Hakka 52 Ayet Mekke · الحاقة
69

Hakka

Gerçekleşen · Mekke
69
Gerçekleşen · Mekke
الحاقة
52
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
اَلْحَٓاقَّةُۙ ١
El hâkkah(hâkkatu).
O kıyamet günü (var ya),¹ 1 Hâkka: Meydana gelmesi şüphesiz olan, bütün sevap ve günâhın belirleneceği ve mağlup olunan gün, yani kıyamet günü demektir.— M. Türk
آن روز ثابت و حق [که وقوعش حتمی و تردیدناپذیر است،]— IRI — H.Ansarian
69:1
2
مَا الْحَٓاقَّةُۚ ٢
Mel hâkkah(hâkkatu).
Ne (müthiş) kıyamet günüdür o!¹ 1 Buradaki soru, ta’zim için olduğundan dolayı tercüme bu şekilde yapılmıştır.— M. Türk
آن روز ثابت و حق چیست؟— IRI — H.Ansarian
69:2
3
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْحَٓاقَّةُۜ ٣
Ve mâ edrâke mel hâkkah(hâkkatu).
O kıyamet gününün tam gerçekliğini sana (Allah’tan başka) kim bildirebilir ki?¹ 1 Yani o “hâkka”, öyle müthiş bir gündür ki onun büyüklüğünü yaratıklardan birinin, tahmin edebilmesi mümkün değildir. Onu kimse tasavvur edemez. Onun gerçekten ne olduğunu ancak meydana gelişi anlatır. Meydana gelişi de insan aklıyla değil, ancak Allah’tan gelecek bir haber ile bilinebilir.— M. Türk
و تو چه می دانی که آن روز ثابت و حق چیست؟— IRI — H.Ansarian
69:3
4
كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌ بِالْقَارِعَةِ ٤
Kezzebet semûdu ve âdun bil kâriah(kâriati).
Semûd ve Âd (toplumları) işte o kıyamet gününü yalanladılar.— M. Türk
[قوم] ثمود و عاد آن روز کوبنده را انکار کردند؛— IRI — H.Ansarian
69:4
5
فَاَمَّا ثَمُودُ فَاُهْلِكُوا بِالطَّاغِيَةِ ٥
Fe emmâ semûdu fe uhlikû bit tâgıyeh(tâgıyeti).
Bu nedenle Semûd (toplumu)¹ korkunç bir sesle helâk edildi. 1 Bk. (Şems: 14, Kamer: 28, A’raf: 73)— M. Türk
اما قوم ثمود با عذابی سرکش هلاک شدند،— IRI — H.Ansarian
69:5
6
وَاَمَّا عَادٌ فَاُهْلِكُوا بِر۪يحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍۙ ٦
Ve emmâ âdun fe uhlikû bi rîhın sarsarin âtiyeh(âtîyetin).
Âd (toplumu)¹ ise; soğuk ve gürültülü, azgın bir kasırga ile helâk edildi. 1 Bk. (Ahkâf: 24-28, Kamer: 18-20, A’raf: 65)— M. Türk
و اما قوم عاد با تندبادی بسیار سرد و طغیان گر نابود شدند،— IRI — H.Ansarian
69:6
7
سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَانِيَةَ اَيَّامٍۙ حُسُوماً فَتَرَى الْقَوْمَ ف۪يهَا صَرْعٰىۙ كَاَنَّهُمْ اَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍۚ ٧
Sehharehâ aleyhim seb’a leyâlin ve semâniyete eyyâmin husûmen fe terel kavme fîhâ sar’â ke ennehum a’câzu nahlin hâviyeh(hâviyetin).
(Allah) o kasırgayı, onların kökünü kazımak için aralıksız yedi gece, sekiz gündüz, üzerlerine musallat etti. O toplumu, orada yere serilmiş haldeyken bir görseydin sanki onlar, içi boş hurma kütükleri gibiydiler.— M. Türk
که خدا آن را هفت شب و هشت روز پی در پی بر آنان مسلط کرد و [اگر آنجا بودی] می دیدی که آنان مانند تنه های پوسیده و پوک درختان خرما روی زمین افتاده [و هلاک شده اند.]— IRI — H.Ansarian
69:7
8
فَهَلْ تَرٰى لَهُمْ مِنْ بَاقِيَةٍ ٨
Fe hel terâ lehum min bâkıyeh(bâkıyetin).
Şimdi onlardan arda kalan (bir şey) görebiliyor musun?— M. Türk
آیا از آنان هیچ باقی مانده ای می بینی؟— IRI — H.Ansarian
69:8
9
وَجَٓاءَ فِرْعَوْنُ وَمَنْ قَبْلَهُ وَالْمُؤْتَفِكَاتُ بِالْخَاطِئَةِۚ ٩
Ve câe fir’avnu ve men kablehu vel mu’tefikâtu bil hâtıeh(hâtıeti).
Firavun, ondan öncekiler¹ ve yerle bir olan şehirlerin² (halkları da) aynı hatayı (işleye) geldiler. 1 Yani İslâm’a göre ilk çağdakiler… 2 Lût kavminin, Sodom ve Gomore şehirleri…— M. Türk
و فرعون و کسانی که پیش از او بودند و مردم شهرهای زیر و رو شده [قوم لوط] مرتکب گناهان بزرگ شدند،— IRI — H.Ansarian
69:9
10
فَعَصَوْا رَسُولَ رَبِّهِمْ فَاَخَذَهُمْ اَخْذَةً رَابِيَةً ٠١
Fe asav resûle rabbihim fe ehazehum ahzeten râbiyeh(râbiyeten).
Ve onların hepsi de Rablerinin (kendilerine gönderdiği) Peygambere karşı geldiler. Allah da onları, (inkârlarına göre) artan bir azapla helâk etti.— M. Türk
و فرستاده پروردگارشان را نافرمانی کردند و خدا هم آنان را به عذابی سخت گرفت.— IRI — H.Ansarian
69:10
11
اِنَّا لَمَّا طَغَا الْمَٓاءُ حَمَلْنَاكُمْ فِي الْجَارِيَةِۙ ١١
İnnâ lemmâ tagal mâu hamelnâkum fîl câriyeh(câriyeti).
11,12. Sular kabardığı zaman bu (helâk) olayı (ileride) sizlere bir uyarı olsun ve duyduğu şeyden ibret alabilen kulaklar¹ iyice duysun diye, sizi o (Nuh’un) gemisinde Biz taşıdık.² 1 Buradaki, “kulak” kelimesi, “dinlediklerini aklında tutan, âhireti inkârın sonunun ne kadar korkunç olacağını unutmayan dinleyicilerden” kinâyedir. 2 El-cariye, Hz. Nuh’un gemisidir. Yani o vakit o cereyanda sizleri yükleyip muhafaza eden gemi değil Biz idik, gemi Bizim kudretimizi tanıtmak için görünen bir sebepti. Ona yüklemenin manevi sebebi de iman idi. Yani sizi, o gemide ve atalarınızın sulbünde Biz taşıdık.— M. Türk
هنگامی که آب طغیان کرد، ما شما را در کشتی سوار کردیم،— IRI — H.Ansarian
69:11
12
لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَٓا اُذُنٌ وَاعِيَةٌ ٢١
Li nec’alehâ lekum tezkireten ve teıyehâ uzunun vâıyeh(vâıyetun).
11,12. Sular kabardığı zaman bu (helâk) olayı (ileride) sizlere bir uyarı olsun ve duyduğu şeyden ibret alabilen kulaklar¹ iyice duysun diye, sizi o (Nuh’un) gemisinde Biz taşıdık.² 1 Buradaki, “kulak” kelimesi, “dinlediklerini aklında tutan, âhireti inkârın sonunun ne kadar korkunç olacağını unutmayan dinleyicilerden” kinâyedir. 2 El-cariye, Hz. Nuh’un gemisidir. Yani o vakit o cereyanda sizleri yükleyip muhafaza eden gemi değil Biz idik, gemi Bizim kudretimizi tanıtmak için görünen bir sebepti. Ona yüklemenin manevi sebebi de iman idi. Yani sizi, o gemide ve atalarınızın sulbünde Biz taşıdık.— M. Türk
تا آن را برای شما مایه تذکر و بیداری قرار دهیم و گوش شنوا آن را [به عنوان مایه عبرت و تذکر] حفظ کند.— IRI — H.Ansarian
69:12
13
فَاِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ نَفْخَةٌ وَاحِدَةٌۙ ٣١
Fe izâ nufiha fîs sûri nefhatun vâhıdeh(vâhıdetun).
13,14. Artık sur’a¹ birinci defa üflendiği, yeryüzü ve dağların yerlerinden kaldırılıp birbirine çarpılarak bir defada darmadağın edildiği zaman (var ya!) 1 Sûr: Kıyâmetin vakti geldiği an İsrâfil (a.s)’ın üfleyeceği bir araçtır. Kur’ân-ı Kerîm’de Sur’un nasıl bir şey olduğu açıklanmaz. Yalnız, “Sur’a üfürüldüğü gün, göklerde ve yerde Allah’ın dilediklerinin dışındakilerin tamamı dehşete kapılır ve herkes, O’nun huzuruna boyun eğerek gelir” (Neml: 87) âyeti Sur’un varlığına bir delildir. Müfessirlerin çoğunluğuna göre sur; büyük boru gibi bir şeydir ki İsrâfîl isimli melek tarafından üç defa üfürülecektir. Birincisinde; göklerde ve yerde kim varsa Allah’ın diledikleri dışında herkes dehşetinden sarsılacaktır. İkincisinde; Allah’ın diledikleri dışında herkes ölecektir. Üçüncüsünde ise; herkes kabirlerden kalkıp mahşere toplanacaklardır. Sur, mahiyetini bilmediğimiz, dünyadaki aletlere benzemeyen, ancak hadislerde boru diye tanımlanan bir âlettir. Bk. (Zümer: 68, En’am: 73, Mü’minun: 101)— M. Türk
پس چون در صور یک بار دمیده شود،— IRI — H.Ansarian
69:13
14
وَحُمِلَتِ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَاحِدَةً ٤١
Ve humiletil ardu vel cibâlu fe dukketâ dekketen vâhıdeh(vâhıdeten).
13,14. Artık sur’a¹ birinci defa üflendiği, yeryüzü ve dağların yerlerinden kaldırılıp birbirine çarpılarak bir defada darmadağın edildiği zaman (var ya!) 1 Sûr: Kıyâmetin vakti geldiği an İsrâfil (a.s)’ın üfleyeceği bir araçtır. Kur’ân-ı Kerîm’de Sur’un nasıl bir şey olduğu açıklanmaz. Yalnız, “Sur’a üfürüldüğü gün, göklerde ve yerde Allah’ın dilediklerinin dışındakilerin tamamı dehşete kapılır ve herkes, O’nun huzuruna boyun eğerek gelir” (Neml: 87) âyeti Sur’un varlığına bir delildir. Müfessirlerin çoğunluğuna göre sur; büyük boru gibi bir şeydir ki İsrâfîl isimli melek tarafından üç defa üfürülecektir. Birincisinde; göklerde ve yerde kim varsa Allah’ın diledikleri dışında herkes dehşetinden sarsılacaktır. İkincisinde; Allah’ın diledikleri dışında herkes ölecektir. Üçüncüsünde ise; herkes kabirlerden kalkıp mahşere toplanacaklardır. Sur, mahiyetini bilmediğimiz, dünyadaki aletlere benzemeyen, ancak hadislerde boru diye tanımlanan bir âlettir. Bk. (Zümer: 68, En’am: 73, Mü’minun: 101)— M. Türk
و زمین و کوه ها از جای خود برداشته شوند و هر دوی آنها یک باره درهم کوبیده و ریز ریز گردند!— IRI — H.Ansarian
69:14
15
فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُۙ ٥١
Fe yevme izin vekaatil vâkıah(vâkıatu).
İşte o gün, artık kıyamet kopmuştur.— M. Türk
پس آن روز است که آن واقعه بزرگ واقع می شود؛— IRI — H.Ansarian
69:15
16
وَانْشَقَّتِ السَّمَٓاءُ فَهِيَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌۙ ٦١
Ven şakkatis semâu fe hiye yevme izin vâhiyeh(vâhiyetun).
O gün, gökyüzü de yarılmış ve iyice özü kaçmıştır.— M. Türk
و آسمان بشکافد و در آن روز است که از هم گسسته و متلاشی گردد؛— IRI — H.Ansarian
69:16
17
وَالْمَلَكُ عَلٰٓى اَرْجَٓائِهَاۜ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَانِيَةٌۜ ٧١
Vel meleku alâ ercâihâ, ve yahmilu arşe rabbike fevkahum yevme izin semâniyeh(semâniyetun).
Melekler¹ de o (gökyüzü)’nün etrafındadır. O gün, Rabbinin Arşı’nı bunların da üzerinde bulunan sekiz (taşıyıcı) taşır.² 1 Melek kelimesi cins isim olduğu için çoğul olarak tercüme edilmiştir. 2 Burada (ثَمَانِيَةٌ)’nin temyizi zikredilmediği için bu sekizin ne olduğu bilinmemektedir. Bu konuda bazı fikirler yürütülmüş, rivâyetler aktarılmış ise de bunlar, sahih değildir. Ancak bunların; melek veya taşıyıcı olabileceği düşünülebilir. (فَوْقَهُمْ)’deki zamirin çoğul olması da melek cinsi veya bütün melekler demek olduğuna işaret etmektedir. Sonuç olarak; bu âyet, müteşâbihattandır. Allah’ın taht üzerine oturacağı ve meleklerin de onu taşıyacağı şeklinde düşünülemez. Âyette de buna dâir bir ifâde yoktur. Allah, cisim ve mekândan münezzehtir.— M. Türk
و فرشتگان [برای اجرای دستورها حق] بر کناره ها و اطراف آسمان قرار می گیرند، ودر آن روز هشت فرشته، عرش پروردگارت را بر فراز همه آنها حمل می کنند.— IRI — H.Ansarian
69:17
18
يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفٰى مِنْكُمْ خَافِيَةٌ ٨١
Yevme izin tu’radûne lâ tahfâ minkum hâfiyeh(hâfiyetun).
(Ey insanlar!) İşte o gün (hepiniz Allah’ın) huzuruna alınırsınız ve size ait hiçbir sır, kesinlikle gizli kalmaz.— M. Türk
آن روز [همه شما برای حسابرسی به پیشگاه خدا] عرضه می شوید در حالی که هیچ [عمل و نیّت] پوشیده ای از شما پنهان نمی ماند.— IRI — H.Ansarian
69:18
19
فَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَم۪ينِه۪ فَيَقُولُ هَٓاؤُ۬مُ اقْرَؤُ۫ا كِتَابِيَهْۚ ٩١
Fe emmâ men ûtiye kitâbehu bi yemînihî fe yekûlu hâumukreû kitâbiyeh.
19,2. (O gün) kitabı¹ sağ eline verilen kişi: “Gelin, şu kitabımı bir okuyun. Doğrusu ben, bu hesaplaşma ile karsılaşacağıma (ta dünyadayken) kesinlikle inanıyordum.” der.² 1 Altı tanesi (مَالِيهْ ،سُلْطَانِيهْ ،حِسَابِيهْ ،كِتَابِيهْ) bu sûrede bir tanesi de Kâria Suresinde (مَا هِيَهْ) olan bu yedi kelimenin sonundaki “ha-i sekt’ler” mütekellim (ى)’sındaki fethanın okunabilmesi için fazladan getirilmiştir. Bu kelimelerin asılları (مَالِيَ ،سُلْطَانِيً ،حِسَابِيَ ،كِتَابِيَ)’dir. 2 Bu âyetten kıyamet günü “kitabını sağ tarafından alanların” hiç kimseden kaçmayıp, bilakis eşine dostuna bu kitabı övünerek göstereceği anlaşılmaktadır. Bk. (Abese: 34-36, İnşikak: 7-8)— M. Türk
اما کسی که پرونده اش را به دست راستش دهند، می گوید: [ای مردم!] پرونده مرا بگیرید و بخوانید.— IRI — H.Ansarian
69:19
20
اِنّ۪ي ظَنَنْتُ اَنّ۪ي مُلَاقٍ حِسَابِيَهْۚ ٠٢
İnnî zanentu enniy mülâkın hısâbiyeh.
19,2. (O gün) kitabı¹ sağ eline verilen kişi: “Gelin, şu kitabımı bir okuyun. Doğrusu ben, bu hesaplaşma ile karsılaşacağıma (ta dünyadayken) kesinlikle inanıyordum.” der.² 1 Altı tanesi (مَالِيهْ ،سُلْطَانِيهْ ،حِسَابِيهْ ،كِتَابِيهْ) bu sûrede bir tanesi de Kâria Suresinde (مَا هِيَهْ) olan bu yedi kelimenin sonundaki “ha-i sekt’ler” mütekellim (ى)’sındaki fethanın okunabilmesi için fazladan getirilmiştir. Bu kelimelerin asılları (مَالِيَ ،سُلْطَانِيً ،حِسَابِيَ ،كِتَابِيَ)’dir. 2 Bu âyetten kıyamet günü “kitabını sağ tarafından alanların” hiç kimseden kaçmayıp, bilakis eşine dostuna bu kitabı övünerek göstereceği anlaşılmaktadır. Bk. (Abese: 34-36, İnşikak: 7-8)— M. Türk
من یقین داشتم که حساب اعمالم را می بینم [به این سبب همه اعمالم را هماهنگ با احکام خدا انجام دادم و کردار بدم را اصلاح کردم.]— IRI — H.Ansarian
69:20
21
فَهُوَ ف۪ي ع۪يشَةٍ رَاضِيَةٍۙ ١٢
Fe huve fî îşetin râdıyeh(râdıyetin).
21,22,23. O meyveleri sarkmış yüce bir cennette, hoşnut kalacağı bir hayat içerisindedir.— M. Türk
پس او در یک زندگی خوش و پسندیده ای است.— IRI — H.Ansarian
69:21
22
ف۪ي جَنَّةٍ عَالِيَةٍۙ ٢٢
Fî cennetin âliyeh(âliyetin).
21,22,23. O meyveleri sarkmış yüce bir cennette, hoşnut kalacağı bir hayat içerisindedir.— M. Türk
در بهشتی برین— IRI — H.Ansarian
69:22
23
قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ ٣٢
Kutûfuhâ dâniyeh(dâniyetun).
21,22,23. O meyveleri sarkmış yüce bir cennette, hoşnut kalacağı bir hayat içerisindedir.— M. Türk
که میوه هایش در دسترس است.— IRI — H.Ansarian
69:23
24
كُلُوا وَاشْرَبُوا هَن۪ٓيـٔاً بِمَٓا اَسْلَفْتُمْ فِي الْاَيَّامِ الْخَالِيَةِ ٤٢
Kulû veşrebû henîen bimâ esleftum fîl eyyâmil hâliyeh(hâliyeti).
Ve onlara; “daha önceden (ücretini) peşin ödemenize karşılık olmak üzere, (şimdi burada) afiyetle yiyin ve için.”denilir.— M. Türk
[به آنان گویند:] بخورید و بیاشامید، گوارایتان باد به سبب اعمالی که در ایام گذشته انجام دادید؛— IRI — H.Ansarian
69:24
25
وَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِشِمَالِه۪ فَيَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي لَمْ اُو۫تَ كِتَابِيَهْۚ ٥٢
Ve emmâ men ûtiye kitâbehu bi şimâlihî fe yekûlu yâ leytenî lem ûte kitâbiyeh.
(O gün) kitabı sol eline verilen kişi ise: “Keşke kitabım bana hiç verilmeseydi.” der.— M. Türk
و اما کسی که پرونده اعمالش را به دست چپش دهند، می گوید: ای کاش پرونده ام را دریافت نمی کردم،— IRI — H.Ansarian
69:25
26
وَلَمْ اَدْرِ مَا حِسَابِيَهْۚ ٦٢
Ve lem edri mâ hısâbiyeh.
(Ve devamla): “Keşke hesabımı hiç bilmeseydim.”— M. Türk
و نمی دانستم حساب من چیست؟— IRI — H.Ansarian
69:26
27
يَا لَيْتَهَا كَانَتِ الْقَاضِيَةَۚ ٧٢
Yâ leytehâ kânetil kâdiyeh(kâdiyete).
“Keşke (ölümümle) her şey bitseydi.”— M. Türk
ای کاش همان مرگ اول [که مرا از دنیا به آخرت انتقال داد] کارم را یکسره می کرد [و در نیستی ابد قرارم می داد،]— IRI — H.Ansarian
69:27
28
مَٓا اَغْنٰى عَنّ۪ي مَالِيَهْۚ ٨٢
Mâ agnâ annî mâliyeh.
“Malımın da bana bir yararı olmadı.”— M. Türk
ثروتم عذاب را از من دفع نکرد،— IRI — H.Ansarian
69:28
29
هَلَكَ عَنّ۪ي سُلْطَانِيَهْۚ ٩٢
Heleke annî sultâniyeh.
“Gücüm de mahvoldu” (der.)— M. Türk
قدرت و توانم از دست رفت.— IRI — H.Ansarian
69:29
30
خُذُوهُ فَغُلُّوهُۙ ٠٣
Huzûhu fe gullûh(gullûhu).
30,31. (Allah); “Onu yakalayın ve hemen bağlayın, sonra onu cehenneme atın.”— M. Türk
[فرمان آید] او را بگیرید و در غل و زنجیرش کشید،— IRI — H.Ansarian
69:30
Yükleniyor...
Hakka
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle