1
سُبْحَانَ الَّـذ۪ٓي اَسْرٰى بِعَبْدِه۪ لَيْلاً مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذ۪ي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ ١
Subhânellezî esrâ bi abdihî leylen minel mescidil harâmi ilel mescidil aksallezî bâreknâ havlehu li nuriyehu min âyâtinâ, innehu huves semîul basîr(basîru).
En yücedir, kendisine bazı işaretlerimizi göstermek için kulu (Muhammed’i) geceleyin (Mekke’nin) Kutsal Mescidinden, çevresini kutsal kıldığımız en uzaktaki secde yerine** çağırmış Olan. O İşitendir, Görendir.
[17:1] *17:1 “Aksa Mescidi,” milyarlarca Işık Yılı uzaklıktaki “secdenin olduğu en uzak yer” anlamındadır. Bu ayet, Muhammed’in, yani ruhun, Kuran verilmek üzere en yüksek Cennete alındığını bize bildiriyor (2:185, 44:3, 53:1-18 ve 97:1).— R. Halife
17:1