Maun 7 Ayet Mekke · الماعون
107

Maun

Yardımlaşma · Mekke
107
Yardımlaşma · Mekke
الماعون
7
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
اَرَاَيْتَ الَّذ۪ي يُكَذِّبُ بِالدّ۪ينِۜ ١
E raeytellezî yukezzibu bid dîn(dîne).
Baksana! Şu dini¹ yalanlayana!² 1 Bu sûre; Âs b. Vâil Sehmî, Velîd b. Muğîre veya Ebû Cehil ve bunlar gibileri hakkında nazil olmuştur. Rivayetlere göre Ebu Cehil bir yetimin vasisi bulunuyordu. Bir gün o yetim çırılçıplak bir halde ona gelmiş ve kendi malından bir şey istemişti. Ebu Cehil onu itivermiş ve aldırmamış idi. Kureyş’in ileri gelenleri de çocuğa: “Muhammed’e git de sana şefaat ediversin” diyerek, alay etmişlerdi. Öksüz, onların maksatlarını bilmediği için Rasulullah’a gelip yardımcı olmasını istemişti. Peygamberimizin (s.a.v) hiçbir muhtacı reddetmek âdeti olmadığı için kalkmış, onunla beraber Ebu Cehil’in yanına gitmişti. Ebu Cehil, “buyurun” deyip onu selamlamış ve öksüzün malını vermişti. Kureyş’liler bunun üzerine Ebu Cehil’e serzenişte bulunarak: “sen de sapıttın, Muhammed gibi sabileştin” demişler. O: “Hayır, sapıtmadım fakat onun sağında solunda birer mızrak gördüm, vermezsem vuracak diye korktum” demişti. İbnu Abbas’tan bir rivayette de “hem cimri, hem de mürai bir münafık hakkında nazil oldu” denilmiştir. Demek ki bu sûre bunların birisi veya hepsi sebebiyle nazil olmuştur. Fakat hükmü onlara mahsus değil, öylelerin hepsini içine alır. 2 Din: Kelime olarak, ceza-mükâfat, hesap, kaza, siyaset, itaat, âdet, hal, millet ve şeriat anlamlarına gelen bir mastardır. Terim olarak ise din: “akıllıların kendi istekleriyle seçtikleri ve kendilerini iyiliğe götüren manevî bir yol ve kanun”, demektir. Burada da “din”, en mutlak ve en esaslı anlamı olan “ceza” mânâsınadır. (Tin Sûresi 7. ayette de “(Ey Muhammed!) artık bundan sonra, din hakkında sana kim yalan söyletebilir?” ifadeleriyle bu anlamda kullanılmıştır. Gerçek dinde; itaat edilen bir rab ve o rabbin ortaya koyduğu, uyulduğu zaman mükâfat, uyulmadığı zaman ise cezanın olduğu kuralların bulunması ve o rabbe itaat eden kulların olması, gerekir. Kafirûn: 6. ayette Allah’ın kâfirlerin dinlerinden, din olarak bahsetmesinden, bunların da din olduğu, fakat “hak din” olmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre iradeli olarak yapılan her türlü tapınma veya kabul edilen her türlü sistem, düşünce tarzı, birer dindir. (Kapitalizm, Marksizm, Demokrasi, Budizm, Hinduizm, Sofizm v.s gibi…) Geniş bilgi için Bk. (Fatiha: 4, Âlu İmran: 19 ve dipnotları)— M. Türk
107:1
2
فَذٰلِكَ الَّذ۪ي يَدُعُّ الْيَت۪يمَۙ ٢
Fe zâlikellezî yedu’ul yetîm(yetîme).
İşte şu, öksüzü kovup azarlayana!— M. Türk
107:2
3
وَلَا يَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۜ ٣
Ve lâ yahuddu alâ taâmil miskîn(miskîni).
Ve yoksula hakkı olan yiyeceği vermeye önayak olmayana.¹ 1 Burada (طَعَامٌ) kelimesinin kullanılması; aç olan bir fakirin, kudreti olanların malında hakkı bulunduğuna bir işarettir. Zîrâ (Zariyat: 19)’da: “Onların mallarında da isteyen ve isteyemeyen yoksullar için bir hak vardır.” buyrulmaktadır.— M. Türk
107:3
4
فَوَيْلٌ لِلْمُصَلّ۪ينَۙ ٤
Fe veylun lil musallîn(musallîne).
Vay o namaz kılanların haline!¹ 1 Yani vay hallerine, yazıklar olsun o cehennemin “veyl” denilen ve kan, irin akan deresine düşecek olan namaz kılanlara, daha doğrusu namaz kılıyor gibi yapıp, mümin görünenlere.— M. Türk
107:4
5
اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَۙ ٥
Ellezîne hum an salâtihim sâhûn(sâhûne).
5,6. Ki onlar; kıldıkları namazlarından¹ gafildirler.² Ve onu gösteriş için yaparlar. 1 Burada kınanan, namazlarında sehiv değil, “namazlarından sehiv”dir. Çünkü namazda yanılmak insanlık icabıdır. Bu da sehiv secdeleriyle telafi edilir. 2 Namazdan sehiv; namazın öneminden gaflet edip onu gereği gibi ciddîye almamak, terkine üzülmemek, vaktine dikkat etmemek, kıldığı vakit de Allah için halis niyyet ile kılmayıp, dünyaya ait bir takım maksatlar için münafıkça kılmak, el yanında kılarsa gizlide kılmamak, gösteriş için kılmaktır. Yani “kendisini kötülüklerden ve aşırı arzulardan uzaklaştıracak” şekilde namaz kılmamak demektir. Burada sözün gelişine göre bu azarlamaya, kıldıkları bir kaç vakit namazdan dolayı gururlanıp, yanılıp da dini ondan ibaretmiş gibi diğer ibadet ve kulluk vazifelerini yapmayanlar da dâhil olur. Zira dinin ruhu, Allah’ın emrine ihlas ve bütün hareket ve kuvveti, ceza ve mükâfatı Ondan, bilerek, Onun adına yarattıklarına şefkat esasında toplanır.— M. Türk
107:5
6
اَلَّذ۪ينَ هُمْ يُرَٓاؤُ۫نَۙ ٦
Ellezîne hum yurâûn(yurâûne).
5,6. Ki onlar; kıldıkları namazlarından¹ gafildirler.² Ve onu gösteriş için yaparlar. 1 Burada kınanan, namazlarında sehiv değil, “namazlarından sehiv”dir. Çünkü namazda yanılmak insanlık icabıdır. Bu da sehiv secdeleriyle telafi edilir. 2 Namazdan sehiv; namazın öneminden gaflet edip onu gereği gibi ciddîye almamak, terkine üzülmemek, vaktine dikkat etmemek, kıldığı vakit de Allah için halis niyyet ile kılmayıp, dünyaya ait bir takım maksatlar için münafıkça kılmak, el yanında kılarsa gizlide kılmamak, gösteriş için kılmaktır. Yani “kendisini kötülüklerden ve aşırı arzulardan uzaklaştıracak” şekilde namaz kılmamak demektir. Burada sözün gelişine göre bu azarlamaya, kıldıkları bir kaç vakit namazdan dolayı gururlanıp, yanılıp da dini ondan ibaretmiş gibi diğer ibadet ve kulluk vazifelerini yapmayanlar da dâhil olur. Zira dinin ruhu, Allah’ın emrine ihlas ve bütün hareket ve kuvveti, ceza ve mükâfatı Ondan, bilerek, Onun adına yarattıklarına şefkat esasında toplanır.— M. Türk
107:6
7
وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ ٧
Ve yemneûnel mâûn(mâûne).
Ve onlar, kimseye en ufak bir şey¹ bile vermezler.² 1 Mâun: Zekât, hediye, konu-komşu arasında emanete verilip alınan, kap-kacak gibi âletler demektir. Hz. Ali, İbnu Abbas, İbnu Ömer, buradaki “mâûn”u zekât olarak açıklamışlardır. İbnu Abbas’tan gelen diğer bir rivayete göre ise kelime, “insanların günlük hayatlarında birbirlerinden ödünç alıp verdikleri maddeleri ifade etmektedir.” Mâûn kelimesinin sözlük anlamından hareketle bu âyette, âhireti inkâr eden kimselerin başkalarına “küçük fedakârlıklarda” dahi bulunmayacak kadar bencil bir karakterde oldukları vurgulanmaktadır. 2 Bu âyet, “ve onlar, kimseye zekâtı da vermezler.” şeklinde de tercüme edilebilir.— M. Türk
107:7
Maun
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle