Ankebut 69 Ayet Mekke · العنكبوت
29

Ankebut

Dişi Örümcek · Mekke
29
Dişi Örümcek · Mekke
العنكبوت
69
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
الٓمٓ ۠ ١
Elif lâm mîm.
Elif. Lam. Mim.— O. Kuntman
29:1
2
اَحَسِبَ النَّاسُ اَنْ يُتْرَكُٓوا اَنْ يَقُولُٓوا اٰمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ ٢
E hasiben nâsu en yutrekû en yekûlû âmennâ ve hum lâ yuftenûn(yuftenûne).
Yoksa insanlar "İnandık" demeleriyle (serbest) bırakılacaklarını ve kendilerinin (sıkıntı ve ferahlık ile) denenmeyeceklerini mi sandılar.— O. Kuntman
29:2
3
وَلَقَدْ فَتَنَّا الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَلَيَعْلَمَنَّ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ صَدَقُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْكَاذِب۪ينَ ٣
Ve lekad fetennellezîne min kablihim fe le ya’lemennellâhullezîne sadakû ve le ya’lemenel kâzibîn(kâzibîne).
Andolsun ki biz, onlardan öncekileri de imtihan ettik. (Onlar da bir çok zahmetlere maruz kaldılar; nitekim Bakara 214. de "Yoksa siz, sizden önce geçenlerin durumu başınıza gelmeden, cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluk, sıkıntı gelmiş ve sarsıntıya uğramışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler "Allah’ın yardımı ne zaman?" diyorlardı buyurulmuştur) Allah elbette, sadık olanları da, yalancı olanları da (ezeli ve ebedi ilmi ile) bilir (Artık yalancıların ahirette özür dilemeleri boşunadır)— O. Kuntman
29:3
4
اَمْ حَسِبَ الَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّـَٔاتِ اَنْ يَسْبِقُونَاۜ سَٓاءَ مَا يَحْكُمُونَ ٤
Em hasibellezîne ya’melûnes seyyiâti en yesbikûnâ, sâe mâ yahkumûn(yahkumûne).
Yoksa (şirk ve küfürde direnerek) kötülük yapanlar bizden (huzurumuzda hesap vermekten) kaçıp kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Onlar ne kadar yanlış hüküm veriyorlar. (Onlar dünyadaki varlıklarına, azaba uğramadıklarına bakarak, ahirette de sorgu sualin ve azabın olmadığını zannederler, oysa kıyamet günü yanıldıklarını anlayacaklardır.)— O. Kuntman
29:4
5
مَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَٓاءَ اللّٰهِ فَاِنَّ اَجَلَ اللّٰهِ لَاٰتٍۜ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ٥
Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi leât(leâtin), ve huves semîul alîm(alîmu).
(Kuşkusuz yanılmayan müminler olacaktır) Kim, Allah'a kavuşmayı umarsa, (iman edip, Rabbinin va'ad buyurduğu ahiret nimetlerini umarak sâlih amel işlerse) şüphe yok ki, Allah’ın tayin etmiş olduğu o saat elbette gelecektir. (Onun umudunu gerçekleştirecek, güzel amelinin mükafatım verecektir) O, her şeyi hakkıyle işitendir, her şeyi hakkıyle bilendir.— O. Kuntman
29:5
6
وَمَنْ جَاهَدَ فَاِنَّمَا يُجَاهِدُ لِنَفْسِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ لَغَنِيٌّ عَنِ الْعَالَم۪ينَ ٦
Ve men câhede fe innemâ yucâhidu li nefsihî, innallâhe le ganiyyun anil âlemîn(âlemîne).
Kim (nefsi ile) cihad ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. (*) Muhakkak ki Allah, alemlerden ganîdir. (Hiçbir şeye, bu arada kullarının ibadet ve ta'atına da muhtaç değildir. Onlar Allah yolunda sâlih ameller işlemekle ahirette sonsuz nimetlere hak kazanacaklardır)— O. Kuntman
29:6
7
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ اَحْسَنَ الَّذ۪ي كَانُوا يَعْمَلُونَ ٧
Vellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti le nukeffiranne anhum seyyiâtihim ve le necziyennehum ahsenellezî kânû ya’melûn(ya’melûne).
İman edip; sâlih ameller işleyenlerin (geçmiş) kötülüklerini elbette örteriz ve onları yaptıklarından daha güzeli ile mükafatlandırırız.— O. Kuntman
29:7
8
وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْناًۜ وَاِنْ جَاهَدَاكَ لِتُشْرِكَ ب۪ي مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَاۜ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ٨
Ve vassaynel insâne bi vâlideyhi husnâ(husnen), ve in câhedâke li tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ, ileyye merciukum fe unebbiukum bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. "Eğer onlar seni, hakkında bilgi olmayan bir şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa sakın onlara itaat etme. Yaptıklarınızı size bildiririm'' diye onu uyardık.— O. Kuntman
29:8
9
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُدْخِلَنَّهُمْ فِي الصَّالِح۪ينَ ٩
Vellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti le nudhılennehum fîs sâlihîn(sâlihîne).
İman edip; sâlih ameller işleyenleri andolsun ki, (ahirette) sâlihler arasına katacağız.— O. Kuntman
29:9
10
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ فَاِذَٓا اُو۫ذِيَ فِي اللّٰهِ جَعَلَ فِتْنَةَ النَّاسِ كَعَذَابِ اللّٰهِۜ وَلَئِنْ جَٓاءَ نَصْرٌ مِنْ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ اِنَّا كُنَّا مَعَكُمْۜ اَوَلَيْسَ اللّٰهُ بِاَعْلَمَ بِمَا ف۪ي صُدُورِ الْعَالَم۪ينَ ٠١
Ve minen nâsi men yekûlu âmennâ billâhi fe izâ ûziye fîllâhi ceale fitneten nâsi ke azâbillâh(azâbillâhî), ve le in câe nasrun min rabbike le yekûlunne innâ kunnâ meakum, e ve leysallâhu bi a’leme bi mâ fî sudûril âlemîn(âlemîne).
İnsanlar arasında öyleleri de vardır ki "Allah'a inandık" derler, fakat O'nun uğrunda bir eziyete uğratılınca (insanlar tarafından yapılan o eziyeti) Allah'ın azabı kabul ederler (ve siz müminlerden ayrılırlar). Rabbinden bir yardım geldiğinde -savaşta gâlib geldiğinizde- ise, "Doğrusu biz sizinle beraberdik" derler. (Size yaltaklanırlar) Oysa Allah, herkesin kalbinde ne olduğunu, en iyi bilen değil midir?— O. Kuntman
29:10
11
وَلَيَعْلَمَنَّ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْمُنَافِق۪ينَ ١١
Ve le ya’lemennallâhullezîne âmenû ve le ya’lemennel munâfikîn(munâfikîne).
Allah elbette inananları da bilir, o münafıkların da kimler olduğunu bilir.— O. Kuntman
29:11
12
وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّبِعُوا سَب۪يلَنَا وَلْنَحْمِلْ خَطَايَاكُمْۜ وَمَا هُمْ بِحَامِل۪ينَ مِنْ خَطَايَاهُمْ مِنْ شَيْءٍۜ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ ٢١
Ve kâlellezîne keferû lillezîne âmenûttebiû sebîlenâ velnahmil hatâyâkum, ve mâ hum bi hâmilîne min hatâyâhum min şey’(şey’in), innehum le kâzibûn(kâzibûne).
O kafirler iman edenlere: "Bizim yolumuza tabi olun da, sizin günahlarınızı yüklenelim" de derler. Oysa onlar başkasının günahlarından hiçbirini yüklenecek değillerdir; gerçekte onlar düpedüz yalancıdırlar.— O. Kuntman
29:12
13
وَلَيَحْمِلُنَّ اَثْقَالَهُمْ وَاَثْقَالاً مَعَ اَثْقَالِهِمْۘ وَلَيُسْـَٔلُنَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عَمَّا كَانُوا يَفْتَرُونَ۟ ٣١
Ve le yahmilunne eskâlehum ve eskâlen mea eskâlihim ve le yus’elunne yevmel kıyâmeti ammâ kânû yefterûn(yefterûne).
Şüphe yok ki -kıyamet gününde- onlar, hem kendi -günah- yüklerini, hem de onlarla beraber daha nice ağır yükleri (başkalarını doğru yoldan alıkoymanın günahlarını) yüklenecekler ve söyleyip durdukları yalanlardan dolayı kıyamet günü sorguya çekileceklerdir. (Ey Muhammed, önceki kavimler de peygamberlerini yalan saydılar, onlara eziyet ettiler)— O. Kuntman
29:13
14
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحاً اِلٰى قَوْمِه۪ فَلَبِثَ ف۪يهِمْ اَلْفَ سَنَةٍ اِلَّا خَمْس۪ينَ عَاماًۜ فَاَخَذَهُمُ الطُّوفَانُ وَهُمْ ظَالِمُونَ ٤١
Ve lekad erselnâ nûhan ilâ kavmihî, fe lebise fîhim elfe senetin illâ hamsîne âmâ(âmen), fe ehazehumut tûfânu ve hum zâlimûn(zâlimûne).
Andolsun ki biz, Nuh'u kavmine gönderdik, bin yıldan elli yıl eksik bir süre aralarında kaldı. Sonunda, onlar zulme devam ederlerken, kendilerini o tufan yakalayıverdi.— O. Kuntman
29:14
15
فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَصْحَابَ السَّف۪ينَةِ وَجَعَلْنَاهَٓا اٰيَةً لِلْعَالَم۪ينَ ٥١
Fe enceynâhu ve ashâbes sefîneti ve cealnâ hââyeten lil âlemîn(âlemîne).
Fakat biz; onu ve gemi arkadaşlarını kurtardık ve bu kıssayı alemlere ibret kıldık.— O. Kuntman
29:15
16
وَاِبْرٰه۪يمَ اِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاتَّقُوهُۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ ٦١
Ve ibrâhîme iz kâle li kavmihî’budûllâhe vettekûh(vettekûhu), zâlikum hayrun lekum in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).
İbrahim'i de gönderdik. O kavmine: "Allah'a ibadet edin, O'ndan (O'nun azabından) sakının. Böyle davranmanız sizin için daha hayırlıdır, keşke -gerçeği- bilmiş olsanız.— O. Kuntman
29:16
17
اِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَاناً وَتَخْلُقُونَ اِفْكاًۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقاً فَابْتَغُوا عِنْدَ اللّٰهِ الرِّزْقَ وَاعْبُدُوهُ وَاشْكُرُوا لَهُۜ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ٧١
İnnemâ ta’budûne min dûnillâhi evsânen ve tahlukûne ifkâ(ifken), innellezîne ta’budûne min dûnillâhi lâ yemlikûne lekum rızkân, febtegû indallâhir rızka va’budûhu veşkurû leh(lehu), ileyhi turceûn(turceûne).
Siz -nasıl oluyor da- Allah'ı bırakıp putlara tapıyor, aslı astarı olmayan sözler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah'tan başka taptıklarınız size asla hiçbir rızık veremezler. O halde rızkı, Allah katında arayın, sadece O'na kulluk edin ve O'na şükredin ki -sonunda- ancak O'na döndürüleceksiniz" diyerek onları uyardı. (Fakat kavmi bu uyarılara hiç aldırış etmedi)— O. Kuntman
29:17
18
وَاِنْ تُكَذِّبُوا فَقَدْ كَذَّبَ اُمَمٌ مِنْ قَبْلِكُمْۜ وَمَا عَلَى الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ ٨١
Ve in tukezzibû fe kad kezzebe umemun min kablikum, ve mâ aler resûli illel belâgul mubîn(mubînu).
(Ey müşrikler) Eğer siz (Peygamberi ve onun hak davetini) yalan sayıyorsanız, -biliniz ki- sizden önceki ümmetler de peygamberlerini yalanlamışlardı. (Fakat sonları nice oldu, onlardan hiç ibret almaz mısınız?) Peygamber'e düşen apaçık bir tebliğden ibarettir.— O. Kuntman
29:18
19
اَوَلَمْ يَرَوْا كَيْفَ يُبْدِئُ اللّٰهُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌ ٩١
E ve lem yerev keyfe yubdiullâhul halka, summe yuîduh (yuîduhu), inne zâlike alallâhi yesîr(yesîrun).
(Onlar ahirette dirilmeye iman etmezler) Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını, sonra onu nasıl tekrarladığını görmezler mi? Şüphe yok ki bu, Allah’a göre çok kolaydır.— O. Kuntman
29:19
20
قُلْ س۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ بَدَاَ الْخَلْقَ ثُمَّ اللّٰهُ يُنْشِئُ النَّشْاَةَ الْاٰخِرَةَۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۚ ٠٢
Kul sîrû fîl ardı fânzurû keyfe bedeel halka, summallâhu yunşîun neş’etel âhıreh(âhırete), innallâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
(Ey Muhammed) De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da Allah’ın yaratmaya nasıl başladığını, (sonra onu nasıl tekrarladığını) görün. (Ki bir tohumdan koskoca bir ağaç doğuyor, büyüyüp çiçek açıp meyva veriyor, kış gelince kuruyup soluyor, bahar geldiğinde ise yeniden canlanıyor) İşte Allah, -bunun gibi- yeni bir ahiret hayatını da tekrar yaratacaktır, kuşkusuz Allah her şeye kâdirdir!— O. Kuntman
29:20
21
يُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَرْحَمُ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَاِلَيْهِ تُقْلَبُونَ ١٢
Yuazzibu men yeşâu ve yerhamu men yeşâ’(yeşâu), ve ileyhi tuklebûn(tuklebûne).
(Ahiret hayatını yaratıp kullarını hesaba çeker) Dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Siz sonunda- O'na (O'nun huzuruna) döndürüleceksiniz.— O. Kuntman
29:21
22
وَمَٓا اَنْتُمْ بِمُعْجِز۪ينَ فِي الْاَرْضِ وَلَا فِي السَّمَٓاءِۘ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ۟ ٢٢
Ve mâ entum bi mu’cizîne fîl ardı ve lâ fîs semâi ve mâ lekum min dûnillâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).
Siz O'nu, ne yerde ne de gökte aciz bırakabilirsiniz ve Allah’tan başka ne bir dost ne de, bir yardımcı bulabilirsiniz!— O. Kuntman
29:22
23
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَلِقَٓائِه۪ٓ اُو۬لٰٓئِكَ يَـئِسُوا مِنْ رَحْمَت۪ي وَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ٣٢
Vellezîne keferû bi âyâtillâhi ve likâihî ulâike yeisû min rahmetî ve ulâike lehum azâbun elîm(elîmun).
Allah’ın ayetlerini (O'nun birliğine ait delilleri) ve (ahiret gününe inanmayarak) O'na kavuşmayı inkar edenler, işte onlar, benim rahmetimden umud kesmiş olanlardır (bu yüzden, rahmetimden nasipleri yoktur) İşte (ahirette) onlar için çetin bir azap vardır.— O. Kuntman
29:23
24
فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا اقْتُلُوهُ اَوْ حَرِّقُوهُ فَاَنْجٰيهُ اللّٰهُ مِنَ النَّارِۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ ٤٢
Fe mâ kâne cevâbe kavmihî illâ en kâlûktulûhu ev harrýkûhu fe encâhullâhu minen nâr(nâri), inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yu’minûn(yu’minûne).
(İbrahim kıssasına dönelim: Evet kavmi onun uyarılarını hiçe saydı ve) Kavminin ona cevabı ancak: "Onu öldürün veya yakın" demek oldu. Ama Allah, onu ateşten korudu. (Ateş Rabbinin emriyle söndü onu yakmadı.) Şüphe yok ki bunda iman eden kavim için ibretler vardır.— O. Kuntman
29:24
25
وَقَالَ اِنَّمَا اتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَاناًۙ مَوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ ثُمَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُمْ بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُمْ بَعْضاًۘ وَمَأْوٰيكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَۗ ٥٢
Ve kâle innemettehaztum min dûnillâhi evsânen meveddete beynikum fîl hayâtid dunyâ, summe yevmel kıyâmeti yekfuru ba’dukum bi ba’dın ve yel’anu ba’dukum ba’dan ve me’vâkumun nâru ve mâ lekum min nâsırîn(nâsırîne).
Ve İbrahim onlara: "Dünya hayatında; sizler birbirinizle dostluk kurarak Allah'ı bırakıp putları ilah edindiniz! Oysa -sonunda- kıyamet gününde birbirinize küfredecek ve karşılıklı lanet okuyacaksınız, varacağınız yer ise, cehennem ateşidir. Ve sizin hiçbir yardımcınız da yoktur" dedi.— O. Kuntman
29:25
26
فَاٰمَنَ لَهُ لُوطٌۢ وَقَالَ اِنّ۪ي مُهَاجِرٌ اِلٰى رَبّ۪يۜ اِنَّهُ هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ٦٢
Fe âmene lehu lût (lûtun) ve kâle innî muhâcirun ilâ rabbî, innehu huvel azîzul hakîm(hakîmu).
Bunun üzerine ona sadece Lut iman etti ve İbrahim "Doğrusu ben Rabbime (Rabbimin emrettiği yere) hicret edeceğim, şüphe yok ki O, her şeye gücü yetendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Rabbim elbette onların cezasını verir) dedi.— O. Kuntman
29:26
27
وَوَهَبْنَا لَـهُٓ اِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَجَعَلْنَا ف۪ي ذُرِّيَّتِهِ النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ وَاٰتَيْنَاهُ اَجْرَهُ فِي الدُّنْيَاۚ وَاِنَّهُ فِي الْاٰخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِح۪ينَ ٧٢
Ve vehebnâ lehû ishâka ve ya’kûbe ve cealnâ fî zurriyyetihin nubuvvete vel kitâbe, ve âteynâhu ecrehu fîd dunyâ, ve innehu fîl âhıreti le mines sâlihîn(sâlihîne).
Sonra ona; İshak ile Yakub'u ihsan ettik ve soyundan gelenlere kitap ve peygamberlik verdik. (Kendisinden sonra gelen peygamberler -İsmail, İshak, Yakub- onun soyundan oldu) Dünyada ona mükafatını verdik. (Ki her din erbabı nezdinde muhabbet ve övgüye nail oldu.) Kuşkusuz o, ahirette de, sâlihlerdendir.— O. Kuntman
29:27
28
وَلُوطاً اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَۘ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ اَحَدٍ مِنَ الْعَالَم۪ينَ ٨٢
Ve lûtan iz kâle li kavmihî innekum le te’tûnel fâhışete mâ sebekakum bihâ min ehadin minel âlemîn(âlemîne).
Lut'u da gönderdik. O, kavmine: "Siz gerçekten, daha önce hiçbir ümmetin yapmadığı bir hayâsızlığı yapıyorsunuz" (böyle giderseniz biliniz ki üzerinize büyük bir azap inecektir)— O. Kuntman
29:28
29
اَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ السَّب۪يلَ وَتَأْتُونَ ف۪ي نَاد۪يكُمُ الْمُنْكَرَۜ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا ائْتِنَا بِعَذَابِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ ٩٢
E innekum le te’tûner ricâle ve taktaûnes sebîle ve te’tûne fî nâdîkumulmunker(munkere), fe mâ kâne cevâbe kavmihî illâ en kâlû’tinâ bi azâbillâhi in kunte mines sâdikîn(sâdikîne).
(Bu uyarılara rağmen siz hâlâ) "Erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlikler yapmaya devam mı edeceksiniz?" diyerek onları uyardı. Kavminin cevabı ise ancak: 1Doğru söyleyenlerden isen, Allah’ın azabını getir bize!" (de görelim) demek oldu.— O. Kuntman
29:29
30
قَالَ رَبِّ انْصُرْن۪ي عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِد۪ينَ۟ ٠٣
Kâle rabbinsurnî alel kavmil mufsidîn(mufsidîne).
Bunun üzerine Lut. "Ey Rabbim, şu bozguncu topluluğa karşı bana yardım et!” diye niyazda bulundu.— O. Kuntman
29:30
Yükleniyor...
Ankebut
—. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle