Tarık 17 Ayet Mekke · الطارق
86

Tarık

Vuruşlu · Mekke
86
Vuruşlu · Mekke
الطارق
17
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
وَالسَّمَٓاءِ وَالطَّارِقِۙ ١
Ves semâi vet târık(târıkı).
O gökyüzüne ve sabahyıldızı’na,¹ yemin olsun. 1 Târık: Bir ses işitilecek şekilde vurmak, çarpmak, demektir. Yol anlamına gelen “tarik” de aynı köktendir. Çünkü yolcular yola ayak vururlar. Bu suretle “târık” esasen tokmak vurur gibi “şiddetle vuran” demek olduğu halde daha sonra “ayak vurmak, yol tepmek” mefhumuyla örfi lügatte, “yola giden yolcu”ya isim olmuştur. Sonra bilhassa “gece gelen” manasında özelleşerek mecazen, “geceleyin gelip kapı çalan ziyaretçi” veya “gönül hoplatan ziyaretçi” anlamını ifade etmiştir. Daha sonra bu manadan genişletilerek her ne olursa olsun, “geceleyin zuhur edip göze, gönüle çarpan” her şey, hatta “hayalî suretler” için bile kullanılmıştır. Bir de “Târık” hassaten sabaha karşı doğan “sabahyıldızına” dahi denilir. Burada öncesine ve sonrasına uygun olduğu için Târık’ın bu manada kullanıldığı daha belirgindir.— M. Türk
86:1
2
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الطَّارِقُۙ ٢
Ve mâ edrâke met târik(târiku).
-Bu târık’ın tam gerçekliğini sana (Allah’tan başka) kim bildirebilir ki?— M. Türk
86:2
3
اَلنَّجْمُ الثَّاقِبُۙ ٣
En necmus sâkıb(sâkıbu).
O (karanlığı delen) parlak ve yüksek bir yıldızdır.-¹ 1 Necm-i sâkıb: Delen yıldız demek olup, ışığının kuvvetinden dolayı karanlığı deliyor gibi görünen parlak yıldız demektir. Yüksek yıldız veya sabahyıldızı anlamına da gelir. Bu ifâdeyle; karanlıkları sabahyıldızı gibi nuruyla delerek insanlara yol gösteren ve onları küfürden kurtaran “Kur’an veya Peygamber” (s.a.v), istiâre yoluyla kastedilmiş olabilir.— M. Türk
86:3
4
اِنْ كُلُّ نَفْسٍ لَمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌۜ ٤
İn kullu nefsin lemmâ aleyhâ hâfız(hâfızun).
Üzerinde kendisini görüp gözeten bir koruyucu bulunmayan hiç kimse¹ yoktur. ² 1 “Hiç kimse” ifadesi ayetteki “kasr”ı yansıtmak için konulmuştur. 2 (لَمَّا) istisna edatı olarak tercüme edilmiştir.— M. Türk
86:4
5
فَلْيَنْظُرِ الْاِنْسَانُ مِمَّ خُلِقَۜ ٥
Fel yenzuril insânu mimme hulık(hulıka).
(Şu insan) neden yaratıldığına bir baksın!— M. Türk
86:5
6
خُلِقَ مِنْ مَٓاءٍ دَافِقٍۙ ٦
Hulika min mâin dâfik(dâfikın).
6,7. O, (erkeğin ve kadının) beli¹ ile göğüsleri² arasından,³ aniden boşalan (canlı)⁴ bir sudan yaratılmıştır. 1 Sulb: Sırttan kuyruk sokumuna kadar olan ve içerisinden sinirlerin geçtiği omurga, yani “bel” demektir. 2 Terâib: Terîbe’nin çoğuludur. Göğüs kemikleri, yani; iki meme ile boyun arası veya göğsün sağ ve sol tarafından dörder kaburga kemikleri demektir. 3 Sulb ile terâib bedenin arka ve önden iki cephesidir ki, bunların arası tenasül uzuvlarının bulunduğu yerdir. Buna göre “sulb ile terâib aras”ı, bedenin genel duruşuna göre ortasında bulunan tenasül uzuvlarından kinâye olur. Âyetin kastedilen anlamı da, “O, (erkeğin ve kadının) tenasül uzuvlarından, aniden boşalan (canlı) bir sudan yaratılmıştır.” şeklinde olabilir. Aynı zamanda sulb erkeğe, terâib kadına, işaret olarak düşünülürse “araları” da ikisinin bir araya gelmelerinden kinâye olur. Buna göre de âyetin anlamı, “O, erkeğin ve kadının bir araya gelmesiyle, aniden boşalan (canlı) bir sudan yaratılmıştır.” şeklinde olabilir. Konu ile ilgili Bk. Elmalılı. 4 Genelde “atılan” diye edilgen sıfat fiil (ism-i mef’ul) olarak tercüme edilen (دَافِقٌ) esas anlamıyla; etken sıfat fiil (ism-i fâil) olarak tercüme edilmiştir.— M. Türk
86:6
7
يَخْرُجُ مِنْ بَيْنِ الصُّلْبِ وَالتَّرَٓائِبِۜ ٧
Yahrucu min beynis sulbi vet terâib(terâibi).
6,7. O, (erkeğin ve kadının) beli¹ ile göğüsleri² arasından,³ aniden boşalan (canlı)⁴ bir sudan yaratılmıştır. 1 Sulb: Sırttan kuyruk sokumuna kadar olan ve içerisinden sinirlerin geçtiği omurga, yani “bel” demektir. 2 Terâib: Terîbe’nin çoğuludur. Göğüs kemikleri, yani; iki meme ile boyun arası veya göğsün sağ ve sol tarafından dörder kaburga kemikleri demektir. 3 Sulb ile terâib bedenin arka ve önden iki cephesidir ki, bunların arası tenasül uzuvlarının bulunduğu yerdir. Buna göre “sulb ile terâib aras”ı, bedenin genel duruşuna göre ortasında bulunan tenasül uzuvlarından kinâye olur. Âyetin kastedilen anlamı da, “O, (erkeğin ve kadının) tenasül uzuvlarından, aniden boşalan (canlı) bir sudan yaratılmıştır.” şeklinde olabilir. Aynı zamanda sulb erkeğe, terâib kadına, işaret olarak düşünülürse “araları” da ikisinin bir araya gelmelerinden kinâye olur. Buna göre de âyetin anlamı, “O, erkeğin ve kadının bir araya gelmesiyle, aniden boşalan (canlı) bir sudan yaratılmıştır.” şeklinde olabilir. Konu ile ilgili Bk. Elmalılı. 4 Genelde “atılan” diye edilgen sıfat fiil (ism-i mef’ul) olarak tercüme edilen (دَافِقٌ) esas anlamıyla; etken sıfat fiil (ism-i fâil) olarak tercüme edilmiştir.— M. Türk
86:7
8
اِنَّهُ عَلٰى رَجْعِه۪ لَقَادِرٌۜ ٨
İnnehu alâ rec’ıhî le kâdir(kâdirun).
8,9. Şüphesiz Allah’ın gücü, bütün gizliliklerin ortaya döküleceği (mahşer) günü, insanı tekrar yaratmağa elbette yeter.— M. Türk
86:8
9
يَوْمَ تُبْلَى السَّرَٓائِرُۙ ٩
Yevme tubles serâir(serâiru).
8,9. Şüphesiz Allah’ın gücü, bütün gizliliklerin ortaya döküleceği (mahşer) günü, insanı tekrar yaratmağa elbette yeter.— M. Türk
86:9
10
فَمَا لَهُ مِنْ قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍۜ ٠١
Femâ lehu min kuvvetin ve lâ nâsır(nâsırın).
(İşte o gün) insanın gücü de yardımcısı da yoktur.¹ 1 O vakit o insan için ne bir kuvvet vardır ne de bir yardımcı. Yani Allaha karşı kendisini müdafaa etmek, sırlarını meydana döktürmemek için o gün insanın ne kendinde bir kuvvet bulunur, ne de hariçten bir yardımcı.— M. Türk
86:10
11
وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الرَّجْعِۙ ١١
Ves semâi zâtir rec’(rec’ı).
11,12. Yağmur yağdıran göğe ve (onunla) yarılıp çatlayan yeryüzüne yemin olsun ki,— M. Türk
86:11
12
وَالْاَرْضِ ذَاتِ الصَّدْعِۙ ٢١
Vel ardı zâtis sad’(sad’ı).
11,12. Yağmur yağdıran göğe ve (onunla) yarılıp çatlayan yeryüzüne yemin olsun ki,— M. Türk
86:12
13
اِنَّهُ لَقَوْلٌ فَصْلٌۙ ٣١
İnnehu le kavlun fasl(faslun).
13,14. Şüphesiz o (Kur’an hak ve bâtılı) ayırt edici bir sözdür ve o asla bir şaka değildir.— M. Türk
86:13
14
وَمَا هُوَ بِالْهَزْلِۜ ٤١
Ve mâ huve bil hezl(hezli).
13,14. Şüphesiz o (Kur’an hak ve bâtılı) ayırt edici bir sözdür ve o asla bir şaka değildir.— M. Türk
86:14
15
اِنَّهُمْ يَك۪يدُونَ كَيْداًۙ ٥١
İnnehum yekîdûne keydâ(keyden).
15,16. O (kâfirler) tuzak kuruyorlarsa, Ben de onların tuzaklarına karşılık veririm.— M. Türk
86:15
16
وَاَ‌ك۪يدُ كَيْداًۚ ٦١
Ve ekîdu keydâ(keyden).
15,16. O (kâfirler) tuzak kuruyorlarsa, Ben de onların tuzaklarına karşılık veririm.— M. Türk
86:16
17
فَمَهِّلِ الْـكَافِر۪ينَ اَمْهِلْهُمْ رُوَيْداً ٧١
Fe mehhilil kâfirîne emhilhum ruveydâ(ruveyden).
Onun için sen kâfirlere mühlet ver ve onlara biraz zaman tanı.— M. Türk
86:17
Tarık
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle