اِنّ۪ٓي اَنَا۬ رَبُّكَ فَاخْلَعْ نَعْلَيْكَۚ اِنَّكَ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًىۜ ٢١
İnnî ene rabbuke fehla’ na’leyk(na’leyke), inneke bil vâdil mukaddesi tuvâ(tuven).
“Haberin olsun, senin Rabbin benim ben. Haydi pabuçlarını çıkar! Çünkü sen kutsal vadide, Tuvâ’dasın.” [bk. 27/7-13; 79/16] (Yüce Allah bu âyette, bir inceliğe işaret ediyor: Kutsal vadi ile pabuç münasebeti. Demek oluyor ki ayaklardaki pabuçlar, bir yönüyle kutsal yere temasta bir engel teşkil ediyor. Diğer yönüyle ayakta kirlenmiş olduğundan onları çıkarmak gerekiyor. Bunu mânevî yönden ifade edersek; Allah’ın huzuruna çıkarken, O’nunla yakın temasa geçmesi için hem bunu önleyecek dünyalıkları kalpten çıkarmak hem de kirlerden arınmış olmak lazımdır.)— H.T.Feyizli