وَاَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْراً اَبَاب۪يلَۙ ٣
Ve ersele aleyhim tayren ebâbîl(ebâbîle).
Üstlerine yoğun bir şekilde uçuşan bulut kütleleri[*] göndermişti.
[*] طَيْر (tayr) çoğul anlamı taşıyan isimdir; tekili طائر (tâir) dir. Kenarı olup havada yüzen her şeye tâirdir. (Müfredat s.403). Kur'ân'da kuşa, iki kanadıyla uçan tâir" (En'âm 6/38) denir. Kuşlar anlamında izafetsiz olarak, elif lam'lı olarak الطَيْر (et-tayr) şeklinde kullanılmıştır. Bu âyette طَيْر (tayr), elif lamsızdır. Çünkü burada uçuşanlar kuş değildir. أبابيل, "arka arkaya, yığın yığın" demektir (el-Ayn c.2 s.191). Zeccâc'a göre طير أَبابيل (tayrun ebâbîl) "şuradan buradan yığınlar halinde tayr (uçuşan nesneler)" anlamındadır. "Ard arda kümeler halinde tayr (uçuşan nesneler)" diyenler de olmuştur (lisan'ul-Arab c.4 s.508). أبابيل (ebâbîl), ibil ile aynı köktendir. İbil'in kök anlamı, öbek öbek olma, ağır olma ve kapsamadır (Mekâyîs'il-luğa s.39). Bu üç anlamı bir arada bulunduran deve sürüsüne ibil denir. Kümeler halindeki develere (إبل مؤبّلة) denir (el-Ayn c.2 s.191). Ebu Hatim'e göre "şu kişinin ibili var" demek 100 devesi var demek olur (Mekâyîs'il-luğa s.40). Buna göre وأرسل عليهم طيرا أبابيل üzerlerine deve toplulukları gibi küme küme uçuşan nesneler gönderdi demek olur. İbil, yağmur yüklü bulut anlamına da gelir (el-Kâmûs c.3 s.47). Arap dili bilginlerinden Müberred; "Hiç bakmazlar mı, ibil nasıl yaratılmış?" (Ğaşiye 88/17) âyetindeki ibil'e "büyük bulut kütleleri" anlamı vermiştir (Şevkânî, Feth'ul-Kadîr c.5 s.575). أبابيل (ebâbîl), ibil ile aynı kökten olduğu için Müberred'in tınımına göre (tayran ebâbîl) arka arkaya uçuşan kalın bulut kütleleri olur ve yanardağdan çıkan lav ve kül bulutlarını ifade eder. Zemahşerî, Arap şiirinde bulutların sıklıkla ibil'e (deve sürüsüne) benzetilmesi sebebiyle mecaz olarak bulutlara ibil dendiğini ifade etmiştir (Keşşaf Tefsiri c.6 s.365). Kur'ân'ın mesânî olması sebebiyle ebâbîl ibil'in çoğulu olmalıdır.— S. Vakfı