وَالَّذ۪ي قَالَ لِوَالِدَيْهِ اُفٍّ لَكُمَٓا اَتَعِدَانِن۪ٓي اَنْ اُخْرَجَ وَقَدْ خَلَتِ الْقُرُونُ مِنْ قَبْل۪ي وَهُمَا يَسْتَغ۪يثَانِ اللّٰهَ وَيْلَكَ اٰمِنْۗ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّۚ فَيَقُولُ مَا هٰذَٓا اِلَّٓا اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ ٧١
Vellezî kâle li vâlideyhi uffın lekumâ e teidâninî en uhrece ve kad haletil kurûnu min kablî ve humâ yestegîsânillâhe veyleke âmin, inne va’dallâhi hakk(hakkun), fe yekûlu mâ hâzâ illâ esâtîrul evvelîn(evvelîne).
Ana babasına, “İkinize yazıklar olsun! (Tekrar diriltilip) kaldırılacağım hakkında mı, beni korkutuyorsunuz? Hâlbuki benden önce nice kavimler geçmiştir,” diyen kimseye, her ikisi Allah’a yalvararak (dediler ki:) “Yazıklar olsun sana! (Allah’a) iman et. Allah’ın (verdiği) söz mutlaka gerçekleşecektir.” Bunun üzerine o, “Bunlar, ancak eskilerin hikâyeleridir,” dedi.— M.C.Şems