مُتَّكِـ۪ٔينَ عَلٰى سُرُرٍ مَصْفُوفَةٍۚ وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ ع۪ينٍ ٠٢
Muttekiîne alâ sururin masfûfeh(masfûfetin), ve zevvecnâhum bi hûrin înin.
19,20. (Onlara) “Yaptıklarınıza karşılık sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak afiyetle yiyip için!” (denecektir). Onları, güzel gözlü hurilerle eşleştirmiş (olacağ)ız. [*]
Benzer mesajlar: Sâffât 37:48; Sâd 38:52; Duhân 44:54; Rahmân 55:56, 72; Vâkı‘a 56:22. Çeşitli ayetlerde geçen [hûr] kelimesi, [ahver] veya [havrâ] kelimelerinin çoğuludur ve cennet eşleri için kullanılmaktadır. Gözünün akı çok beyaz, siyahı da çok siyah olanlar veya kalpleri, nefisleri ve gözleri güzel olanlara denilir. İlgili ayetlerde geçen bu kelimenin cinsiyet ve cinsellik içermesi söz konusu değildir. Çünkü kadın-erkek bütün cennetliklere cennet arkadaşı olarak ikram edilecektir.— M. Okuyan