اِنَّ الَّذ۪ينَ قَالُوا رَبُّنَا اللّٰهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَـتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلٰٓئِكَةُ اَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَاَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّت۪ي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ ٠٣
İnnellezîne kâlû rabbunâllâhu summestekâmû tetenezzelu aleyhimul melâiketu ellâ tehâfû ve lâ tahzenû ve ebşirû bil cennetilletî kuntum tûadûn(tûadûne).
30,31,32. Lâkin "Bizim rabbimiz Allâh’dır" diyenleri ve Allâh’a istikâmetle teveccüh idenleri melekler ziyâret idecek ve ânlara: "Mahzûn olmayınız, size mev’ûd olan cennetden müstefîd olunuz biz dünyâ hayâtında ve âhiretde size velâyete me’mûruz, kalbleriniz ne diler ise, gönlünüz ne arzu ider ise gafûr ve rahîm olan Allâh tarafından size ihsân olunacakdır" diyecekler.— C. Said