin) ve Bana ’gönülden-katıksız olarak yönelen’ kimselerin (inabe ve itaat edenlerin) yoluna tâbi ol. Sonra dönüşünüz yalnızca Banadır, böylece Ben de size bütün yaptıklarınızı haber verip (hatırlatacağım) .— A.Ahmet Akgül