Tur 49 Ayet Mekke · الطور
52

Tur

Tur Dağı · Mekke
52
Tur Dağı · Mekke
الطور
49
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
وَالطُّورِۙ ١
Vet tûri.
Andolsun Tûr’a (Hz. Musa’nın vahiy aldığı kutsal Sina Dağı’na ve Mevlâ’ya yaklaşanların olgunlaşma aşamalarına!) ,— A.Ahmet Akgül
52:1
2
وَكِتَابٍ مَسْطُورٍۙ ٢
Ve kitâbin mestûrin.
Satır (satır ayetler) dizili Kitaba,— A.Ahmet Akgül
52:2
3
ف۪ي رَقٍّ مَنْشُورٍۙ ٣
Fî rakkın menşûrin.
Yayılmış ince deri (ve benzeri şeyler) üzerine (ve tüm teknolojik belleklere yazılan olgulara) ;— A.Ahmet Akgül
52:3
4
وَالْبَيْتِ الْمَعْمُورِۙ ٤
Vel beytil ma’mûri.
Beyt-i Mamur’a (Beytullah’a, kutsal mekân ve makamlara, halis imanla ve Kur’an’la imar edilen gönlü Beytullah olan seçkin kullara) ,— A.Ahmet Akgül
52:4
5
وَالسَّقْفِ الْمَرْفُوعِۙ ٥
Ves sakfil merfûi.
Yükseltilmiş tavana (harika gök tabakalarına) ,— A.Ahmet Akgül
52:5
6
وَالْبَحْرِ الْمَسْجُورِۙ ٦
Vel bahril mescûri.
Ve dopdolu olan (dalgalarla) kabaran deryaya (denizlere ve okyanuslara andolsun) ,— A.Ahmet Akgül
52:6
7
اِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَاقِـعٌۙ ٧
İnne azâbe rabbike le vâkı’un.
Ki şüphesiz Senin Rabbinin (kâfirlere ve nankörlere yönelik) azabı kesin olarak gerçekleşmiş olacak (vuku bulacak) tır!— A.Ahmet Akgül
52:7
8
مَا لَهُ مِنْ دَافِـعٍۙ ٨
Mâ lehu min dâfiin.
Onu (Allah’ın tayin ve takdir buyurduğunu) uzaklaştırıp-engel olacak da yoktur. (Hiçbir güç Rabbinin va’adine ve kudretine karşı duramayacaktır.)— A.Ahmet Akgül
52:8
9
يَوْمَ تَمُورُ السَّمَٓاءُ مَوْراًۙ ٩
Yevme temûrus semâu mevren.
O gün gök, (şiddetle) sarsılıp çalkalanacak (ve yıkılacak) tır.— A.Ahmet Akgül
52:9
10
وَتَس۪يرُ الْجِبَالُ سَيْراًۜ ٠١
Ve tesîrul cibâlu seyrâ(seyren).
Ve dağlar (yerlerinden oynatılan) bir yürüyüşle hareket ettirilip (parçalanacaktır.)— A.Ahmet Akgül
52:10
11
فَوَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَۙ ١١
Fe veylun yevme izin lil mukezzibîne.
İşte o gün, (Kur’an’ın hükümlerini ve haberlerini) yalanlayanların vay haline! (Ki perişan ve pişman olacaklardır.)— A.Ahmet Akgül
52:11
12
اَلَّذ۪ينَ هُمْ ف۪ي خَوْضٍ يَلْعَبُونَۢ ٢١
Ellezîne hum fî havdın yel’abûn(yel’abûne).
Ki onlar, (dünyalık makam ve çıkar uğruna) ‘daldıkları saçma uğraşlar (ve bâtıl amaçlar) ’ içinde (bir batağa saplanmış gibi) oynayıp oyalananlardır.— A.Ahmet Akgül
52:12
13
يَوْمَ يُدَعُّونَ اِلٰى نَارِ جَهَنَّمَ دَعاًّۜ ٣١
Yevme yude’ûne ilâ nâri cehenneme de’â(de’an).
(Bunların hak ettikleri) Cehennem ateşine, “aşağılayıcı bir sürüklenme ile” itilip atılıverilecekleri gün; (artık feryatları işe yaramayacaktır.)— A.Ahmet Akgül
52:13
14
هٰذِهِ النَّارُ الَّت۪ي كُنْتُمْ بِهَا تُكَذِّبُونَ ٤١
Hâzihin nârulletî kuntum bihâ tukezzibûn(tukezzibûne).
(Onlara:) "İşte sizin yalanladığınız (ve inanmayıp, ciddiye almadığınız) ateş budur" (diye hatırlatılacaktır) .— A.Ahmet Akgül
52:14
15
اَفَسِحْرٌ هٰذَٓا اَمْ اَنْتُمْ لَا تُبْصِرُونَ ٥١
E fe sihrun hâzâ em entum lâ tubsirûn(tubsirûne).
(Cehenneme atılırken:) "Bu da mı bir büyü, yoksa siz mi görmüyorsunuz?" (diye sorulup aşağılanacaklardır.)— A.Ahmet Akgül
52:15
16
اِصْلَوْهَا فَاصْبِرُٓوا اَوْ لَا تَصْبِرُواۚ سَوَٓاءٌ عَلَيْكُمْۜ اِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ٦١
Islevhâ fasbirû ev lâ tasbirû sevâun aleykum, innemâ tuczevne mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
(Haydi) "Girin ona; artık (cehennemde) ister sabredin, ister sabretmeyin! Sizin için birdir. Siz ancak, yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz" (denilerek, kâfirler ve zalimler cehenneme kapatılacaklardır.)— A.Ahmet Akgül
52:16
17
اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ وَنَع۪يمٍۙ ٧١
İnnel muttekîne fî cennâtin ve naîmin.
Hiç şüphesiz müttakiler (mü’min, mücahit ve müstakim kimseler ise;) cennetlerde ve nimetler içinde olacaklardır; (artık huzura ve onura ulaşmışlardır.)— A.Ahmet Akgül
52:17
18
فَاكِه۪ينَ بِمَٓا اٰتٰيهُمْ رَبُّهُمْۚ وَوَقٰيهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ الْجَح۪يمِ ٨١
Fâkihîne bi mâ âtâhum rabbuhum, ve vekâhum rabbuhum azâbel cahîm(cahîmi).
Rablerinin verdikleriyle (çeşitli ve lezzetli) nimetler içinde ’sevinçli ve mutludurlar.’ (Üstelik) Rableri, kendilerini ’çılgınca yanan cehennemin’ azabından da koruyup (kurtarmıştır) .— A.Ahmet Akgül
52:18
19
كُلُوا وَاشْرَبُوا هَن۪ٓيـٔاً بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۙ ٩١
Kulû veşrebû henîen bi mâ kuntum ta’melûne.
(Onlara: Dünyada Allah için) "Yaptıklarınızdan dolayı (şimdi cennetlerde) afiyetle yiyin, için (ve gönlünüzce eğlenin” diye iltifatlar yağdırılacaktır) .— A.Ahmet Akgül
52:19
20
مُتَّكِـ۪ٔينَ عَلٰى سُرُرٍ مَصْفُوفَةٍۚ وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ ع۪ينٍ ٠٢
Muttekiîne alâ sururin masfûfeh(masfûfetin), ve zevvecnâhum bi hûrin înin.
Onlar özenle dizilmiş (konforlu) koltuklar üzerinde (oturup) yaslanmışlardır. Ve (ayrıca) Biz onları iri (ceylan) gözlü hurilerle evlendirmiş (olacağız) .— A.Ahmet Akgül
52:20
21
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَاتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُمْ بِا۪يمَانٍ اَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَٓا اَلَتْنَاهُمْ مِنْ عَمَلِهِمْ مِنْ شَيْءٍۜ كُلُّ امْرِئٍ بِمَا كَسَبَ رَه۪ينٌ ١٢
Vellezîne âmenû vettebeathum zurriyyetuhum bi îmânin elhaknâ bihim zurriyyetehum ve mâ eletnâhum min amelihim min şey’in, kullumriin bi mâ kesebe rehînun.
İman edenler ve nesillerinden bu iman (ve istikamet) üzere kendilerini izleyenler (var ya) ; Biz onları da (iman ve itaat ehlinin mü’min zürriyetlerini de, aynı nimet ve faziletlere ulaştıracağız, cennete onları da kavuşturup) kendilerine katacağız. (Ama Biz) Onların amellerinden de hiçbir şey eksiltmiş olmayacağız. Herkes kendi (ahiret) kazancı karşılığı (kurtulmak üzere, ipotekli kefil misali) rehin (alınmış) konumundadır.— A.Ahmet Akgül
52:21
22
وَاَمْدَدْنَاهُمْ بِفَاكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِمَّا يَشْتَهُونَ ٢٢
Ve emdednâhum bi fâkihetin ve lahmin mimmâ yeştehûn(yeştehûne).
Onlara, istek duyup-arzuladıkları (iştah kabartan ve huzur artıran) meyvelerden ve (her çeşit) etten bol bol verip (rızıklandıracağız) .— A.Ahmet Akgül
52:22
23
يَتَنَازَعُونَ ف۪يهَا كَأْساً لَا لَغْوٌ ف۪يهَا وَلَا تَأْث۪يمٌ ٣٢
Yetenâzeûne fîhâ ke’sen lâ lagvun fîhâ ve lâ te’sîmun.
(Cennet yurdunda) Orada karşılıklı kadeh (lerini) kapıştırırlar (veya birbirlerine ikram yarışında bulunurlar) ki, onda (muhabbet sofrasında) ne ’boş ve saçma bir söz’, ne günaha sokma (gibi kötülük ve çirkinlikler) olmayacaktır.— A.Ahmet Akgül
52:23
24
وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌ لَهُمْ كَاَنَّهُمْ لُؤْلُؤٌ۬ مَكْنُونٌ ٤٢
Ve yetûfu aleyhim gılmânun lehum ke ennehum lû’luun meknûnun.
Kendileri için (hizmet eden genç) civanlar, etraflarında dönüp dolaşacaklardır; sanki (her biri) ’sedefte saklı inci gibi tertemiz, pırıl pırıl’ (olarak her an hizmetlerine koşacaklardır) .— A.Ahmet Akgül
52:24
25
وَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ ٥٢
Ve akbele ba’duhum alâ ba’dın yetesâelûn(yetesâelûne).
(Cennette mü’minler) Birbirlerine yönelip, karşılıklı suallerle (şöyle sohbet edeceklerdir:)— A.Ahmet Akgül
52:25
26
قَالُٓوا اِنَّا كُنَّا قَبْلُ ف۪ٓي اَهْلِنَا مُشْفِق۪ينَ ٦٢
Kâlû innâ kunnâ kablu fî ehlinâ muşfikîn(muşfikîne).
“Doğrusu biz daha önce, ailemiz (yakın çevremiz) içinde (ahirette bize nasıl davranılacak ve akıbetimiz nasıl olacak? diye) endişe edip-korkardık” diyeceklerdir.— A.Ahmet Akgül
52:26
27
فَمَنَّ اللّٰهُ عَلَيْنَا وَوَقٰينَا عَذَابَ السَّمُومِ ٧٢
Fe mennallâhu aleynâ ve vekânâ azâbes semûm(semûmi).
“Şimdi (görüyor ve seviniyoruz ki) Allah bize lütufta bulundu, hücrelere kadar işleyen kavurucu azaptan da korudu (ve şu cennetleri ikram buyurdu” diyerek şükredeceklerdir) .— A.Ahmet Akgül
52:27
28
اِنَّا كُنَّا مِنْ قَبْلُ نَدْعُوهُۜ اِنَّهُ هُوَ الْبَرُّ الرَّح۪يمُ۟ ٨٢
İnnâ kunnâ min kablu ned’ûh(ned’ûhu), innehu huvel berrur rahîm(rahîmu).
“Şüphesiz, biz bundan önce (dünyada iken, çok şükür ki) O’na dua (kulluk) eder (ve Hakk davasını güder) dik. Gerçekten O, İyiliği bol, Esirgemesi çok olanın ta Kendisidir.”— A.Ahmet Akgül
52:28
29
فَذَكِّرْ فَمَٓا اَنْتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلَا مَجْنُونٍۜ ٩٢
Fe zekkir fe mâ ente bi ni’meti rabbike bi kâhinin ve lâ mecnûn(mecnûnin).
Şu halde Sen (ey Nebim!) öğüt verip-hatırlat; çünkü Sen, Rabbinin nimetiyle ne kâhinsin, ne deli-divanesin! (Sana iftira edenler, asıl kendileri delidir ve nasipsizdirler.)— A.Ahmet Akgül
52:29
30
اَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌ نَتَرَبَّصُ بِه۪ رَيْبَ الْمَنُونِ ٠٣
Em yekûlûne şâirun neterabbesu bihî reybel menûni.
(Ey Nebim!) Yoksa onlar Sana: “ (Bizi hayra davet eden kişi sadece) sıradan bir şairdir, ‘biz Ona zamanın (getireceği) felaketleri gözlüyoruz’ (ve Onu susturup pusturacak tuzaklar hazırlıyoruz) ” mu diyorlar? (Sabret ve söyle:)— A.Ahmet Akgül
52:30
Yükleniyor...
Tur
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle