Ahzab 73 Ayet Medine · الأحزاب
33

Ahzab

Gruplar · Medine
33
Gruplar · Medine
الأحزاب
73
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اتَّقِ اللّٰهَ وَلَا تُطِعِ الْكَافِر۪ينَ وَالْمُنَافِق۪ينَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يماً حَك۪يماًۙ ١
Yâ eyyuhen nebiyyuttekillâhe ve lâ tutıil kâfirîne vel munâfikîn(munâfikîne), innallâhe kâne alîmen hakîmâ(hakîmen).
Ey Peygamber, Allah’ın koruması altına sığın, kafirlerin ve münafıkların (Zeyd ve Zeynep yüzünden) koparacakları yaygaralara kulak verip de, görevini yerine getirmekten çekinme. Şüphe yok ki Allah her şeyi hakkıyle bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.— O. Kuntman
33:1
2
وَاتَّبِعْ مَا يُوحٰٓى اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يراًۙ ٢
Vettebi’ mâ yûhâ ileyke min rabbik(rabbike), innallâhe kâne bimâ ta’melûne habîrâ(habîren).
Rabbinden sana vahyoluna tabi ol. Allah, yaptıklarınızdan elbette haberdardır.— O. Kuntman
33:2
3
وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلاً ٣
Ve tevekkel alâllâh(alâllâhi) ve kefâ billâhi vekîlâ(vekîlen).
Ve sadece Allah’a güvenip dayan, koruyucu olarak Allah yeter.— O. Kuntman
33:3
4
مَا جَعَلَ اللّٰهُ لِرَجُلٍ مِنْ قَلْبَيْنِ ف۪ي جَوْفِه۪ۚ وَمَا جَعَلَ اَزْوَاجَكُمُ الّٰٓئ۪ تُظَاهِرُونَ مِنْهُنَّ اُمَّهَاتِكُمْۚ وَمَا جَعَلَ اَدْعِيَٓاءَكُمْ اَبْنَٓاءَكُمْۜ ذٰلِكُمْ قَوْلُكُمْ بِاَفْوَاهِكُمْۜ وَاللّٰهُ يَقُولُ الْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِي السَّب۪يلَ ٤
Mâ cealallâhu li raculin min kalbeyni fî cevfih(cevfihî), ve mâ ceale ezvâcekumullâî tuzâhırûne min hunne ummehâtikum, ve mâ ceale ed’ıyâekum ebnâekum, zâlikum kavlukum bi efvâhikum, vallâhu yekûlul hakka ve huve yehdîs sebîl(sebîle).
(Ey iman edenler) Allah, bir adamın göğsünde iki kalp yaratmadığı gibi, "zıhar" yaptığınız eşlerinizi de ananız yerinde tutmamıştır. (Eşinize, "Sen benim üzerime anamın sırtı gibisin" diyerek onu haram saymanız, ona yanaşmamanız doğru değildir. Onun hem eşiniz hem de ananız olması mümkün değildir) Bunun gibi, evladlıklarınızı da, öz oğullarınız kılmamıştır. Bunlar (gerçeği yansıtmayan) ağzınızdan dolaşan sözlerdir. Allah ise, gerçeği söyler ve doğru yolu gösterir.— O. Kuntman
33:4
5
اُدْعُوهُمْ لِاٰبَٓائِهِمْ هُوَ اَقْسَطُ عِنْدَ اللّٰهِۚ فَاِنْ لَمْ تَعْلَمُٓوا اٰبَٓاءَهُمْ فَاِخْوَانُكُمْ فِي الدّ۪ينِ وَمَوَال۪يكُمْۜ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ ف۪يمَٓا اَخْطَأْتُمْ بِه۪ۙ وَلٰكِنْ مَا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَح۪يماً ٥
Ud’ûhum li âbâihim huve aksatu indallâh(indallâhi), fe in lem ta’lemû âbâehum fe ıhvânukum fîd dîni ve mevâlîkum, ve leyse aleykum cunâhun fîmâ ahta’tum bihî ve lâkin mâ taammedet kulûbukum, ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).
Evlad edindiklerinizi, babalarına nisbet ederek çağırın. Allah katında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız onları, din kardeşleriniz ve koruyup gözettiğiniz kimseler olarak kabul edin. Bundan sonra böyle sözleri (bile bile değil de) yanılarak söylerseniz üzerinize bir vebal yoktur (sakıncası yoktur) Allah, çok bağışlayandır, çok merhametli olandır!— O. Kuntman
33:5
6
اَلنَّبِيُّ اَوْلٰى بِالْمُؤْمِن۪ينَ مِنْ اَنْفُسِهِمْ وَاَزْوَاجُهُٓ اُمَّهَاتُهُمْۜ وَاُو۬لُوا الْاَرْحَامِ بَعْضُهُمْ اَوْلٰى بِبَعْضٍ ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُهَاجِر۪ينَ اِلَّٓا اَنْ تَفْعَلُٓوا اِلٰٓى اَوْلِيَٓائِكُمْ مَعْرُوفاًۜ كَانَ ذٰلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُوراً ٦
En nebiyyu evlâ bil mu’minîne min enfusihim ve ezvâcuhu ummehâtuhum, ve ûlûl erhâmi ba’duhum evlâ bi ba’dın fî kitâbillâhi minel mu’minîne vel muhâcirîne illâ en tef’alû ilâ evliyâikum ma’rûfâ(ma’rûfen), kâne zâlike fîl kitâbi mestûra(mestûren).
Peygamber müminlere, kendi canlarından daha yakındır. (Peygamberin) Eşleri, (hürmet göstermede) onların analarıdır. Akraba olanlar da (birbirlerine) Allah’ın kitabında (miras açısından) diğer müminlerden ve göç edenlerden daha yakındırlar. Ancak, dostlarınıza uygun bir vasiyet yapmanız başkadır, bunlar Kitap'ta yazdı bulunmaktadır.— O. Kuntman
33:6
7
وَاِذْ اَخَذْنَا مِنَ النَّبِيّ۪نَ م۪يثَاقَهُمْ وَمِنْكَ وَمِنْ نُوحٍ وَاِبْرٰه۪يمَ وَمُوسٰى وَع۪يسَى ابْنِ مَرْيَمَۖ وَاَخَذْنَا مِنْهُمْ م۪يثَاقاً غَل۪يظاًۙ ٧
Ve iz ehaznâ minen nebîyyîne mîsâkahum ve minke ve min nûhın ve ibrâhîme ve mûsâ ve îsebni meryeme ve ehaznâ minhum mîsâkan galîzâ(galîzan).
Bir vakit biz, peygamberlerden (ayetlerimizi ümmetlerine bildirip, onları uyaracaklarına dair) söz almıştık. (Ey Muhammed) Senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve İsa'dan da sağlam bir söz almıştık.— O. Kuntman
33:7
8
لِيَسْـَٔلَ الصَّادِق۪ينَ عَنْ صِدْقِهِمْۚ وَاَعَدَّ لِلْكَافِر۪ينَ عَذَاباً اَل۪يماً۟ ٨
Li yes’eles sâdikîne an sıdkıhim, ve eadde lil kâfirîne azâben elîmâ(elîmen).
Allah bu sözü aldı ki, o sadıklara (o peygamberlere, ahirette) sadâkatlarından sual etsin. (Onların elçilik görevlerini hakkıyle yerine getirmiş olduklarını ortaya koysun ve kendilerine yüksek bir makam, onların izinden giden müminlere de eşsiz nimetler ihsan buyursun) Allah, kafirler için pek çetin bir azap hazırlamıştır.— O. Kuntman
33:8
9
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ جَٓاءَتْكُمْ جُنُودٌ فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحاً وَجُنُوداً لَمْ تَرَوْهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يراًۚ ٩
Yâ eyyuhâllezîne âmenûzkurû ni’metallâhi aleykum iz câetkum cunûdun fe erselnâ aleyhim rîhan ve cunûden lem terevhâ, ve kânallâhu bimâ ta’melûne basîrâ(basîren).
Ey iman edenler, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın ki size, düşman orduları saldırmıştı da, biz onların üzerine bir fırtına ve sizin göremediğiniz (meleklerden) ordular göndermiştik. (Onları perişan etmiştik) Allah neler yap tığınızı görüyordu.— O. Kuntman
33:9
10
اِذْ جَٓاؤُ۫كُمْ مِنْ فَوْقِكُمْ وَمِنْ اَسْفَلَ مِنْكُمْ وَاِذْ زَاغَتِ الْاَبْصَارُ وَبَلَغَتِ الْقُلُوبُ الْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِاللّٰهِ الظُّنُونَا ٠١
İz câukum min fevkıkum ve min esfele minkum ve iz zâgatil ebsâru ve belegatil kulûbul hanâcire ve tezunnûne billâhiz zunûnâ(zunûnen).
Düşman size, hem üstünüzden hem de altınızdan (vadinin hem üst hem de alt yönünden) saldırmıştı. Gözler kaymış, yürekler ağıza gelmişti, siz Allah hakkında çeşitli zanlar besliyordunuz. (Münafıklar, Resulullah s.a.s. ve ashabının kökten yok olacağını sanıyordu müminler ise, Allah'ın yardım va’dinin ergeç erişeceğine inanıyordu)— O. Kuntman
33:10
11
هُنَالِكَ ابْتُلِيَ الْمُؤْمِنُونَ وَزُلْزِلُوا زِلْزَالاً شَد۪يداً ١١
Hunâlikebtuliyel mu’minûne ve zulzilû zilzâlen şedîdâ(şedîden).
İşte orada, müminler imtihan edilmiş ve şiddetli sarsıntıyla sarsılmışlardı (çünkü)— O. Kuntman
33:11
12
وَاِذْ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ مَا وَعَدَنَا اللّٰهُ وَرَسُولُـهُٓ اِلَّا غُرُوراً ٢١
Ve iz yekûlul munâfikûne vellezîne fî kulûbihim maradun mâ vaadenallâhu ve resûluhû illâ gurûrâ(gurûran).
Münafıklar ile kalplerinde hastalık bulunanlardan (onlara yatkın olanlardan) bir gurup: "Allah ile Resulü bize boş va’adlerde bulundular" diyordu.— O. Kuntman
33:12
13
وَاِذْ قَالَتْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ يَٓا اَهْلَ يَثْرِبَ لَا مُقَامَ لَكُمْ فَارْجِعُواۚ وَيَسْتَأْذِنُ فَر۪يقٌ مِنْهُمُ النَّبِيَّ يَقُولُونَ اِنَّ بُيُوتَنَا عَوْرَةٌ وَمَا هِيَ بِعَوْرَةٍۜ اِنْ يُر۪يدُونَ اِلَّا فِرَاراً ٣١
Ve iz kâlet tâifetun minhum yâ ehle yesribe lâ mukâme lekum ferciû, ve yeste’zinu ferîkun minhumun nebiyye yekûlûne inne buyûtenâ avretun ve mâ hiye bi avreh(avretin), in yurîdûne illâ firârâ(firâran).
Diğer bir gurup: "Ey Medine halkı; sizin düşmana karşı tutunacak gücünüz yok, artık geri dönün" diyordu. Bir gurup da "Evlerimiz düşmana açıktır, (hırsızlardan endişe ediyoruz) bırak da geri dönelim" diyerek Peygamberden izin istiyordu. Oysa evleri açık değildi (çoluk çocukları için öyle bir tehlike yoktu) Onlar sadece savaştan kaçıp canlarını kurtarmak istiyorlardı (ki)— O. Kuntman
33:13
14
وَلَوْ دُخِلَتْ عَلَيْهِمْ مِنْ اَقْطَارِهَا ثُمَّ سُئِلُوا الْفِتْنَةَ لَاٰتَوْهَا وَمَا تَلَبَّثُوا بِهَٓا اِلَّا يَس۪يراً ٤١
Ve lev duhılet aleyhim min aktârihâ summe suilûl fitnete le âtevhâ ve mâ telebbesû bihâ illâ yesîrâ(yesîran).
Şayet evleri gerçekten saldırıya uğramış olsaydı ve onlara (küfre) döndükleri takdirde, kendilerine bir şey yapılmayacağı va’d edilseydi muhakkak ki, evlerini (ve imanlarını) korumazlardı. Küfre dönmekte bir an bile tereddüt etmezlerdi.— O. Kuntman
33:14
15
وَلَقَدْ كَانُوا عَاهَدُوا اللّٰهَ مِنْ قَبْلُ لَا يُوَلُّونَ الْاَدْبَارَۜ وَكَانَ عَهْدُ اللّٰهِ مَسْؤُ۫لاً ٥١
Ve lekad kânû âhedûllâhe min kablu lâ yuvellûnel edbâr(edbâre), ve kâne ahdullâhi mes’ûlâ(mes’ûlen).
Oysa onlar andolsun ki daha önce (düşmandan) sırt çevirip kaçmayacaklarına dair, Allah'a söz vermişlerdi; Allah'a (yemin edilerek) verilen söz ise büyük bir sorumluluk gerektirir! (Onun hesabını elbette ki soracaktır)— O. Kuntman
33:15
16
قُلْ لَنْ يَنْفَعَكُمُ الْفِرَارُ اِنْ فَرَرْتُمْ مِنَ الْمَوْتِ اَوِ الْقَتْلِ وَاِذاً لَا تُمَتَّعُونَ اِلَّا قَل۪يلاً ٦١
Kul len yenfeakumul firâru in ferertum minel mevti evil katli ve izen lâ tumetteûne illâ kalîlâ(kalîlen).
(Ey Muhammed) De ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız kaçmanız size yarar sağlamayacak (şu fâni dünyada) çok az bir süre eğleneceksiniz. ("Oysa dünyanın geçimi azdır, ahiret ise takva sahipleri için elbet daha hayırlıdır. -Nisa/77-)— O. Kuntman
33:16
17
قُلْ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَعْصِمُكُمْ مِنَ اللّٰهِ اِنْ اَرَادَ بِكُمْ سُٓوءاً اَوْ اَرَادَ بِكُمْ رَحْمَةًۜ وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِياًّ وَلَا نَص۪يراً ٧١
Kul men zellezî ya’sımukum minallâhi in erâde bikum sûen ev erâdebikum rahmeh(rahmeten), ve lâ yecidûne lehum min dûnillâhi veliyyen ve lâ nasîrâ(nasîren).
De ki: "Allah size bir kötülük dilerse O'na kim karşı gelebilir veya bir rahmet dilerse, O'nu kim engelleyebilir? Onlar Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilirler!— O. Kuntman
33:17
18
قَدْ يَعْلَمُ اللّٰهُ الْمُعَوِّق۪ينَ مِنْكُمْ وَالْقَٓائِل۪ينَ لِاِخْوَانِهِمْ هَلُمَّ اِلَيْنَاۚ وَلَا يَأْتُونَ الْبَأْسَ اِلَّا قَل۪يلاًۙ ٨١
Kad ya’lemullâhul muavvikîne minkum vel kâilîne li ıhvânihim helumme ileynâ, ve lâ ye’tûnel be’se illâ kalîlâ(kalîlen).
Allah, içinizde bulunan savaştan alıkoymak için yandaşlarına, "Bize katılın" diyenleri muhakkak biliyor. Zaten onların pek azı savaşa gelir.— O. Kuntman
33:18
19
اَشِحَّةً عَلَيْكُمْۚ فَاِذَا جَٓاءَ الْخَوْفُ رَاَيْتَهُمْ يَنْظُرُونَ اِلَيْكَ تَدُورُ اَعْيُنُهُمْ كَالَّذ۪ي يُغْشٰى عَلَيْهِ مِنَ الْمَوْتِۚ فَاِذَا ذَهَبَ الْخَوْفُ سَلَقُوكُمْ بِاَلْسِنَةٍ حِدَادٍ اَشِحَّةً عَلَى الْخَيْرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَمْ يُؤْمِنُوا فَاَحْبَطَ اللّٰهُ اَعْمَالَهُمْۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يراً ٩١
Eşıhhaten aleykum fe izâ câel havfu reeytehum yenzurûne ileyke tedûru a’yunuhum kellezî yugşâ aleyhi minel mevt(mevti), fe izâ zehebel havfu selekûkum bi elsinetin hıdâdin eşıhhaten alel hayr(hayrı), ulâike lem yu’minû fe ahbetallâhu a’mâlehum, ve kâne zâlike alallâhi yesîrâ(yesîren).
(Gelseler de) Size karşı çok cimridirler. (Size yardımda bulunmazlar savaş kızışıp ta) korkuya kapılınca, üzerlerine ölüm baygınlığının çöktüğünü, ürkek nazarlarla sana baktıklarını görürsün. Savaş kazanılıp ta korkuları yittiğinde ise, ganimete, mala düşkünlük göstererek sizi keskin dilleriyle incitirler! (Kendileri için üstün mevkiler, kahramanlıklar taslarlar) Oysa onlar (yalancıdırlar) iman etmiş değillerdir. Bundan dolayı Allah, yaptıklarını boşa çıkarmıştır. (Savaşa katılmanın mükafatına nâil olamazlar) Bu, Allah'a göre pek kolaydır. (Çünkü, kimin sadık kimin yalancı olduğunu elbette O bilir.)— O. Kuntman
33:19
20
يَحْسَبُونَ الْاَحْزَابَ لَمْ يَذْهَبُواۚ وَاِنْ يَأْتِ الْاَحْزَابُ يَوَدُّوا لَوْ اَنَّهُمْ بَادُونَ فِي الْاَعْرَابِ يَسْـَٔلُونَ عَنْ اَنْبَٓائِكُمْۜ وَلَوْ كَانُوا ف۪يكُمْ مَا قَاتَلُٓوا اِلَّا قَل۪يلاً۟ ٠٢
Yahsebûnel ahzâbe lem yezhebû, ve in ye’til ahzâbu yeveddû lev ennehum bâdûne fîl a’râbi yes’elûne an enbâikum, ve lev kânû fîkum mâ kâtelû illâ kalîlâ(kalîlen).
Onlar düşman birliklerinin bozulup gitmediği umudunu da taşırlar, eğer onlar şayet gelecek olsa, arzu ederler ki, çölde bedeviler içinde bulunup (hem savaştan kurtulsunlar hem de) sizin durumunuzu oradan soruştursunlar! (Yenilgiye uğramış iseniz, sevinip bayram etsinler. Ey müslüman erleri) Eğer onlar aranızda bulunacak olsalar (yurtlarına kaçıp gitmiş olmasalar) dahi biliniz ki sizinle birlikte pek az bir süre (ancak gösteriş için) savaşırlar! (Ya savaş sahasından kaçar, ya da izin isterlerdi)— O. Kuntman
33:20
21
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ ف۪ي رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَث۪يراًۜ ١٢
Lekad kâne lekum fî resûlillâhi usvetun hasenetun limen kâne yercûllâhe vel yevmel âhıre ve zekerallâhe kesîrâ(kesîren).
(Ey iman edenler) Andolsun ki Allah’ın Resulü size, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman ve Allah’ı çok ananlara, çok güzel bir örnektir. (Nitekim)— O. Kuntman
33:21
22
وَلَمَّا رَاَ الْمُؤْمِنُونَ الْاَحْزَابَۙ قَالُوا هٰذَا مَا وَعَدَنَا اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَصَدَقَ اللّٰهُ وَرَسُولُهُۘ وَمَا زَادَهُمْ اِلَّٓا ا۪يمَاناً وَتَسْل۪يماًۜ ٢٢
Ve lemmâ real mu’minûnel ahzâbe kâlû hâzâ mâ vaadenallâhu ve resûluhu ve sadakallâhu ve resûluhu ve mâ zâdehum illâ îmânen ve teslîmâ(teslîmen).
Müminler düşman birliklerini gördüklerinde, "Bu savaş bize, Allah’ın ve Resulünün va'd ettiğidir. (Allah’ın yardımı gelmiştir) Allah ve Resulü elbette gerçeği söylemiştir" dediler; (Çok üstün düşman birliklerinin gelişi) onların ancak imanlarını ve Allah'a bağlılıklarını artırdı.— O. Kuntman
33:22
23
مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللّٰهَ عَلَيْهِۚ فَمِنْهُمْ مَنْ قَضٰى نَحْبَهُ وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْتَظِرُۘ وَمَا بَدَّلُوا تَبْد۪يلاًۙ ٣٢
Minel mu’minîne ricâlun sadakû mâ âhedûllahe aleyh(aleyhi), fe minhum men kadâ nahbehu ve minhum men yentezırû ve mâ beddelû tebdîlâ(tebdîlan).
Müminlerden öyle erler vardır ki, Allah’a verdikleri sözde, (O’nun yolunda savaşacaklarında) sadık kalmışlardır, kimi bu uğurda can verdi. (Şehit oldu) kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar sözlerinden asla dönmediler.— O. Kuntman
33:23
24
لِيَجْزِيَ اللّٰهُ الصَّادِق۪ينَ بِصِدْقِهِمْ وَيُعَذِّبَ الْمُنَافِق۪ينَ اِنْ شَٓاءَ اَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُوراً رَح۪يماًۚ ٤٢
Li yecziyallâhus sâdıkîne bi sıdkıhım ve yuazzibel munâfıkîne in şâe ev yetûbe aleyhim, innallâhe kâne gafûren rahîmâ(rahîmen).
Çünkü Allah, sözlerinde sadık kalanları mükafatlandıracak, münafıkları ise dilerse azaplandıracak, dilediğine de tevbe nasip edecektir. Şüphe yok ki Allah, çok bağışlayandır, çok merhametli olandır!— O. Kuntman
33:24
25
وَرَدَّ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِغَيْظِهِمْ لَمْ يَنَالُوا خَيْراًۜ وَكَفَى اللّٰهُ الْمُؤْمِن۪ينَ الْقِتَالَۜ وَكَانَ اللّٰهُ قَوِياًّ عَز۪يزاًۚ ٥٢
Ve reddallâhullezîne keferû bi gayzıhim lem yenâlû hayrâ(hayran), ve kefallâhul mu’minînel kıtâl, ve kânallâhu kaviyyen azîzâ(azîzen).
Allah, o kafirleri (müminlere saldıran düşman kuvvetlerini) perişan kılarak geri çevirdi, hiçbir hayra nâil olmadılar. (Ne zafer ne de ganimet elde ettiler) Allah’ın yardımı, savaşta müminlere yetti! (Fırtına ve meleklerden ordular gönderdi, onlar düşman ile yüzyüze savaşmak gereğini bile duymadılar) Allah eşsiz kuvvet sahibidir, her şeye gücü yetendir.— O. Kuntman
33:25
26
وَاَنْزَلَ الَّذ۪ينَ ظَاهَرُوهُمْ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ صَيَاص۪يهِمْ وَقَذَفَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ فَر۪يقاً تَقْتُلُونَ وَتَأْسِرُونَ فَر۪يقاًۚ ٦٢
Ve enzelellezîne zâherûhum min ehlil kitâbi min sayâsîhım ve kazefe fî kulûbihimur ru’be feriykan taktulûne ve te’sirûne ferîkâ(ferîkan).
Allah, kitap ehlinden düşman birliklerine destek olanları da kalplerine korku salarak kalelerinden indirdi (onları da perişan etti) ki, siz onlardan kimini -savaşanları- öldürüyor, kimini de, esir alıyordunuz.— O. Kuntman
33:26
27
وَاَوْرَثَكُمْ اَرْضَهُمْ وَدِيَارَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ وَاَرْضاً لَمْ تَطَؤُ۫هَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يراً۟ ٧٢
Ve evresekum ardahum ve diyârehum ve emvâlehum ve ardan lem tetauhâ, ve kânallâhu alâ kulli şey’in kadîrâ(kadîran).
Ve (Rabbiniz) sizi onların yerlerine, yurtlarına ve henüz ayak basmadığınız beldelere de, mirasa kıldı. Allah, her şeye kâdirdir.— O. Kuntman
33:27
28
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ اِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا وَز۪ينَتَهَا فَتَعَالَيْنَ اُمَتِّعْكُنَّ وَاُسَرِّحْكُنَّ سَرَاحاً جَم۪يلاً ٨٢
Yâ eyyuhen nebiyyu kul li ezvâcike in kuntunne turidnel hayâted dunyâ ve ziynetehâ fe teâleyne umetti’kunne ve userrihkunne serâhan cemîlâ(cemîlen).
Ey Peygamber, eşlerine de ki: "Eğer siz, dünya hayatını ve süslerini istiyorsanız, gelin size bağışta bulunayım, güzellikle salıvereyim.— O. Kuntman
33:28
29
وَاِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَالدَّارَ الْاٰخِرَةَ فَاِنَّ اللّٰهَ اَعَدَّ لِلْمُحْسِنَاتِ مِنْكُنَّ اَجْراً عَظ۪يماً ٩٢
Ve in kuntunne turidnallâhe ve resûlehu veddârel’âhırete fe innallâhe eadde lil muhsinâti minkunne ecren azîmâ(azîmen).
Yok eğer Allah'ı, Resulünü ve ahiret yurdunu tercih ediyorsanız, muhakkak ki Allah, içinizden iyi davrananlara büyük mükafat hazırlamıştır.— O. Kuntman
33:29
30
يَا نِسَٓاءَ النَّبِيِّ مَنْ يَأْتِ مِنْكُنَّ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ يُضَاعَفْ لَهَا الْعَذَابُ ضِعْفَيْنِۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يراً ٠٣
Yâ nisâen nebiyyi men ye’ti min kunne bi fâhışetin mubeyyinetin yudâ’af lehel’azâbu dı’feyn(dı’feyni), ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîran).
Ey Peygamber hanımları sizden kim açık bir hayâsızlık yaparsa, onun azabı iki kat artırılır. Bu ise, Allah'a göre kolaydır. (Yaptıklarınızdan haberdardır, cezasını verir)— O. Kuntman
33:30
Yükleniyor...
Ahzab
—. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle