اِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَاناً وَتَخْلُقُونَ اِفْكاًۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقاً فَابْتَغُوا عِنْدَ اللّٰهِ الرِّزْقَ وَاعْبُدُوهُ وَاشْكُرُوا لَهُۜ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ٧١
İnnemâ ta’budûne min dûnillâhi evsânen ve tahlukûne ifkâ(ifken), innellezîne ta’budûne min dûnillâhi lâ yemlikûne lekum rızkân, febtegû indallâhir rızka va’budûhu veşkurû leh(lehu), ileyhi turceûn(turceûne).
16,17. Ândan sonra İbrâhîm’i gönderdik. İbrâhîm kavmine "Allâh’a ’ibâdet idiniz eğer aklınız var ise Allâh’dan korkınız bu hakkınızda daha hayırlıdır. Allâh’ın yerine putlara tapıyorsunuz ve yalan söylüyorsunuz, halbuki yegâne Allâh’ın yerine tapdığınız Allâhlar sizin rızkınızı virmeğe kâdir değildirler. Siz o rızkı Allâh’dan taleb idiniz. Âna ’ibâdet ve âna şükür iyleyiniz âna rücû’ iyleyeceksiniz" didi.— C. Said