مَثَلُ الَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْلِيَٓاءَ كَمَثَلِ الْعَنْكَبُوتِۚ اِتَّخَذَتْ بَيْتاًۜ وَاِنَّ اَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنْكَبُوتِۢ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ ٤١
Meselullezînettehazû min dûnillâhi evliyâe ke meselil ankebût(ankebûti), ittehazet beytâ(beyten) ve inne evhenel buyûti le beytul ankebût(ankebûti), lev kânû ya’lemûn(ya’lemûne).
Allah’tan başka velîler¹ edinenlerin durumu, kendi evini kendisi yapan örümcek gibidir.² Keşke onlar, evlerin en dayanıksızının, örümceğin evi olduğunu bir bilselerdi!³
1 Burada ilâhlar denilmeyip de velîler denilmesi, özellikle gizli şirki işaret içindir. Ayrıca gösteriş yaparak Allah’a ibâdet edenler bu ibâdetlerini, kendileri gibi insanları şeyh, önder, kurtarıcı ve vasıta edinip onları ilâhlaştıranlar da onları, Allah’ın dışında velî edinmiş olurlar. 2 Burada teşbih-i temsili vardır. Yani benzetme yönü tek değildir. Velîler örümceğe değil, kendi ilâhı olan velîyi kendi kafasına göre seçen veya icat eden birisi, kendi eliyle evini yapan örümceğe, bu ilâhlaştırılan velîlerin ilâhî kuvvet ve kudret karşısındaki durumu, örümceğin evinin son derece zayıflığına ve bu velî edinilenlerden gelen menfaatleri de örümceğin evi vasıtasıyla edindiği basit menfaatlere, benzetilmiştir. 3 Bu âyet, kendi ilâhı olan velîyi kendi kafasına göre seçenlerin, kâfirler gibi tamamen evsiz olmayıp, dünyalık birkaç “sinek avlayacak” kadar son derece basit bir evlerinin bulunduğunu, ama bunun yanında ebedî ahiret yurduna karşılık, basit dünya sineklerini, tercih etmelerinin yanlışlığını da ifâde etmektedir. Yani, Allah’tan başkasına dayanan her ümit temelsizdir.— M. Türk