Abese 42 Ayet Mekke · عبس
80

Abese

Surat Astı · Mekke
80
Surat Astı · Mekke
عبس
42
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
عَبَسَ وَتَوَلّٰىۙ ١
Abese ve tevellâ.
Mekke’nin ileri gelen inkârcılarına büyük bir umut ve heyecanla İslâm’ı tebliğ etmekte olan Peygamber, gözleri görmeyen bir müminin, “Ey Allah’ın Elçisi! Allah’ın sana öğrettiklerinden bana da öğret!” diye seslendiğini duyunca, “yersiz ve zamansız” bulduğu bu müdâhaleden hoşlanmayarak suratını astı ve adamcağıza arkasını döndü! Neden mi? Mekke döneminin başlarında, Necm sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, Hz. Peygamber’in bir davranışını eleştiren ilk ayetindeki “Abese: Suratını astı” kelimesinden almıştır. 42 ayettir.— M. Kısa
80:1
2
اَنْ جَٓاءَهُ الْاَعْمٰىۜ ٢
En câehul a’mâ.
Cahiliye döneminin değer yargılarına göre hem bireysel hem de ekonomik ve sosyal açıdan zayıf kabul edilen, aynı zamanda gözleri görmeyen bir mümin, Peygamberin yanına gel erek, onun çok önemli gördüğü bu konuşmasını yarıda kesti ve kendi ölçülerine göre “ayak takımı” olarak bildikleri kimseleri meclislerinde görmek istemeyen müşrikleri tedirgin edip, onların dâvete kulak vermelerini engelle di diye.— M. Kısa
80:2
3
وَمَا يُدْر۪يكَ لَعَلَّهُ يَزَّكّٰىۙ ٣
Ve mâ yudrîke leallehu yezzekkâ.
Hayır, bunu yapmamalıydın, ey Peygamber! Ne biliyorsun, belki de o kör adam, senin okuyacağın birkaç ayet sayesinde günah kirlerinden arın ıp tertemiz bir kul ol acak?— M. Kısa
80:3
4
اَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنْفَعَهُ الذِّكْرٰىۜ ٤
Ev yezzekkeru fe tenfeahuz zikrâ.
Ya da senin vereceğin öğüdü can kulağıyla dinleyecek de, bu öğüt ona fayda verecek?— M. Kısa
80:4
5
اَمَّا مَنِ اسْتَغْنٰىۙ ٥
Emmâ menistagnâ.
Fakat kendisini her konuda yeterli gören ve Allah’ın yol göstericiliğine muhtaç olmadığını iddia eden o kibirli kâfir e gelince;— M. Kısa
80:5
6
فَاَنْتَ لَهُ تَصَدّٰىۜ ٦
Fe ente lehu tesaddâ.
Sen, imana gelir ümidiyle —hidâyete gönlünü açan o tertemiz mümini ihmal etme pahasına— ona yöneliyorsun.— M. Kısa
80:6
7
وَمَا عَلَيْكَ اَلَّا يَزَّكّٰىۜ ٧
Ve mâ aleyke ellâ yezzekkâ.
Oysa apaçık hakîkati kendisine tebliğ ettiğin hâlde, hâlâ inat ve kibirle yüz çeviriyorsa, sen onun inkâr ve günah kirlerinden arınmamasından sorumlu değilsin ki!— M. Kısa
80:7
8
وَاَمَّا مَنْ جَٓاءَكَ يَسْعٰىۙ ٨
Ve emmâ men câeke yes’â.
Öte yandan, Kur’an’a susamış bir hâlde sana büyük bir istekle gelen,— M. Kısa
80:8
9
وَهُوَ يَخْشٰىۙ ٩
Ve huve yahşâ.
Üstelik, kalbi Allah’a karşı saygıyla dopdolu olduğu hâlde gelmişken,— M. Kısa
80:9
10
فَاَنْتَ عَنْهُ تَلَهّٰىۚ ٠١
Fe ente anhu telehhâ.
Sen ona gereken ilgi ve şefkati göstermiyorsun. Oysa tebliğ ve irşatta öncülük hakkı, dâimâ “arınmak” isteyen kimselerin olmalıdır.— M. Kısa
80:10
11
كَلَّٓا اِنَّهَا تَذْكِرَةٌۚ ١١
Kellâ innehâ tezkirah(tezkiratun).
Hayır; sakın bunu bir daha yapma! Kur’an’a iman etme “lütfunda” bulunacaklar diye, o inkârcılara aşırı yüz verip onları şımartma; Allah’ın ayetlerini onlara “yalvarırcasına” tebliğ ederek bu Kitabın değerine gölge düşürme! Çünkü bu Kur’an, yüreklerini hakîkate açan kimseler için bir öğüt ve uyarıdan ibarettir.— M. Kısa
80:11
12
فَمَنْ شَٓاءَ ذَكَرَهُۢ ٢١
Fe men şâe zekerah(zekerahu).
Öyleyse, dünya ve âhirette kurtuluş ve esenliğe ulaşmak isteyen, ondan öğüt alsın. Kendisini ebedî azâba mahkûm etmek isteyen de, bırak ondan yüz çevirsin!— M. Kısa
80:12
13
ف۪ي صُحُفٍ مُكَرَّمَةٍۙ ٣١
Fî suhufin mukerrameh(mukerrametin).
O Kur’an ki, kutsal sahifelerde ayet ayet, sûre sûre nakşedilmiş bir ilâhî yol göstericidir.— M. Kısa
80:13
14
مَرْفُوعَةٍ مُطَهَّرَةٍۙ ٤١
Merfûatin mutahherah(mutahheratin).
Hiçbir kâfirin himmetine muhtaç olmayan yüce ve tertemiz sahifelerde...— M. Kısa
80:14
15
بِاَيْد۪ي سَفَرَةٍۙ ٥١
Bi eydî seferah(seferatin).
Melekler arasından seçilen üstün ve erdemli elçiler aracılığıyla Muhammed (s)’in kalbine vahyedilen, böylece Son Elçinin diliyle insanlığa sunulan ve onun izinden yürüyen İslâm dâvetçilerinin tebliğ çalışmalarıyla tüm dünyaya duyurulan ilâhî kurtuluş reçetesidir. Ama gel gör ki, insanların çoğu ayetlerimizden yüz çeviriyor:— M. Kısa
80:15
16
كِرَامٍ بَرَرَةٍۜ ٦١
Kirâmin berarah(beraratin).
Melekler arasından seçilen üstün ve erdemli elçiler aracılığıyla Muhammed (s)’in kalbine vahyedilen, böylece Son Elçinin diliyle insanlığa sunulan ve onun izinden yürüyen İslâm dâvetçilerinin tebliğ çalışmalarıyla tüm dünyaya duyurulan ilâhî kurtuluş reçetesidir. Ama gel gör ki, insanların çoğu ayetlerimizden yüz çeviriyor:— M. Kısa
80:16
17
قُتِلَ الْاِنْسَانُ مَٓا اَكْفَرَهُۜ ٧١
Kutilel insânu mâ ekferah(ekferahu).
Kahrolası insan; ne kadar da nankördür!— M. Kısa
80:17
18
مِنْ اَيِّ شَيْءٍ خَلَقَهُۜ ٨١
Min eyyi şey’in halakah(halakahu).
Hiç düşünmez mi ki, Allah onu hangi şeyden yaratmış:— M. Kısa
80:18
19
مِنْ نُطْفَةٍۜ خَلَقَهُ فَقَدَّرَهُۙ ٩١
Min nutfeh(nutfetin), halakahu fe kadderah(kadderahu).
Bir damlacık sudan! Öyle ki, Rabb’i onu bir çiğnem et parçası hâlinde yarattı, sonra ona, yeryüzünde karşılaşacağı ortam ve şartlara uygun, hârika bir şekil verdi.— M. Kısa
80:19
20
ثُمَّ السَّب۪يلَ يَسَّرَهُۙ ٠٢
Summes sebîle yesserah(yesserahu).
Böylece, ona birçok imkân ve yetenekler bahşederek, önce annesinin karnından çıkmasının, daha sonra yeryüzünde yaşamasının yolu nu ona kolaylaştırdı.— M. Kısa
80:20
21
ثُمَّ اَمَاتَهُ فَاَقْبَرَهُۙ ١٢
Summe emâtehu fe akberah(akberahu).
Derken, kısacık bir ömrün ardından onu öldürüp mezara koydu.— M. Kısa
80:21
22
ثُمَّ اِذَا شَٓاءَ اَنْشَرَهُۜ ٢٢
Summe izâ şâe enşerah(enşerahu).
Ve dilediği zaman da onu yeniden dirilt ip hesaba çek ecektir. Peki insanoğlu, kendisine bahşedilen bütün imkanları yerinde ve yeterli bir şekilde kullanarak istenen olgunluk seviyesine ulaşabildi mi?— M. Kısa
80:22
23
كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَٓا اَمَرَهُۜ ٣٢
Kellâ lemmâ yakdı mâ emerah(emerahu).
Hayır; çünkü o, Rabb’inin Kitap göndererek kendisine emrettiği kulluk görevi ni henüz tam olarak yerine getirmiş değildir!— M. Kısa
80:23
24
فَلْيَنْظُرِ الْاِنْسَانُ اِلٰى طَعَامِه۪ۙ ٤٢
Felyanzuril insânu ilâ taâmih(taâmihî).
Öyleyse insan, yiyece klerinin nasıl mûcizevî bir şekilde hazırlanıp önüne getirildi ğine bir baksın:— M. Kısa
80:24
25
اَنَّا صَبَبْنَا الْمَٓاءَ صَباًّۙ ٥٢
Ennâ sabebnel mâe sabbâ(sabben).
Biz canlıların hayat kaynağı olan suyu nasıl bulutlardan şarıl şarıl akıttık.— M. Kısa
80:25
26
ثُمَّ شَقَقْنَا الْاَرْضَ شَقاًّۙ ٦٢
Summe şekaknel arda şakkâ(şakkan).
Sonra, toprağı nasıl lime lime yar ıp oradan yemyeşil filizler çıkar dık.— M. Kısa
80:26
27
فَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا حَباًّۙ ٧٢
Fe enbetnâ fîhâ habbâ(habben).
Böylece, orada hârika bitkiler yetiştirdik; örneğin, besin deposu tahıllar,— M. Kısa
80:27
28
وَعِنَباً وَقَضْباًۙ ٨٢
Ve ineben ve kadbâ(kadben).
Üzüm bağları, sebzelerle dolu bostanlıklar,— M. Kısa
80:28
29
وَزَيْتُوناً وَنَخْلاًۙ ٩٢
Ve zeytûnen ve nahlâ(nahlen).
Boy boy zeytinlikler, hurmalıklar,— M. Kısa
80:29
30
وَحَدَٓائِقَ غُلْباًۙ ٠٣
Ve hadâika gulbâ(gulben).
İri ve sık ağaçlı bahçeler,— M. Kısa
80:30
Yükleniyor...
Abese
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle