كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَالْاَحْزَابُ مِنْ بَعْدِهِمْۖ وَهَمَّتْ كُلُّ اُمَّةٍ بِرَسُولِهِمْ لِيَأْخُذُوهُ وَجَادَلُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ فَاَخَذْتُهُمْ۠ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ ٥
Kezzebet kablehum kavmu nûhın vel ahzâbu min ba’dıhım ve hemmet kullu ummetin bi resûlihim li ye’huzûhu ve câdelû bil bâtılı li yudhıdû bihil hakka fe ehaztuhum, fe keyfe kâne ıkâb(ıkâbi).
Onlardan önce Nuh kavmi ve bunlardan sonraki gruplar da (peygamberlerini) yalanlamışlardı. Her ümmet, kendi elçisini yakalamaya azmetmişti. [*] [Batıl] sayesinde gerçeği iptal etmek için mücadele etmişlerdi. [*] (Bunun üzerine onları) kıskıvrak yakalamıştım. Azabım (bak) nasıl olmuştu!
Ayette geçen [hemmet] fiili “azmetmek”, “harekete geçmek”, “canla başla uğraşmak”, “tuzaklar kurmak”; “plan ve entrikalar yapmak” gibi anlamlar içermektedir. Bunu yapmalarının sebebi ayette [liye’huzûhu] ifadesiyle ifade edilmekte ve amaçları da peygamberleri “yakalamak”, “tutuklamak”, “öldürmek”, “hapsetmek” şeklinde dile getirilmektedir Bu ayet Enbiyâ 21:18. ayetle birlikte okunmalıdır.— M. Okuyan