قَالَ الَّذ۪ي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ يَرْتَدَّ اِلَيْكَ طَرْفُكَۜ فَلَمَّا رَاٰهُ مُسْتَقِراًّ عِنْدَهُ قَالَ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ي۠ لِيَبْلُوَن۪ٓي ءَاَشْكُرُ اَمْ اَكْفُرُۜ وَمَنْ شَكَرَ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ رَبّ۪ي غَنِيٌّ كَر۪يمٌ ٠٤
Kâlellezî indehu ilmun minel kitâbi ene âtîke bihî kable en yertedde ileyke tarfuk(tarfuke), fe lemmâ reâhu mustekırran indehu kâle hâzâ min fadlı rabbî, li yebluvenî e eşkur em ekfur(ekfuru), ve men şekere fe innemâ yeşkuru li nefsih(nefsihî) ve men kefere fe inne rabbî ganiyyun kerîm(kerîmun).
Yanında kitaptan bir ilim¹ bulunan (Süleyman²) da: “Sen gözünü açıp kapamadan, ben onu sana getiririm,” dedi. (Süleyman) o (tahtı) yanında durur vaziyette görünce: “Bu,³ şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (verdiği) bir lütuftur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük edene gelince Rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, O çok cömerttir.” dedi.
1 Yani vahiy bilgisi… 2 Kur’an’ın metnine göre, “yanında kitaptan bir ilim bulunan” bu zat, Hz. Süleyman (a.s)’dır. Zîrâ yukarıda (15 ve 16.) âyetlerde buyrulduğuna göre, Hz. Süleyman’a “ilim, saltanat ve kuşdili” gibi bir takım özellikler verilmiştir. Bir de Hz. Süleyman’ın yanında “kitaptan bir ilim bulunan yani peygamber olan” başka birisinin olması veya peygamber olmayan birisine vahiy gelmesi mümkün değildir. Zâten bu konuda muteber bir bilgi de yoktur. Buna rağmen ekseri müfessirler, bu zatın Hz. Süleyman (a.s.)’ın kendisi değil, ashabından birisi olmasını metne daha uygun bulmuşlardır. Bu konuda Muhiddîn el- Arabî’-nin görüşleri buraya almaya değer ciddiyette değildir. Şüphesiz bu hadise basit bir olay değil bir mucizedir. Fahreddîn Razî de bu zatın Süleyman (a.s.)’ın bizatihi kendisi olduğunu ifade etmiştir. Zira (الَّذ۪ى) mevsulünün, “sılası maluma işaret” olması kaidesine göre Kur’an’ın nazmı araştırıldığı zaman sılanın (عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ) olması sebebiyle malum olan zat ancak Süleyman (a.s.)’dır. Çünkü 15. ayette (وَلَقَدْ اٰتَيْنَا دَاوُۧدَ وَسُلَيْمٰنَ عِلْمًا) “Biz, Dâvût’a ve Süleyman’a (da) bir ilim verdik.” buyurulmuştur. (Razi, Elmalılı) Tabiiki en doğrusunu Allah bilir. 3 Melikenin tahtının anında yanına geliverme mucizesi.— M. Türk