Fatır 45 Ayet Mekke · فاطر
35

Fatır

Yaratan · Mekke
35
Yaratan · Mekke
فاطر
45
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ فَاطِرِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ جَاعِلِ الْمَلٰٓئِكَةِ رُسُلاً اُو۬ل۪ٓي اَجْنِحَةٍ مَثْنٰى وَثُلٰثَ وَرُبَاعَۜ يَز۪يدُ فِي الْخَلْقِ مَا يَشَٓاءُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ١
Elhamdu lillâhi fâtırıs semâvâti vel ardı câilil melâiketi rusulen ulî ecnihatin mesnâ ve sulâse ve rubâa, yezîdu fîl halkı mâ yeşâu, innallâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Gökleri ve yeri Başlatan ve melekleri kanatlı—ikişer, üçer ve dörder (kanatlı)—elçiler olarak tayin eden TANRI’ya övgüler olsun. O, yaratılışı irade ettiği ölçüde artırır. TANRI Her Şeye Gücü Yetendir.— R. Halife
35:1
2
مَا يَفْتَحِ اللّٰهُ لِلنَّاسِ مِنْ رَحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَاۚ وَمَا يُمْسِكْۙ فَلَا مُرْسِلَ لَهُ مِنْ بَعْدِه۪ۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ٢
Mâ yeftehillâhu lin nâsi min rahmetin fe lâ mumsike lehâ, ve mâ yumsik fe lâ mursile lehu min ba’dih(ba’dihî), ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).
TANRI insanlara rahmet yağdırırsa, hiçbir güç onu durduramaz. Ve eğer onu alıkoyarsa, O’ndan başka hiçbir güç onu gönderemez. O Kudretlidir, En Bilge Olandır.— R. Halife
35:2
3
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْۜ هَلْ مِنْ خَالِقٍ غَيْرُ اللّٰهِ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۘ فَاَنّٰى تُؤْفَكُونَ ٣
Yâ eyyuhen nâsuzkurû ni’metallâhi aleykum, hel min hâlikın gayrullâhi yerzukukum mines semâi vel ard(ardı), lâ ilâhe illâ huve fe ennâ tû’fekûn(tû’fekûne).
Ey insanlar! TANRI’nın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın. TANRI’dan başka, size gökten ve yerden rızık sağlayan herhangi bir yaratıcı mı var? O’nun yanında başka bir tanrı yoktur. Nasıl sapabildiniz?— R. Halife
35:3
4
وَاِنْ يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌ مِنْ قَبْلِكَۜ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُ ٤
Ve in yukezzibûke fe kad kuzzibet rusulun min kablik(kablike), ve ilâllâhi turceul umûr(umûru).
Eğer seni inkâr ederlerse, senden önceki elçiler de inkâr edildi. Her şey TANRI’nın kontrolündedir.— R. Halife
35:4
5
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا۠ وَلَا يَغُرَّنَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ ٥
Yâ eyyuhen nâsu inne va’dallâhi hakkun fe lâ tegurrennekumul hayâtud dunyâ, ve lâ yegurrennekum billâhil garûr(garûru).
Ey insanlar! TANRI’nın vaadi gerçektir; bu nedenle bu aşağılık hayat tarafından başka tarafa çevrilmeyin; önemsiz illüzyonlarca TANRI’dan başka tarafa çevrilmeyin.— R. Halife
35:5
6
اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَاتَّخِذُوهُ عَدُواًّۜ اِنَّمَا يَدْعُوا حِزْبَهُ لِيَكُونُوا مِنْ اَصْحَابِ السَّع۪يرِۜ ٦
İnneş şeytâne lekum aduvvun fettehızûhu aduvvâ(aduvven), innemâ yed’û hızbehu li yekûnû min ashâbis seîr(seîri).
Şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse ona bir düşman gibi davranın. O sadece kendi tarafını Cehennemin sakinleri olmaya davet eder.— R. Halife
35:6
7
اَلَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَهُمْ عَذَابٌ شَد۪يدٌۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ كَب۪يرٌ۟ ٧
Ellezîne keferû lehum azâbun şedîd(şedîdun), vellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti lehum magfiretun ve ecrun kebîr(kebîrun).
İnkâr edenler şiddetli bir azabı üzerlerine çektiler ve iman edip doğru bir hayat sürenler bağışlanmayı ve büyük bir karşılığı hak ettiler.— R. Halife
35:7
8
اَفَمَنْ زُيِّنَ لَهُ سُٓوءُ عَمَلِه۪ فَرَاٰهُ حَسَناًۜ فَاِنَّ اللّٰهَ يُضِلُّ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۘ فَلَا تَذْهَبْ نَفْسُكَ عَلَيْهِمْ حَسَرَاتٍۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِمَا يَصْنَعُونَ ٨
E fe men zuyyine lehu sûu amelihî fe reâhu hasenâ(hasenen), fe innallâhe yudıllu men yeşâu ve yehdî men yeşâu, fe lâ tezheb nefsuke aleyhim haserât(haserâtin), innallâhe alîmun bimâ yesneûn(yesneûne).
Kötü işi, onun doğru olduğunu zannedinceye dek gözlerinde süslenen kişiye dikkat et. TANRI (sapmayı) irade edeni böyle saptırır ve (rehberlik edilmeyi) irade edene de rehberlik eder. Bu nedenle, onlar için üzülme. TANRI onların yaptığı her şeyin tamamen farkındadır.— R. Halife
35:8
9
وَاللّٰهُ الَّـذ۪ٓي اَرْسَلَ الرِّيَاحَ فَتُث۪يرُ سَحَاباً فَسُقْنَاهُ اِلٰى بَلَدٍ مَيِّتٍ فَاَحْيَيْنَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ كَذٰلِكَ النُّشُورُ ٩
Vallâhullezî, erseler rîyâha fe tusîru sehâben fe suknâhu ilâ beledin meyyitin fe ahyeynâ bihil arda ba’de mevtihâ, kezâliken nuşûr(nuşûru).
TANRI’dır bulutları harekete geçirmek için rüzgârları gönderen, sonra biz onları kıraç topraklara doğru süreriz ve bu gibi toprakları ölmüş olduktan sonra diriltiriz. İşte diriliş böyledir.— R. Halife
35:9
10
مَنْ كَانَ يُر۪يدُ الْعِزَّةَ فَلِلّٰهِ الْعِزَّةُ جَم۪يعاًۜ اِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ وَالْعَمَلُ الصَّالِـحُ يَرْفَعُهُۜ وَالَّذ۪ينَ يَمْكُرُونَ السَّيِّـَٔاتِ لَهُمْ عَذَابٌ شَد۪يدٌۜ وَمَكْرُ اُو۬لٰٓئِكَ هُوَ يَبُورُ ٠١
Men kâne yurîdul izzete fe lillâhil izzetu cemîâ(cemîan), ileyhi yes’adul kelimut tayyibu vel amelus sâlihu yerfeuh(yerfeuhu), vellezîne yemkurûnes seyyiâti lehum azâbun şedîd(şedîdun), ve mekru ulâike huve yebûr(yebûru).
İtibar arayanlar bilmelidir ki, TANRI’ya aittir tüm itibar. O’na yükselir tüm güzel sözler ve doğru işleri ise O yükseltir. Kötü işler planlayanlara gelince, onlar şiddetli azabı üzerlerine çekerler; bu gibi insanların planları yenilgiye mukadderdir.— R. Halife
35:10
11
وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ جَعَلَكُمْ اَزْوَاجاًۜ وَمَا تَحْمِلُ مِنْ اُنْثٰى وَلَا تَضَعُ اِلَّا بِعِلْمِه۪ۜ وَمَا يُعَمَّرُ مِنْ مُعَمَّرٍ وَلَا يُنْقَصُ مِنْ عُمُرِه۪ٓ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌ ١١
Vallâhu halakakum min turâbin summe min nutfetin summe cealekum ezvâcâ(ezvâcen), ve mâ tahmilu min unsâ ve lâ tedau illâ bi ilmih(ilmihî), ve mâ yuammeru min muammerin ve lâ yunkasu min umurihî illâ fî kitâb(kitâbin), inne zâlike alâllâhi yesîr(yesîrun).
TANRI sizi topraktan, sonra ufacık bir damladan yarattı, daha sonra ise eşleriniz yolu ile çoğalmanızı sağlar. Hiçbir dişi, O’nun bilgisi olmadan ne hamile kalabilir ne de doğurabilir. Önceden var olan bir kayda uygun olması dışında hiç kimse uzun bir ömür hayatta kalmaz ve hiç kimsenin hayatı kısa tutulmaz. Bu, TANRI için kolaydır.— R. Halife
35:11
12
وَمَا يَسْتَوِي الْبَحْرَانِۗ هٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ سَٓائِـغٌ شَرَابُهُ وَهٰذَا مِلْحٌ اُجَاجٌۜ وَمِنْ كُلٍّ تَأْكُلُونَ لَحْماً طَرِياًّ وَتَسْتَخْرِجُونَ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَاۚ وَتَرَى الْفُلْكَ ف۪يهِ مَوَاخِرَ لِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِه۪ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ٢١
Ve mâ yestevîl bahrâni hâzâ azbun furâtun sâigun şerâbuhu ve hâzâ milhun ucâc(ucâcun), ve min kullin te’kulûne lahmen tariyyen ve testahricûne hilyeten telbesûnehâ, ve terel fulke fîhi mevâhire li tebtegû min fadlihî ve leallekum teşkurûn(teşkurûne).
İki deniz aynı değildir; biri tatlı ve lezzetli, diğeri ise tuzlu ve içilemez. Her birinden taze et yersiniz ve takmak için mücevher çıkarırsınız. Ve gemilerin de O’nun rızıklarını arayarak onlarda kolayca gittiğini görürsünüz ki minnettar olasınız. [35:12] *35:12-13 Kendi astronotlarımızı uzaya gönderdiğimizde, onların minimum gıda, su ve oksijen ihtiyaçlarını sağlarız. Milyarlarca yıl önce Şeytan’ın küfrüne taraf olduğumuzda (Ek 7), Tanrı bizi Dünya uzay gemisinde uzaya fırlattı. Fakat Tanrı, uzay gemimizi çok çeşitli taze yiyecekler, su, oksijen ve hatta biz astronotların çoğalmasını sağlayan müthiş yenilenebilir sistemlerle donattı.— R. Halife
35:12
13
يُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِۙ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۘ كُلٌّ يَجْر۪ي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ لَهُ الْمُلْكُۜ وَالَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ مَا يَمْلِكُونَ مِنْ قِطْم۪يرٍۜ ٣١
Yûlicul leyle fîn nehâri ve yûlicun nehâre fîl leyli ve sehhareş şemse vel kamere kullun yecrî li ecelin musemmâ(musemmen), zâlikumullâhu rabbukum lehul mulk(mulku), vellezîne ted’ûne min dûnihî mâ yemlikûne min kıtmîr(kıtmîrin).
O, geceyi gündüzün içine katar, gündüzü de gecenin içine katar. Güneş’i ve Ay’ı, önceden belirlenmiş bir zaman için akıp gidecek şekilde yapmıştır. İşte böyledir Rabbiniz TANRI; O’na aittir tüm saltanat. O’nun yanına yerleştirdiğiniz putlar, bir çekirdeğin zarı kadar bile bir şeye sahip değildirler.— R. Halife
35:13
14
اِنْ تَدْعُوهُمْ لَا يَسْمَعُوا دُعَٓاءَكُمْۚ وَلَوْ سَمِعُوا مَا اسْتَجَابُوا لَكُمْۜ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكْفُرُونَ بِشِرْكِكُمْۜ وَلَا يُنَبِّئُكَ مِثْلُ خَب۪يرٍ۟ ٤١
İn ted’ûhum lâ yesmeû duâekum, ve lev semiû mestecâbû lekum, ve yevmel kıyâmeti yekfurûne bi şirkikum, ve lâ yunebbiuke mislu habîr(habîrin).
Eğer onlara çağrıda bulunursanız sizi işitemezler. Sizi işitseler bile size yanıt veremezler. Diriliş Günü’nde ise sizi sahiplenmeyecekler. En Haberdar Olan gibi kimse sana haber veremez. [35:14] *35:14 İnsanlar İsa’yı, Meryem’i, Muhammed’i, Ali’yi ve/veya azizleri putlaştırırlar; bu tür putlar ölüdürler, habersizdirler ve tamamen güçsüzdürler. Hatta onlar hayatta iken bile güçsüzdüler.— R. Halife
35:14
15
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اَنْتُمُ الْفُقَـرَٓاءُ اِلَى اللّٰهِۚ وَاللّٰهُ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَم۪يدُ ٥١
Yâ eyyuhen nâsu entumul fukarâu ilâllâhi, vallâhu huvel ganiyyul hamîd(hamîdu).
Ey insanlar! TANRI’ya ihtiyacı olan sizlersiniz, TANRI’nın ise hiç kimseye ihtiyacı yoktur, Övgüye En Layık Olandır.— R. Halife
35:15
16
اِنْ يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَد۪يدٍۚ ٦١
İn yeşe’ yuzhibkum ve ye’ti bi halkın cedîd(cedîdin).
Eğer irade ederse sizi yok eder ve yerinize yeni bir yaratılış getirir.— R. Halife
35:16
17
وَمَا ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ بِعَز۪يزٍ ٧١
Ve mâ zâlike alâllâhi bi azîz(azîzin).
Bu, TANRI için çok zor değil.— R. Halife
35:17
18
وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۜ وَاِنْ تَدْعُ مُثْقَلَةٌ اِلٰى حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَيْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰىۜ اِنَّمَا تُنْذِرُ الَّذ۪ينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَۜ وَمَنْ تَزَكّٰى فَاِنَّمَا يَتَزَكّٰى لِنَفْسِه۪ۜ وَاِلَى اللّٰهِ الْمَص۪يرُ ٨١
Ve lâ tezirû vâziretun vizre uhrâ, ve in ted’u muskaletun ilâ himlihâ lâ yuhmel minhu şey’un ve lev kâne zâ kurbâ, innemâ tunzirullezîne yahşevne rabbehum bil gaybi ve ekâmûs salâh(salâte), ve men tezekkâ fe innemâ yetezekkâ li nefsih(nefsihî), ve ilâllâhil masîr(masîru).
Hiçbir ruh, bir başka ruhun günahlarını yüklenemez. Eğer günahlarla yüklenmiş bir ruh, kendi yükünün bir kısmını yüklenmesi için bir başkasına yalvarsa, diğer ruh onun hiçbir kısmını taşıyamaz, hatta akraba olsalar bile. Senin uyarılarına kulak asan yegâne insanlar, kendi başlarına yalnız olduklarında dahi Rablerine derin saygı duyanlar ve İletişim Dualarını (Namazı) yerine getirenlerdir. Kim ruhunu arındırırsa bunu kendi iyiliği için yapar. TANRI’yadır son varış.— R. Halife
35:18
19
وَمَا يَسْتَوِي الْاَعْمٰى وَالْبَص۪يرُۙ ٩١
Ve mâ yestevîl a’mâ vel basîr(basîru).
Kör ile gören bir değildir.— R. Halife
35:19
20
وَلَا الظُّلُمَاتُ وَلَا النُّورُۙ ٠٢
Ve lez zulumâtu ve len nûr(nûru).
Karanlık ve aydınlık da.— R. Halife
35:20
21
وَلَا الظِّلُّ وَلَا الْحَرُورُۚ ١٢
Ve lez zıllu ve lel harûr(harûru).
Gölgenin serinliği ile Güneş’in sıcaklığı da.— R. Halife
35:21
22
وَمَا يَسْتَوِي الْاَحْيَٓاءُ وَلَا الْاَمْوَاتُۜ اِنَّ اللّٰهَ يُسْمِــعُ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَمَٓا اَنْتَ بِمُسْمِــعٍ مَنْ فِي الْقُبُورِ ٢٢
Ve mâ yestevîl ahyâu ve lel emvât(emvâtu), innallâhe yusmiu men yeşâu, ve mâ ente bi musmiin men fîl kubûr(kubûri).
Yaşayan ve ölü de; TANRI irade ettiği kişiye işittirir. Sen kabirdekileri işiten kimseler yapamazsın.— R. Halife
35:22
23
اِنْ اَنْتَ اِلَّا نَذ۪يرٌ ٣٢
İn ente illâ nezîr(nezîrun).
Sen bir uyarıcıdan fazlası değilsin.— R. Halife
35:23
24
اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ بِالْحَقِّ بَش۪يراً وَنَذ۪يراًۜ وَاِنْ مِنْ اُمَّةٍ اِلَّا خَلَا ف۪يهَا نَذ۪يرٌ ٤٢
İnnâ erselnâke bil hakkı beşîren ve nezîrâ(nezîren), ve in min ummetin illâ halâ fîhâ nezîr(nezîrun).
Biz seni* bir müjdeci, aynı zamanda bir uyarıcı olarak gerçekle gönderdik. Her topluluk bir uyarıcı almalıdır. [35:24] *35:24 “Reşad Halife”nin sayısal değeri (1230) artı ayet numarası (24) toplamı bize 19’un katı olan bir toplam verir (1230 + 24 = 1254 = 19x66).— R. Halife
35:24
25
وَاِنْ يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۚ جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ وَبِالزُّبُرِ وَبِالْكِتَابِ الْمُن۪يرِ ٥٢
Ve in yukezzibûke fe kad kezzebellezîne min kablihim, câethum rusuluhum bil beyyinâti ve biz zuburi ve bil kitâbil munîr(munîri).
Eğer seni inkâr ederlerse, onlardan öncekiler de inkâr etmişlerdi. Elçileri kendilerine apaçık kanıtlarla, Mezmurlarla ve aydınlatıcı kutsal yazılarla gitmişlerdi.— R. Halife
35:25
26
ثُمَّ اَخَذْتُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَكَيْفَ كَانَ نَك۪يرِ۟ ٦٢
Summe ehaztullezîne keferû fe keyfe kâne nekîr(nekîri).
Ardından, inkâr edenleri cezalandırdım; Benim azabım nasıl da korkunçtu!— R. Halife
35:26
27
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءًۚ فَاَخْرَجْنَا بِه۪ ثَمَرَاتٍ مُخْتَلِفاً اَلْوَانُهَاۜ وَمِنَ الْجِبَالِ جُدَدٌ ب۪يضٌ وَحُمْرٌ مُخْتَلِفٌ اَلْوَانُهَا وَغَرَاب۪يبُ سُودٌ ٧٢
E lem tere ennallâhe enzele mines semâi mâen, fe ahrecnâ bihî semerâtin muhtelifen elvânuhâ, ve minel cibâli cudedun bîdun ve humrun muhtelifun elvânuhâ ve garâbîbu sûd(sûdun).
TANRI’nın gökten su indirdiğini, bu sayede çeşitli renklerde meyveler yetiştirdiğimizi fark etmiyor musun? Dağlar bile farklı renklere sahiptir; tepeler beyaz veya kırmızı yahut başka bir renktedirler. Ve kuzgunlar da siyahtır.— R. Halife
35:27
28
وَمِنَ النَّاسِ وَالدَّوَٓابِّ وَالْاَنْعَامِ مُخْتَلِفٌ اَلْوَانُهُ كَذٰلِكَۜ اِنَّمَا يَخْشَى اللّٰهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمٰٓؤُ۬اۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ غَفُورٌ ٨٢
Ve minen nâsi ved devâbbi vel en’âmi muhtelifun elvânuhu kezâlik(kezâlike), innemâ yahşâllâhe min ibâdihil ulemâu, innallâhe azîzun gafûr(gafûrun).
Ayrıca insanlar, hayvanlar ve çiftlik hayvanları da çeşitli renklerde ortaya çıkarlar. Bu nedenle, TANRI’ya tam anlamıyla derin saygı duyan insanlar bilgili kimselerdir. TANRI Kudretlidir, Bağışlayandır.— R. Halife
35:28
29
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَتْلُونَ كِتَابَ اللّٰهِ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِراًّ وَعَلَانِيَةً يَرْجُونَ تِجَارَةً لَنْ تَبُورَۙ ٩٢
İnnellezîne yetlûne kitâballâhi ve ekâmûs salâte ve enfekû mimmâ rezaknâhum sirren ve alâniyeten yercûne ticâreten len tebûr(tebûre).
Şüphesiz, TANRI’nın kitabını okuyanlar, İletişim Dualarını (Namazı) yerine getirenler ve kendilerine sağladığımız rızıklardan—gizli veya alenen—harcayanlar, asla kaybettirmeyecek bir yatırıma girmişlerdir.— R. Halife
35:29
30
لِيُوَفِّيَهُمْ اُجُورَهُمْ وَيَز۪يدَهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّهُ غَفُورٌ شَكُورٌ ٠٣
Li yuveffîyehum ucûrehum ve yezîdehum min fadlih(fadlihi), innehu gafûrun şekûr(şekûrun).
O, onları cömertçe mükâfatlandıracak ve onlar üzerindeki nimetlerini çoğaltacaktır. O Bağışlayandır, Takdir Edendir.— R. Halife
35:30
Yükleniyor...
Fatır
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle