فَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِ اَنِ اصْنَعِ الْفُلْكَ بِاَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَاِذَا جَٓاءَ اَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُۙ فَاسْلُكْ ف۪يهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَاَهْلَكَ اِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ مِنْهُمْۚ وَلَا تُخَاطِبْن۪ي فِي الَّذ۪ينَ ظَلَمُواۚ اِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ ٧٢
Fe evhaynâ ileyhi enısnaıl fulke bi a’yuninâ ve vahyinâ fe izâ câe emrunâ ve fâret tennûru fesluk fîhâ min kullin zevceynisneyni ve ehleke illâ men sebeka aleyhil kavlu minhum, ve lâ tuhâtıbnî fîllezîne zalemû, innehum mugrakûn(mugrakûne).
Biz (de) kendisine, gözümüzün önünde ve vahyimize göre bir gemi yap, diye vahyettik. Emrimiz gelip, (yeryüzünün) pınarı fışkırınca, (sana buyuracağımız) her gerekli hayvandan birer çifti ona al. Daha önce aleyhine emrimiz gelmiş olanlar dışındaki akrabalarını (da gemiye bindir.) Zulmedenler hakkında bana hiçbir şey söyleme. Çünkü onlar, mutlaka (suda) boğulacaklar. (Bknz. 11:40)— M.C.Şems