اَفَرَاَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُ وَاَضَلَّهُ اللّٰهُ عَلٰى عِلْمٍ وَخَتَمَ عَلٰى سَمْعِه۪ وَقَلْبِه۪ وَجَعَلَ عَلٰى بَصَرِه۪ غِشَاوَةًۜ فَمَنْ يَهْد۪يهِ مِنْ بَعْدِ اللّٰهِۜ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ ٣٢
E fe raeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveh(gışâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Göriyor mısın? Hırs ve hevâsını kendine bir Allâh yapan âdemi, Allâh ’âkıbetini bilerek dalâlete sevk ider, ânın kalbini ve sâmi’asını mühürlemişdir. Gözlerine perde çekilmişdir. Allâh dalâlete sevk itdikden sonra böyle bir âdemi kim tarîk-i hidâyete rücû’ itdirebilür? Bunı düşünmeyecek misiniz?— C. Said