Nebe 40 Ayet Mekke · النبإ
78

Nebe

Haber · Mekke
78
Haber · Mekke
النبإ
40
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
عَمَّ يَتَسَٓاءَلُونَۚ ١
Amme yetesâelûn(yetesâelûne).
1,2,3. (Şu müşrikler,) hakkında kendi aralarında bile anlaşamadıkları o büyük haberden¹ birbirlerine neyi² sorup duruyorlar? 1 Bu haber; Peygamber gönderilmesi, Kur’an, kıyamet ve âhiret haberidir ki herkesin iman ve amelinden sorulacağı Ahiret günü, diriliş günüdür. İmana gelmeyenler Peygamberin Risalet’inden birbirlerine ve diğerlerine: “Bu haber ne? O Allah tarafından tevhide ve Ahiret gününe imana davet için gönderilmiş Rasul mü? Hele o Kıyamet haberi nedir? Ölüler dirilecek, herkes amelinden sual olunacakmış, öyle mi? diyorlar. Kimi öyle diyor, kimi böyle şey mi olur? diyor. Kimi de acaba diye tereddüt ediyordu, ki burada bunlar anlatılıyor: (Elmalılı) 2 (عَمَّ)’nin aslı (عَنْ + مَا)’dır ve: “Ne şeyden? Hangi şeyden?” demektir ve: “Hangi büyük meseleden” anlamına gelir. “Ne için? Neden dolayı?” anlamlarına da gelebilir.— M. Türk
78:1
2
عَنِ النَّبَأِ الْعَظ۪يمِۙ ٢
Anin nebeil azîm(azîmi).
1,2,3. (Şu müşrikler,) hakkında kendi aralarında bile anlaşamadıkları o büyük haberden¹ birbirlerine neyi² sorup duruyorlar? 1 Bu haber; Peygamber gönderilmesi, Kur’an, kıyamet ve âhiret haberidir ki herkesin iman ve amelinden sorulacağı Ahiret günü, diriliş günüdür. İmana gelmeyenler Peygamberin Risalet’inden birbirlerine ve diğerlerine: “Bu haber ne? O Allah tarafından tevhide ve Ahiret gününe imana davet için gönderilmiş Rasul mü? Hele o Kıyamet haberi nedir? Ölüler dirilecek, herkes amelinden sual olunacakmış, öyle mi? diyorlar. Kimi öyle diyor, kimi böyle şey mi olur? diyor. Kimi de acaba diye tereddüt ediyordu, ki burada bunlar anlatılıyor: (Elmalılı) 2 (عَمَّ)’nin aslı (عَنْ + مَا)’dır ve: “Ne şeyden? Hangi şeyden?” demektir ve: “Hangi büyük meseleden” anlamına gelir. “Ne için? Neden dolayı?” anlamlarına da gelebilir.— M. Türk
78:2
3
اَلَّذ۪ي هُمْ ف۪يهِ مُخْتَلِفُونَۜ ٣
Ellezî hum fîhi muhtelifûn(muhtelifûne).
1,2,3. (Şu müşrikler,) hakkında kendi aralarında bile anlaşamadıkları o büyük haberden¹ birbirlerine neyi² sorup duruyorlar? 1 Bu haber; Peygamber gönderilmesi, Kur’an, kıyamet ve âhiret haberidir ki herkesin iman ve amelinden sorulacağı Ahiret günü, diriliş günüdür. İmana gelmeyenler Peygamberin Risalet’inden birbirlerine ve diğerlerine: “Bu haber ne? O Allah tarafından tevhide ve Ahiret gününe imana davet için gönderilmiş Rasul mü? Hele o Kıyamet haberi nedir? Ölüler dirilecek, herkes amelinden sual olunacakmış, öyle mi? diyorlar. Kimi öyle diyor, kimi böyle şey mi olur? diyor. Kimi de acaba diye tereddüt ediyordu, ki burada bunlar anlatılıyor: (Elmalılı) 2 (عَمَّ)’nin aslı (عَنْ + مَا)’dır ve: “Ne şeyden? Hangi şeyden?” demektir ve: “Hangi büyük meseleden” anlamına gelir. “Ne için? Neden dolayı?” anlamlarına da gelebilir.— M. Türk
78:3
4
كَلَّا سَيَعْلَمُونَۙ ٤
Kellâ se ya’lemûn(ya’lemûne).
Hayır! O, (onların dedikleri gibi değil!) Bunu yakında bilecekler.— M. Türk
78:4
5
ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ٥
Summe kellâ se ya’lemûn(ya’lemûne).
Sonra yine hayır! O, (onların dedikleri gibi değil!) Bunu çok yakında anlayacaklar.— M. Türk
78:5
6
اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ مِهَاداًۙ ٦
E lem nec’alil arda mihâdâ(mihâden).
6,7. Biz, yeryüzünü bir döşek,¹ dağları da birer kazık² kılmadık mı? 1 Mihad: Bir beşik ve karyola gibi döşenmiş, hazırlanmış döşek demektir. Yeryüzü, insanlar için uzay içinde böyle döşenmiş bir döşeğe benzetilmiştir. İnsanlar için önce bu döşek hazırlanmış, beşer bu döşekte doğmuş ve bu döşekte yaşamaktadır. 2 Evtad: Yere veya duvara çakılan çivi ve kazık demek olan “veted”in çoğuludur. Kazık ve çivi tespit vasıtasıdır. Burada tıpkı bizim dilimizdeki; “çivi çakmak” bina yapmaktan, “kazık kakmak” da bir işteki sebattan kinaye olarak kullanıldığı gibi, Araplarda da; “bir kazık çakılmadan bir ev kurulamayacağı” önemli bir meseldir. Burada yeryüzünün insan hayati için “bir döşek gibi” olduğu anlatılırken dağların da bu döşeği sabitlemek için çakılmış “kazıklar gibi” bir takım faydaları bulunduğuna ve dağlar kaldırılıverse o döşekte ikamet ve huzurun olamayacağına işaret edilmektedir.— M. Türk
78:6
7
وَالْجِبَالَ اَوْتَاداًۖ ٧
Vel cibâle evtâdâ(evtâden).
6,7. Biz, yeryüzünü bir döşek,¹ dağları da birer kazık² kılmadık mı? 1 Mihad: Bir beşik ve karyola gibi döşenmiş, hazırlanmış döşek demektir. Yeryüzü, insanlar için uzay içinde böyle döşenmiş bir döşeğe benzetilmiştir. İnsanlar için önce bu döşek hazırlanmış, beşer bu döşekte doğmuş ve bu döşekte yaşamaktadır. 2 Evtad: Yere veya duvara çakılan çivi ve kazık demek olan “veted”in çoğuludur. Kazık ve çivi tespit vasıtasıdır. Burada tıpkı bizim dilimizdeki; “çivi çakmak” bina yapmaktan, “kazık kakmak” da bir işteki sebattan kinaye olarak kullanıldığı gibi, Araplarda da; “bir kazık çakılmadan bir ev kurulamayacağı” önemli bir meseldir. Burada yeryüzünün insan hayati için “bir döşek gibi” olduğu anlatılırken dağların da bu döşeği sabitlemek için çakılmış “kazıklar gibi” bir takım faydaları bulunduğuna ve dağlar kaldırılıverse o döşekte ikamet ve huzurun olamayacağına işaret edilmektedir.— M. Türk
78:7
8
وَخَلَقْنَاكُمْ اَزْوَاجاًۙ ٨
Ve halaknâkum ezvâcâ(ezvacen).
Sizi de çifter çifter¹ yaratmadık mı? 1 Ezvac: “Zevc”in çoğuludur. Bu itibarla âlemdeki şeylerin hepsi bir zıddı veya benzeri veya her hangi bir terkip ve mukabili bulunmak yönüyle çifttir. Yani Allah’ın yarattığı her şey çifttir. Cisim ve rûh, madde ve kuvvet, yer ve gök, karanlık ve aydınlık, dünya ve âhiret, erkek ve kadın... gibi. Çifti veya bir eşi bulunan her şey, bizzat Allah tarafından yaratılmış olup bu yaratıkların hiç birisi, Allah’a eş olamaz. Buradaki başka bir nükte de; insanlığın hayatı için sayılan nimetlerden daha ziyade önemi haiz olan evlilik nimetinin yaratılışına işaret ile şükre davettir. Bk. (En’am: 143, Ra’d: 3, Yâsin: 36, Zariyat: 49)— M. Türk
78:8
9
وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتاًۙ ٩
Ve cealnâ nevmekum subâtâ(subâten).
Uykunuzu bir dinlenme kılmadık mı?¹ 1 Sübat: Rahatlık, dinlenme, uyku ve ölüm anlamına gelir. Nitekim ölüye de hayatı kesildiği için “mesbut” denilir. Sübat bir de; sübe’nin çoğulu olup; ondan fazla kişiden meydana gelen süvari topluluğu, takımı, mangası anlamına da gelir. Bk: (Nisa: 71)— M. Türk
78:9
10
وَجَعَلْنَا الَّيْلَ لِبَاساًۙ ٠١
Ve cealnel leyle libâsâ(libâsen).
Geceyi de bir örtü¹ yapmadık mı? 1 Libas: Bilindiği üzere bedeni bürüyüp örten “elbise” veya “örtüdür” ki burada sırta giyilen iç çamaşırından ziyade “yorgan” gibi “üstten örtünülen örtü” manası daha uygun düşmektedir. Burada gece, bir örtü ve bir elbiseye benzetilmiştir. Nasıl ki “elbisenin” insanın ayıp ve kusur yerlerini örtmek, soğuktan, sıcaktan ve haşarattan korumak gibi bir takım faydaları varsa, gecenin de karanlığıyla, düşmandan, yırtıcı hayvanlardan gizlemek, açıktan erişilemeyecek bir takım maksatlara ermek için bir pusu hizmeti görmek gibi nice faydaları vardır.— M. Türk
78:10
11
وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشاًۖ ١١
Ve cealnen nehâre meâşâ(meaşen).
Gündüzü ise (geçiminiz için) çalışıp kazanma zamanı kılmadık mı?¹ 1 10 ve 11. âyetler mecâzen; “Sizin için geceyi (bir çeşit) ölüm kılıp, gündüzü de yeni bir diriliş yapmadık mı?“ şeklinde de anlaşılabilir.— M. Türk
78:11
12
وَبَنَيْنَا فَوْقَـكُمْ سَبْعاً شِدَاداًۙ ٢١
Ve beneynâ fevkakum seb'an şidâdâ(şidâden).
Ve üzerinize de sapasağlam yedi (göğü)¹ bina etmedik mi? 1 “Sapasağlam yedi” ifâdesi, “üzerinize” karinesiyle anlaşılan bir mecâz-ı mürsel olarak “sapasağlam yedi gök” demektir. Bu âyet, göğün yedi tane olduğunu ifâde ederse de çokluktan kinâye olarak da düşünülebilir. Buna göre âyetin tercümesi: “Ve üzerinize de sapasağlam birçok (göğü) bina etmedik mi?” olabilir. Bk. (Bakara: 29, Fussilet: 12, Talak: 12)— M. Türk
78:12
13
وَجَعَلْنَا سِرَاجاً وَهَّاجاًۖ ٣١
Ve cealnâ sirâcen vehhâcâ(vehhâcen).
(Güneşi) oraya parıl parıl parlayan bir ışık kaynağı¹ kılmadık mı? 1 “Parıl parıl parlayan bir ışık kaynağı” ifâdesi, “parıl parıl parlayan” karinesiyle anlaşılan bir mecâz-ı mürsel olarak, “güneş” demektir.— M. Türk
78:13
14
وَاَنْزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَٓاءً ثَجَّاجاًۙ ٤١
Ve enzelnâ minel mu’sırâti mâen seccâcâ(seccâcen).
14,15,16. Yağmur yağdırma zamanı gelmiş bulutlardan da kendisiyle tohumlar, bitkiler ve ağaçları birbirine girmiş bahçeler yetiştirmek için şarıl şarıl akan sular indirmedik mi?¹ 1 6. âyetin başındaki soru harfi, buraya kadar ki tüm âyetler için geçerli olduğundan, bu durum tercümelerine yansıtılmıştır.— M. Türk
78:14
15
لِنُخْرِجَ بِه۪ حَباًّ وَنَبَاتاًۙ ٥١
Li nuhrice bihî habben ve nebâtâ(nebâten).
14,15,16. Yağmur yağdırma zamanı gelmiş bulutlardan da kendisiyle tohumlar, bitkiler ve ağaçları birbirine girmiş bahçeler yetiştirmek için şarıl şarıl akan sular indirmedik mi?¹ 1 6. âyetin başındaki soru harfi, buraya kadar ki tüm âyetler için geçerli olduğundan, bu durum tercümelerine yansıtılmıştır.— M. Türk
78:15
16
وَجَنَّاتٍ اَلْفَافاًۜ ٦١
Ve cennâtin elfâfâ(elfâfen).
14,15,16. Yağmur yağdırma zamanı gelmiş bulutlardan da kendisiyle tohumlar, bitkiler ve ağaçları birbirine girmiş bahçeler yetiştirmek için şarıl şarıl akan sular indirmedik mi?¹ 1 6. âyetin başındaki soru harfi, buraya kadar ki tüm âyetler için geçerli olduğundan, bu durum tercümelerine yansıtılmıştır.— M. Türk
78:16
17
اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ م۪يقَاتاًۙ ٧١
İnne yevmel faslı kâne mîkâtâ(mîkâten).
Şüphesiz, (mü’min’i kâfirden) ayırt etme günü (olan kıyamet), belirlenmiş bir vakittir.— M. Türk
78:17
18
يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ فَتَأْتُونَ اَفْوَاجاًۙ ٨١
Yevme yunfehu fîs sûri fe te’tûne efvâcâ(efvâcen).
O gün (ikinci) sur’a üfürülünce, hepiniz dalga dalga (mahşere) geleceksiniz.— M. Türk
78:18
19
وَفُتِحَتِ السَّمَٓاءُ فَـكَانَتْ اَبْوَاباًۙ ٩١
Ve futihatis semâu fe kânet ebvâbâ(ebvâben).
O sırada gökyüzü açılacak ve orada kapılar oluşacaktır.— M. Türk
78:19
20
وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَـكَانَتْ سَرَاباًۜ ٠٢
Ve suyyiretil cibâlu fe kânet serâbâ(serâben).
Artık dağlar yürütülmüş ve birer hayal oluvermiştir.— M. Türk
78:20
21
اِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَاداًۙ ١٢
İnne cehenneme kânet mirsâdâ(mirsâden).
21,22,23. (O gün) cehennem, (dünyada) azgınlık yapanlar için gerçekten bir gözetleme¹ ve ebedî olarak kalacakları, son varış yeridir. 1 Mirsad: Rasad’dan ism-i âlet veya mübalağa sıygası vezninde olmakla beraber daha ziyade ism-i mekân olarak kullanılan bir kelimedir. Mirsad, dürbün gibi rasat aletinden ziyade “rasat yeri, tarassut mahalli” manasına kullanılır ki avcının av gözlediği yer gibi “gözetme yeri, tarassut noktası” demektir. Mirsad, Cehennemde zebanîlerin azap hakk olmuş azgınları yakalamak için gözetip durdukları bir gözetleme yeridir.— M. Türk
78:21
22
لِلطَّاغ۪ينَ مَاٰباًۙ ٢٢
Lit tâgîne meâbâ(meâben).
21,22,23. (O gün) cehennem, (dünyada) azgınlık yapanlar için gerçekten bir gözetleme¹ ve ebedî olarak kalacakları, son varış yeridir. 1 Mirsad: Rasad’dan ism-i âlet veya mübalağa sıygası vezninde olmakla beraber daha ziyade ism-i mekân olarak kullanılan bir kelimedir. Mirsad, dürbün gibi rasat aletinden ziyade “rasat yeri, tarassut mahalli” manasına kullanılır ki avcının av gözlediği yer gibi “gözetme yeri, tarassut noktası” demektir. Mirsad, Cehennemde zebanîlerin azap hakk olmuş azgınları yakalamak için gözetip durdukları bir gözetleme yeridir.— M. Türk
78:22
23
لَابِث۪ينَ ف۪يهَٓا اَحْقَاباًۚ ٣٢
Lâbisîne fîhâ ahkâbâ(ahkâben).
21,22,23. (O gün) cehennem, (dünyada) azgınlık yapanlar için gerçekten bir gözetleme¹ ve ebedî olarak kalacakları, son varış yeridir. 1 Mirsad: Rasad’dan ism-i âlet veya mübalağa sıygası vezninde olmakla beraber daha ziyade ism-i mekân olarak kullanılan bir kelimedir. Mirsad, dürbün gibi rasat aletinden ziyade “rasat yeri, tarassut mahalli” manasına kullanılır ki avcının av gözlediği yer gibi “gözetme yeri, tarassut noktası” demektir. Mirsad, Cehennemde zebanîlerin azap hakk olmuş azgınları yakalamak için gözetip durdukları bir gözetleme yeridir.— M. Türk
78:23
24
لَا يَذُوقُونَ ف۪يهَا بَرْداً وَلَا شَرَاباًۙ ٤٢
Lâ yezûkûne fîhâ berden ve lâ şerâbâ(şerâben).
24,25,26. (Onlar) orada, (dünyada) yaptıklarına tam uygun bir cezâ olarak kaynar sudan ve irinden başka, hiç bir serinlik ve içecek tadamayacaklar.— M. Türk
78:24
25
اِلَّا حَم۪يماً وَغَسَّاقاًۙ ٥٢
İllâ hamîmen ve gassâkâ(gassâkan).
24,25,26. (Onlar) orada, (dünyada) yaptıklarına tam uygun bir cezâ olarak kaynar sudan ve irinden başka, hiç bir serinlik ve içecek tadamayacaklar.— M. Türk
78:25
26
جَزَٓاءً وِفَاقاً ٦٢
Cezâen vifâkâ(vifâkan).
24,25,26. (Onlar) orada, (dünyada) yaptıklarına tam uygun bir cezâ olarak kaynar sudan ve irinden başka, hiç bir serinlik ve içecek tadamayacaklar.— M. Türk
78:26
27
اِنَّهُمْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ حِسَاباًۙ ٧٢
İnnehum kânû lâ yercûne hısâbâ(hısâben).
Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini hiç ummuyorlardı.— M. Türk
78:27
28
وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا كِذَّاباًۜ ٨٢
Ve kezzebû bi âyâtinâ kizzâbâ(kizzâben).
Ve âyetlerimizi, sürekli yalanlıyorlardı.— M. Türk
78:28
29
وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ كِتَاباً ٩٢
Ve kulle şey’in ahsaynâhu kitâbâ(kitâben).
Ama Biz de; (yaptıkları) her şeyi bir kitaba yazıyorduk.— M. Türk
78:29
30
فَذُوقُوا فَلَنْ نَز۪يدَكُمْ اِلَّا عَذَاباً۟ ٠٣
Fe zûkû felen nezîdekum illâ azâbâ(azâben).
(O gün onlara): “Haydi şimdi (cezanızı) çekin bakalım. Artık size, azabınızı artırmaktan başka bir şey yapmayacağız.” (denilecek.)— M. Türk
78:30
Yükleniyor...
Nebe
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle