فَدَلّٰيهُمَا بِغُرُورٍۚ فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْاٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِنْ وَرَقِ الْجَنَّةِۜ وَنَادٰيهُمَا رَبُّهُمَٓا اَلَمْ اَنْهَكُمَا عَنْ تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ وَاَقُلْ لَكُمَٓا اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُب۪ينٌ ٢٢
Fedellâhumâ bi gurûr(gurûrin), fe lemmâ zâkâş şecerete bedet lehumâ sev'âtuhumâ ve tafikâ yahsıfâni aleyhimâ min varakıl cenneh(cenneti), ve nâdâhumâ rabbuhumâ e lem enhekumâ an tilkumeş şecereti ve ekul lekumâ inneş şeytâne lekumâ aduvvun mubîn(mubînun).
(Şeytan,) ikisini aldattı (ve) yerlerinden kaydırıp uzaklaştırdı. O (yasak) ağacın meyvesini tattıklarında, zaafları kendilerine aşikâr oldu. (Bunun üzerine,) Cennet yapraklarıyla kendilerini örtmeye başladılar. ( İnsanoğlu günah işlediğinde, vicdanı onu rahatsız eder ve o günahın telafisi için dua, tevbe ve istiğfara koyulur. Âdem (a.s.) de hata yaptığında, hemen onun telafisi için dua ederek iyi işlere koyuldu ve Cennet’e götüren işler yapmaya başladı. Cennet’in yaprakları da , işte bunlardır. Müfessirler zahiri olarak yaprak anlamını beyan etmişlerdir. Ancak bu anlam doğru olmayıp, yapraklardan murat, iyi amellerdir.) Rableri onlara, “Ben size o ağacı yasaklamamış mıydım? Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır, dememiş miydim?” diye seslendi.— M.C.Şems