يَٓا اُخْتَ هٰرُونَ مَا كَانَ اَبُوكِ امْرَاَ سَوْءٍ وَمَا كَانَتْ اُمُّكِ بَغِياًّۚ ٨٢
Yâ uhte hârûne mâ kâne ebûkimrae sev’in ve mâ kânet ummuki begıyyâ(begıyyen).
Ey Harun’un[*] kızkardeşi! Baban kötü bir kişi değildir, anan da yoldan çıkmamıştır.”
[*] "Kimine göre bu ayette adı geçen Harun, Meryem'in gerçek kardeşidir. Ana babası gibi o da iffetli ve salih bir kimse idi. Bu yüzden işin iç yüzünü bilmeyenler, böyle birinin kız kardeşi olan Meryem'e zina etmeyi asla yakıştıramadıklarını belirtmek istemişlerdir. Nebimizden rivayet edilen bir hadiste de, İsrâiloğullarında önceki nebilerin ve iyi kimselerin isimlerini çocuklarına ad koyma geleneği olduğu için Meryem'in kardeşine de Harun adı verildiğine işaret edilmiştir. (Ahmed b. Hanbel, 4/252) Buna yakın bir yorum da, Meryem'in nebi olan Harun'un soyundan gelmiş olması münasebetiyle kendisine böyle hitap edilmiş olduğu görüşüdür." (Fahreddin Razi ve Muhammed Esed'den naklen: Hayreddin Karaman v.d., Kur'an Yolu Türkçe Meâl ve Tefsir, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2007, c: 3, s: 597.)— S. Vakfı