Duhan 59 Ayet Mekke · الدخان
44

Duhan

Duman · Mekke
44
Duman · Mekke
الدخان
59
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
حٰمٓۜ ١
Hâ mîm.
Hâ, Mîm.— M. Türk
44:1
2
وَالْكِتَابِ الْمُب۪ينِۙ ٢
Vel kitâbil mubîn(mubîni).
(Hakkı bâtıldan) ayırt edici kitaba yemin olsun;¹ 1 Aynı âyet için Bk. (Zuhruf: 2)— M. Türk
44:2
3
اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ ف۪ي لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ اِنَّا كُنَّا مُنْذِر۪ينَ ٣
İnnâ enzelnâhu fî leyletin mubâreketin innâ kunnâ munzirîn(munzirîne).
Biz, o (Kur’an’ı) kendisiyle insanları uyarmak için gerçekten mübârek bir gecede¹ indirdik. 1 Bir kısım müfessirler, bu gecenin, “Şaban ayının on beşinci gecesi” olduğu kanaatinde iseler de müfessirlerin çoğunluğuna göre bu mübârek gece, “Kadir Gecesi”dir. Zîrâ Allah; “Biz, o (Kur’ân)’ı Kadir Gecesinde indirdik.” (Kadr: 1) buyurmaktadır. Kadir gecesi de Ramazan ayındadır. Bu ayette zikredilen gece, İkrime ve bazılarına göre Şaban ayının yarısı gecesidir. Bu gecenin; “Leyle-i Mubareke, Leyle-i Berae, Leyle-i Sakk ve Leyle-i Rahmet” olmak üzere dört adı vardır. Bu gecede dört haslet vardır: 1) Tefrîk-ı külli emrin hakîm (her önemli işe o gecede hükmedilmesi.) 2) Bundaki ibadetin fazileti. Rasulullah (s.a.v): “Her kim bu gece yüz rekât namaz kılarsa Allahu Teâlâ ona yüz Melek gönderir, otuzu ona Cenneti müjdeler, otuzu ona Cehennem azabından teminat verir, otuzu da ondan Dünya afatını de feder, onu da ondan şeytanın tuzaklarını def eder” buyurmuşlardır. 3) Nüzul-i rahmet. Rasulullah (s.a.v): “Allahu Teâlâ bu gece ümmetime Kelb Oğulları’nın koyunlarının kılları sayısınca rahmet eder” buyurmuşlardır. 4) Husul-i mağrifet. Rasulullah (s.a.v.): “Allahu Teâlâ bu gece bütün Müslümanlara, kâhin, çok buğzeden, içkiye düşkün olan, ana-babasını inciten, zinada ısrar eden hariç mağrifet buyurur” buyurmuşlardır. Buna rağmen ekseri ulemanın kanaatine göre bu “mübarek gece” Kadir gecesidir. (Elmalılı) “Kadir Gecesi” ise; Ramazan ayının son on gününün tek gecelerinden birisidir. Zîrâ (Kadr: 1)’de; (Kur’ân)’nın, Kadir Gecesinde indirildiği, (Bakara: 185)’de “Kur’an’ın Ramazan ayında” indirildiği, (Duhan: 1-3)’te de “Kur’an’ın mübarek bir gecede” indirildiği bildirilmektedir. Bu üç suredeki ifâdeler birleştirilirse; “Kur’an Ramazan ayında, mübârek bir gece olan Kadir Gecesinde indirilmeye başlanmıştır.” Konuyla ilgili ehl-i sünnet kaynaklarındaki rivayetler, bunlardır. Bazılarının illaki bir şeyler karıştırmak için “şiî ve mutezilî” kaynaklara sarılmasının izahı, cehalet değil olsa olsa bir ihanet olabilir. Konuyla ilgili olarak Bk. (Kadr: 1, Bakara: 185)— M. Türk
44:3
4
ف۪يهَا يُفْرَقُ كُـلُّ اَمْرٍ حَـك۪يمٍۜ ٤
Fihâ yufreku kullu emrin hakîm(hakîmin).
4,5,6. (Ki) her önemli işe¹ tarafımızdan bir emirle o gecede hükmedilir. Rabbinden bir rahmet olarak Peygamberleri gönderen Biziz. İşte O (Allah) hakkıyla işitendir, eksiksiz bilendir. 1 (أَمْرٍ حَكِيمٍ) ifâdesi; “hikmetli ve önemli iş” yahut “sağlam olması lâzım gelen işler” demektir. Bu cümle, başlangıç cümlesi olursa “herhangi bir gecede,” geceye sıfat olursa, “kadir gecesinde” şeklinde anlaşılabilir.— M. Türk
44:4
5
اَمْراً مِنْ عِنْدِنَاۜ اِنَّا كُنَّا مُرْسِل۪ينَۚ ٥
Emren min indinâ innâ kunnâ mursilîn(mursilîne).
4,5,6. (Ki) her önemli işe¹ tarafımızdan bir emirle o gecede hükmedilir. Rabbinden bir rahmet olarak Peygamberleri gönderen Biziz. İşte O (Allah) hakkıyla işitendir, eksiksiz bilendir. 1 (أَمْرٍ حَكِيمٍ) ifâdesi; “hikmetli ve önemli iş” yahut “sağlam olması lâzım gelen işler” demektir. Bu cümle, başlangıç cümlesi olursa “herhangi bir gecede,” geceye sıfat olursa, “kadir gecesinde” şeklinde anlaşılabilir.— M. Türk
44:5
6
رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُۙ ٦
Rahmeten min rabbik(rabbike), innehu huves semîul alîm(alîmu).
4,5,6. (Ki) her önemli işe¹ tarafımızdan bir emirle o gecede hükmedilir. Rabbinden bir rahmet olarak Peygamberleri gönderen Biziz. İşte O (Allah) hakkıyla işitendir, eksiksiz bilendir. 1 (أَمْرٍ حَكِيمٍ) ifâdesi; “hikmetli ve önemli iş” yahut “sağlam olması lâzım gelen işler” demektir. Bu cümle, başlangıç cümlesi olursa “herhangi bir gecede,” geceye sıfat olursa, “kadir gecesinde” şeklinde anlaşılabilir.— M. Türk
44:6
7
رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۢ اِنْ كُنْتُمْ مُوقِن۪ينَ ٧
Rabbis semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ, in kuntum mûkinîn(mûkinîne).
Eğer gerçekten inanmak istiyorsanız O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir.— M. Türk
44:7
8
لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ يُحْـي۪ وَيُم۪يتُۜ رَبُّكُمْ وَرَبُّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّل۪ينَ ٨
Lâ ilâhe illâ huve yuhyî ve yumît(yumîtu), rabbukumve rabbu âbâikumul evvelîn(evvelîne).
Dirilten ve öldüren tek ilâh, Odur. O sizin de Rabbinizdir geçmiş atalarınızın da Rabbidir.— M. Türk
44:8
9
بَلْ هُمْ ف۪ي شَكٍّ يَلْعَبُونَ ٩
Bel hum fî şekkin yel’abûn(yel’abûne).
Ama onlar bir şüphe içerisinde oyalanıp duruyorlar.— M. Türk
44:9
10
فَارْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِي السَّمَٓاءُ بِدُخَانٍ مُب۪ينٍۙ ٠١
Fertekib yevme te’tîs semâu bi duhânin mubîn(mubînin).
10,11. (Ey Muhammed!) Sen, göğün gözle görülecek ve insanları kuşatıverecek bir duman¹ çıkaracağı günü bekle. İşte bu, çok acıklı bir azaptır. 1 (دُخَانٌ مُّبِينٌ) Arapçada istiâre olarak, “açıkça görülen sıkıntı ve şer” anlamında kullanılan bir tabir olup, bunun Türkçe karşılığı “dumanlı hava” olabilir.— M. Türk
44:10
11
يَغْشَى النَّاسَۜ هٰذَا عَذَابٌ اَل۪يمٌ ١١
Yagşân nâs(nâse), hâzâ azâbun elîm(elîmun).
10,11. (Ey Muhammed!) Sen, göğün gözle görülecek ve insanları kuşatıverecek bir duman¹ çıkaracağı günü bekle. İşte bu, çok acıklı bir azaptır. 1 (دُخَانٌ مُّبِينٌ) Arapçada istiâre olarak, “açıkça görülen sıkıntı ve şer” anlamında kullanılan bir tabir olup, bunun Türkçe karşılığı “dumanlı hava” olabilir.— M. Türk
44:11
12
رَبَّـنَا اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ اِنَّا مُؤْمِنُونَ ٢١
Rabbenekşif annel azâbe innâ mû’minûn(mû’minûne).
(Duman kendilerini kuşatınca): “Ey Rabbimiz! Şu azabı üzerimizden kaldır. Artık biz, îman ediyoruz.”¹ (derler.) 1 Kureyş, Efendimize isyanda ileri gidince Peygamberimiz, onların, “Yusuf’un seneleri gibi kıtlık seneleriyle cezâlandırılmaları” için beddua etti. Bunun üzerine müthiş bir kıtlık oldu, insanlar kemik hattâ leş yemek zorunda kaldılar. Yağış, olmadığı için yer ile gök arasını kaplayan toz bulutlarını duman halinde görmeye ve “bu çok kötü bir azap” demeye başladılar. Ebû Süfyân bir kaç kişi ile beraber Peygamberimize gelip, “eğer onlar için duâ eder de Allah bu hali üzerlerinden kaldırırsa” kendisine îman edeceklerini söylediler. Peygamberimiz duâ etti ve bu kıtlık bitti. Ama onlar, yine kâfirliklerine devam ettiler. Bu olay üzerine de bu âyetler indirildi. (Buhari)— M. Türk
44:12
13
اَنّٰى لَهُمُ الذِّكْرٰى وَقَدْ جَٓاءَهُمْ رَسُولٌ مُب۪ينٌۙ ٣١
Ennâ lehumuz zikrâ ve kad câehum resûlun mubîn(mubînun).
Artık onlara öğüt hiç fayda verir mi?¹ Oysa onlara (önceden) gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti. 1 Yani azap indikten sonra îman etmek, onlara asla fayda vermez.— M. Türk
44:13
14
ثُمَّ تَوَلَّوْا عَنْهُ وَقَالُوا مُعَلَّمٌ مَجْنُونٌۢ ٤١
Summe tevellev anhu ve kâlû muallemun mecnûn(mecnûnun).
Sonra, ondan yüz çevirdiler ve: “Bu, (ya) öğretilmiş (ya da) delidir.”¹ dediler. 1 Tuttular bir de; o Muhammed, (muallem) yani Sakîf Kabilesinden birinin Arap olmayan bir kölesi tarafından öğretilmiş ya da mecnun (deli) dediler.— M. Türk
44:14
15
اِنَّا كَاشِفُوا الْعَذَابِ قَل۪يلاً اِنَّكُمْ عَٓائِدُونَۢ ٥١
İnnâ kâşifûl azâbi kalîlen innekum âidûn(âidûne).
Biz sizden bu azabı yakında kaldıracağız ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz.— M. Türk
44:15
16
يَوْمَ نَبْطِشُ الْبَطْشَةَ الْكُبْرٰىۚ اِنَّا مُنْتَقِمُونَ ٦١
Yevme nebtışul batşetel kubrâ innâ muntekimûn(muntekimûne).
Elbette Biz asıl intikamı, en büyük yakalama günü olan (kıyamet gününde) alacağız.— M. Türk
44:16
17
وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَٓاءَهُمْ رَسُولٌ كَر۪يمٌۙ ٧١
Ve lekad fetennâ kablehum kavme fir’avne ve câehum resûlun kerîm(kerîmun).
Yemin olsun Biz onlardan önce, Firavun’un toplumunu da denedik ve onlara çok değerli bir Peygamber (olan Mûsa) gelmişti.— M. Türk
44:17
18
اَنْ اَدُّٓوا اِلَيَّ عِبَادَ اللّٰهِۜ اِنّ۪ي لَكُمْ رَسُولٌ اَم۪ينٌۙ ٨١
En eddû ileyye ibâdallâh(ibâdallâhi), innî lekum resûlun emîn(emînun).
(Mûsa): “Ey Allah’ın kulları! Bana uyun. Gerçekten ben sizin için güvenilir bir Peygamberim.”— M. Türk
44:18
19
وَاَنْ لَا تَعْلُوا عَلَى اللّٰهِۚ اِنّ۪ٓي اٰت۪يكُمْ بِسُلْطَانٍ مُب۪ينٍۚ ٩١
Ve en lâ ta’lû alâllâh(alâllâhi), innîâtîkum bi sultânin mubîn(mubînin).
“Sakın Allah’a karşı büyüklük de taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir mûcize getiriyorum.”— M. Türk
44:19
20
وَاِنّ۪ي عُذْتُ بِرَبّ۪ي وَرَبِّكُمْ اَنْ تَرْجُمُونِۘ ٠٢
Ve innî uztu bi rabbî ve rabbikumen tercumûni.
“Doğrusu ben, sizin bana hakaret etmenizden¹ benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan (Allah)’a sığındım.” 1 Arapçada “taşa tutmak,” mecâzen “hakaret etmek ve kovmak” anlamlarına da geldiği için yukarıdaki anlam tercih edilmiştir.— M. Türk
44:20
21
وَاِنْ لَمْ تُؤْمِنُوا ل۪ي فَاعْتَزِلُونِ ١٢
Ve in lem tû’minû lî fa’tezilûni.
“Eğer bana îman etmiyorsanız, bari yolumdan çekilin.” (demişti).— M. Türk
44:21
22
فَدَعَا رَبَّهُٓ اَنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ قَوْمٌ مُجْرِمُونَ ٢٢
Fe deâ rabbehû enne hâulâi kavmun mucrimûn(mucrimûne).
Sonunda (Mûsa) Rabbine “Bunların, gerçekten günâhkâr bir toplum olduklarını” şikâyet etti.— M. Türk
44:22
23
فَاَسْرِ بِعِبَاد۪ي لَيْلاً اِنَّكُمْ مُتَّبَعُونَۙ ٣٢
Fe esri bi ibâdî leylen innekum muttebeûn(muttebeûne).
23,24. (Allah:) “Kullarımı hemen geceleyin yola çıkart. Çünkü siz takip edileceksiniz. Sonra denizi geçerken acele etme.¹ Çünkü onlar, zâten suda boğulacak bir ordudur.” buyurdu. 1 Âyetin bu bölümü: “karşıya geçince denizi olduğu gibi açık bırak.” şeklinde de anlaşılabilir. Ancak bu anlam denizin açılması mûcizesini sanki Hz. Mûsa gerçekleştiriyormuş gibi bir anlama geleceğinden tercih edilmemiştir.— M. Türk
44:23
24
وَاتْرُكِ الْبَحْرَ رَهْواًۜ اِنَّهُمْ جُنْدٌ مُغْرَقُونَ ٤٢
Vetrukil bahre rehvâ(rehven), innehum cundun mugrekûn(mugrekûne).
23,24. (Allah:) “Kullarımı hemen geceleyin yola çıkart. Çünkü siz takip edileceksiniz. Sonra denizi geçerken acele etme.¹ Çünkü onlar, zâten suda boğulacak bir ordudur.” buyurdu. 1 Âyetin bu bölümü: “karşıya geçince denizi olduğu gibi açık bırak.” şeklinde de anlaşılabilir. Ancak bu anlam denizin açılması mûcizesini sanki Hz. Mûsa gerçekleştiriyormuş gibi bir anlama geleceğinden tercih edilmemiştir.— M. Türk
44:24
25
كَمْ تَرَكُوا مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ ٥٢
Kem terekû min cennâtin ve uyûn(uyûnin).
25,26,27. Onlar nice bahçeleri ve pınarları, nice ekinleri ve (kendilerince) yüce makamları ve içerisinde safâ sürdükleri nice nîmetleri (arkalarında) bıraktılar.— M. Türk
44:25
26
وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَر۪يمٍۙ ٦٢
Ve zurûin ve makâmin kerîm(kerîmin).
25,26,27. Onlar nice bahçeleri ve pınarları, nice ekinleri ve (kendilerince) yüce makamları ve içerisinde safâ sürdükleri nice nîmetleri (arkalarında) bıraktılar.— M. Türk
44:26
27
وَنَعْمَةٍ كَانُوا ف۪يهَا فَاكِه۪ينَۙ ٧٢
Ve na’metin kânû fîhâ fâkihîn(fâkihîne).
25,26,27. Onlar nice bahçeleri ve pınarları, nice ekinleri ve (kendilerince) yüce makamları ve içerisinde safâ sürdükleri nice nîmetleri (arkalarında) bıraktılar.— M. Türk
44:27
28
كَذٰلِكَ۠ وَاَوْرَثْنَاهَا قَوْماً اٰخَر۪ينَ ٨٢
Kezâlik(kezâlike), ve evresnâhâ kavmen âharîn(âharîne).
Böylece Biz de bunları başka bir topluma miras olarak verdik.— M. Türk
44:28
29
فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ السَّمَٓاءُ وَالْاَرْضُ وَمَا كَانُوا مُنْظَر۪ينَ۟ ٩٢
Fe mâ beket aleyhimus semâu vel ardu ve mâ kânû munzarîn(munzarîne).
Onlar için gökte de yerde de hiç ağlayan olmadı¹ ve onlara göz bile açtırılmadı. 1 Burada; “zikr’ül-mahal iradet’ül-hal” yoluyla mecâz vardır. “Göğün ve yerin ağlaması” demek; “göktekilerin ve yerdekilerin ağlaması” demektir. Yani, “onların helâkine ne melekler ağladı ne de insanlar ağladı. Hattâ belki onların helâkiyle sevindiler.” anlamına gelir. Ayrıca; “birisinin ölümüne göğün ve yerin ağlaması,” bu “ölümün büyüklüğünü” anlatmak için de kullanılır. Bu ifâde, bu toplumun helâkinin önemsiz bir şey olduğuna da bir işaret olabilir.— M. Türk
44:29
30
وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ مِنَ الْعَذَابِ الْمُه۪ينِۙ ٠٣
Ve lekad necceynâ benî isrâîle minel azâbil muhîn(muhîni).
30,31. İsrâil oğullarını o küçük düşürücü azaptan ve haddi aşan diktatörlerden (birisi) olan Firavundan kesinlikle Biz kurtardık.— M. Türk
44:30
Yükleniyor...
Duhan
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle