Furkan 77 Ayet Mekke · الفرقان
25

Furkan

Ayırıcı · Mekke
25
Ayırıcı · Mekke
الفرقان
77
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
تَبَارَكَ الَّذ۪ي نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلٰى عَبْدِه۪ لِيَكُونَ لِلْعَالَم۪ينَ نَذ۪يراًۙ ١
Tebârekellezî nezzelel furkâne alâ abdihî li yekûne lil âlemîne nezîrâ(nezîren).
Alemleri uyarmak üzere kuluna (Muhammed s.a.s'e) Furkan'ı (Kur'an'ı) indiren Allah’ın şanı ne kadar yücedir.— O. Kuntman
25:1
2
اَلَّذ۪ي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَداً وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَر۪يكٌ فِي الْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْد۪يراً ٢
Ellezî lehu mulkus semâvâti vel ardı ve lem yettehız veleden ve lem yekûn lehu şerîkun fîl mulki ve halaka kulle şey’in fe kadderahu takdîrâ(takdîren).
O Allah ki, göklerin ve yerin mülk ve hükümranlığı O'nundur; Evlat edinmemiştir. Mülkünde hiçbir ortağı yoktur O'nun!.. Herşeyi yaratıp, ona bir nizam veren, mukadderâtını tayin edendir O!..— O. Kuntman
25:2
3
وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اٰلِهَةً لَا يَخْلُقُونَ شَيْـٔاً وَهُمْ يُخْلَقُونَ وَلَا يَمْلِكُونَ لِاَنْفُسِهِمْ ضَراًّ وَلَا نَفْعاً وَلَا يَمْلِكُونَ مَوْتاً وَلَا حَيٰوةً وَلَا نُشُوراً ٣
Vettehazû min dûnihî âliheten lâ yahlukûne şey’en ve hum yuhlekûne ve lâ yemlikûne li enfusihim darran ve lâ nef’an ve lâ yemlikûne mevten ve lâ hayâten ve lâ nuşûrâ(nuşûren).
(Buna rağmen kafirler) O'nu bırakıp da; -hiçbir şey yaratamayan, aksine kendileri yaratılmış olan, kendilerine bile yarar sağlayamayan, gelebilecek bir zararı def edemeyen, öldürmeye, diriltmeye, ölenleri yeniden diriltip kabirden çıkarmaya ise asla, güçleri yetmeyen ilahlar edindiler.— O. Kuntman
25:3
4
وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اِفْكٌۨ افْتَرٰيهُ وَاَعَانَهُ عَلَيْهِ قَوْمٌ اٰخَرُونَۚۛ فَقَدْ جَٓاؤُ۫ ظُلْماً وَزُوراًۚۛ ٤
Ve kâlellezîne keferû in hâzâ illâ ifkunifterâhu ve eânehu aleyhi kavmun âharûn(âharûne), fe kad câû zulmen ve zûrâ(zûran).
(Kafirler bununla da kalmadılar) "Kur'an; Muhammed'in uydurmasıdır, ona muhakkak başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek bir yalan da uydurdular.— O. Kuntman
25:4
5
وَقَالُٓوا اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ اكْتَتَبَهَا فَهِيَ تُمْلٰى عَلَيْهِ بُكْرَةً وَاَص۪يلاً ٥
Ve kâlû esâtîrul evvelînektetebehâ fe hiye tumlâ aleyhi bukreten ve asîlâ(asîlen).
Ve; "Onun okuduğu ayetler evvelkilerin yazmış oldukları uydurma masallardır onları (kitap ehline) o yazdırıyor, sabah akşam gidip onları ezberliyor. (Sonra da bizlere gelip onları okuyor da) diyebildiler. (Böylece Allah’ın Elçisini, yalancılıkla suçladılar)— O. Kuntman
25:5
6
قُلْ اَنْزَلَهُ الَّذ۪ي يَعْلَمُ السِّرَّ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اِنَّهُ كَانَ غَفُوراً رَح۪يماً ٦
Kul enzelehullezî ya’lemus sırre fîs semâvâti vel ard(ardı), innehu kâne gafûran rahîmâ(rahîmen).
(Ey Muhammed) De ki: "Onu, göklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen (Allah) indirdi. Şüphe yok ki O, çok bağışlayandır ve çok merhametli olandır!— O. Kuntman
25:6
7
وَقَالُوا مَالِ هٰذَا الرَّسُولِ يَأْكُلُ الطَّعَامَ وَيَمْش۪ي فِي الْاَسْوَاقِۜ لَوْلَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُ نَذ۪يراًۙ ٧
Ve kâlû mâli hâzer resûli ye’kulit taâme ve yemşî fîl esvâk(esvâkı), lev lâ unzile ileyhi melekun fe yekûne meahu nezîrâ(nezîren).
(Kafirler) "Bu nasıl peygamber? Bizim gibi yemek yiyor (ihtiyaçlarını gidermek için bizim gibi) çarşı-pazar dolaşıyor. Ona bir melek indirilmeli değil miydi? Ki o melek; (onun peygamber olduğuna şahitlik eder ve) bizi azapla uyarırdı.— O. Kuntman
25:7
8
اَوْ يُلْقٰٓى اِلَيْهِ كَنْزٌ اَوْ تَكُونُ لَهُ جَنَّةٌ يَأْكُلُ مِنْهَاۜ وَقَالَ الظَّالِمُونَ اِنْ تَتَّبِعُونَ اِلَّا رَجُلاً مَسْحُوراً ٨
Ev yulkâ ileyhi kenzun ev tekûnu lehu cennetunye’kulu minhâ, ve kâlez zâlimûne in tettebiûne illâ raculen meshûrâ(meshûran).
Ayrıca kendisine hazine verilmeli, (başkasına muhtaç olmaması için) onun için bir bostanı olmalı değil miydi?" dediler. O zalimler (bununla da kalmadılar,) "Sizler, büyülenmiş bir adamdan başkasına tabi olmuyorsunuz" dediler. (Halkı doğru yoldan alıkoymaya da yeltendiler)— O. Kuntman
25:8
9
اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ سَب۪يلاً۟ ٩
Unzur keyfe darabû lekel emsâle fe dallû fe lâ yestetîûne sebîlâ(sebîlen).
(Ey Muhammed) Bak, sana nasıl iftira ediyorlar. (En aşağı derecede bir akıl ve anlayış sahibi olan herkes, onların söylediklerinin yalan olduğunu elbette bilir. Onlar haktan sapmış kimselerdir.) Artık onlar (hidayet için) hiçbir yol bulamazlar!.— O. Kuntman
25:9
10
تَبَارَكَ الَّـذ۪ٓي اِنْ شَٓاءَ جَعَلَ لَكَ خَيْراً مِنْ ذٰلِكَ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ وَيَجْعَلْ لَكَ قُصُوراً ٠١
Tebârekellezî in şâe ceale leke hayren min zâlike cennâtin tecrî min tahtihel enhâru ve yec’al leke kusûrâ(kusûran).
Allah’ın şanı o kadar yücedir ki, O, dilerse sana, onların söylediklerinden daha hayırlı olmak üzere, (bu dünyada dahi, ahirette vadettiği) ağaçlarının altından ırmaklar akan cennetleri ihsan edebilir. (Dünyadaki nizam bozulmasın diye bu dileğini gerçekleştirmez, çünkü müminler o cennetlere kıyamet günü nail olacaklardır)— O. Kuntman
25:10
11
بَلْ كَذَّبُوا بِالسَّاعَةِ وَاَعْتَدْنَا لِمَنْ كَذَّبَ بِالسَّاعَةِ سَع۪يراًۚ ١١
Bel kezzebû bis sâati ve a’tednâ li men kezzebe bis sâati saîrâ(saîren).
Fakat o kafirler kıyamet saatını da yalanladılar. (O kafirler bilsinler ki) Biz o saati yalan sayanlara, öyle çılgın bir ateş hazırladık ki,— O. Kuntman
25:11
12
اِذَا رَاَتْهُمْ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍ سَمِعُوا لَهَا تَغَيُّظاً وَزَف۪يراً ٢١
İzâ raethum min mekânin baîdin semiû lehâ tegayyuzan ve zefîrâ(zefîran).
O ateş -cehennem- kendilerine ta uzaktan göründüğünde, onun kaynayışını ve dehşet saçan uğultusunu işiteceklerdir.— O. Kuntman
25:12
13
وَاِذَٓا اُلْقُوا مِنْهَا مَكَاناً ضَيِّقاً مُقَرَّن۪ينَ دَعَوْا هُنَالِكَ ثُبُوراًۜ ٣١
Ve izâ ulkû minhâ mekânen dayyıkan mukarrenîne deav hunâlike subûrâ(subûran).
Elleri boyunlarına bağlı olarak, onun en kızgın yerine atıldıkları zaman ise, orada yok olup gitmeyi dileyeceklerdir. (Feryad edip yalvaracaklardır)— O. Kuntman
25:13
14
لَا تَدْعُوا الْيَوْمَ ثُبُوراً وَاحِداً وَادْعُوا ثُبُوراً كَث۪يراً ٤١
Lâ ted’ûl yevme subûran vâhıden ved’û subûran kesîrâ(kesîren).
(Bu feryadlarına karşılık onlara) "Bu gün bir kere değil, bir çok kereler -ölerek- yok olup gitmeyi dileyin." (Bu asla mümkün değildir, çünkü sizler sonsuza dek, hak ettiğiniz bu azabı tadacaksınız) diye nida olunacaktır.— O. Kuntman
25:14
15
قُلْ اَذٰلِكَ خَيْرٌ اَمْ جَنَّةُ الْخُلْدِ الَّت۪ي وُعِدَ الْمُتَّقُونَۜ كَانَتْ لَهُمْ جَزَٓاءً وَمَص۪يراً ٥١
Kul e zâlike hayrun em cennetul huldilletî vuidel muttekûn(muttekûne), kânet lehum cezâen ve masîrâ(masîren).
(Ey Muhammed, onları uyar da ibret alsınlar) De ki: "-Bir kul için- Bu cehennem mi daha hayırlıdır, yoksa takva ehline (iman edip sâlih ameller işleyenlere) va'ad olunan sonsuzluk cenneti mi? Ki bu cennet onlar için bir mükafat ve varılacak ne güzel bir son duraktır.— O. Kuntman
25:15
16
لَهُمْ ف۪يهَا مَا يَشَٓاؤُ۫نَ خَالِد۪ينَۜ كَانَ عَلٰى رَبِّكَ وَعْداً مَسْؤُ۫لاً ٦١
Lehum fîhâ mâ yeşâûne hâlidîn(hâlidîne), kâne alâ rabbike va’den mes’ûlâ(mes’ûlen).
O cennette onlar için, diledikleri her şey vardır. Orada sonsuza dek kalacaklardır. Bu (cennet) Rabbinden yerine getirilmesi istenen (beklenen) bir va’addir.— O. Kuntman
25:16
17
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَيَقُولُ ءَاَنْتُمْ اَضْلَلْتُمْ عِبَاد۪ي هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اَمْ هُمْ ضَلُّوا السَّب۪يلَۜ ٧١
Ve yevme yahşuruhum ve mâ ya’budûne min dûnillâhi fe yekûlu e entum adleltum ibâdî hâulâi em hum dallûs sebîl(sebîle).
(Müşriklere gelince) O gün Rabbin onları ve Allah’tan başka taptıklarını bir araya toplar ve "Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan saptılar?" diye sorguya çeker..— O. Kuntman
25:17
18
قَالُوا سُبْحَانَكَ مَا كَانَ يَنْبَغ۪ي لَـنَٓا اَنْ نَتَّخِذَ مِنْ دُونِكَ مِنْ اَوْلِيَٓاءَ وَلٰكِنْ مَتَّعْتَهُمْ وَاٰبَٓاءَهُمْ حَتّٰى نَسُوا الذِّكْرَۚ وَكَانُوا قَوْماً بُوراً ٨١
Kâlû subhâneke mâ kâne yenbegî lenâ en nettehıze min dûnike min evliyâe ve lâkin metta’tehum ve âbâehum hattâ nesûz zikre, ve kânû kavmen bûra(bûren).
Onlar da "Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz ya Rabbi... Senin yerine geçip de ilahlık iddiasında bulunmak bize yaraşmaz. Fakat; Sen, onlara ve atalarına nimetler verdin de (şımardılar zevk ve sefaya daldılar) Seni anmayı unuttular. Böylece helaki hak eden bir topluluk oldular" derler. (Suçu kabullenmeyip, onu kendilerine tapınanların üzerine atarlar)— O. Kuntman
25:18
19
فَقَدْ كَذَّبُوكُمْ بِمَا تَقُولُونَۙ فَمَا تَسْتَط۪يعُونَ صَرْفاً وَلَا نَصْراًۚ وَمَنْ يَظْلِمْ مِنْكُمْ نُذِقْهُ عَذَاباً كَب۪يراً ٩١
Fe kad kezzebûkum bimâ tekûlûne fe mâ testetîûne sarfan ve lâ nasrâ(nasran), ve men yazlım minkum nuzıkhu azâben kebîrâ(kebîren).
(Bunun üzerine müşriklere) İşte gördünüz, taptıklarınız bile sizi yalancı çıkardılar. Artık kimse azabı üzerinizden çeviremez ve hiçbir yardım da göremezsiniz, içinizden zulmedenlere büyük bir azap tattıracağız" buyurulur.— O. Kuntman
25:19
20
وَمَٓا اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ اِلَّٓا اِنَّهُمْ لَيَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَيَمْشُونَ فِي الْاَسْوَاقِۜ وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةًۜ اَتَصْبِرُونَۚ وَكَانَ رَبُّكَ بَص۪يراً۟ ٠٢
Ve mâ erselnâ kableke minel murselîne illâ innehum le ye’kulûnet taâme ve yemşûne fîl esvâkı ve cealnâ ba’dakum li ba’dın fitneten(fitneten), e tasbirûn(tasbirûne), ve kâne rabbuke basîrâ(basîren).
(Ey Muhammed) Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de kuşkusuz yemek yerler ve çarşılarda gezinirlerdi. (Senin kavmin gibi onların kavimleri de bu yüzden, peygamberlerini yalancı yerine koymuşlardı.) Biz, -hanginizin sabredeceğini denemek için- sizin bir kısmınızı bir kısmınıza karşı imtihan vesilesi kıldık. Rabbin herşeyi hakkıyle görendir.— O. Kuntman
25:20
21
وَقَالَ الَّذ۪ينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا الْمَلٰٓئِكَةُ اَوْ نَرٰى رَبَّـنَاۜ لَقَدِ اسْتَكْبَرُوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ وَعَتَوْ عُتُواًّ كَب۪يراً ١٢
Ve kâlellezîne lâ yercûne likâenâ lev lâ unzile aleynel melâiketu ev nerâ rabbenâ, lekad istekberû fî enfusihim ve atev utuvven kebîrâ(kebîren).
(Ey Muhammed, kavminden) Bize kavuşmayı ummayanlar (Huzurumuzda hesap vereceklerine inanmayanlar) "Bize melekler indirilmeli değil miydi? veya Rabbimizi görmeli değil miydik?" dediler. Andolsun ki onlar; büyüklük taslayarak, azgınlıkta haddi aşmışlardır.— O. Kuntman
25:21
22
يَوْمَ يَرَوْنَ الْمَلٰٓئِكَةَ لَا بُشْرٰى يَوْمَئِذٍ لِلْمُجْرِم۪ينَ وَيَقُولُونَ حِجْراً مَحْجُوراً ٢٢
Yevme yerevnel melâikete lâ buşrâ yevme izin lil mucrimîne ve yekûlûne hicran mahcûrâ(mahcûren).
(Onlar acele etmesinler er-geç melekleri göreceklerdir, fakat) Melekleri görecekleri gün o günahkarlara iyi haberler yoktur. Çünkü, melekler onlara: "Size, iyi haber yasak, yasak!" derler! (O zaman melekler onlara, Cebbar olan Allah'ın gazabını ve cehennemi müjdeleyeceklerdir.)— O. Kuntman
25:22
23
وَقَدِمْنَٓا اِلٰى مَا عَمِلُوا مِنْ عَمَلٍ فَجَعَلْنَاهُ هَبَٓاءً مَنْثُوراً ٣٢
Ve kadimnâ ilâ mâ amilû min amelin fe cealnâhu hebâen mensûrâ(mensûran).
Yaptıkları her ameli tek tek ele alırız ve o amelleri -içlerinde iyileri de olsa- değersiz kılarız.— O. Kuntman
25:23
24
اَصْحَابُ الْجَنَّةِ يَوْمَئِذٍ خَيْرٌ مُسْتَقَراًّ وَاَحْسَنُ مَق۪يلاً ٤٢
Ashâbul cenneti yevme izin hayrun mustekarran ve ahsenu makîlâ(makîlen).
Cennetliklerin kalacağı yer o gün ne kadar huzurlu, dinlenecekleri yer ne kadar güzeldir.— O. Kuntman
25:24
25
وَيَوْمَ تَشَقَّقُ السَّمَٓاءُ بِالْغَمَامِ وَنُزِّلَ الْمَلٰٓئِكَةُ تَنْز۪يلاً ٥٢
Ve yevme teşakkakus semâu bil gamâmi ve nuzzilel melâiketu tenzîlâ(tenzîlen).
O gün, gök bembeyaz bulutlar haline getirilip parçalanacak, Melekler bölük bölük indirileceklerdir.— O. Kuntman
25:25
26
اَلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍۨ الْحَقُّ لِلرَّحْمٰنِۜ وَكَانَ يَوْماً عَلَى الْكَافِر۪ينَ عَس۪يراً ٦٢
El mulku yevmeizinil hakku lir rahmân(rahmâni), ve kâne yevmen alel kâfirîne asîrâ(asîran).
O gün, mülk ve hükümranlık Rahman’ındır!.. Kafirler için ise o gün, pek çetin bir gündür.— O. Kuntman
25:26
27
وَيَوْمَ يَعَضُّ الظَّالِمُ عَلٰى يَدَيْهِ يَقُولُ يَا لَيْتَنِي اتَّخَذْتُ مَعَ الرَّسُولِ سَب۪يلاً ٧٢
Ve yevme yeadduz zâlimu alâ yedeyhi yekûlu yâ leytenîttehaztu mear resûli sebîlâ(sebîlen).
O gün, her zalim pişman olacak, iki elini ısırıp, "Ne olurdu ben de, o Peygamber'e tabi olup (Rabbime) güzel bir dönüş yolu edineydim."— O. Kuntman
25:27
28
يَا وَيْلَتٰى لَيْتَن۪ي لَمْ اَتَّخِذْ فُلَاناً خَل۪يلاً ٨٢
Yâ veyletâ leytenî lem ettehız fulânen halîlâ(halîlen).
"Yazıklar olsun bana keşki (şeytanın avanesi olan) o kafiri dost edinmeseydim."— O. Kuntman
25:28
29
لَقَدْ اَضَلَّن۪ي عَنِ الذِّكْرِ بَعْدَ اِذْ جَٓاءَن۪يۜ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِلْاِنْسَانِ خَذُولاً ٩٢
Lekad edallenî aniz zikri ba’de iz câenî, ve kâneş şeytânu lil insâni hazûlâ(hazûlen).
"Andolsun ki, -Kur'an'ın gösterdiği doğru yoldan- beni o saptırdı" diyerek feryad edecektir. (Evet, ey insanlar biliniz ki) Şeytan insanı -başına bir bela geldiğinde- yapayalnız ve yardımcısız bırakandır. (Onun için Rabbinizi unutup da, sakın onu ve avanelerini dost edinmeyin)— O. Kuntman
25:29
30
وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ اِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هٰذَا الْقُرْاٰنَ مَهْجُوراً ٠٣
Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmîttehazû hâzel kur’âne mehcûrâ(mehcûran).
Peygamber dedi ki: "Ey Rabbim, şüphe yok ki kavmim, Kur'an'ı terk etti!— O. Kuntman
25:30
Yükleniyor...
Furkan
—. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle