اِنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ اَكَادُ اُخْف۪يهَا لِتُجْزٰى كُلُّ نَفْسٍ بِمَا تَسْعٰى ٥١
İnnes sâate âtiyetun ekâdu uhfîhâ li tuczâ kullu nefsin bimâ tes’â.
Kıyamet saati gelecektir; herkes yaptığı şeyin karşılığını görsün diye neredeyse onu gizli tutacağım[*].
[*] Allah'ın "gizli tutuyorum" buyurduğu o saatin bizler açısından alameti (göstergesi, belirtisi) olmaz. Öyle olursa gizliliği olmaz. Dolayısıyla kıyamet alametleri olarak bilinen bilgiler batıldır(uydurmadır). Her nefsin kendi ölümü kendi sonudur. Dünyanın bilinen mevcut düzenin son bulması, dağların yürütülüp denizlerin kaynatılması, canlılığın son bularak yeniden diriliş safhasına uygun bir toprak ve ortam oluşturulması ile yeniden diriliş safhasının, Kur'an-ı Kerim'in tamamında tek bir an gibi bahsedilmesinin sebebi bizim zamanı algılama biçimizdir. Çünkü ölmüş insanlar uykudadır(Zümer 39/42) ve uyuyanlar zamanı algılayamaz. Ne kadar uzun süre uyurlarsa uysunlar, uyandıklarında çok az bir süre kalmış gibi hissederler. Bu konuda uzun süre komada kalmış hastaların tecrübelerine dair pekçok gözlem yapılmıştır. Gerek halihazırda kabirde bulunanlar gerekse gelecekte vefat edipte kabirlerde bekleyecekler için şu ayet, bu durumu açıkça göstermektedir. Nahl 16/77: "Kıyamet saati göz açıp kapama kadardır, belki daha da yakındır." Dolayısıyla her insanın ölümü kendi sonu, kendi kabir hayatı ve nihayet toplanma günüdür. Çünkü bunlar, o kişi açısından göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşmiş gibi algılanacak olaylar zinciridir. Geçmişte ölenlerin gelecekte ölenlere göre daha fazla beklemesi gibi bir zarardan bahsetmek mümkün olmadığı gibi sonrakilerin de öncekilere göre avantajı yoktur. Çünkü zaman, sadece hayatta olanların, olayların meydana gelme sırasını algılama biçimidir. Zaman aslında ayrı bir varlık olmayıp sadece bir ölçü birimidir. Zamanın ayrı bir varlık gibi algılanması bir yanıldısır. Nasıl ki ağırlık birimleri, güç birimleri, uzunluklar ayrı birer varlık değil sadece ait oldukları gerçek varlıklara ait bilgiler ise zaman da olayların meydana gelme sırasını anlayabilmemiz ve ölçebilmemizi sağlayan bir ölçü birimidir. Her ölçü biriminin değişmez bir dayanağa, bir referansa ihtiyacı vardır. Nasıl ki ağrılık, yerçekim kuvvetini referans alan bir ölçü birimi ise zamanın esas referansı dünya,güneş ve ayın hareketleridir. Bu dayanakların ölçüsünün değişmez olduğu Yasin 36/38-40'da, bunların zamanı hesaplamaya yaradığı İsra 17/12'de bildirilmiştir.— S. Vakfı