Mearic 44 Ayet Mekke · المعارج
70

Mearic

Yükseliş Yolları · Mekke
70
Yükseliş Yolları · Mekke
المعارج
44
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
سَاَلَ سَٓائِلٌ بِعَذَابٍ وَاقِعٍۙ ١
Se ele sâilun bi azâbin vâkı’n(vâkıın).
Kendi inancından emin bir şekilde, Allah’ın ayetleriyle alay etmek isteyen zalim, kafir ve hâin bir adam Hz. Peygamber’in karşısına geçip mutlaka gerçekleşecek olan azabı n bir an önce gelip çatmasını istedi! Aynı zamanda, yaşadığı çetin imtihandan bunalarak Allah’ın yardımını isteyen sabırsız bir mümin de kendisine zulmeden inkarcılara beddua ederek, mutlaka gerçekleşecek olan bu azabın bir an önce gelip çatmasını istedi! Mekke döneminin başlarında, Hâkka sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, üçüncü ayetinde geçen ve “yükselme dereceleri” anlamına gelen “el-Meâric” kelimesinden almıştır. 44 ayettir.— M. Kısa
70:1
2
لِلْـكَافِر۪ينَ لَيْسَ لَهُ دَافِعٌۙ ٢
Lil kâfirîne leyse lehu dâfi’(dâfiun).
İnkârcılar için hazırlanan bir azabı ki, yeri ve zamanı geldiğinde, hiç kimse ve hiçbir güç ona engel olamayacak , hiç kimse de onu savunamayacak tır!— M. Kısa
70:2
3
مِنَ اللّٰهِ ذِي الْمَعَارِجِۜ ٣
Minallâhi zîl meâric(meârici).
O azap, dilediğini yücelten, dilediğini alçaltan; varlık mertebelerindeki bütün derecelerin ve olgunlaşma basamaklarının sahibi olan Allah tarafından takdir edilmiştir. Allah, kararını asla değiştirmez. Yeri ve zamanı geldiğinde, vaatlerini gerçekleştirecektir.— M. Kısa
70:3
4
تَعْرُجُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ اِلَيْهِ ف۪ي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْس۪ينَ اَلْفَ سَنَةٍۚ ٤
Ta'rucul melâiketu ver rûhu ileyhi fî yevmin kâne mikdaruhu hamsîne elfe seneh(senetin).
Şu evrende görevli bütün melekler ve ölü kalplere hayat bahşeden vahiy meleği Kutsal Ruh Cebrail bile, dünya takvimine göre tam elli bin yıl süren bir günde bütün mertebeleri aşıp O’ nun huzuru na yükselirler. Oysa sen ey insan, meleklerin dahi ancak elli bin yılda ulaşabildiği olgunluk makamlarına, şu kısacık ömründe ulaşabilirsin.— M. Kısa
70:4
5
فَاصْبِرْ صَبْراً جَم۪يلاً ٥
Fasbir sabren cemîlâ(cemîlen).
O hâlde, ey Müslüman! Acele etme, ümit ve heyecanını yitirme, dayan, diren, bıkıp usanma Rabb’inin vaat ettiği gün gelinceye kadar, geri adım atma; bu yolda başına gelebilecek belâ ve sıkıntılara karşı güzelce sabret. Sana düşeni yapmaya devam et.— M. Kısa
70:5
6
اِنَّهُمْ يَرَوْنَهُ بَع۪يداًۙ ٦
İnnehum yerevnehu baîdâ(baîden).
Gerçi inkârcılar onu n gerçekleşeceği vakti uzak görüyorlar.— M. Kısa
70:6
7
وَنَرٰيهُ قَر۪يباًۜ ٧
Ve nerâhu karîbâ(karîben).
Biz ise onu yakın görüyoruz.— M. Kısa
70:7
8
يَوْمَ تَكُونُ السَّمَٓاءُ كَالْمُهْلِۙ ٨
Yevme tekûnus semâu kel muhl(muhli).
O Gün kıyamet gelip çatacak ve gökyüzü parçalanıp erimiş kızıl bir madene,— M. Kısa
70:8
9
وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِۙ ٩
Ve tekûnul cibâlu kel ıhn(ıhni).
Dağlar da darmadağın edilerek atılmış hallaç pamuğuna dönüşecek.— M. Kısa
70:9
10
وَلَا يَسْـَٔلُ حَم۪يمٌ حَم۪يماًۚ ٠١
Ve lâ yes’elu hamîmun hamîmâ(hamîmen).
Ve herkes kendi canının derdine düşecek; öyle ki, dost dostu n hâlini sormayacak.— M. Kısa
70:10
11
يُبَصَّرُونَهُمْۜ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَد۪ي مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍ بِبَن۪يهِۙ ١١
Yubassarûnehum yeveddul mucrimu lev yeftedî min azâbi yevmi izin bi benîh(benîhi).
Hem de birbirlerini görüp duruyorlarken, bütün insanlar yargı önüne çıkarılıp birbirleriyle yüzleştirilecekler. İşte o anda suçlu, o günün azâbından kurtulabilmek için dünyada —Allah’ın emirlerini terk etme pahasına— kazandığı her şeyini fedâ etmek isteyecek: Örneğin, bir zamanlar üzerlerine titrediği, öpmeye bile kıyamadığı kendi öz çocuklarını,— M. Kısa
70:11
12
وَصَاحِبَتِه۪ وَاَخ۪يهِۙ ٢١
Ve sâhıbetihî ve ahîh(ahîhi).
Ya da, bir ömür boyu aynı yastığa baş koyduğu hayat arkadaşını ve öz kardeşini,— M. Kısa
70:12
13
وَفَص۪يلَتِهِ الَّت۪ي تُـْٔو۪يهِۙ ٣١
Ve fasîletihilletî tu’vîh(tu’vîhi).
Yâhut, kendisini yetiştirip büyüten ana-babasını, ailesini, aşiretini, kavmini,— M. Kısa
70:13
14
وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاًۙ ثُمَّ يُنْج۪يهِۙ ٤١
Ve men fîl ardı cemî’an summe yuncîh(yuncîhi).
Ve hattâ yeryüzünde bulunan herkesi fedâ edip cehenneme yollamak isteyecek; ta ki, kendisini azaptan kurtarabilsin.— M. Kısa
70:14
15
كَلَّاۜ اِنَّهَا لَظٰىۙ ٥١
Kellâ, innehâ lezâ.
Hayır; o nun hakkı, alev saçan bir ateştir!— M. Kısa
70:15
16
نَزَّاعَةً لِلشَّوٰىۚ ٦١
Nezzâaten liş şevâ.
Derileri yakıp kavuran korkunç bir ateş! Öyle bir ateş ki;— M. Kısa
70:16
17
تَدْعُوا مَنْ اَدْبَرَ وَتَوَلّٰىۙ ٧١
Ted’û men edbera ve tevellâ.
Hep kendisine çağırır; Allah’ın ayetlerinden yüz çevirip uzaklaşan,— M. Kısa
70:17
18
وَجَمَعَ فَاَوْعٰى ٨١
Ve cemea fe ev’â.
Ve durmadan mal ve servet toplayıp kasalarda biriktiren zâlim leri.— M. Kısa
70:18
19
اِنَّ الْاِنْسَانَ خُلِقَ هَلُوعاًۙ ٩١
İnnel insâne hulika helûâ(helûan).
Doğrusu insanoğlu, açgözlü ve doyumsuz bir karakterde yaratılmıştır. Ama ne var ki o, bu özelliğini kullanıp daha mükemmele ulaşmak için çaba harcaması ve böylece kendisini Allah katında yücelere, daha yücelere ulaştıracak güzel davranışlar göstermesi gerekirken;— M. Kısa
70:19
20
اِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعاًۙ ٠٢
İzâ messehuş şerru cezûâ(cezûan).
Başına bir kötülük geldiği zaman, her şeyden ümidini keserek sızlanır durur.— M. Kısa
70:20
21
وَاِذَا مَسَّهُ الْخَيْرُ مَنُوعاًۙ ١٢
Ve izâ messehul hayru menûâ(menûan).
Bir nîmetle karşılaşınca da, açgözlülük ederek hepsine kendisi sahiplenmek ister, başkalarını bu nîmetten engellemeye çalışır.— M. Kısa
70:21
22
اِلَّا الْمُصَلّ۪ينَۙ ٢٢
İllel musallîn(musallîne).
Ancak Namaz Ehli olarak bilinen samîmî ve fedâkâr müminler böyle değildir. İşte Namaz Ehli olanların özellikleri:— M. Kısa
70:22
23
اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ دَٓائِمُونَۖ ٣٢
Ellezîne hum alâ salâtihim dâimûn(dâimûne).
Onlar, günde beş vakit namazlarına düzenli olarak devam edenlerdir.— M. Kısa
70:23
24
وَالَّذ۪ينَ ف۪ٓي اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ مَعْلُومٌۙ ٤٢
Vellezîne fî emvâlihim hakkun ma’lûm(ma’lûmun).
Onlar mal ve servetlerinde, başkalarından yardım dilenen fakir lerin ve onurlu davranıp dilenmedikleri için zengin zannedilen ve bu yüzden yardım ve sadakadan mahrum kalanların da hakkı ol duğunu asla unutmay an cömert ve fedâkâr kul lardır.— M. Kısa
70:24
25
لِلسَّٓائِلِ وَالْمَحْرُومِۖ ٥٢
Lis sâili vel mahrûm(mahrûmi).
Onlar mal ve servetlerinde, başkalarından yardım dilenen fakir lerin ve onurlu davranıp dilenmedikleri için zengin zannedilen ve bu yüzden yardım ve sadakadan mahrum kalanların da hakkı ol duğunu asla unutmay an cömert ve fedâkâr kul lardır.— M. Kısa
70:25
26
وَالَّذ۪ينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۖ ٦٢
Vellezîne yusaddikûne bi yevmid dîn(dîni).
Onlar, hem sözleri hem davranışlarıyla Hüküm Gününü tasdik ede rek iman iddialarında doğru olduklarını ispatlayan mümi nlerdir.— M. Kısa
70:26
27
وَالَّذ۪ينَ هُمْ مِنْ عَذَابِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَۚ ٧٢
Vellezîne hum min azâbi rabbihim muşfikûn(muşfikûne).
Onlar, Rablerinin azâbından kork up kötülüklerden uzak dur anlardır.— M. Kısa
70:27
28
اِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍۚ ٨٢
İnne azâbe rabbihim gayru me’mûn(me’mûnin).
Çünkü bilirler ki, Rablerinin azâbına karşı hiç kimse kendisini tam olarak güvende hissedemez.— M. Kısa
70:28
29
وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ ٩٢
Vellezîne hum li furûcihim hâfizûn(hâfizûne).
Onlar, iffet ve namuslarını titizlikle koruyanlardır.— M. Kısa
70:29
30
اِلَّا عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُوم۪ينَۚ ٠٣
İllâ alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânuhum fe innehum gayru melûmîn(melûmîne).
Ancak nikah sözleşmesi yoluyla sahip oldukları hanımları ya da cariyelik sözleşmesi yoluyla sahip oldukları savaş esiri cariyeler hariç. Çünkü onlar, hanımlarıyla veya cariyeleriyle olan ilişkilerinden dolayı asla kınanmazlar. Dolayısıyla, meşrû yollarla cinsel duyguları tatmin etmek kişiyi hiçbir zaman Allah’tan uzaklaştırmaz. Zira İslâm’da ruhbanlık yoktur.— M. Kısa
70:30
Yükleniyor...
Mearic
. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle