241
وَلِلْمُطَلَّقَاتِ مَتَاعٌ بِالْمَعْرُوفِۜ حَقاًّ عَلَى الْمُتَّق۪ينَ ١٤٢
Ve lil mutallakâti metâun bil ma’rûf(ma’rûfi) hakkan alel muttekîn(muttekîne).
Eşlerinden boşanan kadınların meşru bir şekilde (nafakalarını vererek) geçimlerini sağlamak, Allah’a karşı hata etmekten sakınanlar için bir borçtur.¹
1 Nafaka: Azık, yiyecek, ev reisinin sağlamak zorunda olduğu yiyecek, giyecek, mesken ve benzeri şeyler. “Nafaka” kökünden infâk; hayır yolunda mal sarf etmek demektir. İslâm’da aile reisi olarak kadının ve çocukların geçimini sağlama görevi erkeğe verilmiştir. Ayrıca, anne, baba, kardeşler ve diğer hısımlar bakıma muhtaç duruma düşünce, “geçimi sağlama yükümlülüğü” onları da kapsamına alır. Bir kadın evlenip kocasının evine yerleştikten sonra bütün yiyecek, giyecek ve mesken masrafları kocaya aittir. Burada bahsedilen nafaka; iddet bekleyen kadına kocası tarafından iddeti süresince verilmesi gereken geçimlik maldır. Boşanmış bir kadının iddetini tamamladıktan sonra, çocuğunu emzirmesi halinde kocanın boşadığı karısına, emzirme süresi boyunca da nafaka vermesi gerekir. (Talak: 6) Kız ve erkek çocukların her türlü nafakaları ise babalarına aittir. 236 ve 237. âyetlerde belirtilen kadınlar boşandıklarında nafaka söz konusu değildir. Vefat iddeti bekleyen kadına nafaka yoktur. Çünkü karısı, kocasına varis olur ve mirastan payını alır.— M. Türk
2:241