Tekvir 29 Ayet Mekke · التكوير
81

Tekvir

Dolama · Mekke
81
Dolama · Mekke
التكوير
29
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
اِذَا الشَّمْسُ كُـوِّرَتْۙۖ ١
İzeş şemsu kuvviret.
Güneş söndürüldüğü¹ zaman, 1 Tekvir: Sarık sarar gibi “yuvarlamasına dürüp sarmak” ve “bohçalamak” manasınadır. Bir de bizim, “devirmek ve kürümek” dediğimiz gibi “yıkıp atmak” manasına gelir. Bazıları da Hz. Ömer’den rivayet ederek, “kör etmek körletmek” manasına olduğunu da söylemişlerdir. (Razî) Tekvîr olunmak ise, “dürülüp sarılmak veya devşirilip atılmak veya körletilmek” demek olur. Güneşin dürülmesi de çevresinin kabuk bağlayıp bir bohça gibi sarılarak ziyasının sönmesi ve körlenmesi veya güneş tutulması gibi gözden kaybolmasıdır ki bu mecazdır.— M. Türk
81:1
2
وَاِذَا النُّجُومُ انْكَدَرَتْۙۖ ٢
Ve izen nucûmun kederet.
Yıldızlar (yere) döküldüğü¹ zaman, 1 İnkidar: Bu kelimede iki mana rivayet edilmiştir. Birisi yıldızların nurlarının sönmesi ki zâhirî anlamı budur. Buharî ve sünnî müfessirlerin büyük çoğunluğunun kanaati ise, “saçılıp dökülmesidir” Çünkü inkidar’da asıl olan, dökülmektir. Yani güneşin ziyası söndüğü, kütlesi yok olduğu, yıldızların dengesini tutan genel çekim gücünün herc ü merc olunca âle-min dengesi bozulmuş olacağından Semâda yıldızlar şihab yağmurları halinde dökülüp düşüşmeye başlayacaktır.— M. Türk
81:2
3
وَاِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْۙۖ ٣
Ve izelcibâlu suyyiret.
Dağlar yürütüldüğü zaman,— M. Türk
81:3
4
وَاِذَا الْعِشَارُ عُطِّلَتْۙۖ ٤
Ve izel ışâru uttılet.
En nefis malların bile yüzüne bakılmadığı zaman,¹ 1 Yukarıdaki anlam mecâzîdir. Âyetin kelime anlamı, “on aylık gebe develer başıboş bırakıldığı zaman.” şeklindedir. Araplar on aylık gebe develere doğuruncaya kadar (الْعِشَارُ) adını verirlerdi ve nazarlarında en kıymetli malları bunlar idi. Bu, “ışâr sürüsü” bazısı yeni doğurmuş, bazısı, doğurmak üzere bulanan ve “en ziyade bakılması, gözetilmesi lâzım gelen en nefis mallar” demektir. Işâr’a, bulutların kuruması, yağmurların kesilmesi anlamı verenler de olmuştur. Yukarıdaki tercüme bütün bu anlamlar dikkate alınarak yapılmıştır.— M. Türk
81:4
5
وَاِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْۙۖ ٥
Ve izel vuhûşu huşiret.
Vahşi hayvanların (yuvalarından fırlayıp) bir araya toplandığı zaman,— M. Türk
81:5
6
وَاِذَا الْبِحَارُ سُجِّرَتْۙۖ ٦
Ve izel bihâru succiret.
Denizler kaynatıldığı zaman,¹ 1 Bu âyet, “denizler akıtılarak yeryüzünün her tarafını kapladığı zaman.” şeklinde de tercüme edilebilir.— M. Türk
81:6
7
وَاِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْۙۖ ٧
Ve izen nufûsu zuvvicet.
Herkes (inancında ve yaşayışında benzerleriyle) eşleştirildiği zaman,¹ 1 Bu âyet, “ruhların bedenlerle birleştirildiği zaman.” şeklinde de tercüme edilebilir.— M. Türk
81:7
8
وَاِذَا الْمَوْءُ۫دَةُ سُئِلَتْۙ ٨
Ve izel mev’udetu suilet.
8,9. Diri diri toprağa gömülen kıza,¹ “hangi suçtan dolayı öldürüldüğü” sorulduğu² zaman, 1 Mev’ûde: Küçükken diri diri toprağa gömülüp öldürülen kız çocuğu demektir. Câhiliyye Arapları bu işi; kızları yüzünden başlarına bir ar gelmesinden korktukları, onları besleyememe korkusu veya Melekleri Allah’ın kızları kabul ettiklerinden dolayı kızlarının melekleşmeleri için yaparlardı. Bu adet yaygın olmakla birlikte bunu yapmayanlar da vardı. Bu âyetin kapsamına; kürtaj ve kasten çocuk düşürmek gibi çocukları hangi şekilde olursa olsun öldürmek de dâhildir. Hattâ Peygamberimiz, doğum kontrolünün de “gizli çocuk öldürme” olduğunu ifâde buyurmuştur. (Ebu Davud, Tirmizî, İbnu Mâce) 2 Burada; cinâyetin sebebinin doğrudan doğruya caniye sorulmayıp da masum çocuğa sorulmasında; o işi yapan katilin vicdanını sızlatacak, hamisiz gördüğü mazlumun karşısında mağlûbiyetini duyuracak ve haksızlığını tam manasıyla tanıtarak, Hakkın huzurunda hiç bir müdafaaya kadir olamayacağı bir şekilde ihtar vardır. (Elmalılı)— M. Türk
81:8
9
بِاَيِّ ذَنْبٍ قُتِلَتْۚ ٩
Bi eyyi zenbin kutilet.
8,9. Diri diri toprağa gömülen kıza,¹ “hangi suçtan dolayı öldürüldüğü” sorulduğu² zaman, 1 Mev’ûde: Küçükken diri diri toprağa gömülüp öldürülen kız çocuğu demektir. Câhiliyye Arapları bu işi; kızları yüzünden başlarına bir ar gelmesinden korktukları, onları besleyememe korkusu veya Melekleri Allah’ın kızları kabul ettiklerinden dolayı kızlarının melekleşmeleri için yaparlardı. Bu adet yaygın olmakla birlikte bunu yapmayanlar da vardı. Bu âyetin kapsamına; kürtaj ve kasten çocuk düşürmek gibi çocukları hangi şekilde olursa olsun öldürmek de dâhildir. Hattâ Peygamberimiz, doğum kontrolünün de “gizli çocuk öldürme” olduğunu ifâde buyurmuştur. (Ebu Davud, Tirmizî, İbnu Mâce) 2 Burada; cinâyetin sebebinin doğrudan doğruya caniye sorulmayıp da masum çocuğa sorulmasında; o işi yapan katilin vicdanını sızlatacak, hamisiz gördüğü mazlumun karşısında mağlûbiyetini duyuracak ve haksızlığını tam manasıyla tanıtarak, Hakkın huzurunda hiç bir müdafaaya kadir olamayacağı bir şekilde ihtar vardır. (Elmalılı)— M. Türk
81:9
10
وَاِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْۙۖ ٠١
Ve izes suhufu nuşiret.
10,11. (Yapılanların yazıldığı) defterler, açıldığı zaman, gök sıyrılıp açıldığı zaman,¹ 1 Bu âyet, mecâzen; “gerçekler bütün çıplaklığıyla ortaya çıktığı zaman.” şeklinde de tercüme edilebilir.— M. Türk
81:10
11
وَاِذَا السَّمَٓاءُ كُشِطَتْۙۖ ١١
Ve izes semâu kuşitat.
10,11. (Yapılanların yazıldığı) defterler, açıldığı zaman, gök sıyrılıp açıldığı zaman,¹ 1 Bu âyet, mecâzen; “gerçekler bütün çıplaklığıyla ortaya çıktığı zaman.” şeklinde de tercüme edilebilir.— M. Türk
81:11
12
وَاِذَا الْجَح۪يمُ سُعِّرَتْۙۖ ٢١
Ve izel cahîmu su’ıret.
Cehennem tutuşturulduğu zaman,— M. Türk
81:12
13
وَاِذَا الْجَنَّةُ اُزْلِفَتْۙۖ ٣١
Ve izel cennetu uzlifet.
Ve cennet yaklaştırıldığı zaman, (var ya!)— M. Türk
81:13
14
عَلِمَتْ نَفْسٌ مَٓا اَحْضَرَتْۜ ٤١
Alimet nefsün mâ ahdaret.
(İşte o an) herkes, (âhiret için) ne hazırladığını anlar.— M. Türk
81:14
15
فَلَٓا اُقْسِمُ بِالْخُنَّسِۙ ٥١
Fe lâ uksimu bil hunnes(hunnesi).
15,16,17,18. Hayır! (başka söze lüzum yok!) (gündüzleri gözden kaybolan) yıldızlara, yörüngelerinde yüzen gezegenlere, kararmağa başladığı zaman geceye, ağarmağa başladığı zaman sabaha yemin ederim ki,— M. Türk
81:15
16
اَلْجَوَارِ الْكُنَّسِۙ ٦١
El cevâril kunnes(kunnesi).
15,16,17,18. Hayır! (başka söze lüzum yok!) (gündüzleri gözden kaybolan) yıldızlara, yörüngelerinde yüzen gezegenlere, kararmağa başladığı zaman geceye, ağarmağa başladığı zaman sabaha yemin ederim ki,— M. Türk
81:16
17
وَالَّيْلِ اِذَا عَسْعَسَۙ ٧١
Vel leyli izâ as’as(as’ase).
15,16,17,18. Hayır! (başka söze lüzum yok!) (gündüzleri gözden kaybolan) yıldızlara, yörüngelerinde yüzen gezegenlere, kararmağa başladığı zaman geceye, ağarmağa başladığı zaman sabaha yemin ederim ki,— M. Türk
81:17
18
وَالصُّبْحِ اِذَا تَنَفَّسَۙ ٨١
Ves subhı izâ teneffes(teneffese).
15,16,17,18. Hayır! (başka söze lüzum yok!) (gündüzleri gözden kaybolan) yıldızlara, yörüngelerinde yüzen gezegenlere, kararmağa başladığı zaman geceye, ağarmağa başladığı zaman sabaha yemin ederim ki,— M. Türk
81:18
19
اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَر۪يمٍۙ ٩١
İnnehu le kavlu resûlin kerîm(kerîmin).
Kesinlikle o (Kur’an), şerefli bir elçi (olan Cebrâil’in, Allah’tan getirdiği) sözdür.— M. Türk
81:19
20
ذ۪ي قُوَّةٍ عِنْدَ ذِي الْعَرْشِ مَك۪ينٍۙ ٠٢
Zî kuvvetin ınde zil arşi mekîn(mekînin).
O elçi (Cebrâil) çok güçlüdür ve Arş’ın sahibinin yanında çok itibarlıdır.— M. Türk
81:20
21
مُطَاعٍ ثَمَّ اَم۪ينٍۜ ١٢
Mutâın semme emîn(emînin).
(Ve) o, orada (kendisine) itaat edilen, güvenilen (bir elçi)dir.¹ 1 Yani Cebrâil’e, Allah’ın huzurundaki melekler itaat eder ve emrini dinlerler. O vahiy ve elçilik görevinde gâyet emniyetli, hatası ve ihâneti olmayan bir elçidir.— M. Türk
81:21
22
وَمَا صَاحِبُكُمْ بِمَجْنُونٍۚ ٢٢
Ve mâ sâhıbukum bi mecnûn(mecnûnin).
(Ey Kâfirler!) Arkadaşınız (Muhammed) de kesinlikle mecnun¹ değildir. 1 Mecnun: Cünûn sözlükte “örtünmek, gizlenmek; aklını kaybetmek” anlamına gelir. Bu durumdaki kişiye de “mecnun” (deli) denir. Kur’ân-ı Kerîm’de, peygamberlerin davetinden ve özellikle Hz. Muhammed (s.a.v)’in tevhide yaptığı çağrıdan rahatsız olanların onlara yönelttikleri iftiraların başında onlara “mecnun” denmesi geldiği belirtilir. Mecnun kelimesi her ne kadar çoğunlukla “deli” diye tercüme edilmişse de bu, anlamı tam karşılamamaktadır. Kelimenin esas anlamı “cinlenmiş” demektir. Kâfirler bu sözü Peygamberler için; cinlenmiş yani “cinler tarafından yardım edilen, cinlerden hizmetçisi bulunan” anlamında kullanmışlardır. Bk. (Hicr: 6)— M. Türk
81:22
23
وَلَقَدْ رَاٰهُ بِالْاُفُقِ الْمُب۪ينِۚ ٣٢
Ve lekad reâhu bil ufukıl mubîn(mubîni).
Yemin olsun o (Peygamber), Cebrâil’i apaçık ufukta gördü.¹ 1 Konuyla ilgili olarak Bk. (Necm: 5-18)— M. Türk
81:23
24
وَمَا هُوَ عَلَى الْغَيْبِ بِضَن۪ينٍۚ ٤٢
Ve mâ huve alel gaybi bi danîn(danînin).
O, ğayb bilgilerini kıskançlık yapıp da (sizden) esirgemez.— M. Türk
81:24
25
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَانٍ رَج۪يمٍۚ ٥٢
Ve mâ huve bi kavli şeytânin recîm(recîmin).
O (Kur’an) lânetlenmiş şeytanın sözü değildir.— M. Türk
81:25
26
فَاَيْنَ تَذْهَبُونَۜ ٦٢
Fe eyne tezhebûn(tezhebûne).
(Ey Kâfirler!) Siz (bu gerçekleri bırakıp da) nereye gidiyorsunuz?— M. Türk
81:26
27
اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَۙ ٧٢
İn huve illâ zikrun lil âlemîn(âlemîne).
27,28. O (Kur’an) içinizden dosdoğru yolda gitmek isteyenler için, (akıllılar) âlemine bir öğüt ve hatırlatmadan başka bir şey değildir.— M. Türk
81:27
28
لِمَنْ شَٓاءَ مِنْكُمْ اَنْ يَسْتَق۪يمَ ٨٢
Li men şâe minkum en yestekîm(yestekîme).
27,28. O (Kur’an) içinizden dosdoğru yolda gitmek isteyenler için, (akıllılar) âlemine bir öğüt ve hatırlatmadan başka bir şey değildir.— M. Türk
81:28
29
وَمَا تَشَٓاؤُ۫نَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَم۪ينَ ٩٢
Ve mâ teşâûne illâ en yeşâallâhu rabbul âlemîn(âlemîne).
Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz.¹ 1 Peygamber (s.a.v): “Kim kıyamet gününe, gözüyle görüyor gibi bakmak isterse, tekvir, infitar ve şems sûrelerini okusun.” buyurmuşlardır. (Muvatta, Tirmizî)— M. Türk
81:29
Tekvir
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle